Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı şirketin ... yevmiye nolu ... 5. Noterliğinden çekilmiş olan ihtarname ile temerrüde düşmüş olduğu tebliğ tarihinden itibaren işleyecek USD mevduata kamu bankalarınca uygulanan azami yıllık faiz ile birlikte toplamda 55.643,65 TL alacağın tazmin edilmesini talep ettiklerini, müvekkili şirket tarafından davalı borçlu yana gönderilen ... tarih ve ... nolu ihtarnameye ilişkin borcun borçlu tarafça ödenmemesi üzerine açmış oldukları
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'nin , nakliye sırasında oluşacak hasarların tazmini için ... Şirketi emtialarını ... poliçe nosu ile sigortaladığını, sigortalı tarafından yurtdışına sipariş verildiğini, emtianın Türkiye’ye getirilmesi işinin ise davalı şirket tarafından gerçekleştirildiğini, davalı yan sorumluluğunda bulunan ... nolu konteynerin tavanın delik olduğunu ve içerisindeki emtiların 16 çuvalının ıslak olduğunun tespit edildiğini, bu tespit için 26/03/2015 tarihinde sigortalı ... tarafından ekspertiz talep edildiğini, 02/04/2015 tarihli düzenlenen rapor gereğince hasara ilişkin hususların tespit edilmiş olup sorumluluğun deniz nakliyesini gerçekleştiren ... firmasına ait olduğu Türkiye Cumhuriyeti temsilcisinin de davalı yan olduğu şeklinde görüş bildirdiğini, iş bu oluşan hasar sebebi ile müvekkili sigorta şirketinin sigortalısına 07/05/2015 tarihinde 2.815,38TL ödemede yaptığını, Müvekkili firmanın TTK md. 1472 maddesi uyarınca ödemiş olduğu tazminat miktarı oranında sigortalının haklarına halef olduğunu, bu nedenle söz konusu tazminat miktarının rücu amacı ile zararın oluşmasında sorumlu olan davalı aleyhine ... 37.İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafın zararın oluşmasında sorumluluğu sabit olmasına rağmen söz konusu icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini, davalı borçlunun anılan bu borca yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazın hiçbir hukuki dayanağı olmayıp. İ.İ.K. madde 67 gereği itirazın iptalinin gerektiğini, sorumluluğu sabit olan davalının muaccel ve likit olan borca karşı yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğu sabit olup İ.İ.K. 67/2 maddesi gereği davalının takibin %20‘ından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini, davalı yanın icra dosyasına yaptığı itirazının iptalini talep ettiği anlaşılmıştır.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; husumet, yetki itirazında bulunduğunu, Davacı tarafından Müvekkili Şirkete kanunun öngördüğü süre dahilinde bir ihbar bildirimi yapılmadığını işbu dava ile Müvekkiline sorumluluk yükletilmesinin mümkün olmayacağını, müvekkili şirket tarafından yapılan tetkikte tahliye işleminin 05.03.2015 tarihinde yapıldığını, konteynerin ise 25.03.2015 tarihinde teslim edildiğinin anlaşıldığını, bu hususa ilişkin olarak gerekirse ilgili kurum ve kuruluşlara müzekkere yazılmasını talep ettiklerini, nitekim davacı tarafından gönderilen 26.05.2015 tarihli ihtarnamede de hasarın 26.03.2015 tarihinde öğrenildiğinin belirtildiğini, Türk Ticaret Kanun’un 1185. Maddesine göre zıya veya hasarın en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında taşıyana yazılı olarak bildirilmesinin şart olduğunu, zıya veya hasar haricen belli değilse, bildirimin eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün içinde yapılması gerektiğinin hükme bağlandığını, oysa ki Müvekkil Şirkete yapılmış herhangi bir ihtar bulunmadığını, bu minvalde Müvekkil Şirkete gönderilen 26.05.2015 tarihli ihtarname ile geçerli bir hasar bildiriminin yapılmadığının açık olduğunu, dolayısıyla davacının Müvekkil Şirketten herhangi bir talepte bulunulmayacağını, nitekim bu hususun 26.05.2015 tarihli ihtarnameye karşı tanzim edilen cevabi ihtarnamede de belirtildiğini, davacı vekili tarafından iddialarına konu zararın dayanağı olarak delil listelerinde yer alan ancak taraflarına tebliğ edilmeyen 02.04.2015 tarihli raporun gösterilmekte olduğunu, anılı raporun tek taraflı tutulduğunu resmi bir mahkeme/ve/veya kurum tarafından tanzim edilmiş bir rapor olmadığını, bu nedenle de içerdiği bulgular ve kanaatin objektifliği hususunda şüphe bulunmamakta olduğunu, raporun içeriğini hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte konteynerın gemiden tahliyesi esnasında herhangi bir hasar raporunun mevcut olmadığını, bu bağlamda konteynerdeki hasarın davacının sigortalısı hakimiyetinde iken meydana gelmiş olmasının muhtemel olduğunu ileri sürerek konuya ilişkin her türlü talep ve Pasif ve aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile ve her halükarda davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.