Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2021/6028 E. , 2024/22119 K. T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2021/6028 Karar No : 2024/22119 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ...Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 375 sayılı …
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2021/6028 E. , 2024/22119 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2021/6028 Karar No : 2024/22119 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ...Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLLERİ : Av. ..., Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının ...tarih ve... sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının, Samsun Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı ile 15/10/2018 tarihinde gözaltına alındığı, 19/11/2018 tarihinde yurt dışına çıkış yasağı tedbiri ile serbest bırakıldığı, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalandığı, Birlik Komutanlığı Kanaat Formunda ve hakkında yürütülen disiplin soruşturması neticesinde kamu görevinden çıkarılmasının teklif edildiği, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ...Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında yürütülen yargılama sonucunda, anılan Mahkemenin... tarih ve K:... sayılı kararıyla "suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması" gerekçesiyle beraat kararı verildiği ve bu kararın istinaf edilmeksizin 29/05/2019 tarihinde kesinleştiği, Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini, temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik 15/07/2016 günü başlatılan darbe girişimi üzerine; başta FETÖ/PDY silahlı terör örgütü olmak üzere terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kişilerin görevi başında kalmasının kamu düzeni ve güvenliği açısından sakınca oluşturacağı açık olduğundan, davalı idare tarafından yapılan değerlendirme sonucunda davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı olduğu kanaatine varılarak dava konusu işlemin tesis edildiği, davalı idarenin takdir yetkisini keyfi olarak kullandığına dair başkaca bir belge ve bilgiye rastlanılmadığı anlaşıldığından, davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacının istinaf başvurusunda bulunması üzerine, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan davada, anılan Mahkemenin ...tarih ve K:... sayılı kararında, davacının ByLock programını kullandığı veya Bank Asya'da hesabı olduğuna dair bir kayıt bulunmadığı, davacının örgüt içerisinde 2014 yılına kadar bulunduğu, örgütün sohbet toplantılarına katıldığı, ankesörlü hatlardan arandığı, örgüt ile irtibatını 2014 yılında kopardığı, kendisine ulaşılamaması için GSM hattını değiştirdiği, örgüt ile olan irtibatını 2014 yılında sonlandırdığına ilişkin delillerin ceza dosyasında mevcut olduğu, davacının beraatine karar verildiği, bu kararın istinaf edilmeden 29/05/2019 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. Bu durumda, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine hükmedilen davacının 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesine istinaden kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, istinaf başvurusunun kabulüne, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; 375 sayılı KHK'da yer verilen iltisak ve irtibat kavramlarının idari sorumluluk için getirildiği, dava konusu işlemin tesisi için herhangi bir suç isnadı olmaksızın terör örgütü ile irtibatlı veya iltisaklı olmanın yeterli olduğu, bu kapsamda FETÖ/PDY terör örgütüne iltisakı veya irtibatı bulunduğu değerlendirilen davacı hakkında 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. Maddesinin (B) fıkrası uyarınca tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından; hakkında yürütülen ceza yargılaması sonucunda beraat kararı verildiği, dava konusu işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu, soyut iddialar ile kamu görevine son verildiği, somut olarak ne ile suçlandığının tarafına bildirilmediği, Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan haklarının ihlal edildiği belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Davacı, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 35 inci maddenin (B) fıkrası uyarınca Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve... sayılı işlemi kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Diğer yandan, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 223/2-(e) maddesi uyarınca beraat kararı verildiği ve anılan kararın kesinleştiği görülmüştür. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde sona ermiştir. 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(b) maddesinde; 10/3/1983 tarih ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununa tabi personelin Jandarma Genel Komutanının teklifi, İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) ;...6) Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü personeli İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır. '' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(b) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir uygulanmakta iken, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. AİHM, "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin Anayasal sadakat yükümlülüğünü yitirdiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Yukarıda yer verilen mevzuat, karar ve tespitler uyarınca; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler ve olağanüstü halin sona ermesinden sonra yürürlüğe giren 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle uygulama alanı bulan kamu görevinden çıkarma yaptırımı kapsamında, kamu görevlilerinin Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin en hassas ve azami şekilde yapılması ve disiplin ile emir ve direktiflere mutlak itaat gerektiren askerlik mesleğini ifa eden ve ülkenin güvenliğinden sorumlu olan Türk Silahlı Kuvvetleri personeli açısından Devlete sadakatlerinden herhangi bir kuşku duyulmamasını temin edecek şekilde uygulanması gerekmektedir. Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de kişilere tanınan temel hak ve özgürlüklerin, kamu görevinin yerine getirilmesi sırasında devletin geniş takdir yetkisiyle sınırlandırılabileceğini, ayrıca bazı kamu görevlileri açısından, özellikle üst düzey yetkililer, silah kullanma yetkisini haiz kamu görevlileri, hâkimler, savcılar ve istihbari faaliyette bulunan veya ülkenin güvenliği için kritik öneme sahip kurumlarda çalışan kamu görevlileri yönünden daha geniş ve takdir yetkisine dayalı sınırlamalar getirilebileceğini kabul etmektedir. Bu kapsamda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkına ilişkin başvurularda, devletin egemenlik yetkilerini doğrudan veya dolaylı olarak kullanan veya kamu otoritelerinin genel menfaatini korumaktan sorumlu, devlete özel bir sadakat ilişkisiyle bağlı olan asker ve polis gibi görevliler yönünden özlük ve parasal haklar dışında Sözleşme'nin tarafı olan devletin daha geniş yetkilere sahip olduğu hususunun vurgulandığı görülmektedir. (Vilho Eskelinen ve Diğerleri/Finlandiya, B. No: 63235/00, 19/04/2007). Bu kapsamda, dava dosyasında yer alan belgeler ile UYAP kayıtlarının incelenmesinden; davacının ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan savunmasında, "... nolu GSM numarası bana aittir. Bu hattı lisedeyken almıştım Harp Okulu sınıftayken 2014 yılı ortalarına kadar kullandım. Sonrasında ... nolu GSM hattını kullandım. Örgüte ait gizli haberleşme programlarından hiç birini kullanmadım. Bank Asya hesabım yoktur. Örgüte para vermedim. 2010 yılında Sakarya Dershanesine deneme almaya gittiğimde ... isimli bir öğretmen vardı bu şahıs benim numaramı almıştı. Ben birinci sınıftayken beni aramıştı. Ankara'ya geleceğini söylemişti. Ankara'da Ulus'ta kafe gibi bir yerde görüştük. Bu görüşmeler 5-6 defa böyle devam etti. ... Samsun'dan gelip gidiyordu, gerçek ismi mi yoksa kod ismi mi bilmiyorum. Ben gerçek ismini ... diye hatırladım ancak nerden hatırladım bilmiyorum. Görüşmelerin bir kısmı Ankara Yenimahalle'de bir evde gerçekleşti. Bu evde R.N.'da vardı. Görüşmeler evde namaz kılarak, yemek yiyerek arada da örgüt liderinin kasetlerini dinleyerek geçti. 2. Sınıfa geldiğimde ben bir telefon aramasında görüşmek istemediğimi ...'a söyledim ancak ... beni sürekli aramaya devam etti. Hafta sonlarımı heba etmek istemediğim için ayrıca başkasının kasetlerini dinlemek bana doğru gelmedi. İkinci sınıftan itibaren aramalarını cevaplamamaya başladım. ... isimli şahsı en son harp okulundayken 2013 yılında gördüm. Kendilerine beni aramamalarını defalarca söyledim, ardından aramalar devam ettiği ve bu aramalardan kurtulmak için 2014 yılında hattımı değiştirdim. Beni ... sürekli sabit hatlardan ararlardı. ... beni sabit hatlardan aramasının nedenini söylemedi. Ben dershane numarası olarak düşünmüştüm. S.F.D. benim hemşerim olur, görüşmelerin bir kısmında S.F.'ı da görmüştüm. Ardışık aramalara ilişkin ise mesela beni arayıp ulaşamadığında kendisine bağlı olan diğer kişiyi arıyordu. S.F. ile benim birlikte ...'ın yapmış olduğu sohbete katılmışlığım oldu. Bu sohbetlerde 3. Bir kişi olarak R.N.'ı da iki üç sefer sohbetlerde görmüştüm. 2014 yılında hattımı değiştirince ... ile telefon irtibatımı kopardım. 2015 yılında ... ... ile piyade okulundayken Tuzla'da ev tutmuştuk, ben evde yokken Ali isimli bir şahıs gelip kendisini ...'ın yolladığını söylemiş ev arkadaşımızda görüşmek istemediğimizden dolayı eve almamış geri çevirmiş. Bu olaydan sonra irtibata geçmeye çalışmadı." şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür. Uyuşmazlıkta, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen yargılama sonucunda beraat kararı verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı yerlerince inceleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmadığı; bununla birlikte yukarıda da belirtildiği üzere FETÖ/PDY terör örgütü tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler ve olağanüstü halin sona ermesinden sonra yürürlüğe giren 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle uygulama alanı bulan kamu görevinden çıkarma yaptırımı kapsamında, kamu görevlilerinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na, kanunlarına, kurumlarına, dolayısıyla Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin, yaşanan söz konusu olağanüstü dönemin doğal bir sonucu olarak en hassas ve azami şekilde yapılması gerekliliği ile davacının icra ettiği askerlik görevinin hassasiyeti, önem ve özelliği dikkate alındığında, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü yapılanması içerisinde bulunan mahrem imamlarca örgütsel amaçlı kullanılan ankesörlü hatlardan aranmış olmasının ve örgütün sohbet toplantılarına katılmasının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakının varlığına kanaat getirilmesine yeterli düzeyde tespit olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu itibarla, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne, 2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 23/12/2024 tarihinde, oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.