Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/6902 E. , 2024/3840 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/6902 Karar No : 2024/3840 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava
Danıştay 2. Daire Başkanlığı 2021/6902 E. , 2024/3840 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İKİNCİ DAİRE Esas No : 2021/6902 Karar No : 2024/3840 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : ... İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, dilekçede yazılı nedenlerle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava Konusu İstem : Dava; Kars Emniyet müdürlüğünde emniyet amiri olarak görev yapan davacının, İstanbul Emniyet Müdürlüğünde görev yaptığı dönemde, "Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak" fiili nedeniyle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/7. ve 15. maddeleri uyarınca 24 ay uzun süreli durdurma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun ... günlü, ... sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti :.. İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla; davacının M.S.Ç. tarafından gönderilen kişilere trafik şube ile ilgili sorunlarında birçok kez yardımcı olduğu, M.S.Ç. ile aralarında geçen telefon görüşmelerini kabul etmekle beraber bu görüşmelerde kastettiği şeyin emniyetin kış bahçesi için yapılacak yardıma dair olduğunu ileri sürdüğü, tape kayıtları incelendiğinde ise bu konuyla ilgili herhangi bir ifade ya da sözün geçmediği, kullanılan ifadelerin imâlı ve üstü örtülü ifadeler olduğunun görüldüğü, bu durumda; davacının Trafik Tescil ve Denetleme büro amiri olduğu dönemde, yağma, suç örgütü kurma vs. fiilleri nedeniyle yargılaması hâlen devam eden M.S.Ç.'nin özel işlerini gördüğü, M.S.Ç.'ye karşı kullandığı " ya öyle işte anlamışsındır sen ne olduğunu", "hâllederim ya ben senin bütün işlerini hâllederim yani" şeklindeki ifadelerden, yetkisini veya nüfusunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla kullandığı sonucuna varılarak, davacı hakkında tesis edilen cezada hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, aynı eylem nedeniyle ... Ceza Mahkemesinde açılan davanın devam etmekte olduğu, adli yargıda açılan ceza davası sonuçlanmadan davacı hakkında disiplin cezası tayininin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN CEVABI : Davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İkinci Dairesince; Danıştay Beşinci Dairesi tarafından, Danıştay Başkanlık Kurulunun 18/12/2020 günlü, K:2020/62 sayılı kararının "Ortak Hükümler" kısmının 6. fıkrası uyarınca, ayrıca bir gönderme kararı verilmeksizin Dairemize iletilen dosyada, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Davacının, Bağcılar Trafik Tescil ve Denetleme büro amiri olarak çalıştığı dönemde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca bir suç örgütüne yönelik düzenlenen operasyon kapsamında teknik ve fiziki takibe takıldığı, suç örgütü lideri olduğundan şüphelenilen M.S.Ç. ile davacı arasında geçen telefon görüşmelerinin kayda alındığı, bu görüşmelerde M.S.Ç.'nin davacıdan bazı konularda yardım istediği, kimi şahısları trafik şube ile ilgili sorunları için bizzat davacıya yönlendirdiği, davacının da gelenlerin işleri konusunda yardımcı olduğu, telefon görüşmelerinde "ya öyle işte anlamışsındır sen ne olduğunu", "hâllederim ya ben senin bütün işlerini hâllederim yani" gibi ifadeler kullandığı, düzenlenen operasyonda davacı ile birlikte pek çok polis memuru hakkında adli ve idari soruşturma başlatıldığı, davacının suç örgütüne üyelikten yargılandığı davada M.S.Ç.'nin de yağma, suç örgütü kurma vs.. suçlardan yargılamasının devam ettiği, idari soruşturma sonucu davacının yetkisini veya nüfusunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullandığından bahisle meslekten çıkarma cezasıyla tecziyesinin gerekli görüldüğü, ancak geçmiş hizmetleri olumlu olduğundan aynı Tüzüğün 15. maddesi uygulanmak suretiyle bir derece alt ceza olan 24 ay uzun süreli durdurma cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, bu işlemin iptali istemiyle temyizen incelenmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT : Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü'nün 8/7 maddesinde; "Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin veya dostluk nedeniyle kötüye kullanmak" fiili meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmış; "Bir alt ceza verilmesi" başlıklı 15. maddesinde de, kararın verildiği güne kadar geçmiş hizmetleri olumlu ve sicilleri iyi olan memurlara bu Tüzük'te gösterilen cezanın bir derece aşağısının uygulanabileceği öngörülmüştür. 08/03/2018 günlü, 30354 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Emniyet Genel Müdürlüğü teşkilatı mensuplarına ilişkin disiplin kurallarını yeniden düzenleyen 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 8. maddesinin, 6. fıkrasının (ç) bendinde, "Yetkisini veya nüfuzunu kendisine veya başkalarına çıkar sağlamak amacıyla veya kin ve dostluk gibi nedenlerle kötüye kullanmak" fiili meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmış; Geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında ise, "Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur." hükmüne yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Kamu görevlilerinin disiplin cezasıyla cezalandırılabilmeleri için; disipline aykırı eylem veya işlemlerinin sübut bulup bulmadığının, usulüne uygun olarak yapılacak soruşturma ile ortaya konulması, soruşturma aşamasında kamu görevlisinin lehinde ve aleyhinde olan her türlü bilgi ve belgenin toplanması, bilahare disipline aykırı davranış olarak tespit edilen eylemin şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanarak bu eyleme uygun olan disiplin cezası maddesinin tayini ve uygulanması gerekmektedir. Bu bağlamda, yapılan soruşturma sonucunda disiplin cezası verilebilmesi için, suça esas fiilin sübuta erdiğine ilişkin tespitin, hukuken geçerli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delillere dayanması gerektiği; aksi durumda; Anayasa, uluslararası sözleşmeler ve yargı kararları ile güvence altına alınmış bulunan masumiyet karinesinin ihlali sonucunun doğabileceği açıktır. Nitekim; Anayasa Mahkemesi Genel Kurulunun, Karar Tarihi:02/07/2020, Başvuru Numarası:2016/14253 olan "Barış Baş" başvurusunda verdiği kararın 56. paragrafında; "Ceza muhakemesi hukuku ve disiplin hukuku farklı kural ve ilkelere tabi disiplinlerdir. Disiplin hukuku kurumun iç düzenini korumayı amaçlayan ve bunun için kamu görevlilerinin mevzuata, çalışma düzenine, hizmetin gereklerine aykırı fiillerine yönelik olarak uygulanacak yaptırımları ve bu yaptırımların uygulanmasındaki usul ve esasları düzenleyen bir hukuk alanıdır. Bazı hâllerde ise kamu görevlisinin fiili ceza hukuku kapsamında suç tanımına uymasının yanı sıra disiplin hukuku yönünden de sorumluluk gerektiren bir mahiyet taşıyabilir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Özcan Pektaş, B. No: 2013/6879, 2/12/2015, § 25; Kürşat Eyol, § 30)."; 58. paragrafında ise; "Adli ve idari makamların kendi görev sınırlarını aşarak kişiyi suçlu ilan etmesi veya bu bağlamda birtakım çıkarımlarda bulunması masumiyet karinesinin ihlaline yol açabilir. Masumiyet karinesi kapsamındaki güvencelerin sağlanıp sağlanmadığının tespiti yapılırken ise kararın gerekçesinin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekir (Galip Şahin, § 48; M.I., B. No: 2012/1268, 30/12/2014, § 50). Bu kapsamda karar vericilerin kullandıkları dil kritik önem taşır (Mustafa Kıvrak, B. No: 2013/3175, 20/2/2014, § 36). Kamu makamlarının işlem ya da kararlarında belirttikleri gerekçeler veya kullandıkları dil nedeniyle bireye cezai sorumluluk yüklememeleri, ceza mahkemeleri tarafından suçlu bulunmamış bireyin masumiyeti üzerine gölge düşürülmesine sebebiyet vermemeleri gerekmektedir (Galip Şahin, § 47)." değerlendirmelerine yer verildiği görülmektedir. Dava dosyasına sunulan belgeler ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) üzerinden gerçekleştirilen incelemelerde; davacının, dava konusu disiplin cezasına esas olan eylemleri nedeniyle, ikna suretiyle irtikap, suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma suç isnatlarıyla yargılandığı ceza davasında; ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... günlü, E:..., K:... sayılı kararıyla, ''sanıkların üzerine atılı suçu işlediğine dair her türlü kuşkudan uzak, kesin yeterli ve inandırıcı delil elde edilemediğinden ve isnat edilen eylemin sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmaması ...'' gerekçesiyle; CMK 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar verildiği; beraat kararının, istinaf edilmeden 04/02/2020 tarihinde kesinleştiği görülmektedir. Dava konusu uyuşmazlıkta; İdare Mahkemesinin karar tarihinde davacı hakkında verilen bir beraat kararının bulunmadığı, ancak temyiz aşamasında davacının disiplin cezasıyla cezalandırılmasına sebep olan fiili nedeniyle adli yargı yerince yapılan yargılamada beraatine hükmedildiği görülmekle, ortaya çıkan bu yeni hukuki durum karşısında, ceza mahkemesi kararının sonucu ve gerekçeleri ile bu karara ilişkin kanun yolu aşamaları da dikkate alınmak suretiyle yeniden değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır. Bu durumda; İdare Mahkemesince yukarıda değinilen hususlar gözetilerek yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu kararda hukuki isabet görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. DAVACININ TEMYİZ İSTEMİNİN KABULÜNE, 2. ... İdare Mahkemesince verilen ... günlü, E:..., K:... sayılı kararın, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun temyize konu kararın verildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan haliyle 49. maddesinin 1/b fıkrası uyarınca BOZULMASINA, 3. Aynı maddenin 3622 sayılı Yasa ile değişik 3. fıkrası uyarınca, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4. 2577 sayılı Yasa'nın (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde Danıştayda karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 27/06/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.