Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması, tutukluluğun devamı kararına itirazın sürüncemede bırakılması, itiraz incelemesinde alınan savcılık görüşünün tebliğ edilmemesi, resen yapılması gereken tutukluluk incelemelerinin yapılmaması ve soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; tutuklama tedbirinin hukuki olmaması, tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması, tutukluluğun devamı kararına itirazın sürüncemede bırakılması, itiraz incelemesinde alınan savcılık görüşünün tebliğ edilmemesi, resen yapılması gereken tutukluluk incelemelerinin yapılmaması ve soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurular 7/12/2017 ve 30/3/2018 tarihlerinde yapılmıştır. Başvurular, başvuru formları ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.4 Komisyon tarafından 2018/9999 numaralı başvurunun aralarında kişi yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle 2018/251 numaralı başvuru ile birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına karar verilmiştir. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Aynı kararla başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne de karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25). Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından darbe girişimiyle bağlantılı ya da darbe girişimiyle doğrudan bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelik soruşturmalar yürütülmüş ve çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 51; Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12). Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından başvurucunun da aralarında bulunduğu bir kısım şüpheliler hakkında FETÖ/PDY'nin Tekirdağ yapılanmasıyla bağlantılı olarak bir soruşturma başlatılmıştır. Başvurucu, anılan soruşturma kapsamında 4/8/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır. Başvurucunun ifadesi 8/8/2016 tarihinde Başsavcılıkça alınmıştır. İfade alma işlemi sırasında başvurucunun müdafii de hazır bulunmuştur.İfade tutanağında belirtildiğine göre başvurucuya ifade alma işlemi öncesinde isnat edilen suçlamalar açıklanmıştır. Başvurucu savunmasında özetle şöyle beyanda bulunmuştur:"...Ben ne sebeple açığa alındığımı bilmiyorum, Bank Asya'da çok eski yıllardan açılmış bir hesabım vardır, hesap hareketlerim incelenebilir, çocuğum cemaatin kontrolündeki Feyza Okullarında eğitim görmektedir, psikolojik rahatsızlıkları vardır bu sebeple 2012 yılında başlattığımız bu okuldan çocuğumuzu alamadık, okulun taksitleri Bank Asya isimli finans kuruluşuna yattığı için hesabımız da aktiftir, kredi kartım vardır ancak son yıllarda kullanmam, paramı çekmek istediğim zaman alamayınca da bireysel emeklilik sistemine aktardım, 2013 yılına kadar Zaman Gazetesi aboneliğim vardı, Sızıntı Dergisi almam, evimde Fetullah Gülen'e ait kitaplar veya Sızıntı Dergileri olduğunu kabul etmiyorum, eşimin çöpe attığını söylediği kitaplardan haberim yoktur. Aktif-Sen isimli sendikanın cemaatin kontrolünde olup olmadığını bilmiyorum, sendikaya girdiğinden de haberim yoktur, ben eğitim hayatım boyunca yatılı kaldığım dönemlerde Kredi Yurtlar Kurumuna bağlı yurtlarda kaldım liseyi de ailemin yanında okudum, herhangi bir dershanesine devam etmedim, üniversite döneminde de cemaat gruplarıyla bir ilişkim olmadı, 15 Temmuz 2016 tarihinde evdeydim, darbe teşebbüsünü televizyonlardan öğrendim, evimde ele geçirilen dijital materyaller ve bilgisayarlarda sadece bir Ipad kızımın arkadaşı Simay isimli çocuğa aittir, diğerleri bize aittir, cep telefonlarımıza da el kondu, yapılan incelemede herhangi bir suç unsuru materyale rastlanacağını sanmıyorum. H.Y. isimli şahıs ben müdürken müdür yardımcısı olarak aynı kurumda çalışıyordu, benden sonra da vekaleten bu görevi yürüttü, bu şahısla ilgili sosyal medyadan bazı bilgilerinin çıktıları bana posta marifetiyle isimsiz şekilde gönderildi, evrakların arasında kalmış, özel bir amaçla ben bu bilgileri çıkarmadım, üzerime atılı suçlamayı kabul etmem, herhangi bir örgüte üye değilim..." Başsavcılık 8/8/2016 tarihinde başvurucuyu tutuklanması talebiyle Tekirdağ Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Tutuklama talep yazısının ilgili kısmı şöyledir:"Şüphelinin üzerine atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve tutuklama nedeninin bulunduğu anlaşılmakla; şüphelinin üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, suça dair yasada yazılı cezanın üst haddi dikkate alınarak 5271 sayılı CMK'nın [Ceza Muhakemesi Kanunu] vd. maddeleri uyarınca tutuklanmasına ...[karar verilmesi talep olunur.]" Savcılığın talep yazısının içeriği ve başvurucuya yönelik suçlama sorgu işlemi öncesinde Tekirdağ Sulh Ceza Hâkimliği tarafından başvurucuya anlatılmıştır. Bu sırada başvurucunun avukatı hazır bulunmuştur. Başvurucu, sorgu sırasında Başsavcılıktaki ifadesine benzer beyanlarda bulunmuştur. Tekirdağ Sulh Ceza Hâkimliğince 8/8/2016 tarihinde, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Hâkimliğin tutuklama kararının ilgili kısmı şöyledir: "Şüpheli Resul Darama'nın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller bulunması, dosyada mevcut diğer şüphelilerin ifade tutanakları, el koyma tutanakları, Tekirdağ Valiliği Özel Kalem Müdürlüğünün 21/07/2016 tarihli görevden uzaklaştırma kararı, Bank Asya'ya ait hesaplar, evinde yapılan aramada ortaya çıkan sahte askeri kimlik kartı, basın kartı, şüphelinin savunması, Türkiye genelinde hükümeti devirmeye ve Anayasal düzeni cebren ilgaya teşebbüs edildiği ve bu suçu işleyen FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu değerlendirilerek soruşturma başlatılması karşısında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir delillerin olması dikkate alınarak şüpheli açısından adli kontrol koruma tedbirinin uygulanmasında ölçülülük ilkesine uygun hareket edilmiş olacağından şüpheli hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan dolayı atılı suçun CMK 100/3 maddesinde sayılan suçlardan olduğu, şüphelinin serbest bırakıldığında kaçacağı yönünde şüphe uyandırdığı, ayrıca tanık beyanlarına etki edilebilme imkanının bulunması dikkate alındığında adli kontrol tedbirinin yetersiz kalacağıve verilmesi muhtemel ceza ile orantılı olduğu kanaatine varılmakla CMK nun 100 ve devamı maddeleri gereğince tutuklanmasına...[karar verildi.]" Başvurucu 10/8/2016 tarihinde karara itiraz etmiş, Tekirdağ Sulh Ceza Hâkimliğince 16/8/2016 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Tekirdağ Sulh Ceza Hâkimliği 5/10/2017 tarihinde, Manisa Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine başvurucunun da aralarında bulunduğu çok sayıda şüphelinin tutukluluk durumunu incelemiş ve "Şüpheliler ...Resul Darama, ...'ninüzerlerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunun niteliği, suçun işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller bulunması, dosyada mevcut diğer şüphelilerin ifade tutanakları, el koyma tutanakları, görevden uzaklaştırma kararı, Bank Asya'ya ait hesaplar, Türkiye genelinde hükümeti devirmeye ve Anayasal düzeni cebren ilgaya teşebbüs edildiği ve bu suçu işleyen FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu değerlendirilerek soruşturma başlatılması karşısında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir delillerin olması dikkate alındığında şüphelilerin serbest bırakıldığında kaçacağı yönünde şüphe uyandırdıkları,ayrıca tanık beyanlarına etki edilebilme imkanlarının bulunması dikkate alındığında adli kontrol tedbirinin yetersiz kalacağıve verilmesi muhtemel ceza ile orantılı olduğu, tutuklama gerekçe ve nedenlerinde herhangi bir değişiklik bulunmadığı..." şeklindeki gerekçeyle tutukluluğun devamına karar vermiştir. Başvurucu 13/10/2017 tarihinde tutukluluğun devamına ilişkin karara itiraz etmiş, Tekirdağ Sulh Ceza Hâkimliği 16/10/2017 tarihinde "Şüpheli Resul Darama hakkında üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunun niteliği, suçun işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut deliller bulunması, dosyada mevcut diğer şüphelilerin ifade tutanakları, el koyma tutanakları, Bank Asya'ya ait hesaplar, Türkiye genelinde hükümeti devirmeye ve Anayasal düzeni cebren ilgaya teşebbüs edildiği ve bu suçu işleyen FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olduğu değerlendirilerek soruşturma başlatılması karşısında kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterir delillerin olması dikkate alındığında, şüphelinin serbest bırakıldığında kaçacağı yönünde şüphe uyandırdığı ayrıca tanık beyanlarına etki edilebilme imkanlarının bulunması dikkate alındığında adli kontrol tedbirinin yetersiz kalacağıve verilmesi muhtemel ceza ile orantılı olduğu, tutuklama gerekçe ve nedenlerinde herhangi bir değişiklik bulunmadığı..." şeklindeki gerekçeyle itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Başvurucu, anılan nihai kararın kendisine hâlen tebliğ edilmediğini bildirerek -2018/251 sayılı başvuru yönünden- 7/12/2017 tarihinde doğrudan bireysel başvuruda bulunmuştur. UYAP üzerinden yapılan incelemede anılan nihai kararın başvurucuya tebliğ edildiğine dair bir kayda rastlanmamıştır. Başsavcılığın 13/2/2018 tarihli iddianamesi ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahisle cezalandırılması istemiyle aynı yer Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. İddianamede ilk olarak FETÖ/PDY'nin genel özelliklerine ve Tekirdağ yapılanmasına ilişkin birtakım açıklamalara değinilmiştir. Sonrasında ise başvurucunun FETÖ/PDY yapılanmasında yer aldığına ilişkin birtakım olgulara dayanılmıştır. Bunlar özetle şöyledir:i. Başvurucu hakkında birtakım beyanlarda bulunan T.G., H.İ.T., E.A., K.Y., E.A., Y.A., İ.S. ve H.K. adlı kişilerin başvurucunun FETÖ/PDY'nin Tekirdağ yapılanması içinde yer aldığı yönünde beyanlarda bulunduğu belirtilmiştir. Beyanların içeriği incelendiğinde; başvurucunun sohbet toplantılarına katıldığı, çalıştığı kamu kurumunda FETÖ/PDY adına faaliyetlerde bulunduğu, FETÖ/PDY tarafından Tekirdağ Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğünde müdürlük görevine getirildiği, FETÖ/PDY Tekirdağ yapılanmasında memurlar ünitesinin mütevelli heyetinin başındaki kişi olduğu ve bu sorumluluk kapsamında faaliyet yürüttüğü gibi hususlarda beyanlarda bulunulduğu görülmektedir. Hatta K.Y. isimli şahıs, başvurucunun adını memurlar ünitesinin mütevelli heyetinin başındaki kişi olarak ifade ettikten sonra mütevelli heyetinde yer alan kişilerin sorumluluğuna ilişkin olarak "... mütevelli heyetindeki görevlilerin amacı sohbetlere memur getirmek, sonrasında bu şahısları cemaate kazandırmak, Sızıntı Dergisine, Zaman Gazetesine abone yapmak, burs toplamak, aynı şekilde kurban bağışı yapmaktı..." şeklinde beyanlarda bulunmuştur (mütevelli heyet kavramına ilişkin açıklamalar için bkz. Metin Evecen, B. No: 2017/744, 4/4/2018, § 26).ii. Başvurucunun FETÖ/PDY'nin finans kuruluşu olduğu belirtilen Bank Asyadaki hesap hareketlerinin örgüte destek mahiyetinde olduğu ileri sürülmüştür. Bu kapsamda başvurucunun Bank Asyada hesabının olduğu, bu hesabında 31/12/2013 ile 24/12/2014 tarihleri arasında 883,00 TL'lik artış olduğu belirtilmiştir (Bank Asyanın FETÖ/PDY ile bağlantısı hususundaki açıklamalar için bkz. Metin Evecen, §§ 26, 35).iii. Başvurucunun HTS kayıtlarının incelenmesi sonucunda, FETÖ/PDY'nin tepe yöneticilerinden olan H.K. ile irtibat hâlinde olduğu belirtilmiştir. iv. Başvurucunun 23/7/2016 tarihli ve 667 Sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Gap Eğitim Gönüllüleri Derneğinin kurucusu olduğu ileri sürülmüştür. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkin hukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:"...şüphelinin örgütün Tekirdağ yapılanmasında üniteciler kısmında memur ünitesinden sorumlu kişi olarak faaliyet yürüttüğü, bu kapsamda sohbet adı verilen örgütsel toplantılar düzenlediği, örgüte yeni eleman kazandırma, örgüt üyelerinin örgüte bağlılığını artırmaya yönelik faaliyet yürüttüğü ve Zaman Gazetesi aboneliği, burs ve zekat toplama gibi faaliyetlerle örgüte gelir sağladığı, örgütün sözde lideri olan Fethullah GÜLEN'in 25 Aralık 2013 tarihinde basına yansıyan çağrısına uyarak, Asya Katılım Bankası (Bank Asya) isimli bankada bulunan mevcut hesabına para eklemek suretiyle örgüt ile bağını ortaya koyduğu, örgütün tepe yöneticisi ile farklı tarihlerde telefonla görüşmek suretiyle irtibat kurduğu, böylelikle örgüt üyesi olarak faaliyet yürüttüğü tüm soruşturma kapsamından anlaşılmıştır..." Tekirdağ Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) 20/2/2018 tarihinde, iddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2018/68 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkeme 20/2/2018 tarihinde yaptığı tensip (duruşmaya hazırlık) incelemesi sırasında başvurucunun tutukluluk durumunu da değerlendirmiş ve "Sanık Resul Darama'nın üzerine atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin mevcut oluşu, mevcut delil durumu, tutuklu kaldığı sürenin öngörülen ceza miktarı ile ölçülü olduğu, sanığın kaçma ihtimali ve adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı..." gerekçesiyle tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Başvurucu 12/3/2018 tarihinde bu karara itiraz etmiş, Tekirdağ Ağır Ceza Mahkemesince 14/3/2018 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir. Başvurucu, anılan kararı 20/3/2018 tarihinde öğrendiğini bildirmiştir. Başvurucu -2018/9999 sayılı başvuru yönünden- 30/3/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Yapılan yargılama sonucunda Mahkemenin 5/3/2019 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 8 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmedilmiştir. Aynı kararla başvurucunun tahliyesine de karar verilmiştir. Hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla davanın istinaf incelemesi devam etmektedir. İlgili hukuk için bkz. Salih Sönmez (B. No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 33-56) başvurusu hakkında verilen karar.