Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması ve tutukluluğun makul süreyi aşması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; tutuklamaya konu suçlamaların ifade özgürlüğü ve basın hürriyeti kapsamındaki eylemlere ilişkin olması nedeniyle de ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması ve tutukluluğun makul süreyi aşması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının; tutuklamaya konu suçlamaların ifade özgürlüğü ve basın hürriyeti kapsamındaki eylemlere ilişkin olması nedeniyle de ifade ve basın özgürlüklerinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 6/10/2017 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun tutuklamanın hukuki olmadığı ve makul süreyi aştığı şikâyeti dışındaki iddialar yönünden kabul edilemezlik kararı verilmiş, anılan iddialar yönünden ise kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Agos gazetesinin kurucusu ve genel yayın yönetmeni olan Hrant Dink 19/1/2007 tarihinde İstanbul'da uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetmiştir. Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile bağlantılı olması nedeniyle kapatılan Zaman gazetesinde 1996 yılında muhabirliğe başlayan başvurucu, cinayetin gerçekleştiği 19/1/2007 tarihinde FOX TV (TGRT FOX) muhabiri iken soruşturma işlemlerinin başlatıldığı tarihte FOX TV haber müdürü olarak görev yapmıştır. Hrant Dink cinayeti ile ilgili olarak bir kısım kamu görevlisinin eylemi gerçekleştirecek potansiyel şüphelileri ve sonrasında eylemi gerçekleştirenleri bildikleri hâlde FETÖ/PDY'nin amaçları doğrultusunda öldürme eylemini engellemedikleri, aksine suça iştirak ettikleri, cinayet sonrasında yine örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda kamuoyu algısı oluşturmak için saldırganın/failin elinde Türk bayrağı varken fotoğraf ve görüntülerini alarak medyadaki işbirlikçileri aracılığıyla yayınladıkları iddiasıyla başvurucu ile birlikte 51 kişi hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmıştır. Anılan soruşturma kapsamında başvurucu hakkında 2/8/2016 tarihinde gözaltı tedbiri uygulanmış; 23/8/2016 tarihinde başvurucunun müdafi eşliğinde emniyette ifadesi alınmıştır. Başvurucu ifadesinde özetle 1996 yılından 2007 yılına kadar Zaman gazetesinde çalışmakta iken İstanbul Emniyet Müdürlüğünde şube muhabiri olarak görev aldığını, 2007 yılında FOX TV (TGRT FOX) haber editörü olarak göreve başladığını ve gözaltı tarihi itibarıyla haber müdürü olarak meslek hayatına devam ettiğini, şube müdürleri de dâhil birçok emniyet personelini gazeteci olduğu için tanıdığını, benzer şekilde dosyanın diğer şüphelilerinden E. ve B.K. gibi pek çok kişiyi de gazetecilik geçmişi nedeniyle tanıdığını beyan etmiştir. Başvurucu devamla emniyet muhabirliği yaptığı dönemde gazetecilere ayrılan büroda emniyet görevlileri tarafından kendilerine bilgi aktarımında bulunulduğunu, kendilerinin de zaman zaman randevu alıp şube müdürleriyle ve emniyet amirleriyle görüşmeler yaptıklarını belirtmiştir. Cinayetin gerçekleştiği gün bütün ekiple birlikte TGRT FOX TV'nin Yenibosna'daki hizmet binasında olduğunu ifade eden başvurucu; diğer bütün gazeteciler gibi kendisinin de pek çok kişiyle telefon görüşmesi yaptığını, bunların arasında muhtemelen Hürriyet, Sabah, Bugün, Show TV, Zaman, Kanal D vb. kuruluşlarda görev alan onlarca kişinin yer aldığını, görüşmelerin araştırma ve bilgi alma amaçlı yapıldığını, sonrasında canlı yayın ekibi ile birlikte cinayetin gerçekleştiği Şişli ilçesine gittiklerini, bütün yayını cinayete ayırdıklarını ve yayından sonra da ikametgâhına geçtiğini ifade etmiştir. Başvurucu ifadesinde ayrıca 22/1/2007 tarihinde, cinayet zanlısı O.S.nin Samsun Emniyet Müdürlüğünde Türk bayrağı önünde ve yanında emniyet personeli varken çekilen ve Doğan Haber Ajansına (DHA) bağlı gazetede yayımlanan fotoğrafı ile ilgili olarak DHA'nın bu fotoğrafı kimden ne şekilde temin ettiğini bilmediğini, kendisinin bu fotoğrafı ilk defa 23/1/2007 tarihinde Star gazetesinde yayımlandığında gördüğünü, fotoğrafın DHA'dan temin edildiğini ise sonradan öğrendiğini dile getirmiştir. Başvurucu, O.S.nin bayrak önünde çekilen görüntülerine ilişkin olarak söz konusu görüntülerin TGRT FOX TV hizmet binasına kargo aracılığıyla ve kendi adına geldiğini, göndericiye ilişkin hiçbir bilginin olmadığını, bunun aslında normal bir durum olduğunu, nitekim Hürriyet gazetesi yazarı E.Ö.nün de köşesinde bu görüntülerin kendisine geldiğini ifade ettiğini belirtmiştir. Başvurucu; bu tip büyük haberlerde bazı gazetecilerin seçildiğini, mesela E.Ö.nün, S.Ö.nün de bunlar arasında olduğunu, bu kapsamda kendisinin de öncesinde yaptığı haberler ses getirdiği için bu klasmanda bir gazeteci olduğunu ifade etmiştir. Başvurucu, görüntüye ait haber metnini yazarken yanında yayın yönetmeni, editörler ve haber koordinatörünün de bulunduğunu hatta haber metninin bu kişiler tarafından kaleme alındığını, görüntülerin jandarmada değil de emniyette çekildiği bilgisine sahip olmadıklarını, bu nedenle haber metninde görüntülerin jandarmada çekildiği bilgisinin verildiğini ancak bunun bir hatadan kaynaklandığını, kasıtlı olarak yapılmadığını, nitekim sonrasında da haberde bu doğrultuda düzeltme yapıldığını söylemiştir. Başvurucu, DHA'nın basına servis ettiği fotoğraf karesinin, kendisinin ana haber bülteninde yayımladığı video görüntüsünden alıntı olduğunu sonradan öğrendiğini, DHA'nın bu görüntüyü nereden temin ettiğini bilmediğini ifade etmiştir. Söz konusu görüntülerin kendisine gelmesinin akabinde ertesi gün kameraman arkadaşıyla birlikte O.S.nin bahsi geçen fotoğrafı ile alakalı haber yapmak amacıyla Samsun'a gittiklerini de ifade eden başvurucu, Samsun'a gitmek için herhangi bir kişiden talimat almadığını, Samsun'a gittiğinde TGRT FOX TV tarafından daha önceden ayarlanan bir otelde konakladığını, O.S.nin yakalandığı Samsun Otogarı'nda ve Samsun İl Emniyet Müdürlüğünde çekim yapmayı planladıkları için öncesinde kameraman arkadaşıyla birlikte buraları keşfe çıktıklarını belirtmiştir. Başvurucu -Samsun'da bulunduğu esnada Samsun İl Jandarma Komutanlığı ile yaptığı görüşmeye ilişkin olarak sorulan bir soruya cevaben- esasında Samsun İl Emniyet Müdürlüğü ile görüşmek için randevu talep ettiğini ancak talebinin kabul edilmediğini, bu sebeple jandarmadan bu görüntüleri temin ettiği algısı oluşturarak polisin kendisini araştırmasını ve kendisiyle irtibata geçmesini istediği için aramayı gerçekleştirdiğini, göstermelik olarak arama yaptığı, nitekim İstanbul'a döndüğünde de istihbarat şubede o dönem çalışan emniyet amirinin kendisine "Sen kendini akıllı mı zannediyorsun, niçin jandarmayı aradığını biliyoruz." dediğini, kendisinin de cevap olarak "Gazetecinin faaliyetlerini araştıracağınıza cinayeti çözün." dediğini, bu konuşma gerçekleştiğinde yanında gazeteciler T.A. ve E.K.nın da olduğunu söylemiş; bunun dışında jandarmadan herhangi bir bilgi belge, fotoğraf ya da görüntü almadığını, jandarmayı araması konusunda da kimseden talimat almadığını ifade etmiştir. Başvurucu, bahse konu video ve fotoğrafların Samsun İl Emniyet Müdürlüğünde çekildiğini ve bu çekimin hem polis hem de jandarma tarafından yapıldığını sonradan çekim basına yansıyınca öğrendiğini, çekim yapan kolluk görevlilerinin ismini bilmediğini belirtmiştir. Başvurucu son olarak örgüte (FETÖ/PDY) karşı bakış açısının ODA TV soruşturmalarından sonra değişmeye başladığını, kumpas operasyonların yapıldığını ve bu yapının illegal bir nitelik taşıdığını böylece anlamaya başladığını hatta alakasız birçok kişinin ve dâhi gazeteci arkadaşlarının Ergenekon soruşturması adı altında gözaltına alınmak istendiği durumlarda bu operasyonları yapan T.E. ve A.F.Y. gibi şahıslarla tartışmalar yaşadığını, bu yüzden operasyonları yapan bir kısım emniyet personelinin kendisini dışladığını ifade etmiştir. Başvurucu FETÖ/PDY ile herhangi bir bağlantısının olmadığını, illegal yapılanma içinde bulunmadığını, darbe girişiminde bulunan TSK mensupları ile de hiçbir bağlantısının olmadığını, darbe girişiminde bulunulduğu gece evinde olduğunu, askerî bir hareketlilik olduğunu sosyal medyadan öğrendiğini, istihbarat şefini arayıp muhabirleri hazırlayıp yayın için havalimanı, köprü vb. yerlere gitmelerini söylediğini, haber spikeri G.T.ye özellikle siyah bir elbise giydirdiklerini, sonra da Cumhurbaşkanı'nın ve diğer siyasilerin açıklamalarını yayına verdiklerini, bu arada santralin askerî şahıslar tarafından aranarak korsan bildirinin yayımlanmasının talep edildiğini ancak bu talebi kesinlikle kabul etmediklerini, nitekim o gece de sosyal medya hesabından bu alçaklığı Yunan askerinin bile yapmayacağını belirterek bunu yapanlara hitaben "Allah belanızı versin" şeklinde paylaşımlarda bulunduğunu belirtmiştir. Başvurucu, Başsavcılık tarafından silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanması istemiyle 24/8/2016 tarihinde İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir. Başvurucu, sorgu sırasında müdafii huzurunda yaptığı savunmasında emniyetteki anlatımlarına benzer beyanlarda bulunmuştur. Başvurucu, İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğince yapılan sorgusunun ardından 25/8/2016 tarihinde, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır. Tutuklama kararının ilgili kısmı şöyledir:"...şüpheli Ercan GÜN'ün olay tarihinde cinayetin faili olarak yakalanan O.S.nin görüntülerini cinayetle askeri ilişkilendirmeye yönelik algı oluşturulacak şekilde yayınladığı, bu doğrultuda şüpheli O.S.nin bahse konu fotoğrafları verdiği olay mahalline gitmesine rağmen Ergenekon yargılamalarına yönelik algı oluşturmaya matuf olarak maksatlı bir şekilde fotoğrafın çekildiği yerin Jandarma olduğunu belirtmesi, firari olan ve tutuklu bulunan birçok FETÖ-PDY terör örgütü mensuplarıyla irtibatları ve bu irtibatların FETÖ-PDY terör örgütü mensuplarınca oluşturulan 17- 25 Aralık kumpas soruşturmaları, MİT tırlarının durdurulmasıyla Türkiye Cumhuriyetinin ve Hükümetinin uluslararası alanda teröre yardım ettiği algısını oluşturmaya yönelik, sonuçları 15 Temmuz darbe girişiminde de görülen ihanet hareketinden sonra devam ettirmesi, dosya arasında bulunan HTS raporları, baz ve sinyal bilgileri değerlendirme raporları, cinayetin öncesinde ve sonrasındaki hareket tarzları göz önüne alındığında müsnet silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlendiklerine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığı ve şüphelilerin üzerine atılı Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçu yönünden CMK.100 ve devamı maddeleri uyarınca AYRI AYRI TUTUKLANMALARINA... [karar verildi.]" İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 13/4/2017 tarihli iddianamesiyle başvurucu hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. İddianamenin başvurucu ile ilgili kısmı şöyledir:"Terör örgütünün amaçları doğrultusunda;Samsun Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde 20/01/2007 tarihinde göz altına alınan O.S.nın eline, Samsun İl Jandarma Komutanlığı görevlilerince deyim yerindeyse zorla, ısrarla Türk Bayrağı tutuşturularak görüntülerinin kayda alındığı, görüntülerin bir kısmının terör örgütüyle iltisaklı şüpheli Ercan GÜN tarafından terör örgütünün amaçları doğrultusunda yine terör örgütü ile iltisaklı medya kuruluşlarınca servis edildiği anlaşılmıştır. O.S.nın; 'Yapılan plan gereği öldürülen Hrant DİNK'in cesedinin başında Türk Bayrağı açacaktım, çevrenin kalabalık olması ve öldürülmekten korktuğum için üzerimde taşıdığım Türk Bayrağını açamadan kaçmak zorunda kaldım' şeklindeki ifadesi dikkate alındığında, kamuoyu etkisi ve algısı yaratabilmek amacıyla O.S.nın maktulün başında korkusundan açamadığı Türk Bayrağı Samsun TEM Şube Müdürlüğünde eline tutuşturularak zorla açtırılmıştır. Samsun TEM Şube Müdürlüğünde O.S.nın fotoğraf ve video kamera çekimleri Samsun İl Emniyet Müdürlüğü ve Samsun İl Jandarma Komutanlığı görevlilerince yapılmış, görevlilerce tetikçi O.S.ye zorla Türk Bayrağı açtırılmış, ayrıca Atatürk'ün vatan toprağı kutsaldır, kaderine terkedilemez sözünün yer aldığı üzerinde Türk Bayrağı bulunan poster önünde de fotoğrafları çekilmiş, bu fotoğraflar daha sonra FETÖ/PDY Terör örgütünce Hrant DİNK cinayeti ile hedeflenen algının yaratılabilmesi amacıyla medya kuruluşlarına servis edilmiştir. Hedeflenen algının oluşturulmasından sonra FETÖ/PDY Terör örgütünün amacı doğrultusunda asker ve emniyet bürokrasisini hedef alan tasfiyeye dönük soruşturmalara başlanmıştır....1996 yılında FETÖ/PDY Terör örgütü ile iltisaklı olduğu nedeniyle kapatılan Zaman gazetesinde 1996 yılında muhabirliğe başlayan şüpheli Ercan GÜN halen Foks TV Haber müdürü olarak çalışmaktadır.Şüphelinin Hrant DİNK cinayetinin işlendiği 19/01/2007 günü FETÖ/PDY Terör örgütü üyeleri A.Y., F. ve E. ile cinayet sonrası yoğun telefon irtibatları bulunmaktadır. Şüpheli Ercan GÜN, 31/01/2007 tarihinde yukarıda isimleri belirtilen irtibatlı olduğu FETÖ/PDY Terör örgütü mensuplarınca Samsun iline gönderilmiş, Samsun ilinde bulunduğu sırada kullanımındaki cep telefonundan Samsun İl Jandarma Komutanlığı santral numarasını aramış, bir süre görüştükten sonra cep telefonunu kapatarak Jandarma görevlileri ile gizli bir buluşma gerçekleştirdiği algısını yaratmış, daha sonra tekrar İstanbul iline dönmüştür.O.S.nın beyanına göre 'Hrant DİNK'in cesedi başında öldürülmekten korktuğu için açamadığı Türk Bayrağı', Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde Jandarma ve Emniyet görevlilerince zorla eline tutuşturularak açtırılmış görüntüler alınmıştır. Sonradan savcılığa teslim edilen görüntüler 10 dakika 20 saniye olmasına rağmen, Samsun İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğünce, Network üzerinden başında A.F.Y.'nin bulunduğu İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürlüğüne gönderilen görüntüler 44 saniyedir. Soruşturmanın tutuklu şüphelisi Ercan GÜN 30/01/2007 tarihinde Zaman Gazetesinde halen yurt dışında kaçak olarak bulunan FETÖ/PDY'nin medya tetikçileri E., A.Y. ve F. ile FETÖ/PDY içinde emniyet mensuplarının örgütsel konumda 'abi'liğini yapan halen yurt dışında kaçak olarak bulunan Av. H.İ.K. ile buluşmuş, kendisine haber olarak yayınlayacağı görüntüler burada verilmesine rağmen, görüntülerin Samsun İl Jandarma Komutanlığında çekildiği algısı yaratılması için 31/01/2007 tarihinde Samsun iline gönderilmiştir. Kendi beyanına göre; Samsun ilinde bulunduğu sırada kullanımındaki cep telefonundan, Samsun İl Jandarma Komutanlığı santral numarasını aramış, bir süre görüştükten sonra cep telefonunu kapatarak Jandarma görevlileri ile gizli bir buluşma yaptığı, görüntüleri jandarma görevlilerinden aldığı algısını oluşturmuş, daha sonra İstanbul'a geri dönmüştür.Tutuklu şüpheli Ercan GÜN'ün yayınlandığı görüntüler Samsun İl Emniyet Müdürlüğünün İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürlüğüne network üzerinden gönderdiği 44 saniyelik görüntülerdir.Samsun İl Jandarma Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığınca Hrant DİNK cinayeti tetikçisi O.S.nın fotoğraf ve görüntüye alma işlemlerinin Samsun İl Jandarma Komutanlığına bağlı birimlerde yapılmadığının 24/01/2007 tarihinde kamu oyuna açıklanmasına rağmen;Bu görüntülerin Samsun İl Jandarma Komutanlığında çekilmiş gibi şüpheli Ercan GÜN tarafından 01/02/2007 tarihinde yayınlanmasıyla, Hrant DİNK cinayetinin arkasında ulusalcılar olduğu algısı yaratılarak Ergenekon operasyonlarının zemini oluşturulmuş, Hrant DİNK cinayetinin medya tetikçiliği oluşturulan kumpasla başarıyla yerine getirilmiştir....Şüpheli Ercan GÜN Başsavcılığımızda alınan ifadesinde;Soruşturmaya konu, 01/02/2007 tarihinde yayınladığı görüntülerin kendisine çalıştığı TGRT-FOX TV hizmet binasına 30/01/2007 tarihinde kargo ile geldiği, 31/01/2007 tarihinde Zaman hizmet binasında E., A.Y., F. ile yaptığı görüşmenin, 07/01/2007 tarihinde Zaman gazetesindeki işinden ayrılması nedeniyle oluşan kıdem tazminatı alacağı ile ilgili olduğu yolunda savunmada bulunmuştur. Kayyuma devredilen Feza Gazetecilik Anonim Şirketinden şüphelinin savunmasına esas Kıdem tazminatı bordrosu, ilişik kesme formu, sigortalı işe giriş ve işten ayrılma bildirgesi soruşturma dosyasına getirilmiştir.12/01/2007 tarihli, şüpheli Ercan GÜN, İnsan Kaynakları direktörü İ.Y. ve Mali İşler Genel Müdür yardımcısı Ş.K.nın imzalarını taşıyan kıdem tazminatı bordrosu içeriğine göre 578,23 TL olarak hesaplanan net kıdem tazminatının 12/01/2007 tarihi itibariyle şüpheli Ercan GÜN'ün nakten aldığı, tazminat miktarına ve alacağının bulunduğuna dair itirazı kayıt şerh düşmediği tespit edilmiştir. Dolayısıyla şüpheli Ercan GÜN'ün, 30/01/2007 tarihinde, Samsun iline gönderilmeden 1 gün önce Zaman gazetesi hizmet binasında E., F., A. Y. ile tazminat alacağına dair görüşme yaptığı yolundaki savunmasının da gerçeği yansıtmadığı tespit edilmiştir.Şüpheli Ercan Gün'ün soruşturmaya konu 44 saniyelik görüntü kargo ile bana gönderildiği, bu konuyu genel yayın toplantısında Ş., K.T., Ö., E.E. ve K.Y. ile görüştük yolundaki savunmasına elde edilen delil durumuna göre gerçeği yansıtmaması nedeniyle itibar edilmemiş, isimleri geçen şahıslar bu aşamada dinlenmemiştir.Suç tarihinde Samsun İl Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürlüğü olan...F.Y., Başsavcılığımızda alınan 10/04/2007 tarihli ifadesinde; 25/01/2017 Star gazetesinde Atatürk'ün 'Vatan toprağı kutsaldır, kaderine terk edilemez' sözü önünde O.S.nın çekilmiş tek kare fotoğrafı yayınlandıktan sonra, 27/01/2007 tarihinde aynı zamanda devrem olan İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürlüğü A.F.Y. beni telefonla arayarak 'devrem bu yakalamayla ilgili elinizde bilgi, belge, görüntü ne varsa gönderin' dedi. Network üzerinden İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürlüğüne bizim kendi görüntümüzü ve o ana kadar temin ettiğimiz bilgi ve belgeleri üst yazı ile gönderdik.01/02/2007 tarihinde Fox tv de akşam ana haber bülteninde bizim şubemizden İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürlüğüne gönderilen 44 sn'lik görüntünün Ercan Gün tarafından Samsun otogarda Jandarma tarafından çekilen görüntüler anonsuyla yayınlandığını gördük. Fox tv de görüntüler yayınlandıktan bir kaç gün sonra İstihbarat Daire Başkanlığı C Şube Müdürlüğü A.F.Y. beni network üzerinden telefonla arayarak bana 'devrem görüntülerde sivil olan kişinin bizden olduğunu neden söylemedin' diyerek sitem etti. Bahsettiği kişi Güvenlik Şube Müdürlüğü vekili Y.K.dı. Ben de kendisine görüntülerde polis var mı yok mu sormadın, ben de böyle bir şey söyleme gereği duymadım dedim' şeklinde beyanda bulunmuştur." İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/112 sayılı dosyası üzerinde görülmekte olan yargılamanın yine aynı Mahkemedeki E.2016/32 sayılı dosya ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle 2/6/2017 tarihinde birleştirilmesine karar verilmiş, yargılamanın E.2016/32 sayılı dosya üzerinden devamına hükmedilmiştir. Devam eden kovuşturma sürecinde başvurucu hakkında 3/8/2017 tarihli karar ile tutukluluğun devamına hükmedilmiş, başvurucu tarafından bu karara karşı yapılan itiraz ise İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 23/8/2017 tarihli kararı ile kesin olmak üzere reddedilmiştir. Nihai karar başvurucuya 6/9/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 6/10/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Öte yandan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucu hakkında 2015/48932 sayılı soruşturmanın akıbetine yönelik olarak Mahkeme tarafından araştırma yapılmıştır. Bu araştırmanın neticesinde 7/12/2017 tarihli duruşmaya gelen evraklarda, başvurucunun ByLock programını kullananlar listesinde olduğunun tespit edildiği, ayrıca aleyhine tanık beyanı bulunduğu belirtilmiş ve söz konusu belgeler başvurucuya okunarak başvurucunun savunması alınmıştır. İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 14/3/2019 tarihli duruşmada başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"Sanık hakkında cezalandırılması talep edilen iddianameye konu sevk maddesi (TCK 220/7 del. 314/2) ve sanığın tutuklulukta geçirdiği süre nazara alınarak, CMK 102/2 fıkrasında belirtilen olağan tutukluluk süresinin tamamlanmış olması, ayrıca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/48932 Soruşturma sayılı dosyasından da 'TCK 314/2 - Silahlı Terör Örgütü Üyeliği' suçundan 02/11/2017 tarihinden beri tutuklu olması nedeniyle bu aşamadan sonra dosyamız nezdinde tutukluluk süresinin uzatılmasında zorunlu bir halin bulunmaması gözetilerek, sanığın tutuklu bulunduğu suçtan TAHLİYESİNE... [karar verildi.]" İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından tahliye kararına itiraz edilmiş, itirazı değerlendiren İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi 18/3/2019 tarihli kararıyla itirazın kabulüne ve başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçu yanında Anayasa'yı ihlal suçundan da tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Ercan GÜN hakkında 309/1-2, 220/7 delaletiyle 314/2 ve TMK 5/1 maddelerinden dava açıldığı, sanık Muharrem DEMİRKALE hakkındaki soruşturma dosyasında 93 ve 94 numaralı klasörde HTS tespit ve değerlendirme tutanağı, diğer sanıklarla telefon irtibatının bulunduğuna ilişkin tespit ve değerlendirme tutanağı ve sanık Ercan GÜN hakkındaki soruşturma dosyasında bulunan 82 numaralı klasörde tespit ve değerlendirme tutanağı, HTS kayıtları, baz istasyonu iletişim ve inceleme tutanakları değerlendirildiğinde, atılı suçların CMK.nın 100 ve devamı maddelerinde belirtilen katalog suçlardan bulunması, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, delilleri karartma tehlikelerinin devam ettiği anlaşılmakla TUTUKLANMALARINA... [karar verildi.]" 18/3/2019 tarihli tutuklama kararının UYAP'a işlenmediği ve başvurucunun müdafi yokluğunda tutuklanmasına karar verildiği gerekçesiyle 12/4/2019 tarihinde müdafi eşliğinde beyanlarının alındığı ve İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin tutuklama müzekkerelerinden başvurucunun tahliyesine, sadece silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar verildiği anlaşılmıştır. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...itiraz mercii olan İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince tahliye öncesindeki tutukluluk durumları adı geçen sanıklar aleyhine genişletilerek, itirazın kapsamı dışına taşar nitelikte bir kabul yapıldığı (daha evvel tutuksuz bulundukları ve itiraza konu edilmeyen suçlarla ilgili de tutuklama kararı verildiği), tutuklama müzekkerelerinin UYAP sistemine işlenmediği ve tutuklama kararının müdafii yokluğunda yapılan sorgu neticesinde verildiği anlaşılmakla... İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 2019 tarihli 2019/341 İş sayılı kararı uyarınca tutuklu bulundukları tüm suçlardan TAHLİYELERİNE,...Ercan GÜN hakkındaki soruşturma dosyasında bulunan 82 numaralı klasörde tespit ve değerlendirme tutanağı, HTS kayıtları, baz istasyonu iletişim ve inceleme tutanakları değerlendirildiğinde, atılı suçların CMK.nın 100 ve devamı maddelerinde belirtilen katalog suçlardan bulunması, atılı suçun vasıf ve mahiyeti, delilleri karartma tehlikelerinin devam ettiğiŞeklinde izah olunan tutuklama gerekçeleri, İstanbul Başsavcılığının Ercan Gün ile ilgili soruşturmasına yansımış ve dosyaya gönderilmiş olan bylock tespit ve değerlendirme tutanağı ile ... kesinleşen itiraz mercii karar içeriğine göre tutuklama tedbirinin atılı suçlara ilişkin bu aşamada zorunluluk teşkil ettiği gözetilerek, ...yalnızca 'Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma' suçundan (5237 sayılı TCK'nın 314/2) ayrı ayrı TUTUKLANMALARINA... [karar verildi.]" Başvurucu hakkında ayrıca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2015/48932 sayılı dosya üzerinden yürütülen soruşturma kapsamında da işlem başlatılmış ve İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinin 2/11/2017 tarihli kararı ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar verilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...7 Şubat MİT Krizi' olarak konuyla ilgili tanık olarak ifadesine başvurulan kumpasın yaşandığı 2012 yılı İstanbul güvenlik şube müdürü olan Y.nin verdiği beyanında; 'Ben 7 Şubat MİT Kumpası olayının yaşandığı dönemde İstanbul il Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürü olarak görev yapmaktaydım. 7 Şubat kumpası yaşanıp dönemin MİT Müsteşarı ifadeye çağrıldıktan sonra ben durumdan rahatsız oldum, geçmişten tanıdığım Zaman gazetesi Emniyet Muhabirliği yapan ve daha sonra Fox TV haber muhabiri olan FETÖ üyesi olduğunu bildiğim Ercan GÜN'e bu durumu sordum, kendisi de bana 'MİT Müsteşarının ifadeye çağrılması olayının Amerika'da FETÖ Lideri Fetullah GÜLEN'in de dahil olduğu 12 kişilik bir istişare heyetinden geçtikten sonra, Fethullah GÜLEN'in talimatı ile bizzat gerçekleştiğini söyledi, yine bu konuşmamızda Ercan GÜN bana söz konusu istişarede 3 kişinin MİT Müsteşarının ifadeye çağrılmaması yönünde oy kullandığını, Fetullah GÜLEN'in de içerisinde yer aldığı 9 kişinin ise MİT Müsteşarının ifadeye çağrılması yönünde oy kullandığını söyledi, ben bu 12 kişilik heyette kimlerin yer aldığını bilmiyorum. Ercan GÜN ile aramızda geçen bu konuşmadan sonra aklımdaki soru işaretlerini gidermek amacıyla o dönem FETÖ terör örgütünün Marmara Emniyet İmamı olan gerçek ismini bilmediğim ancak görsem teşhis edebileceğim ARİF Kod adlı kişi ile görüştüm ve bu durumu kendisine sordum, o da bana Ercan GÜN'ün söylediklerini doğrulayarak, Fethullah GÜLEN'in önce kararsız kaldığını, daha sonra dosya sağlam mı? diye sorduğunu, sağlam denilmesi üzerine ise kumpas operasyonuna onay verdiğini söyledi. Benim bildiğim kadarıyla Arif Kod adlı şahıs avukattı, ancak gerçekte avukatlık yapıp yapmadığını bilmiyorum, bu şahıs bütün Marmara Bölgesinin Emniyet İmamıydı. Benim Bu konuda talimatın bizzat Fethullah GÜLEN tarafından gönderildiğine ilişkin bilgilerim Ercan GÜN ile ve yine Arif Kod adlı şahıs ile yapmış olduğum görüşmelerde kendilerinin bana söylediklerinden ibarettir, başka herhangi bir yerde bu konu hakkında bana gelen bir bilgi olmadı, benim MİT Kumpasının FETÖ tarafından gerçekleştirildiğini düşünmeme sebep olan şey o dönem FETÖ'nün MİT'e kurumsal olarak soğuk bakmasıyla ilgiliydi. Ben örgütün bu kuruma soğuk baktığını bildiğim için olayı öğrenir öğrenmez bu işi gerçekleştirenlerin FETÖ terör örgütü olduğunu anladım ve bu nedenle Ercan GÜN ile görüştüm' şeklinde beyanlarda bulunduğu, şüphelinin kardeşi G. adına kayıtlı ... numaranın ... 2014/8/11 ilk tespit tarihi ... ALLIANCE YAPIM LTD. ŞTİ. adına kayıtlı ... numaranın ... 2014/12/31 ilk tespit tarihli olarak FETÖ/PDY Silahlı Terör örgütü mensuplarının kullandığı bylock programı kullandığı, bylock hts verilerinde 2521 Adet Bylock sunucuları erişim log kaydının bulunduğu, log kayıtlarının 1213 Tanesinin Baz İstasyonu Bilgisinin şüphelinin eski haber müdürü olarak çalıştığı FOX TV Stüdyoları civarı olduğu, şüphelinin Bank Asya hesabında 15 Temmuz 2014 itibarıyla (266,12 TL) ... artış olduğu, ayrıca eşi adına bulunan hesabında 15 eylül 2014 itibarıyla 40 ila 50 bin TL artış olduğu, kardeşi H.G. adına 28 Şubat 2014 itibarıyla 50 bin TL civarında artış olduğu, şüphelinin kullanımında bulunan ... numaralı hattın HTS incelemesinde; toplamda 71 adet Bylock kaydı bulunan telefon numarası ve (40) adet FETÖ PDY şüphelisi olarak işlem görmüş kişi ile irtibatlı olduğunun tespit edildiği ... şüphelinin FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün kullandığı 'bylock' isimli programı kullandığı, bu program üzerinden gelen emir ve talimatları uyguladığı, hiyerarşik yapı içerisinde yer aldığı ... Bylock isimli programı aktif ve yoğun bir şekilde kullandığının tespit edildiği, tüm dosya kapsamında anlaşıldığı üzere şüphelinin FETÖ/PDY üyesi olduğu hususunda kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, FETÖ/PDY örgütünün bilindiği üzere 2016 tarihinde kanlı bir darbe teşebbüsünde bulunduğu ... buna göre şüphelinin eylemleri ve bağlantıları dikkate alındığında FETÖ/PDY örgütü üyesi olduğu hususunda kuvvetli suç şüphesi ve delillerin bulunduğu, şüpheli hakkında uygulanması talep olunan tutuklama tedbirinin ölçülü ve orantılı bir tedbir olduğu, adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı anlaşıldığından şüphelinin CMK'nun Ve devamı maddeleri uyarınca tutuklanmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.