10. Hukuk Dairesi 2022/7744 E. , 2023/3646 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2350 E., 2020/622 K. KARAR : Davacılar yönünden esastan red, davalılar yönünden kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/651 E., 2019/451 K. Taraflar arasındaki iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulü
**10. Hukuk Dairesi 2022/7744 E. , 2023/3646 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/2350 E., 2020/622 K. KARAR : Davacılar yönünden esastan red, davalılar yönünden kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 6. İş Mahkemesi SAYISI : 2015/651 E., 2019/451 K. Taraflar arasındaki iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar ve davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, ... Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesince davacıların istinaf başvurusunun esastan reddine, davalıların istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar ve davalılar vekilleri tarafından tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle: 15.04.2015 tarihinde meydana gelen iş kazası neticesinde davacılar yakınları olan ...'ı kaybettiklerini, maktül ... davacılardan ...'ın ...'ın, ...'ün, ...'ın kardeşi; ...'ın babası,.... (....)'ın ise eski eşi olduğu. 15.04.2015 tarihinde maktul, davalıların iş yerinde bodrum katında bulunduğu esnada patlama meydana geldiğini ve bu patlama sonucunda ağır yaralanan maktul Akdeniz Üniversitesi Acil Servisine kaldırıldığını, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadığı ve hayatını kaybettiğini; SGK teftiş kurulu başkanlığı tarafından iş kazası olarak tespiti talep edilmiş teftiş sonucu henüz neticelendirilemediğini; iş yerinde meydana gelen patlama sonrasında ... Cumhuriyet Başsavcılığınca 2015/24443 soruşturma numarası ile inceleme başlatılmış olup yapılan inceleme ve toplanan deliller neticesinde davalı ... hakkında ... 2. Ağır Ceza Mahkemesi 2015/189 Esas numaralı dosyası ile kamu davası açıldığını; patlamanın meydana geldiği yer, davalı Serfun Organizasyon Turz. Tanıtım Tic. Ltd. Şti.'ne ait olup davacı bu işyerinde sigortalı göründüğünü; iş yeri sahibi ve haksız fiilin faili de diğer davalı şirket yetkilisi ... olduğunu; kaza sonrası ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturmada 16.04.2015 tarihinde bilirkişilerce dosyaya sunulan raporda davalı ...'nın "patlayıcı madde satın alma ve satış izin belgesinin olmadığı, çalışanların patlayıcı ortamların tehlikelerden korunması hakkında ki yönetmelik hükümlerine aykırı hareket ettiği, binaların yangından korunması hakkında ki yönetmelik hükümlerine uymadığı, iş kazasının olumuşumunda asli kusurlu olduğu" tespit edildiği; vefat eden ... davalı şirkette aylık 2.000 TL civarı maaş karşılığında çalışmakta olduğunu; maktülün kardeşleri için ayrı ayrı 10.000 TL manevi, eski eşi için 5.000 TL manevi, annesi için 1.000 TL maddi, 30.000 TL manevi, kızı için 1.000 TL maddi, 40.000 TL manevi olmak üzere toplam 117.000 TL maddi-manevi tazminatın kaza tarihi olan 15.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu maddi manevi tazminat taleplerinin dayanağı olan yangın olayı sonucu ...'ın vefat etmesi ile ilgili olarak 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2015/189 Esas sayılı dosyası üzerinden yargılama devam ettiğini; meydana gelen yangın olayı ve patlama ile ilgili vekil edenlerin hiçbir kusuru bulunmadığını, söz konusu iş yerinde ...'ın vefat ettiği olaydan sonra yapılan incelemede havai fişek, volkan ve benzeri maddelerin varlığına ilişkin maddi bir delil ve bulgunun tespit edilemediği, tam aksine havai fişek ve benzeri maddelerin patlatılması ruhsata tabi olmayan rampaların bulunduğu, davalının daha önceki işyerine özgü patlayıcı madde satın alma ve satışına dair izin belgesinin mevcut olduğu, ancak o adresten olay tarihinden kısa bir süre önce taşındığını; vefat eden ...'ın otopsi raporunda, hem kanında hem de göz içi sıvısında az miktarda etanol yani alkol bulunduğu tespit edildiğini, ancak zaman içinde kandaki alkol seviyesinin düştüğü dikkate alındığında, olay tarihinde kanındaki alkol oranının daha da yüksek olacağını, söz konusu yangınını dışarıdan hiç bir etki olmaksızın gerçekleşmesi mümkün olmadığını beyanla davacı tarafın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davasının reddini, tüm yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasını talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 11.07.2019 tarihli ve 2015/651 Esas, 2019/451 Karar sayılı kararıyla; 1-Davanın kısmen kabül-kısmen reddine, 2-Davacı ...'ın destekten yoksun kalma sebebiyle maddi tazminat talebinin kabulüne, net 266.595,00 TL nin 15.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, 3-Davacı ...'ın destekten yoksun kalma sebebiyle maddi tazminat talebinin kabulüne, net 118.408,20 TL nin 15.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 4- Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 30.000,00 TL'nin 15.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 5- Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 20.000,00 TL'nin 15.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 6- Davacı ...'ın, ...'ın, ...'ün, ...'ın manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne, her biri için ayrı ayrı 5.000,00 TL'nin 15.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 7- Davacı ... .....'ın manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 2.000 TL nin 15.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu, davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığının dikkate alınması ve her bir davacı için ve maddi ve manevi tazminat talepleri için de ayrı ayrı olmak üzere vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini beyanla mahkeme kararının kaldırılarak manevi tazminata ilişkin taleplerin kabulüne karar verilmesini istemiştir. 2.Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kusur oranına ilişkin raporu kabul etmediklerini, asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması, hükmedilen manevi tazminatların miktarının yüksek olduğunu, kardeşler yönünden ve olayda önce boşanılan eşin vefatı sebebiyle manevi tazminat talep koşullarının oluşmadığını, davacı ... hakkında yapılan maddi tazminat hesaplamalarnın hatalı olduğunu, fazladan hesaplama yapıldığını, hesaplamaya esas alınan bölüşümün hatalı olduğunu, yanlış pay ayrıldığını, her bir davacı bakımından hükmedilen maddi ve manevi tazminatlar üzerinden ayrı ayrı vekalet ücreti hesaplanması gerektiğini beyanla mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; olay tarihi olan 15.04.2015 tarihi itibariyle 35 yaşında olan çalışan sigortalının; Serfun Organizasyon Turizm Tanıtım ve Ticaret Limited Şirketine ait işyerinde bulunduğu sırada meydana gelen patlama ve yangın sonucu iş kazasına bağlı vefat ettiği, olayda vefat eden işçinin kusursuz olduğu, davalı şirket ve işveren Serkan Kayaya %100 oranında kusur izafe eden bilirkişi kusur raporu maddi olgular, olay ve sigortalıya ilişkin veriler ile iş güvenliği mevzuatına uygun olduğu, dosya kapsamı tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde özel günlerde organizasyon ve havai fişek patlatılması işiyle iştigal eden davalı yanında davacının fiilen ateşleyici olarak çalıştığı, yapılan emsal ücret araştırmasına göre Türk Harp İş Sendikasından gelen yazı cevabı birlikte değerlendirildiğinde hesaplamaya esas ücretin yerinde olduğunun değerlendirildiği, vefat eden işçi doğan karaca'nın kardeşleri, annesi ve kızı olan davacılar ayrıca manevi zararın karşılanmasını talep ettikleri, davacıların miras bırakanı müteveffanın geçirmiş olduğu iş kazasında hayatını kaybetmesi olayında davalıların tam kusurlu oluşları, olayın meydana geliş biçimi, kusur oranları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları nazara alındığında hakkaniyet ilkeleri de gözetilerek davacıların manevi ızdırabını bir ölçüde dindirmeyi teminen talep olunan ve miktarına nazaran davacıların haksız zenginleşmesine sebebiyet vermeyeceği düşünülen manevi tazminatların hüküm altına alınması yerinde ise de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 56/2 inci maddesinde ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir paranın ödenmesine karar verileceği hususu düzenlenmiş olup olaydan önce boşanmış olan davacı eş ...'nun boşanılan eşin vefatı sebebiyle lehine manevi tazminatına hükmedilmesinin isabetli olmadığı, boşanmış olmalarına rağmen muris ile aralarında eylemli ve gerçek bir bağın bulunduğu hususunun ispatlanamadığı, her ne kadar tanık dinlenmiş ise de tanıkların iş kazasının meydana geliş şekline ilişkin beyanlarının olduğu, boşanmış olmaları nedeniyle eşin ölümünden üzüntü duyulması karine olarak kabul ediliyor ise de olay tarihinden önce boşanan davacı eş yönünden Borçlar Kanununun 56.maddesi kapsamında yakını olduğunun ispatlanamadığı değerlendirilmiş, davacıların istinaf sebeplerinin ve davalılar vekilinin diğer istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, davacı ... lehine manevi tazminata hükmedilen ilk derece mahkemesi kararının hatalı olduğu gerekçesiyle; I-Dosya kapsamı istinaf başvuru sebeplerine göre davacıların istinaf başvurunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, II-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince ilk derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, 1-Davanın kısmen kabül-kısmen reddine, 2-Davacı ...'ın destekten yoksun kalma sebebiyle maddi tazminat talebinin kabulüne, net 266.595,00 TL nin 15.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, 3-Davacı ...'ın destekten yoksun kalma sebebiyle maddi tazminat talebinin kabulüne, net 118.408,20 TL nin 15.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 4- Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 30.000,00 TL'nin 15.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 5- Davacı ...'ın manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 20.000,00 TL'nin 15.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 6- Davacı ...'ın, ...'ın, ...'ün, ...'ın manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne, her biri için ayrı ayrı 5.000,00 TL'nin 15.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 7- Davacı ... Karacan'ın manevi tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplere dayanarak kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplere dayanarak kararın temyizen bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe C.A. Davacılar ve davalılar vekillerinin manevi tazminatlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8 inci maddesinin 3 üncü fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile “kırk bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir. Mülga 5521 sayılı Kanun'un, 6763 sayılı Kanun 5 inci maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür. 25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8 inci maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3 üncü maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir. 6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, Bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de, 362 inci maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir. HMK 362/2 inci maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir” HMK 366 ıncı maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346 ıncı madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise, 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. - 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir. Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu Bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 - 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi arası için 72.07000 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için 78.630,00 TL, 01.01.2022 tarihi sonrası için 107.090,00 TL’dir. Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK’nun 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır. Belirtilen açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, temyize konu tutarın yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla davacılar ve davalılar vekillerinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. C.B. Davacılar ve davalılar vekillerinin diğer hükümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, sigortalının geçirdiği iş kazası sonucu vefat etmesi nedeniyle yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 nci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 51, 52, 53, 55, 56, 74, 332 ve 417 nci maddesi, 4857 sayılı İş Kanunun 77 nci maddesi ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunun 4 ncü maddeleri, 5510 sayılı Kanunun 13, 16, 19, 20 ve 21 nci Maddeleri ile Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.06.1976 günlü, 1976/6-4 sayılı Kararı, 4857 sayılı İş Kanunun 77 nci maddesi 3. Değerlendirme 1. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici sebeplere, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davacılar vekilinin tüm, davalılar vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir 2.Gerek destek kaybından kaynaklı hak sahiplerinin, gerekse iş göremezlikten kaynaklı sigortalının maddi tazminat alacağının hesaplanmasında, gerçek ücretin esas alınması ön koşuldur. Çalışma yaşamında daha az vergi ya da sigorta pirimi ödemek amacıyla zaman zaman iş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı görülmektedir. 3.Gerçek ücretin ise; öncelikle toplu iş sözleşmesi ile imzalı bordrolara, bunların yokluğu halinde ise işçinin kıdemi ve yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre işçiye ödenmesi gereken ücrete göre tespit edileceği, işyeri veya sigorta kayıtlarına geçmiş olan miktarın ücret olarak değerlendirilemeyeceği, Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir. 4.Somut olayda, müteveffa sigortalının ateşleyici olarak çalışmaktayken davaya konu iş kazasına uğradığı, hesap raporlarında ücret noktasında seçenekli hesap yapılmak yoluna gidilerek; olay tarihinde asgari ücret ve Türk Harb İş Sendikası tarafından bildirilen emsal ücrete göre asgari ücretin 2,03 katı üzerinden ücret elde ettiği varsayımlarına göre hesap yapıldığı, mahkemece emsal ücret seçeneğine itibarla karar verilmiş ise de dosya kapsamından sendikalı olmadığı anlaşılan işçi lehine Türk Harb İş Sendikası tarafından bildirilen emsal ücretin esas alınmasıyla birlikte hesaplama yapılması dosya kapsamına ve oluşa uygun olmamıştır. 5.Bu yöne ilişkin temyiz itirazları yönünden mahkemece yapılacak iş, müteveffa sigortalının yaptığı iş, yaşı, kıdemi belirtilmek suretiyle ilgili meslek odalarından, TÜİK ve Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nden bilinen devrede alabileceği ücretleri sormak, elde edilecek sonuçları dosyadaki diğer verilerle ve özellikle dava dilekçesindeki taleple birlikte değerlendirip talebi aşmayacak şekilde gerçek ücreti tereddütsüz olarak belirlemek, usulü kazanılmış hakların gözetilmesi suretiyle oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir. 6.Öte yandan, .Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 22.06.2018 tarih 2016/5 E-2018/6 sayılı kararında, "ana ve/veya babanın çocuğunun haksız fiil ve veya akde aykırılık sonucu ölmesi nedeniyle açtığı destekten yoksun kalma tazminatı davalarında, destek ilişkisinin varlığının ispatı için Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'ndan gelir bağlanması şartının aranmayacağı, destekten yoksun kalma tazminatı davalarında çocukların ana ve/veya babaya destek olduklarının karine olarak kabulünün gerektiği" kabul edilmiştir. 7. Destekten yoksun kalma tazminatı; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 53. maddesinin 3 üncü bendinde düzenlenmiş olup, “Ölüm halinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpların tazmini gerekmektedir”. Bu maddeye göre, haksız fiilin doğrudan doğruya muhatabı olmayan, ancak bu haksız fiil nedeniyle ortaya çıkan ölüm olayından zarar gören ya da ileride zarar görmesi güçlü olasılık içinde bulunan kimselere tazminat hakkı tanınmıştır. 8. İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesine göre; ''Destekten yoksun kalma tazminatının doğumu için destek ile tazminat talebinde bulunan kişi arasında bir destek ilişkisi bulunmalıdır. Burada bahsedilen destek ilişkisi hukuksal bir ilişkiyi değil, eylemli bir durumu hedef tutar. Destek ilişkisinin varlığında destek olunanın ihtiyaçlarının sürekli ve düzenli olarak karşılanması yer almaktadır. Burada ifade edilmek istenen süreklilik ve düzenlilik hali yardımın belirlenen zamanlarda ve belirli miktarlarda yapılması değil, eğer destek ölmeseydi yardımların devam edeceğine dair bir beklentinin bulunmasıdır. Eğer yardım devamlı destek saiki ile değil de, tek seferlik, geçici, düzensiz ya da gelişigüzel zamanlarda yapılıyor ve ileride yardımın devam edeceğine dair bir beklenti yaratmıyorsa, bu durumda desteğin sürekli ve düzenli olduğundan bahsetmek mümkün olmayacaktır". 9. Türk Borçlar Kanununun ilgili hükümlerinden anlaşıldığı üzere; destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan yardımdır. Bu tazminatın amacı, ölüm olayı olmasaydı ölenin yardımda bulunduğu kimselere yardımda bulunmaya devam edeceğinin düşünülmesi ve ölüm olayının bu süreci kesmesi sonucu destekten yararlanan kimselerin uğradıkları zararın peşin ve toptan şekilde tazmin edilmesi, bu kimselerin ölüm olayından önceki durumlarına kavuşturulmasıdır. Eş deyişle amaç; destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. 10. Burada önemle üzerinde durulması gereken husus, sigortalının destek gücünün, ana ve/veya babanın destek ihtiyacı ile beklenilen destek şeklinin ve miktarının yaşam deneylerine uygun olması gereğidir. 11. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50 inci maddesi hükmüne göre; "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler". 12. Türk Borçlar Kanunu'nun 51 inci maddesine göre ise; "Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler". 13. Bakım gücü-bakım ihtiyacı; bu konuda önemli olan, kimlerin yardımcı, kimlerin yardım gören olabilmeye elverişli oldukları değildir; somut olaylar ve belirli kişiler bakımından geleceğe uzanacak ve gelecekte dahi mümkün olabilecek biçimde kimlerin gerçekten yardımcı, kimlerin yardım gören olduklarıdır. Yardımcı (=destek) kavramı, bakım gücünü; yardım gören kavramı ise bakım ihtiyacını gerektirdiğinden, şayet bakım gücü yoksa destekten; bakım ihtiyacı mevcut değilse, yardım görenden söz edilemez. Bundan başka aradaki sıkı ilişki dolayısıyla birinin yokluğu durumunda diğerinin varlığı da düşünülemez. Bu yönden, destekten yoksun kalma davasında davalı taraf, bakım gücü ve bakım ihtiyacının olayda var olmadığını savunabilir. Tazmin alacaklısı sıfatiyle dava açmış olan davacı, yaşam deneyimleri ve olayların olağan yürüyüşü nedeniyle ispat yükünün yer değiştirmesi durumu söz konusu bulunmadıkça bakım gücünü ve bakım ihtiyacını ispat zorundadır (Mustafa Çenberci, İş Kanunu Şerhi-1978 ..., shf 846 ve devamı). 14. Bu durumda; destekten yoksun kalınan zararın belirlenmesinde, ölen sigortalının elde ettiği gelirin miktarına göre destek gücünün kapsamının ne olduğu, sürekli ve düzenli destek olup olmadığı ve davacıların destek ihtiyacının bulunup bulunmadığı varsa bu ihtiyacın ne şekilde karşılandığının dikkate alınması gerekir. 15. İçtihadı Birleştirme Kararında söz edildiği gibi, bakma kavramı; "Para ve para ile ölçülebilecek bir değer olabileceği gibi bir hizmet ifası ve yahut benzeri yardımlar şeklinde olabilir. Bu nedenle, desteğin yardımının yanızca parasal nitelikte olması bakım gücünün varlığı için koşul değildir". Ancak aksi kanıtlanmadıkça, sigortalının ileride yapacağı farazi desteklerden olan; ana ve babasının bakım ihtiyacı ileride gerçekleşirse bakım ihtiyacını gidermek, bazen ziyaret etmek, evlerinde yardım etmek, kendilerine alışveriş yapmak, yemek yapmak vs. gibi destekler hesaplanabilir nitelikte değildir. 16. Zira Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı kapsamında davacı anne ve babanın destekten yararlandığının ispatı için kurumdan gelir bağlanması şartı aranmamakta olup, bunun bir sonucu olarak da davacı anne ve babanın destek tazminatı alacaklarının kurumdan bağlanan gelirin ödendiği süre ile sınırlı olduğunu kabul etmek açıkça İçtihadı Birleştirme Kararıyla amaçlanan sonucu bozucu mahiyettedir. 17. Öte yandan davacı anne ve baba tarafından Türk Borçlar Kanununun 50. maddesi hükmüne göre; ölen sigortalının gelirinden kendisine sürekli destekte bulunduğu ileri sürülüp, Türk Borçlar Kanunu'nun 55 inci maddesine göre maddi delillerle hesaplanabilir sürekli ve düzenli fiili bir desteğin varlığı da kanıtlanmamıştır. 18. O halde, mahkemece, sigortalının annesine destek olacağı karine olarak kabul edilerek, Türk Borçlar Kanununun 50 ve 51 inci maddeleri uyarınca, somut olayın özelliğine göre hesap edilebilir mahiyette destek yoksunluk maddi tazminatı alacağının varlığının açıkça ispat edilememiş olması nedeniyle davacı anne yararına hakkaniyete uygun makul maddi tazminata hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde maddi tazminatın hüküm altına alınması isabetsiz görülmüştür. 19.Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 20. O halde, davalılar vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR: Açıklanan sebeplerle; 1. Davacılar ve davalılar vekillerinin manevi tazminatlara yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE, 2.Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3.Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, Temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgililerden alınmasına, 04.04.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.