Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2023/4256 E. , 2024/5905 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2023/4256 Karar No : 2024/5905 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Çanakkale ili, Küçükkuyu Belediye Başkanlığ
Danıştay 12. Daire Başkanlığı 2023/4256 E. , 2024/5905 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONİKİNCİ DAİRE Esas No : 2023/4256 Karar No : 2024/5905 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Çanakkale ili, Küçükkuyu Belediye Başkanlığında sözleşmeli şehir plancısı olarak görev yapan davacının, hizmetinin gerektirdiği pozisyona ihtiyaç kalmadığından bahisle sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının 01/01/2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; sözleşmeli çalışma ilişkisi kurulmasının amacının idareye personel seçiminde esneklik sağlanması olduğu, idareye kendi personelini seçmesi ve bir yıllık süreyle imzalanan sözleşmenin süre bitiminde yenilemesi hususlarında takdir yetkisi tanındığı, idarenin bu yetkiyi kadro ve ihtiyaç durumu ile personele ilişkin özel durumları değerlendirerek kullanabileceği, idarenin yeni dönem için yeniden sözleşme imzalamaya yargı kararı ile zorlanamayacağı, davalı idarece davacının hizmetinin gerektirdiği pozisyona ihtiyaç kalmaması nedeniyle sözleşmesinin yenilenmemesi yoluna gidildiği, 2021 mali yılı için de şehir plancısı kadrosu için sözleşmeli alım yapılmadığının dosya kapsamında sabit olduğu, idareye tanınan takdir yetkisinin kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı kullanıldığına yönelik dava dosyasına somut herhangi bir bilgi ve belgenin de sunulmadığı göz önünde bulundurulduğunda, sözleşme süresi sona eren davacının, 2021 yılı itibarıyla sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda sözleşmeli personelin kamu görevlisi olarak kabul edildiği, 2017 yılından itibaren kamu hizmetini ifa eden davacının bu hizmetin devam edeceği yolunda haklı beklentisinin oluştuğu, yaşam planlamalarının bu beklentiye dayandırıldığı, diğer taraftan imar işlerinin belediyenin temel görevleri arasında bulunduğu dikkate alındığında, davalı idarece davacının hizmetine ihtiyaç kalmadığı ileri sürülmüş ise de, bu hususun somut olarak ortaya konulamadığı, buna ilişkin olarak davalı idarece hukuken kabul edilebilir, somut bilgi ve belgenin dosyaya sunulamadığı gibi, davacı hakkında görev yaptığı süre içinde verilen görevleri yerine getirmediği ya da görevinde başarısız olduğu yönünde bir tespitin de bulunmadığı, ayrıca davacının herhangi bir disiplinsizliği yahut hakkında açılmış bir soruşturmanın bulunmadığı, öte yandan davacının sözleşmesinin yenilenmemesinden yaklaşık 4 ay sonra şehir plancısı kadrosuna naklen atama yapıldığı hususları göz önüne alındığında, davacının sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline, dava konusu işlem nedeniyle mahrum kaldığı parasal ve özlük hakların hak ediş tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/B maddesindeki düzenlemeye göre tesis edilen dava konusu işlemin usul ve yasaya uygun olduğu belirtilerek, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Dava konusu işlemin usule, yasaya ve hukuka açıkça aykırı olduğu belirtilerek, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onikinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, işin gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun, 6545 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle değişik "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde; temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararı hukuka uygun bulursa onayacağı, kararın sonucu hukuka uygun olmakla birlikte gösterilen gerekçeyi doğru bulmaz veya eksik bulursa, kararı, gerekçesini değiştirerek onayacağı hükmüne yer verilmiştir. Haklı beklenti kavramı, yargı kararları ve öğretide, idarenin uzun süren bir uygulamasına güvenerek, bireylerin çıkarlarına ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ümit etmeleri olarak tanımlanmakla birlikte; bunun, mevcut hukuki durumun mutlak dokunulmazlığı şeklinde değerlendirilemeyeceği de açıktır. Bu durumda; İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde, "2013 yılından itibaren kamu hizmetini ifa eden davacının, bu hizmetin devam edeceği yolunda haklı beklentisinin oluştuğu, yaşam planlamalarının bu beklentiye dayandırıldığı" hususlarına yer verilmesinde hukuki isabet bulunmamakta ise de bu husus, karardaki diğer gerekçenin hukuka uygun bulunması karşısında, dava konusu işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal hakların davacıya ödenmesi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine yönelik Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Temyize konu kararın, dava konusu işlem nedeniyle davacının mahrum kaldığı parasal ve özlük hakların hak ediş tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin kısmı incelendiğinde; Davacının işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklara uygulanacak "yasal faizin başlangıç tarihi"nin, dava açma tarihi olan 21/02/2021 tarihi esas alınarak, bu tarihten itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte idarece davacıya ödenmesine karar verilmesi gerekirken; "dava konusu işlem nedeniyle davacının mahrum kaldığı parasal ve özlük hakların hak ediş tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine" şeklinde hüküm kurulmasında hukuka ve Danıştay içtihatlarına uygunluk bulunmamakta ise de; bu yanlışlık; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan eksiklik ve yanlışlık kapsamında olduğundan, Bölge İdare Mahkemesi kararının, "...dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının dava açma tarihi olan 21/02/2021 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, özlük haklarının iadesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin reddine, 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali ile dava konusu işlem nedeniyle davacının mahrum kaldığı parasal ve özlük hakların hak ediş tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, gerekçesi yukarıda belirtilen şekilde düzeltilerek ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, kesin olarak 25/12/2024 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY : Anayasa'nın 128. maddesinde “Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.” düzenlemesine yer verilmiştir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4. maddesinde ise; kamu hizmetlerinin; memurlar, sözleşmeli personel, geçici personel ve işçiler eliyle gördürüleceği belirtildikten sonra (B) fıkrasında; “Sözleşmeli personel: Kalkınma planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart olan, zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işlerde, Bakanlar Kurulunca belirlenen esas ve usuller çerçevesinde kurumun teklifi ve Devlet Personel Başkanlığının görüşü üzerine Maliye Bakanlığınca vizelenen pozisyonlarda, mali yılla sınırlı olarak sözleşme ile çalıştırılmasına karar verilen ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlileridir”, şeklinde tanımlanmış ve “…sözleşme fesih halleri, pozisyonların iptali, istihdamına dair hususlar ile sözleşme esas ve usullerinin Cumhurbaşkanınca belirleneceği" açıklanmıştır. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49. maddesinin üçüncü fıkrasında, “Belediye ve bağlı kuruluşlarında, norm kadroya uygun olarak çevre, sağlık, veterinerlik, teknik, hukuk, ekonomi, bilişim ve iletişim, plânlama, araştırma ve geliştirme, eğitim ve danışmanlık alanlarında avukat, mimar, mühendis, şehir ve bölge plâncısı, çözümleyici ve programcı, tabip, uzman tabip, ebe, hemşire, veteriner, kimyager, teknisyen ve tekniker gibi uzman ve teknik personel yıllık sözleşme ile çalıştırılabilir…”, “…Bu personel hakkında bu Kanunla düzenlenmeyen hususlarda vize şartı aranmaksızın 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 4’üncü maddesinin (B) fıkrasına göre istihdam edilenler hakkındaki hükümler uygulanır” hükmü öngörülmüştür. Anayasa Mahkemesinin 10/03/2011 tarih ve E:2008/54, K:2011/45 sayılı kararıyla da; "...Anayasa’nın 128. maddesinde Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerin, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görüleceği, ..., maddede sözü edilen “diğer kamu görevlileri” kavramının memurlar ve işçiler dışında, kamu hizmetinin gerektirdiği asli ve sürekli görevlerde, kamu hukuku ilişkisiyle çalışanları kapsadığı" belirtilmek suretiyle, 657 sayılı Kanun'un 4/B maddesi kapsamında çalışanlar, Anayasa'nın 128. maddesinde belirtilen "diğer kamu görevlileri" kapsamında görülmüştür. Tüm bu yasal mevzuat çerçevesinde; sözleşmeli personel düzenlemesi ile, kalkınma planı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin hazırlanması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart olan, zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işlerde, mali yılla sınırlı olarak sözleşmeli personel çalıştırılabileceği düzenlenmek suretiyle memuriyet statüsünden farklı bir istihdam şekline yer verildiği ve bu suretle kamu yönetiminde sınırlı da olsa bir esneklik sağlanarak sözleşmeli personel sistemiyle, sözleşmeli personel açısından kamu hizmetinin gerekleriyle bağlantılı olarak memurlara tanınan yasal güvencelere kıyasla daha sınırlı güvencelere yer verilmiştir. Buna göre, memurlarla aynı işi yapsalar da çalıştırılma amacı, süresi, hakları ve yükümlülükleri memurlardan farklılık arz eden sözleşmeli personel; istihdam koşulları yönünden idareye tanınan takdir yetkisi ölçüsünde, kamu yararı ve hizmet gerekleri çerçevesinde ihtiyaç duyulan işlerde belli süre ile görev aldığından, ihtiyaç duyulan hizmetin tamamlanması ya da hizmetine gerek duyulmaması halinde sözleşmesinin bitiminde tekrar yenilenmesi hususunda idare yargı kararı ile zorlanamayacağından, bu yolda personelde haklı bir beklenti oluştuğundan da söz edilemeyecektir. Dava dosyasının incelenmesinden; davacının 06/01/2017 tarihinden itibaren 5393 sayılı Belediye Kanunu'nun 49. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince şehir plancısı olarak istihdam edilmeye başlandığı ve davacıyla imzalanan son sözleşmenin de 01/01/2020 tarihinden 31/12/2020 tarihine kadar geçerli olacak şekilde akdedildiği, davacının 31/12/2020 tarihinde sona eren sözleşmesinin 2021 yılı için hizmetinin gerektirdiği pozisyona ihtiyaç kalmadığından bahisle yenilenmeyeceğinin davacıya tebliği üzerine, anılan işlemin iptali ile yoksun kaldığı maaş, prim ve özlük haklarının 01/01/2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davacının sözleşmeli personel statüsünde olduğu ve her mali yılda yenilenmek üzere 2017 yılından itibaren dört yıl istihdam edildiği, dava konusu işlemin sözleşme yenilememe işlemi olduğu ve bu konuda idarenin takdir yetkisinin daha geniş bir şekilde yorumlanması gerektiği, idarenin bu konuda yargı kararı ile zorlanamayacağı, bu haliyle dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile davalı idarenin savunma dilekçesinde belirtilen hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece davacının istihdam edildiği kadroda hizmetine ihtiyaç kalmadığının anlaşılması üzerine, idarece kendisine tanınan takdir yetkisi kapsamında 31/12/2020 tarihi itibarıyla sözleşmesinin yenilenmemesine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu durumda, sözleşmenin yenilenmemesi yolundaki dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığından, davalının temyiz talebinin kabulü ile davanın reddine ilişkin Mahkeme kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulü, İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptali ile dava konusu işlem nedeniyle davacının mahrum kaldığı parasal ve özlük hakların hak ediş tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği görüşü ile Daire kararına katılmıyoruz.