Başvuru, kamuoyunda Gezi Parkı olarak adlandırılan olaylarda polisin gösteriye müdahalesi sırasında evine gaz fişeği isabet eden başvurucuların yaptığı suç ihbarı neticesinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesinin maddi ve manevi varlığın korunması, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, kamuoyunda Gezi Parkı olarak adlandırılan olaylarda polisin gösteriye müdahalesi sırasında evine gaz fişeği isabet eden başvurucuların yaptığı suç ihbarı neticesinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesinin maddi ve manevi varlığın korunması, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme ve adil yargılanma hakkını ihlal ettiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 19/10/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Sırasıyla 1939 ve 1944 doğumlu olan başvurucular Satı Sibel Cıngı ve Aydın Cıngı İstanbul'un Şişli ilçesinde ikamet etmektedir. Başvurucu Satı Sibel Cıngı’ya olaydan on ay kadar önce akciğer kanseri teşhisi konmuştur. Kamuoyunda Gezi Parkı olayları diye adlandırılan gösteriler kapsamında 16/6/2013 tarihinde başvurucuların ikamet ettiği yerde gösteri yapılmıştır. Başvurucu Aydın Cıngı’nın evde olmadığı, diğer başvurucunun evde bulunduğu sırada polisin attığı gaz fişeklerinden biri evin penceresini kırarak yatak odasına girmiştir. Gaza maruz kalan Satı Sibel Cıngı solunum sorunu yaşadığını, evin perdesinin yandığını ifade etmektedir. Başvurucu Sibel Satı Cıngı, Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Dr. S.Ö. tarafından 18/6/2013 tarihinde muayene edilmiştir. Raporda; hastada kardiyomiyopati (kalp kası yetersizliği), akciğer operasyonu sonrasında primer akciğer yetmezliği bulunduğu, obstruktif (nefes darlığı) ve restriktif (akciğerin genişlemesinin çeşitli nedenlerle kısıtlanması) akciğer yetmezliğinin ventriküler ekstrasistole (kalbin fazladan ve çoğunlukla beklenenden erken olarak atması) yol açtığı kaydedilmiştir. İstanbul'daki bir üniversite hastanesinin 21/6/2013 tarihinde tanzim ettiği Anamnez Formu'nda başvurucu; kanser nedeniyle Ağustos 2012 tarihinde sağ akciğer orta lobektomi (akciğer lobunun cerrahi operasyonla alınması) yapıldığını, 16/6/2013 tarihinde maruz kaldığı biber gazının nefes darlığı ve öksürük şikâyetine sebep olduğunu söylemiştir. Başvurucuya bronş ve akciğer malign neoplazmı (yeni oluşmuş kötü huylu tümör) ve dış etkenlere bağlı solunum sorunu tanısı konulmuştur. Başvurucular 20/6/2013 tarihinde Feriköy Polis Merkez Amirliğine giderek şikâyetçi olmuştur. Aynı gün polis, başvurucu Aydın Cıngı’nın ifadesini almıştır. 20/6/2013 tarihinde polis, Olay Yeri Görgü ve Tespit Tutanağı tanzim etmiştir. Yatak odasında bulunan, yaklaşık 120x50 cm ebadındaki pencere camının kırıldığı, perdede küçük çapta yanık lekelerinin bulunduğu, odada yoğun miktarda gaz olduğu tutanakta açıklanmıştır. Feriköy Polis Merkez Amirliği 11/7/2013 tarihinde soruşturma dosyasını fezleke düzenleyerek İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına (Savcılık) göndermiştir. Fezlekede başvurucu Satı Sibel Cıngı’nın hastalığı yüzünden ifadeye gelemediği bilgisine de yer verilmiştir. Savcılık gelen fezlekeyi 2013/99394 sayılı soruşturmaya kaydetmiştir. Karakola yaptıkları şikâyetten uzun süre netice alamadıklarını söyleyen başvurucular, 20/12/2013 tarihinde Savcılığa ikinci kez suç ihbarında bulunmuştur. Bu şikâyet de 2013/99394 sayılı soruşturmaya kaydedilmiştir. İstanbul Valisi, Emniyet Müdürü, Çevik Kuvvet Şube Müdürü ve görevli polisler ihbar dilekçesinde şüpheli olarak gösterilmiştir. Başvurucu, kırılmış pencere camı, yatak odasında yerde bulunan halı üzerindeki perdede gömülü, yanmış gaz kapsülünü gösteren altı fotoğrafı dilekçesine eklemiştir. Fiilî ve hukuki irtibat nedeniyle Savcılığın 2013/79334 sayılı soruşturmasıyla birleştirilen dosya, 2/5/2015 tarihinde Gezi Parkı olaylarındaki tüm şikâyetlerin bir arada değerlendirilmesinin soruşturmayı sürüncemede bıraktığı gerekçesiyle tefrik edilmiştir. Mala zarar verme, zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması ve kasten yaralama suçlarından yaptığı soruşturma neticesinde Savcılık 10/6/2015 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Olay tarihinde emniyet görevlilerinin göstericileri dağıtmak amacıyla göz yaşartıcı gaz sıkmak zorunda kalması, civardaki evlerin camlarının kırılmasında mala zarar verme suçunun yasal koşullarının oluşmaması, polisin yaralama kastının bulunmaması karara dayanak oluşturmuştur. Bu karara başvurucuların yaptığı itiraz, İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğince 4/9/2015 tarihinde reddedilmiştir. 17/9/2015 tarihinde tebliğ edilen karara karşı başvurucular 19/10/2015 tarihinde süresi içinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun , ve maddelerinin ilgili fıkraları şöyledir: “Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılmasıMadde 256- (1) Zor kullanma yetkisine sahip kamu görevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiği ölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.Kasten yaralamaMadde 86- (1) Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) (Ek fıkra: 31/3/2005 – 5328/4 md.) Kasten yaralama fiilinin kişiüzerindekietkisinin basitbirtıbbîmüdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.…Mala zarar vermeMadde 151- (1) Başkasının taşınır veya taşınmaz malını kısmen veya tamamen yıkan, tahrip eden, yok eden, bozan, kullanılamaz hale getiren veya kirleten kişi, mağdurun şikayeti üzerine, dört aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.…”