Başvurucu, hakkında yürütülen ceza davasının makul olmayan bir sürede sonuçlandığını ve davası devam etmekte iken yürürlüğe giren lehe kanun hükümlerinin uygulanmadığını belirtmiş ve Anayasa’nın 36. maddesinin ihlal edildiğini iddia ederek tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
Başvurucu, hakkında yürütülen ceza davasının makul olmayan bir sürede sonuçlandığını ve davası devam etmekte iken yürürlüğe giren lehe kanun hükümlerinin uygulanmadığını belirtmiş ve Anayasa’nın maddesinin ihlal edildiğini iddia ederek tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Başvuru, başvurucu tarafından 11/1/2013 tarihinde Gaziosmanpaşa Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 18/7/2013 tarihinde başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm, 14/11/2013 tarihinde yapılan toplantıda kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar vermiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 21/11/2013 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı, görüşünü 24/12/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş başvurucuya 25/12/2013 tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu, Adalet Bakanlığının görüşüne karşı beyanlarını 27/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur. A. Olaylar Başvuru formu ve ekleri ile Adalet Bakanlığının görüşünde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 1/10/2004 tarihinde yakalanarak gözaltına alınmış ve Isparta Sulh Ceza Mahkemesinin 2/10/2004 tarihli kararıyla tutuklanmıştır. Isparta Cumhuriyet Başsavcılığının 3/11/2004 tarih ve E.2004/1914 numaralı iddianamesi ile uyuşturucu madde ticareti ve nakli yapmak, başkasına ait sürücü belgesini kullanmak suçlamasıyla başvurucunun cezalandırılması istenmiştir. Isparta Ağır Ceza Mahkemesinin 23/12/2004 tarih ve E.2004/232, K.2004/304 sayılı kararı ile başvurucunun isnat edilen suçlardan 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve verilen cezanın miktarı dikkate alınarak bihakkın tahliyesine karar verilmiştir. Başvurucunun Isparta Ağır Ceza Mahkemesinin 23/12/2004 tarihli kararını temyiz etmesi üzerine karar Yargıtay Ceza Dairesinin 5/7/2005 tarih ve E.2005/4857, K.2005/7953 sayılı ilamıyla, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un değişik maddesi uyarınca sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. Bozma üzerine Isparta Ağır Ceza Mahkemesi 20/9/2005 tarihli kararı ile başvurucunun yeniden 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmetmiştir. Karar başvurucu tarafından temyiz edilmiştir. Başvurucu hakkında Isparta Ağır Ceza Mahkemesince 20/9/2005 tarihinde verilen karar, Yargıtay Ceza Dairesinin 18/12/2007 tarih ve E.2006/4081, K.2007/14899 sayılı kararı ile bozma sonrasında sanığın diyeceklerinin sorulması için duruşmaya çağırılmaması, gerekçeli kararda suçun işlendiği yer ve zaman diliminin gösterilmemesi gerekçeleriyle bozulmuştur. Isparta Ağır Ceza Mahkemesi, 13/7/2010 tarih ve E.2008/53, K.2010/196 sayılı kararı ile Yargıtay Ceza Dairesinin 18/12/2007 tarihli kararına uymuş, ancak başvurucunun yeniden 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına hükmetmiştir. Başvurucu, Isparta Ağır Ceza Mahkemesinin 13/7/2010 tarihli kararını da temyiz etmiştir. Karar, Yargıtay Ceza Dairesinin 8/10/2012 tarih ve E.2012/557, K.2012/14924 sayılı kararı ile onanmıştır. Yargıtay Ceza Dairesinin 8/10/2012 tarihli onama kararı başvurucu tarafından 14/12/2012 tarihinde öğrenilmiştir. Başvurucu, karara karşı 21/12/2012 tarihinde yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunmuş, ancak talebi Isparta Ağır Ceza Mahkemesinin 7/1/2013 tarih ve 2013/23 Değişik İş sayılı kararı ile reddedilmiştir.B. İlgili Hukuk 5237 sayılı Kanun’un maddesi şöyledir:“(1)Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi, bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.(2) Bu suçtan dolayı açılan davada mahkeme, birinci fıkraya göre hüküm vermeden önce uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi hakkında, tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine; kullanmamakla birlikte, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi hakkında, denetimli serbestlik tedbirine karar verebilir. (Ek cümle: 31/3/2011-6217/20 md.) Bu karar, durma kararının hukuki sonuçlarını doğurur.…”