10. Hukuk Dairesi 2025/10637 E. , 2025/17582 K. "" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/4772 E., 2025/1261 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 14. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/365 E., 2024/590 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından ha…
10. Hukuk Dairesi 2025/10637 E. , 2025/17582 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/4772 E., 2025/1261 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 14. İş Mahkemesi SAYISI : 2023/365 E., 2024/590 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; İzmir 16. İş Mahkemesinin 2023/101 Esas sayılı dosyası ile davacısı ... davalısı davacı ... olan rücu'en tazminat davasının açılmış olduğunu, bu davanın 08.06.2023 tarihli duruşmasında mahkemenin olayın iş kazası olmadığına dair beyanları sebebiyle SGK' yı ve ...' ı taraf göstererek kazanın iş kazası olmadığına dair dava açmak üzere taraflarına bir aylık süre verdiğini bu sebeple davayı açma zorunluluğu doğduğunu, davaya konu tazminat isteminin 04.09.2010 tarihinde meydana gelen kazaya ilişkin olduğunu ...'ın o gün ilk kez davacının iş yerine kamyonla gelen malı işyerine indirmek üzere gelmiş olduğunu ve davacı ile davalı ...'ın daha önce tanışmayıp aralarında iş sözleşmesinden kaynaklanan bir işçi-işveren ilişkisinin bulunmadığını beyanla 04.09.2010 Tarihinde meydana gelen olayın iş kazası olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 04.09.2010 tarihinde geçirdiği kazaya ilişkin açtıkları tazminat davasında İzmir 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/995 E. 2018/194 E. Sayılı dosyasında verilen kararda taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığı ve bu sebeple mahkemenin görevli olduğuna karar verildiğini, bu karara karşı İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2018/3345 E. 2019/2616 K. Sayılı kararında da taraflar arasında işçi-işveren ilişkisi bulunmadığı vurgulandığını, İzmir 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/22 E., 2023/76 K. Sayılı son kararına karşı da davacı yanca yapılmış olan istinaf başvurusu nedeniyle dosya halen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2023/1062 E. Sayılı dosyasına kayıtlı olduğunu beyanla, hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum kayıtlarının tetkikinde, sigortalı ...'ın müvekkili Kuruma ilettiği 13.08.20 14... 612 sayılı dilekçesi ile ... sicil sayılı dosyada işlem gören ...'a ait işyerinde 04.09.2010 tarihinde "asansörün düşmesi sonucu yaralandığını bu nedenle de sürekli iş göremezlik geliri bağlanmasını" talep ettiğini, bu talebe istinaden sigortalılık tespiti için dosya Sosyal Güvenlik Denetmenlerine iletildiğini, Sosyal Güvenlik Denetmenlerince 20.07.20 17... /RT/061 sayılı rapor düzenlendiğini, bu kapsamda raporun sonuç kısmında; sigortalının kaza tarihinde davacı işveren nezdinde 5510 sayılı Kanun'un madde 4/1-a kapsamında sigortalı olduğu ve işveren davacı şirket tarafından sigortalıya ilişkin yasal süresinde yapılan bir bildirimin olmadığından ... hakkında 2010/9 aya ait 1 gün hizmet kazandırılması gerektiği; ayrıca yaşanan olayın 5510 sayılı Kanun'un madde 13/1-a, b hükümlerine göre iş kazası olduğu, yine kazaya ilişkin Kuruma iletilen bir iş kazası bildiriminin bulunmadığı yönünde tespit yapıldığını, denetim raporunda mevcut ifadeler 04.09.2010 tarihinde yaşanan olayın doğrular nitelikte olduğunu, 30.10.20 17... /441 sayılı ünite kararıyla olayın iş kazası olduğu kararı alındığını ve de söz konusu dosya sürekli iş göremezlik derecesinin tespiti için Kurum Sağlık Kuruluna iletildiğini, Kurum Sağlık Kurulunun 26.11.20 18... 500216 sayılı kararı ile sigortalının 04.09.2010 tarihli iş kazası olayı nedeniyle sürekli iş göremezlik derecesi % 100 olarak tespit edildiğini, bu kez Kurumlarınca 2016/21 sayılı genelgesi gereği anılan iş kazası olayındaki kusur tespiti için yeniden Sosyal Güvenlik Denetmenlerinden denetim talebinde bulunulduğunu ve talebe istinaden 25.06.20 21... /406970/024 sayılı denetim raporu düzenlendiğini, bu raporda işveren ... %75 sigortalı ... ise %25 kusurlu olduğu, iş kazasının işveren tarafından müvekkili Kuruma süresinde bildirilmediği, işverenin 6331 sayılı Kanunun 4.maddesi " iş yerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine uyulup uyulmadığını izler denetler ve uygunsuzlukların giderilmesini sağlar ” hükmüne aykırı davrandığı tespit edilerek kazanın meydana gelmesinde davalı işverenin kusurlu olduğu ve 5510 sayılı Kanun'un 21. ve 76. maddeleri gereğince Kurum zararlarından sorumlu olduğu belirtildiğini ve söz konusu Kurum zararının tahsiline ilişkin müvekkili Kurumca işveren aleyhine İzmir 16. İş Mahkemesinin 2023/101 Esasına kayden dava açıldığını, dava konusu olayın iş kazası olarak nitelendirilmesi ve bu yönde işlem yapılması mevzuat hükümlerine uygun olup işbu davanın reddine karar verilmesini gerektiğini beyanla, haksız davanın reddine karar verilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; "1-Davanın kabulü ile dava konusu 04.09.2010 tarihinde meydana gelen ve davacı ...’ın yaralanması ile sonuçlanan kaza olayının 5510 Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13. maddesinin tanım ve tarifine uygun iş kazası olmadığının tespitine " karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Kurum vekili Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde temyiz isteminde bulunmuştur. Temyiz dilekçesinde: a. İzmir 16. İş Mahkemesinin 2023/101 Esasında rücu davası açıldığını, bu davada alınan 21/08/2024 tarihli Bilirkişi raporunda; davacı ile davalı işçi arasında bağımlılık unsurunun olmadığı, davacıya ait işyerinde hammaliye işinin düzenli ve sürekli olduğuna dair hiçbir tanık beyanı ya da somut delilin bulunmadığı, davacının gündelikçi olarak iş oldukça çağırılan bir kişi olduğunun hamal olarak çalışan diğer çalışma arkadaşlarının ifadelerden anlaşıldığı, yine kazalı işçinin hizmetini sürekli ve düzenli olarak davacı işverene tahsis etmediğinin anlaşıldığı, bu durumda davalı işçinin piyasa hamalı olarak çalıştığının ve de 04.09.2010 tarihinde meydana gelen olayın 5510 sayılı Kanun'un 13. maddesi birinci fıkrasının (a) ve (b) bendine göre bir iş kazası sayılamayacağı tespit edilmiş olduğundan mahkemece bu rapor esas alınarak hüküm kurulduğunu, Kurumca yapılan işlemler mevzuata uygun olduğundan ve Mahkeme kararı usul ve yasaya aykırı olduğundan temyiz incelemesi neticesinde mahkeme kararının bozulması ve davanın reddini talep etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davacıya ait işyerinde davalı ...'ın geçirdiği kazanın iş kazası olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi 1. fıkrası hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.