3. Hukuk Dairesi 2024/386 E. , 2024/4303 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/950 E., 2023/947 K. Taraflar arasındaki muarazanın giderilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik…
**3. Hukuk Dairesi 2024/386 E. , 2024/4303 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/950 E., 2023/947 K. Taraflar arasındaki muarazanın giderilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; eczane sahibi müvekkili tarafından davalı Kuruma 61 adet sahte reçete fatura edildiği gerekçesiyle hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu Kapsamındaki Kişilerin Türk Eczacıları Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine ilişkin 2008 ve 2009 yılı Protokollerinin (6.3.19) ve (4.3.6.) maddeleri gereği ceza tesis edildiğini, sahteciliği müvekkilinin yanında kısa süre çalışan kalfası tarafından gerçekleştirilmiş olduğunu, dolayısıyla kurum işleminin haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek; 37.084,00 TL reçete bedelinin, reçete bedelinin 10 katı tutarı olan 190.912,50 TL cezai şart bedelinin ve 2 yıl süre ile sözleşmenin feshedilmesine yönelik işlemin iptalini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; sahte reçete düzenlenen hastaların ve bu konuda yapılan ceza soruşturmasındaki şüpheli beyanlarına göre kurum işleminin hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. III. MAHKEME KARARI İlk Derece Mahkemesinin 29.03.2016 tarihli ve 2013/246 E., 2016/156 K. sayılı kararıyla; eczacı, kalfasının sigortalı sağlık karnelerini ve reçetelerini toplamasına izin verdiği ve Dr. ... Tıp Merkezine reçete yazdırmaya gittiğini bilmemesine imkan olmadığı, eczacının eczanesine gelen ilaç kullanım raporlarını ve bu raporlara istinaden düzenlenen reçeteleri kontrol etmesi gerektiği, düzenlenen protokolde "eczacı ve eczane çalışanları" denilerek çalışanın yanlış ve hatalı davranışlarından davacı eczacının sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 16.10.2018 tarihli ve 2016/16883 E., 2018/9444 K. sayılı ilamıyla; hükmün onanmasına karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunması üzerine, Dairemizin 08.02.2021 tarihli ve 2020/4449 E., 2021/1009 K. sayılı ilamıyla; eczacının, çalışanının eyleminden sorumlu tutulmasının yerinde olduğu, ancak fesih yönünden tesis edilen cezalar 2016 yılı Protokolü ile eczacı lehine azaltıldığından bu Protokolün değerlendirilmesi suretiyle sonucuna uygun karar verilmesi gerektiğinden bahisle, davacının bu yöne ilişkin karar düzeltme talebinin kabulü ile onama kararının kaldırılarak, mahkeme kararının bu yönden bozulmasına karar verilmiştir. B. İkinci Bozma Kararı 1. Bozmaya uyan Mahkemece verilen 13.09.2022 tarihli ve 2021/700 E., 2022/677 K. sayılı kararla; davacının çalışanın yaptığı sahtecilik eyleminden sorumlu olması gerekse de 2016 Protokolünde fesih yönünden tesis edilen cezaların eczacı lehine azaltılmış olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, Kurumca fesih işleminin 1 yıl süre ile uygulanmasına karar verilmiş; karara karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 16.03.2023 tarihli ve 2022/8140 E., 2023/650 K. sayılı ilamıyla; "1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, Mahkemece Dairemizin 08.02.2021 tarihli ve 2020/4449 E. ve 2021/1009 K. sayılı bozma ilamına uyulmasına göre; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmişse de, cezai işleme konu eylemin gerçekleşmesinden sonra yürürlüğe giren 2016 yılı Protokolünün değerlendirilmesinde yanılgıya düşülmüştür. Bu Protokolün (5.3.10) maddesinde sahtecilik eyleminin tekrarı halinde 1 yıl süre ile sözleşmenin feshedileceği yazmaktadır. Eylemin tekrar edip etmediği de yine aynı Protokolün (6.4) maddesine göre belirlenir. Bu maddeye göre fiilin işlendiği tarihten bir yıl önce aynı fiil için tebligat yapılmış ise veya yazılı uyarıya rağmen bir yıl içerisinde aynı fiil işlenerek Kuruma fatura edilirse ilgili maddenin tekrarına ilişkin hükümler uygulanır. Ancak dava konusu uyuşmazlıkta davacının tekrar eden bir eylemi olmaması, davalı tarafından davacının eyleminin tekrar ettiği iddia edilmemiş olması nedenleriyle Mahkemece davacı hakkında fesih cezasının 1 yıl süreyle uygulanmasına karar verilmesi hatalıdır. Davacı dava dilekçesinde 37.084,00 TL reçete bedeli, 190.912,50 TL cezai şart bedelinin ödenmesi ve 2 yıl süre ile sözleşmenin feshedilmesine yönelik işlemin iptalini istemişse de davalı tarafça tahsiline karar verilen 37.084,00 TL ve 190.912,50 TL bedelin her ikisi de cezai şarttır. Hal böyle olunca mahkemenin 2016 Protokolüne göre Kurumun davacıdan toplam 227.996,50 TL cezai şart tahsiline karar vermesi işleminin yerinde olduğuna, davacının sözleşmesini 2 yıl süreyle feshetmesine yönelik işleminin iptali gerektiğinden davanın kısmen kabulüne karar vermesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir."gerekçesiyle, karar bozulmuştur. C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin ilam başlığında ve sayısı belirtilen kararıyla; cezai işleme konu eylemin gerçekleşmesinden sonra yürürlüğe giren 2016 yılı Protokolünün (5.3.10) maddesinde sahtecilik eyleminin tekrarı halinde 1 yıl süre ile sözleşmenin feshedileceği, eylemin tekrar edip etmediği de yine aynı Protokolün (6.4) üncü maddesine göre belirleneceği, bu maddeye göre fiilin işlendiği tarihten bir yıl önce aynı fiil için tebligat yapılmış ise veya yazılı uyarıya rağmen bir yıl içerisinde aynı fiil işlenerek Kuruma fatura edilirse ilgili maddenin tekrarına ilişkin hükümlerin uygulanacağı, dava konusu uyuşmazlıkta davacının tekrar eden bir eylemi olmadığı, davalı tarafından davacının eyleminin tekrar ettiği de iddia edilmediğinden davacı hakkında fesih cezasının 1 yıl süreyle uygulanmasına karar verilemeyeceği, 2016 yılı Protokolüne göre Kurumun davacıdan toplam 227.996,50 TL cezai şart tahsiline karar vermesi işleminin yerinde olduğu, davacının sözleşmesini 2 yıl süreyle feshetmesine yönelik işleminin iptali gerektiğinden bahisle davanın kısmen kabulü ile davalı Kurumun 2016 yılı Protokolüne göre kurumun davacıdan toplam 227.996,50 TL cezai şart tahsiline karar vermesi işleminin yerinde olduğu, davacının sözleşmesini 2 yıl süreyle feshetmesine yönelik işleminin iptaline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuran Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili; eylemin tekrar edip etmediğinin Mahkemece araştırılmadığını, Çankırı 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/241 E. sayısıyla derdest olan dava dosyası incelendiğinde davacının fiillerinin tekrar ettiği ve sözleşme yapılmamasına ilişkin kurum işleminin yerinde olduğunun anlaşılacağını, davanın olay tarihinde yürürlükte olan 2008-2009 yılları İlaç Temin Protokollerine göre çözümlenmesi gerektiğini,2016 yılında yürürlüğe giren Protokol hükümleri dikkate alınarak Mahkemenin bu düzenlemeyi maddi ceza normu olarak kabul etmesi ve kısmi kabul kararı vermesinin doğru olmadığını, meselenin borçlar hukuku ve sözleşme serbestisi kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, dava konusu ve harca esas değer 227.996,50 TL olup davalı lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifeleri gereği nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini savunarak, kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kalfasının gerçekleştirdiği sahtecilik eylemi nedeniyle davacı hakkında uygulanan kurum işleminin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 326 ncı maddesi, 2. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi 'nin 13 üncü maddesi, 3. 04.02.1959 tarihli ve 13/5 ve 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, 4. Türk Eczacıları Birliği Üyesi Eczanelerden İlaç Teminine İlişkin 2016 Yılı Protokolünün (5.3.10) maddesi. 3. Değerlendirme 1. Mahkemece uyulan bozma ilamında belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verilmiş olmasına göre; davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2. Mahkemece bozmaya uyularak davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde, davanın reddedilen kısmı yönünden davalı yararına nispi vekalet ücreti yerine maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na (6100 sayılı Kanun) eklenen Geçici 3 üncü maddesi atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 438 inci maddesinin yedinci fıkrası uyarınca temyiz olunan Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir. V. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Temyiz olunan Mahkeme kararının hüküm fıkrasının (6) numaralı bendinde yazan "9.200,00 TL" rakamının çıkartılarak yerine "24.409,75 TL" rakamının yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 12.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.