Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Çankaya adresinde ... isimli işyerinin işletmeciliğini yaptığını, yanında çalıştığı ...'ün ilgili banka şubesinden kendisinin bilgisi olmadan hesap açtırdığını, hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığında 2015/136384 soruşturma numaralı dosyası ile soruşturmanın devam ettiğini, müvekkiline ait işyerinde POS hesabının açıldığını ve müvekkilinin zarara uğratıldığını, bu zararın tazmini gerektiğini, 2012 yılında müvekkilinin yanında getir-götür işlerine bakan dava dışı ...'ün davalı bankanın Çankaya Şubesinde müvekkili adına hesap açtırdığını, söz konusu hesabın sahte imza ve sahte kimlik bilgileri ile şube yetkilileri tarafından açıldığını, müvekkilinin bu konuda herhangi bir yetki vermediğini, ilgili şube yetkililerinin salt müşteri amaçlı müşteri olsun da ne olursa olsun düşüncesiyle yetkisiz bir kişi tarafından sahte imza kullanmak suretiyle ve sahte kimlik bilgileri ile hesap açıldığını, hesap kartının dava dışı şahsa verildiği gibi birde müvekkiline ait işyerinde kullanılsın diye POS cihazı verildiğini, müvekkilinin bunlardan haberi olmadığını, ancak pos cihazının işyerinde kullanıldığını, bu hususların 2015 yılı Eylül ayında öğrenildiğini, ilgili bankaya 29.09.2015 tarihinde ihtar çekildiğini ve zararın tazmininin talep edildiğini, yine müvekkili adına açılan hesap üzerinden yapılan işlemlerin işaretlendiğini, kaldı ki bu hesap üzerinden müvekkilinin haberi olmadan yapıldığını, müvekkilinin zamanla işlerin kötü gittiğini, iş yapmasına rağmen belirtilen hesaba aktarılan paralar sebebi ile iflasın eşiğine geldiğini ve işyerini kapatmak zorunda kaldığını, tüm bu sebeplerle tespit edilen 97.796.82 TL'lik bir zarar gündeme geldiğini, müşteri-banka sırrı ile ilgili bankanın yapılan usulsüz işlemlerinden sorumluğu nedeniyle anılan bu miktardan bankanın sorumlu olduğunu, bu itibarla fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla 97.769.82 TL'nin işleyecek ticari faizi ile ödenmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine yükletilmesini talep etmiştir.CEVAP:Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın haksız fiil iddiasına dayandığını, davacının hukuki mesnetten yoksun davasını haksız fiil iddiasına dayandırmakta ise haksız fiilden kaynaklanan uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin genel mahkemeler olduğunu, huzurdaki haksız davanın görevsiz mahkemede açıldığını, bu konudaki görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle davanın görev yönünden reddi gerektiğini, davanın hak düşürücü süre ve zamanaşımı yönünden reddi gerektiğini, iyi niyetli hareket etmeyerek yükümlülüklerini yerine getirmeyen davacının açtığı hukuksuz davadan faiz talep etmesinin hukuki dayanağı bulunmadığından faiz talebinin de reddi gerektiğini, müvekkili bankanın kusuru bulunmadığını, bu konuda bankaya husumet yöneltilemeyeceğini, davacının bankanın kusurunu ortaya koyabilecek haklı ve geçerli yasal deliller sunamadığını, muğlak ifadeler ile açılan haksız davanın husumet yönünden de reddi gerektiğini, ... Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2015/136384 soruşturma no.lu derdest dosya ile şüpheli ... hakkında yürütülen bir ceza soruşturması olduğunu, bu nedenle ceza soruşturmasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının hiçbir belge ibraz etmeden soyut kavramlarla dava açılmasının delillerin taraflarca hazırlanma ilkesine aykırı olduğunu, davacının müvekkilinin iddia edilen rekabet hukuku ihlalinden kaynaklanan zararına ve tazminat talebine dayanak olan tüm hususları dilekçesinde sunması gerekirken yalnızca soyut ve içeriği belirsiz kavramlara dayanarak tazminat talep ettiğini, davacının dava dilekçesinde davanın esas konusu olan ve yine davacının bilgi, talep ve imzası ile edindiği POS cihazının davacıya ait işyerinde bir şekilde kullandığının ifade edildiğini, bu durumun maddi gerçekliğe ve hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi TTK hükümlerince de kurulan bir ticari işletmenin yasal sorumlulukları ile de uyuşmadığını, davacının müteaddit defa bankacılık işlemleri yapmış olmasından yola çıkarak ve basiretli bir tacir sıfatı ile bankacılık işlemlerine hakim olması gerekliliği göz önüne alınarak dava konusu POS cihazı ve buna bağlı hesapları sözleşme tarihi olan 06.09.2012 tarihinden hesap kapatma tarihi olan 23.07.2013 tarihine kadar aktif olarak kullandığını, davacının hesabı kapatırken harcama itirazında bulunmamış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, aradan 26 ay geçtikten sonra şikayet ettiğini, bu olaylardan sonra Banka Teftiş Kurulu'nun bankayı teftiş ettiğini, bu olay konusunda davacının arkadaşı olan ...'ü bu işlerden daha iyi anlar düşüncesiyle işin başına getirdiğini, daha sonra ise bu şahsın bel boy olarak gösterdiğini, dolayısıyla davacının çelişkili beyanlarda bulunduğunu, davacı ile yanında çalıştırdığı kişi ile aralarında ne gibi olay geçtiğinin bilinemediğini, çelişkili, muğlak ve gerçeğe aykırı iddialara dayalı davanın reddi gerektiğini, davacının bilgisi dahilinde imzalı onayı ile yaptığı işlemlerden dolayı müvekkilinin sorumlu olmadığını, davacının talebinin hukukumuza hakim olan sözleşmeye bağlılık ilkesine göre taraflar arasında ki sözleşmeye açıkça aykırı olduğunu, davacının dava dilekçesinde talebini hukuken haklı ve geçerli gösterecek bir neden olmadığını, hal böyle iken yukarıda izah edilen nedenler ile basiretli hareket etmesi beklenen ve gereken davacının üstelik ticari işletmesinde bir yılı aşkın süre aktif olarak kullanan POS cihazından yapılan işlemlerin tutarının iadesi için dava açılmasının Türk Medeni Kanun madde 2. de yer alan iyi niyet ve dürüstlük kuralları ile bağdaşmadığını, iyi niyetli ve basiretli tacir gibi hareket etmeyerek yükümlülüklerini yerine getirmeyen davacının açtığı haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.DELİLLER:Davalı banka kayıtları, ... CBS'nin 2015/136384 Sor. Numaralı dosyası, ... 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2017/164 E. 2018/563 K. Sayılı dosyası, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı. GEREKÇE:Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... adlı iş yerinin sahibi iken ... ve davalı bankanın yetkilileri tarafından sahte imza ve sahte kimlik bilgileri ile müvekkiline ait iş yeri adına POS hesabı (TR** **** **** **** **** **** ** IBAN numaralı) açılıp, müvekkilinin zararına olarak kullanıldığını, lakin bu pos cihazı ve belirtilen hesaptan ne müvekkilinin haberi olduğunu ne de bununla ilgili işlem yaptığını, ancak bir şekilde bu POS cihazının müvekkiline ait iş yerinde kullanıldığını, bu husustan müvekkilinin Eylül 2015'de haberdar olduğunu, ilgili bankaya 29/09/2015 tarihinde ihtar ve bildirimde bulunarak zararının tazminini istediğini, müvekkilinin bu durumu başka bir banka şubesine kredi başvurusuna gittiğinde tesadüfen öğrendiğini, bu kapsamda müvekkilinin 97.796,82-TL'lik zararının bulunduğunu, ... hakkında hakkında ... CBS'nin 2015/136384 Sor. Numaralı dosyası ile soruşturma açıldığını ve halen devam ettiğini belirterek, söz konusu zararının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.