T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/672 - 2025/744 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (HMK. 353/1-b.2 Mad. Uyarınca Kararın Kaldırılarak Yeniden Hüküm Kurulmasına) ESAS NO : 2025/672 KARAR NO : 2025/744 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/04/2025 NUMARASI : 2024/739 Esas - 2025/273 Kara…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/672 - 2025/744 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (HMK. 353/1-b.2 Mad. Uyarınca Kararın Kaldırılarak Yeniden Hüküm Kurulmasına) ESAS NO : 2025/672 KARAR NO : 2025/744 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/04/2025 NUMARASI : 2024/739 Esas - 2025/273 Karar DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesine Dayalı İtirazın İptali KARAR TARİHİ : 18/09/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 07/10/2025 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesine dayalı itirazın iptali istemine ilişkin davada, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme neticesinde; İDDİA : Davacı vekili; müvekkili davacının, davalı şirketin sahibi olduğu şantiyelerde devam eden projelerinde alüminyum kompozit panel ile kaplanması işi, balkon ve merdiven korkuluklarının, bina giriş kapılarının malzeme ve işçilikle yapılması, cam cephe giydirme işinin yapılması vs imalat işlerinin yapılması işini gerçekleştirdiğini, yapılan montaj, imalat iş ve işlemleri için çeşitli tarihlerde davalı şirket adına açık faturaların düzenlendiğini, davalının açık faturalara süresinde itiraz etmediğini, fatura içeriğine ilişkin taraflar arasında herhangi bir çekişmenin olmadığını, davalı şirkete yapılan iş ve işlemler karşılığında toplamı 4.297.213,85 TL tutarındaki faturaların düzenlendiğini, davalının faturalara karşılık 2.228.356,00 TL ödediğini ve müvekkilinin 2.068.857,85 TL tutarında bakiye alacağının kaldığını, davalının ödeme yapmaması nedeniyle ve TTK 1530 nedeniyle temerrüde düşmesiyle davalı aleyhine başlatılan icra takibinin davalının borca ve takibe itirazı ile durduğunu ileri sürerek, davalının icra dosyasına yaptığı itirazının 1.200.000,00 TL asıl alacak miktarı üzerinden iptaline, takibin talep miktarınca aynen devamına, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere davalının icra inkâr tazminatına mahküm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. SAVUNMA : Davalı vekili; Davalı vekili cevap dilekçesi olarak sunduğu 04/01/2019 havale tarihli dilekçesinde; müvekkilinin davacıya borcunun olmadığını, davalı ile ticari ilişkinin varlığı ve bu kapsamda üç ayrı mekanda iş yaptırıldığı hususunda bir tereddütün bulunmadığını, işlerin tam olarak yapılmadığını, davacıya yapıları ödemelerin nakit, çek, araç verilmesi, daire verilmesi ve SGK borçlarının ve sigorta borçlarının kapatılması suretiyle yapıldığını, Dosya kapsamında sunulan faturalar karşılığında davacıya 3 ayrı bölgedeki yaptırılan işler için; Havale/EFT yoluyla 587.000,00 TL, çek olarak 1.771.000,00 TL, barter (Daire verilmek suretiyle) 1.799.000,00 TL, araç verilmesi suretiyle 299.790,00 TL, SGK Ödemeleri 33.212,87 TL ve araç sigortaları ve lastik bedeli için 7.940,75 TL olmak üzere toplam 4.497.943,42 TL tutarında ödeme yapıldığını, davacıya yapılan işler karşılığı olarak 127.700 bedelli bir araç, 70.500 TL bedelle başka bir araç verilirken, 55.268 TL bedelli aracın 26.690,00 TL ise kredili alınan aracın peşinatı olarak sayılmak suretiyle hesap yapıldığını, 74.900,00 TL bedelli bir başka aracın tescilinin davacının alacaklısı olan ... isimli firmaya yapılmak suretiyle toplam 299.790,00 TL karşılığı araç verilmek suretiyle yapılan ödemeler olarak kayıtlara geçtiğini savunarak, davanın reddine ve davacının kötü niyet tazminatına mahküm edilmesine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; "Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın kısmen iptaline ilişkindir. Davacı tarafından Ankara 25. İcra Müdürlüğünün 2018/12227 esas sayılı dosyasında toplam 3.837.360,90 TL fatura asıl alacağı ve işlemiş faiz alacağın tahsili için başlatılan icra takibinde ödeme emrine davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu ve davacı tarafından 1.200.000,00 TL asıl alacağa yönelik yapılan itirazın iptali talebiyle iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında takibe konulan faturalarda uyuşmazlık konusu olmadığı, davalı tarafın takibe konulan fatura bedellerini ödediğini iddia ettiği bu şekilde taraflar arasındaki uyuşmazlığın takibe konu faturaların ödenip ödenmediği, faturalar nedeniyle davacının alacaklı olup olmadığı, varsa miktarı konusundan kaynaklandığı anlaşılmıştır. Mahkememizce dosya mali müşavir bilirkişiye tevdi edilerek bilirkişiden 08/07/2019 tarihli rapor alınmıştır. Bilirkişi raporunda her iki taraf defterlerinin HMK 222/2 maddesindeki şartları taşıdığını, dava ve takibe konu faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olduğunu, davacının defter kayıtlarına göre davalıdan 1.968.702,60 TL alacaklı iken, davalı defter kayıtlarında davalının davacıya borçlu olarak gözükmediğini, taraf defterlerinde 1.968.702,60 TL lik farkın bulunduğu, bu farkın davacının ticari defter kayıtlarına göre 331.021,24 TL lik alacak kaydının davalı kayıtlarında yer almamasından, davalı defter kayıtlarına göre de 2.299.723,83 TL tutarında borç kaydının davacı kayıtlarında yer almamasından kaynaklandığının tespit edildiğini, sonuç kısmında belirtilen belgelerin sunulması halinde bir sonuca varılabileceğini bildirmiştir. Davacı vekili rapora karşı beyan dilekçesinde davalı tarafından 3. kişilere yapılan araç verilmek suretiyle yapılan ödemeler ile daire verilmek suretiyle yapılan ödemelerin müvekkiline borçlandıracak şekilde cari hesabın kapatıldığını, davalı tarafından yapılan işlemlerin hukuka aykırı olduğunu, söz konusu ödeme iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davalı taraf ile müvekkili arasında adına satışı yapılan daire haricinde barter sözleşmesi bulunmadığı gibi davalı firmadan alacağın temlikine ilişkin de herhangi bir sözleşme bulunmadığını, müvekkiline ait ticari kayıtlarında sehven mükerrer kayıt yapıldığını, ... bankasına ait olan 85.000,00 TL lik çekin mükerrer olarak kaydedildiğini belirtmiş ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili beyan dilekçesinde, taraflar arasındaki işlere ilişkin sözleşmelerin EK 1 de , çek teslim makbuzlarının EK 2 'de, araç verilmek suretiyle yapılan ödemelere ilişkin belgelerin EK 3'de, davacıya veya tapu masraflarında sarfı nazır edebilmek maksadıyla davacının talebiyle 3. Kişilere devredilen dairelerin tapu kayıtları ve bilirkişilerce talep edilen faturaların EK 4'de, davacının babasına devredilen daire hariç diğer 3 dairenin devrine ilişkin belgelerin Ek 5'de, dairelerin yapılan sözleşme kapsamında başlangıçta ...'na ait olduğunu gösteren ... Konutları Gelir gider tablosu ve diğer belgelerin EK 6'da sunulduğunu, davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını bildirmiştir. Bilirkişi tarafından talep edilen belgelerin sunulması nedeniyle dosya tekrar bilirkişiye tevdi edilerek bilirkişiden 05/12/2019 tarihli ek rapor alınmıştır. Bilirkişi ek raporunda özetle; davalının ticari defter kayıtları üzerinde yeniden yapılan incelemede 331.021,24 TL lik tutarındaki alacak kaydının davalı kayıtlarında yer almamasının, bu tutardan 70.921,24 TL'nin davalı tarafından davacıya ait cari hesap hareketlerinin birçok hesapta takip edilmesinden ve 85.000,00 TL nin ise davacının mükerrer kaydından kaynaklandığını, bu tespite göre davacının ticari defter kayıtlarındaki 175.000,00 TL tutarındaki alacak kaydının davalı kayıtlarında yer almadığının görüldüğünü, davalı defter kayıtlarında toplam 2.299.723,83 TL tutarındaki borç kaydının davacının defter kayıtlarında yer almadığının tespit edildiğini, davacının defter kayıtlarına göre 1.968.702,60 TL ile 85.000,00 TL tutarındaki mükerrer tahsilat kaydının düzeltilmesi neticesinde 2.053.702,60 TL alacaklı iken davalı defter kayıtlarında ise davacıya borcunun görünmediğini, davalının defter kayıtları ile dava dosyasına sunulan bilgi ve belgelerin incelemesi sonucu davacının davalıya yapmış olduğu ödemelerin aşağıdaki şekilde olduğunu belirterek, yapılan ödemelere ilişkin kayıtlar ayrıntılı şekilde açıklanmış ve sonuç olarak bilirkişi tarafından davacıya iş karşılığı araç verilmek suretiyle 153.848,51 TL, davacının babası ...'na daire verilmek suretiyle 400.000,00 TL , davacıya daire verilmek suretiyle 318.600,00 TL , davacıya çek verilmek suretiyle 90.000,00 TL, davacının SGK primlerinin ödenmesi suretiyle 33.217,87 TL, davacının araç sigortaları nedeniyle 5.316,23 TL olmak üzere toplam 1.000.982,61 TL nin davacının da alacağından düşülmesi gerektiğini, davacının defter kayıtlarında gözüken davacının alacağından mahsup edilen plaka ve bandrol masrafları dahil 74.900,00 TL bedelli aracın alacaklı olduğu belirtilen ... isimli firmaya yapıldığı, ancak dosya içeriğinde davacının davalıdan olan alacağının 3. Kişilere temliki amacıyla düzenlenmiş herhangi bir temliknamenin bulunmadığını, dosya içeriğine göre aşağıda belirtilen dairelere ilişkin barter sözleşmesinin bulunmadığını, Sincan ilçesi 3 ada 29 parsel 10 numaralı daire satış bedeli olduğu iddia edilen ve davacının banka hesabına satış tarihinde İsmail Sağbazar tarafından yapılan 208.258,00 TL tutarındaki ödemenin, ... nolu ve 15 nolu dairelerin satışından önceki dönemlerde apartman gelir gider çizelgelerinde davacının isminin bulunmasının, tek başına barter sözleşmesi kapsamı içine alındığını ispata yeterli olup olmayacağının takdirinin mahkemede olduğunu bildirmiştir. Davalı tarafından Ankara Batı CBS'ye yapılan şikayet üzerine başlatılan soruşturmanın sonucunun beklenmesine karar verilmiş, Ankara Batı CBS tarafından davalı şirketin şikayeti üzerine davacı ... hakkında serbest meslek sahibi kişilerin dolandırıcılığı suçundan yapılan soruşturma sonucunda 09/07/2021 tarih 2021/2738 soruşturma ve 2021/12912 karar nolu kararla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği tespit edilmiştir. Her ne kadar davalı taraf savcılık tarafından dinlenen tanık beyanları dikkate alınmasını talep etmiş ise de tanık beyanları ile ispat edilmek istenen hususun hukuki işleme yönelik olması, HMK 200 ve 201 maddeleri gereğince ödeme hususunun tanıkla ispat edilmesinin mümkün olmaması ve şikayet hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi nedeniyle Ankara Batı CBS 'ca dinlenen tanıkların beyanları dikkate alınmamıştır. Tapu kayıtları ve resmi senetlere göre ... parsel 10 nolu bağımsız bölüm taşınmaz 29/04/2016 tarih 2017/258 yevmiye numaralı resmi senetle davalı şirket tarafından 110.000,00 TL bedelle dava dışı ...'a satıldığı, ... parsel 8 nolu bağımsız bölüm 02/11/2016 tarih 48276 yevmiye numaralı resmi senetle davalı şirket tarafından 225.000,00 TL bedelle ...'na satıldığı, ... parsel 34 nolu bağımsız bölümün davalı şirket tarafından davacıya satıldığı,... parsel 7 nolu ve 15 nolu bağımsız bölümün 08/03/2017 tarih 9976 yevmiye numaralı resmi senetle davalı şirket tarafından 250.000,00 TL bedellerle ...'a satıldığı, resmi senetlerde satış bedelinin nakden ve tamamen alındığının yazılı olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafın ödeme iddiaları yönünden yapılan değerlendirme sonucunda, bilirkişi tarafından tespit edilen, iş karşılığında araç verilmek suretiyle 153.848,51 TL ile barter sözleşmesinde davacıya verileceği kararlaştırılan dairenin davacının babasına satış yoluyla verilmesi suretiyle 400.000,00 TL davacıya verilen daire nedeniyle 318.600,00 TL, davacıya verilen çek nedeniyle 90.000,00 TL, davacının SGK primlerinin ödenmesi nedeniyle 33.217,87 TL, davacının araç sigortaları nedeniyle 5.316,23 TL olmak üzere toplam 1.000.982,61 TL nin davalı tarafından fatura bedellerine karşılık davacıya ödeme yapıldığı kanaatine ulaşılmıştır. Ancak ... isimli firmaya yapılan 74.900,00 TL lik ödemelerin, davacının talimatına istinaden fatura bedeline karşılık yapıldığının ve alacağın temlik edildiğinin ispat edilememiş olması, ayrıca ... ve ... 'a satışı yapılan dairelerin davacının alacağına karşılık yapıldığının ispat edilememiş olması, daire alanın ... olması nedeniyle İsmail Sağbazar tarafından davacıya yapılan ödemenin tek başına taşınmazın davacı lehine verildiğinin kanıtı olmayacağı, ayrıca dava dışı apartman yönetimine ait belgelerin tek başına dairelerin davacının talep ve talimatı ile verildiği hususunu ispat etmeyeceği kanaati ile söz konusu işlemlere ilişkin ödeme iddiaları yerinde görülmemiştir. Ödemeler yönünden sonuç olarak bilirkişi raporunda tespit edilen davalı tarafından fatura bedellerine karşılık davacıya toplam 1.000.982,61 TL lik taşınır ve taşınmaz mal verilmesi, çek verilmesi, nama ödeme yapılması suretiyle bu miktar ödeme yapıldığının davalı tarafından ispat edilmiş olduğu, bu miktarın üzerindeki ödeme iddialarının ispat edilemediği anlaşılmıştır. Yapılan yargılama sonucunda 01/12/2021 tarih ve 2018/854 Esas, 2021/764 Karar sayılı kararı ile; davacı tarafından takibe ve davaya konu edilen faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının faturalara göre 2.053.702,60 TL alacağının bulunduğu, bu alacağın 1.000.982,61 TL sinin yukarıda açıklandığı şekilde davalı tarafından ödenmiş olduğu, davacının 1.052.719,99 TL bakiye alacağının bulunduğu, bu alacağın ödendiğinin davalı tarafından ispat edilemediği, bu nedenle bu miktar kadar davalı tarafından ödeme emrine yapılan itirazın haksız olduğu kanaatine varılmakla davacının davasının kısmen kabulüne, faturaya dayalı alacak likit olduğundan itirazın iptaline karar verilen alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Karara kaşı istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi tarafından 30/06/2022 tarih 2022/123 Esas 2022/709 Karar sayılı kararı ile mahkememiz kararının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesince kararda davalı tarafın çekler verilerek ödemeler yaptıkları savunması yönünden, söz konusu çeklerin ibraz edilip edilmedikleri, ödenip ödenmedikleri, çeklerin arkalı önlü fotokopileri ilgili bankalardan getirtilmeli, davacının SGK primlerinin ödendiği yönündeki savunma yönünden ilgili SGK ödeme belgeleri getirtilmeli, bunların davalı ödemesi olarak kabul edilip edilmeyecekleri bu belgeler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş ise de, davacı vekilinin 10/10/2022 tarihli dilekçedeki 12/10/2022 tarihli duruşmadaki davacı vekilinin SGK ve çek ödemelerine ilişkin belgeleri davalı tarafın sunduğu, kendi kabullerinde olduğu, bu konuda uyuşmazlık olmadığı ve davalı vekilinin SGK ve çek ödemeleriyle ilgili taraflar arasında bir sorun olmadığına ilişkin beyanı dikkate alınarak mahkememizce SGK ve çek ödemeleriyle ilgili yazı yazılmasına yer olmadığına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı doğrultusunda tanıklar ... ve ... dinlenmiş, ancak tüm yazışmalara rağmen temin edilemeyen ...'ın dinlenmesinden her iki tarafın beyanları dikkate alınarak vazgeçilmiştir. Tanık ...'ın davacı ... Alüminyum ile ticaretlerinin olduğu, Yeşilovada yaptırdıkları ... projesinde davacının cephe kaplaması işi yaptığı, bunun karşılığında bir dükkan ve üstüne para verdiği, kendisinin de ... Alüminyumdan 2 tane daire aldığı, verdiği dükkan pahalı olduğu için cephe kaplama işi ve aldığı 2 dairenin verdiği dükkan ve ödediği paraya tekabül ettiğine ilişkin beyanı dikkate alındığında ...'la davalı tarafça satılan dairelerin davacı adına devredildiği, bedelinin davacı tarafından tahsil edildiği, bu nedenle davalının ödemesi olarak kabulü gerektiği anlaşılmıştır. Davacının babası olan tanık ... da özetle; davalının müteahhitliğini yaptığı ... evlerinden bir daire satın aldığını, 350.000,00 TL daire bedelini ...'a bizzat elden ödediğini, eşinin vefatından sonra davacı ve diğer oğlunun kız kardeşleriyle uğraştırmamasını söyleyince satın almış olduğu daireyi ...'a devrettiğine ilişkin beyanda bulunmuştur. Her ne kadar mahkememizce ilk kararda Barter sözleşmesi ile davacıya verileceği kararlaştırılan dairenin davacının babasına devredilmiş olması nedeniyle daire bedeli olan 400.000,00 TL ödeme davalı ödemesi olarak kabul edilmiş ise de, Bölge Adliye Mahkemesince ...'nun tanık olarak dinlenmesine ilişkin kararı ve tanığın beyanının içeriği dikkate alınarak ...'nun daireyi kendi parasıyla satın aldığı, dolayısıyla davalı ödemesi olarak kabul edilemeyeceği kanaatine varılmıştır. Diğer taraftan ... adına kayıtlı taşınmazın da ödeme olarak kabul edilmesi davalı tarafça talep edilmiş ve buna ilişkin ilk karardan önce sunulan dekont ve savcılık ifadeleri sunulmuş ise de, Bölge Adliye Mahkemesince söz konusu delillere rağmen ...'ın tanık olarak dinlenmesine karar vermiş olması, savcılık ifadesinde taşınmazı davacıdan aldıklarına ilişkin beyanda bulunmaması hususu dikkate alındığında ödeme iddiasının davacı tarafça ispat edilemediği mahkememizce kabul edilmiştir. İlk kararda davalının ödeme miktarı olarak belirlenen toplam 1.000.982,61 TL'den ...'na verilen daire bedeli olan 400.000,00 TL'nin düşülmesi ve davalının ödemesi olarak kabul edilen ...'a satılan 2 adet taşınmaz karşılığı 660.000,00 TL'nin eklenmesi sonucu davalının toplam ödeme miktarı 1.260.982,61 TL olmaktadır. Bu miktarın davacının 2.053.702,60 TL'den mahsubu ile bakiye davacının 792.719,99 TL alacağının kaldığı sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan yargılama sonucunda 21/02/2024 tarih ve 2022/580 Esas, 2024/112 Karar sayılı kararı ile; davacı tarafından takibe ve davaya konu edilen faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının faturalara göre 2.053.702,60 TL alacağının bulunduğu, bu alacağın 1.260.982,61 TL'sinin yukarıda açıklandığı şekilde davalı tarafından ödenmiş olduğu, davacının 792.719,99 TL bakiye alacağının bulunduğu, bu alacağın ödendiğinin davalı tarafından ispat edilemediği, bu nedenle bu miktar kadar davalı tarafından ödeme emrine yapılan itirazın haksız olduğu kanaatine varılmakla davacının davasının kısmen kabulüne, faturaya dayalı alacak likit olduğundan itirazın iptaline karar verilen alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Karara kaşı istinaf yoluna başvurulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi tarafından 03/10/2024 tarih 2024/522 Esas 2024/822 Karar sayılı kararla; mahkememizin kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin söz konusu kararına istinaden Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2020/5297 Sor. ve 2021/2738 Sor. sayılı dosyalarının celbi istenmiş, cevabi olarak alınan yazılardan; 2020/5297 soruşturma sayılı dosyasına iddianame yazıldığı, ancak mahkeme tarafından iade edildiğinden dosyanın 2021/2738 nolu soruşturma numarasını aldığı, söz konusu dosyada ise 09/07/2021 tarih ve 2021/2738 soruşturma, 2021/12912 karar nolu kararı ile taraflar arasındaki ilişkinin ticari alım satımdan kaynaklanan hukuki ihtilaf olduğu gerekçesi ile "serbest meslek sahibi kişinin dolandırıcılığı" suçundan kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, verilen karara karşı müşteki vekili tarafından itiraz edildiği, Ankara Batı 2.Sulh Ceza Hakimliğinin 03/08/2021 tarih ve 2021/4918 D.İş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Davacı, davalının üstlendiği bir kısım projelerde alüminyum kompozit panel ile kaplama, balkon ve merdiven korkuluklarının, bina giriş kapılarının yapılması, cam cephe giydirme işleri yaptığını, davalının iş bedelinin bir kısmını ödemediğini iddia ederken; davalı ise iş bedelini ödediğini savunmaktadır. Alınan bilirkişi raporu ve tüm delillere göre, takibe ve davaya konu edilen faturaların taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının faturalara göre 2.053.702,60 TL alacağının bulunduğu belirlenmiştir. ...'a satılan söz konusu yerdeki 7 ve 15 numaralı iki adet daire ile ilgili olarak ticari ilişkilerin yazılı deliller ile ispatı gerekli olup, bahsi geçen ticari ilişkileri doğrular bir belge sunamadığı görülmekle 660.000,00 TL'lik söz konusu taşınmaz devirlerinin davalı ödemesi olarak kabul edilmemiştir. Öte yandan, sözleşme ile davacıya ...'a isabet edecek daire için baba ...'ın bedel ödeyip, bu daireyi bir süre sonra oğluna devretmesi hayatın olağan akışına da uygun düşmediğinden bu daire devrinin sözleşmede belirtilen 400.000,00 TL bedel üzerinden davalı ödemesi olarak değerlendirilmesi gerektiği, buna doğrultuda yapılan hesaba göre yapılan diğer ödemelerde dikkate alındığında davalının yapmış olduğu toplam ödeme miktarının 1.052.719,99 TL olduğu sonucuna varıldığı, bu miktarın davacının 2.053.702,60 TL alacağından mahsubu ile bakiye davacı alacağının 1.000.982,61 TL alacağının bulunduğu, bu alacağın ödendiğinin davalı tarafından ispat edilemediği, bu nedenle bu miktar kadar davalı tarafından ödeme emrine yapılan itirazın haksız olduğu" gerekçesi ile, davanın kısmen kabulüne, Ankara 25. İcra Müdürlüğü'nün 2018/12227 Esas sayılı dosyasında davalı tarafından ödeme emrine yapılan itirazın 1.000.982,61 TL asıl alacak miktarı üzerinden iptaline, takibin bu miktar üzerinden devamına davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine ve alacağın %20'si olan 200.196,52 TL tutarında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davalı tarafça cevap dilekçesinin süresinde sunulmadığını, davalı tarafın davanın dayanağının alacağın temlikine dayandığını ileri sürdüğünü, ancak bu iddiasını destekleyecek herhangi bir temlik sözleşmesi veya bir belge sunmadığını, istinaf aşamasında ise inanç sözleşmesine dayanıldığının ifade edildiğini, davalının savunmalarının önce temlik, ardından inanç sözleşmesi iddiasına yönelmesinin savunmalarının tutarsız ve dayanaksız olduğunun göstergesi olduğunu, yerel mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacının ticari defter kayıtlarında, SGK ödemeleri ile birlikte, davalı tarafından dava dışı üçüncü kişilere yapıldığı ileri sürülen araç ve daire satışlarına ilişkin bazı ödemeler, davacının borç hanesine kaydedildiği, bu kayıtlarla, davalının kendi yaptığı işlemleri, davacının alacağından mahsup etmeye çalıştığı ortaya konduğunu, davalının müvekkiline karşı yüklendiği edimlerini tam ve gereği gibi yerine getirmediğini, ticari defterlerine gerçeğe ve usule aykırı kayıtlar düşerek, basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğüne açıkça aykırı hareket ettiğini, ticaret hayatında profesyonel olarak faaliyet gösteren bir şirketin bu türden hatalı kayıtlar yapması, kasıtlı ve kötü niyetli bir davrandığının göstergesi olduğunu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliği ve niceliği itibariyle tanık deliline dayanma hakkının bulunmadığını, taşınmazın tapuda belirtilen satış bedelinin 225.000,00 TL, davalı tarafından sunulan ve ... adına düzenlenen faturada ise 235.000,00 TL olarak gösterildiğini, buna rağmen yerel mahkemece, söz konusu devri sözleşmede belirtilen 400.000,00 TL üzerinden değerlendirerek bu bedeli davalı tarafın yapmış olduğu ödeme olarak kabul ettiğini, bu durumun dosya kapsamına ve gerçeğe aykırı olduğunu, Ankara 25. İcra Müdürlüğü 2018/12227 sayılı icra dosyasına yatırılan ve işbu itirazın iptali davasında yatrılacak peşin harçtan mahsubu sağlanan 19.186,80 TL yönünden davalıdan tahsili yönünde hüküm kurulmamasının hatalı olduğunu, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin verilen kararın yerinde olduğunu, ancak alacağın miktarının tespiti hususunda eksiklikler bulunduğunu, davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dosya kapsamında daha önceden verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararında ... ile ilgili yapılan ticaret ilişkin belgelendirme yapılması belirtilmesine ve bu durumun kendilerince duruşmalarda ısrarla talep edilmiş olunmasına rağmen bu hususun yok sayıldığını ve aleyhlerine karar verildiğini, ...'ın beyanında olduğu üzere ... ... olan alacağına binaen devredilen daireler mahkemece yok sayıldığını, yine istinaf bozma ilamında belirtilmiş olan Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı dosyasının dosyaya bir etkisi olup olmadığının değerlendirilmediğini, bu dosyada hem ... ve hem de ... Cam isimli firmanın sahibinin daire ve araba devirlerine ilişkin beyanları ile diğer tanık beyanlarının müvekkilinin herhangi bir borcu olmadığını açıkça ortaya koyduğunu, müvekkilince birden fazla kez dosyaya sunulan ve ... tarafından da Savcılık dosyasına ifadesi esnasında sunulan Daire karşılığı ... ... para gönderilmesine ilişkin dekontun göz ardı edildiğini, yerel mahkemece eksik inceleme ve araştırma neticesinde verilen kararın isabetli olmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : Dava, eser sözleşmesine dayalı itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Mahkemece davanın kısmen kabulü ile 1.000.982,61 TL üzerinden itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmiş olup, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Açılan dava itirazın iptali davasıdır. Ankara 25. İcra müdürlüğünün 2018/12227 Esas sayılı dosyası ile davalı borçlu hakkında yapılan takibe, davalı borçlunun itiraz etmesi üzerine duran takibin, devamını sağlamaya yöneliktir. Davaya konu icra takibi ilamsız takiptir. Fatura alacağına dayalıdır. İcra dosyasındaki asıl alacağın bir kısmı eldeki davaya konu edilmiştir. Feri alacaklar yönünden dava dilekçesinde bir harç yatırılmamış olup, yargılama sonuna kadar da tahkikat aşamasında herhangi bir ıslah işlemi davacı tarafça yapılmamıştır. Dairemizce dava bu haliyle 1.200.000,00 TL'lik asıl alacak miktarı üzerinden incelenmiştir. Eldeki davada icra takibine süresinde itiraz edilmiş 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde de iş bu dava açılmıştır. İcra dosyasına ya da Dairemiz dosyasına yetki yönünden herhangi bir itirazda bulunulmamıştır. Davacı taraf davalıya alüminyum kompozit panel, cephe giydirme, işleri yapmayı taahhüt etmiş, ürettiği eserin ücretinin ödenmemiş olması nedeniyle icra takibi yaptığını ve eldeki davayı açtığını belirtmiş, alacağın likit olduğunu da iddia ederek icra inkar tazminatı talebinde de bulunmuştur. Davalı taraf davacı iddialarını reddetmiş, davaya konu eser sözleşmesi karşılığı olan ücretin muhtelif tarihlerde, araç devri yapılarak, çek keşide edilerek, davacı yerine SGK prim ödemeleri yapılarak, davacı araçlarının sigortalarını yaptırıp sigorta bedellerini ödemek suretiyle, davacıya daire devirleri yapmak suretiyle ödediğini bir borcu kalmadığını savunmuştur. Davacı taraf cevaba cevap dilekçesi ile; davalı tarafın yasal süresi içerisinde cevap vermediğini belirtmiş, bu yönü ile dosya incelenmiş, gerçekten de davalı tarafın süresini aşarak cevap verdiği belirlenmiştir. Bu durum karşısında davalı tarafın delil bildirme hakkı kalmamıştır. Davacı taraf da HMK. 141. maddesi gereğince ön inceleme aşamasından sonra davalı tarafın delil bildirmesine açıkça muvafakat etmemiştir. Bunun sonucu olarak, davalı, borcu sona erdiren sebepler haricindeki konularda delil bildirme hakkını kaybetmiştir. Eser sözleşmelerinde eserin iş sahibinin kullanma amacına, fen kurallarına uygun olarak üretilip teslim edildiği hususunu kanıtlama yükümlülüğü yüklenicidedir. Karşılığı olarak iş sahibinin eserin bedelini ödeme yükümlülüğü bulunmaktadır. Takip ve davaya konu faturalar davalının defterlerinde kayıtlıdır. Bu husus davalı açısından bağlayıcıdır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu husus tespit ve beyan edilmiştir. Bu hali ile görülmekte olan davada ödemeye ilişkin ispat yükümlülüğü davalı taraftadır. Daha önceki aşamalarda ilk derece mahkemesi tarafından verilen karar iki kez Dairemize intikal etmiş, Dairemizce eksik inceleme ve değerlendirme yapıldığı için mahkeme kararlarının kaldırılmasına karar verilmiştir. Davacı söz konusu iş ve sözleşme nedeniyle davalıya toplamda 4.297.213,84 TL tutarında fatura düzenlemiş, davaya konu icra takibini ise asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı olarak 3.837.360,97 TL üzerinden başlatmış, davalı borçlunun süresinde takibe itiraz etmesi üzerine 1.200.000,00 TL asıl alacak ve bunun ferileri üzerinden itirazın iptali davası açmış ve asıl alacak miktarı üzerinden harç ödemiştir. İlk derece mahkemesince alınan mali müşavir bilirkişi raporunda davacı defterlerine göre, davacının 1.968.702,60 TL alacaklı göründüğü, davalı defterlerine göre ise, davalının davacıya bir borcunun olmadığı saptaması yapılmıştır. Taraf ticari defterleri birbirleri uyumlu değildir. Bu nedenle ticari defter delili ile uyuşmazlığın çözülmesi mümkün değildir. Davalı taraf, davacı tarafa bir borçları kalmadığını belirterek, ödemelerinin detaylarını şu şekilde açıklamıştır. Havale / EFT yoluyla yapılan ödemeler 587.000,00 Çek olarak yapılan ödemeler 1.771000,00 Barter (Daire verilmek suretiyle yapılan ödemeler 1.799.000,00 Araç verilmek suretiyle yapılan ödemeler 299.790,00 Davacının yaptığı işlerdeki SGK ödemeleri 33.212,87 Davacının araç sigortaları ve lastik bedeli 7.940,55 ------------------------------------------------------------------------------------------ Toplam 4.497.943,42 TL Yukarıda dökümü yapılan davalı tarafın ödeme savunmasına esas teşkil ettiğini belirttiği hususlar BK. 86 - TBK. 102. maddedeki esaslar dahilinde, muaccel borca karşılık yapılıp yapılmadığına ilişkin karine göz önüne alınarak hususen tek tek değerlendirildiğinde; İlk derece mahkemesince alınan mali müşavir bilirkişi raporu ve dosya kapsamındaki belgeler ile sabit olduğu üzere, davalı taraf davacıya çekler keşide edip çek bedellerini ödemek suretiyle 90.000,00 TL, davacı işçilerinin SGK primlerini ödemek suretiyle 33.217,87 TL, davacıya araç devirleri yapmak suretiyle 153.848,51 TL, davacı araçlarının sigorta bedellerini ödemek suretiyle 5.316,23 TL, ödemede bulunmuştur. Söz konusu bu ödemelerin tamamı takip tarihi öncesinde yapılmış olup, davalı tarafın takip ve davaya konu borca karşılık ödemesine konu yaptığı makbuz ve belgelerin tamamının davalı tarafça sunulduğu anlaşılmıştır. Bu durum davalı borçlu lehine bir durumdur. Bu ödemelerin davalı tarafından, dava ve takibe konu muaccel borç için yapıldığına delil ve karinedir. Bu hususun aksinin davacı tarafça kanıtlanması gerekir. Bu hal ve durum içinde davacı taraf herhangi bir ispat girişiminde bulunmamış, ve bu karinenin tersini hukuk önünde korunur şekilde kanıtlayabilmiş değildir. Bu sebebe dayalı olarak söz konusu makbuz ve belgelere dayalı olarak yapılan ödemeler geçerli sayılmış, neticeten davacı alacağından tenkis edilmiştir. Bu durum mahkememizce dosya içeriğine ve hukuka uygun bulunup benimsenen bilirkişi raporunda da net bir şekilde belirtilmiştir. Davalı şirket adına kayıtlı ... Parsel ve 34 nolu bağımsız bölümü 24/01/2018 tarihinde davalı şirket, davacıya 200.000,00 TL üzerinden devretmek suretiyle ödemelerde bulunmuştur. Davalı defterlerinde 34 nolu bağımsız bölüm için yapılan ödeme 318.600,00 TL olarak kayıtlı olup, davalı bu miktar üzerinden ödeme yapıldığını savunmaktadır. Davacı defterlerinde bu hususta bir ödeme kaydı yoktur. Davalı taraf da resmi senetteki bedelin üzerinde bir bedel ödediklerine ilişkin yazılı bir delil sunamamıştır. Bu nedenle, bu ödeme 200.000,00 TL olarak kabul edilmelidir. Davalı şirket adına kayıtlı ... Parsel 8 numaralı bağımsız bölümü, davaya konu borcun ödenmesi amacıyla ve davacının talimatı ile, davacının babası olan ...'na devredildiğini, bu sebebe dayalı olarak konuya ilişkin faturada belirtilen 400.000,00 TL'nin de davacı alacağından tenkis edilmesi gerektiğini savunmuştur. Taraflar arasındaki sözleşme 12/01/2016 tarihlidir. Sözleşmenin ödeme şekli başlıklı maddesinde; 8 nolu dairenin tapusu ve mülkiyet hakkı ile birlikte yüklenici firma olan ... Alimünyum firma sahibi ...'na verileceği belirtilmiştir. Bunun dışında 8 nolu bağımsız bölümün mülkiyetinin aktarılması hususunda hukuken geçerli herhangi bir belge dosya içerisinde bulunmamaktadır. Yani taraflar 8 nolu bağımsız bölüme ilişkin barter, ya da temlik sözleşmesi yapmamışlardır. Dosya içeriğinde böyle bir belge bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki sözleşme 12/01/2016 tarihlidir. Davalı taraf dosya içerisinde bulunan 02/11/2016 tarihli fatura ile, yapılan ödemenin davacı talebi ile ve davacı ... alacağına mahsuben yapıldığını savunmaktadır. Davacı taraf ise bu savunmayı kabul etmemektedir. Nitekim söz konusu faturada davacı taraf değildir. Faturanın muhatabı ...'dur. ... ise davacı firmanın sahibi ...'nun babasıdır. Getirtilen tapu kayıtlarına göre davalı tarafın dava konusu sözleşme gereğince kendisine yüklenilen borca mahsuben 8 nolu bağımsız bölümün dava dışı üçüncü kişi ...'na devredildiğini savunmuştur. Savunmasını böyle yapılandırmıştır. Dosya içerisindeki tapu kayıtları incelendiğinde 8 nolu bağımsız bölümün 01/11/2016 tarihinde ... adına kayıtlandığı görülmüştür. Yine bu tarihten yaklaşık 4 yıl sonra 15/06/2020 tarihinde mülkiyet davacıya babası ... tarafından aktarılmıştır. Her iki tapu tescil işlemi satış şeklinde gerçekleştirilmiştir. Dairemizce bu hususlar gözetildiğinde, sadece hayatın olağan akışı kavramına dayanılarak davalının bahse konu 8 numaralı daire devri sureti ile ödeme yaptığı yönündeki savunmasına itibar edilemeyeceği, davalının bu iddiasını yasal deliller ile ispatlayamadığı değerlendirilmiştir. Yine davalının söz konusu yerdeki 7 ve 15 nolu bağımsız bölümlerin davacıya devri suretiyle ödemeler yapıldığı iddiası da davalı beyanında ve bu taşınmazları satın alan ...'ın beyanlarında bahsi geçen hususların yazılı delil ile ispatı gereken hususlara ilişkin olması ve davalının bu konuda yazılı bir delil sunamaması nedeni ile davalı ödemesi olarak değerlendirilmemiştir. Söz konusu yerdeki 10 nolu bağımsız bölümün davacıya devri suretiyle ödeme yapıldığı iddiası incelendiğinde, bu taşınmazın 29/04/2016 tarihinde davalı yetkili temsilcisi tarafından ...'a satışının yapıldığı anlaşılmaktadır. ... mahkemece temin edilememiş taraf vekilleri bu tanığın beyanının alınmasından vazgeçilmesini talep etmişlerdir. Tanık Cumhuriyet savcılığınca alınan beyanında; davacı ve davalı tarafı tanımadığını, "..." isimli bir emlakçıdan söz konusu daireyi aldıklarını bildirmiştir. Davalı taraf davacının talimatı ile söz konusu dairenin satışının yapıldığını yasal deliller ile ispat edememiştir. Bu daire devri ile ödeme yapıldığı iddiası da yerinde bulunmamıştır. Davalı tarafın, davacı adına ... firmasına 74.900,00 TL ödeme yaptıkları konusundaki iddiası da davalı tarafça yasal deliller ile ispat edilememiştir. Yine davalı tarafın ödeme savunmasına konu etmiş olduğu diğer ödeme kalemleri de ispat edilemediği için hukuka uygun bulunmamış, davacı alacağından tenkis edilmemiştir. Davalı taraf yazılı deliller ile ispat edemediği ödemeler noktasında davacıya yemin de teklif etmemiştir. Davacı icra takibini 3.263.357,84 TL asıl alacak olmak üzere, ferileri ile birlikte toplamda 3.837.360,97 TL üzerinden başlatmış olup, davasını 1.200.000,00 TL asıl alacak üzerinden başlatmıştır. Davalının kanıtlayabildiği ödemeleri toplamı ise yukarıda ayrıntıları ile açıklandığı üzere 482.382,61 TL'dir. Davalı borçlunun tüm ödememeleri takip tarihi öncesindeki tarihlere aittir. Sonuç olarak; toplanan delillere, dosya içeriğine, yargılama safahatında temin edilip hukuka uygun bulunan bilirkişi raporu tüm dosya kapsamı ile bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davacının davalıdan davaya konu ettiği 1.200.000,00 TL asıl alacak miktarında talepte bulunmakta haklı olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Davalı alacağın miktarına karşı çıkmayıp, ödeme savunmasında bulunduğu için takip konusu alacak bilinebilir ve belirlenebilir durumdadır. Bu nedenle davacı lehine itirazın iptaline karar verilen alacak üzerinden icra inkar tazminatına da hükmedilmiştir. HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddi ile, HMK.'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun REDDİNE, 3-Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/739 Esas, 2025/273 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 4-Davanın KABULÜNE, Ankara 25. İcra Müdürlüğü'nün 2018/12227 Esas sayılı dosyasında davalı tarafından yapılan itirazın 1.200.000,00 TL asıl alacak miktarı üzerinden iptali ile takibin bu miktar asıl alacak üzerinden kaldığı yerden DEVAMINA, 5-İtirazın iptaline karar verilen alacağa % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile, davacıya verilmesine, 6-Alınması gerekli 81.972,00 TL harçtan peşin alınan 1.306,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 80.665,80 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 7-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca hesaplanan 180.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 8-Davacı tarafından yatırılan 1.306,20 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 9-Davacı tarafça yapılan 2.136,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 10-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, 11-HMK. 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde, artan gider avansının yatıran tarafa iadesine, İstinaf incelemesi yönünden; 12-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar harcının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 13-Davalı taraftan alınması gereken 68.377,12 TL istinaf karar harcından peşin alınan 17.095,40 (615,40 + 16.480,00) TL'nin mahsubu ile, bakiye 51.281,72 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 14-Davacı tarafından yapılan 1.169,40 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 15-Davalı tarafça yapılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve istinaf posta masrafının kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 18/09/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan E-imzalıdır Üye E-imzalıdır Üye E-imzalıdır Katip E-imzalıdır