10. Hukuk Dairesi 2012/6180 E. , 2012/20300 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi No :2010/829-2012/78 Davacı, davalı Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde ... Fen Lisesi Müdürlüğünde 15.09.1999- 09.06.2010 tarihleri arasında aralıksız çalıştığını iddia ile bu süreler arasında geçen çalışmalarının sigortalı çalışma olarak tespitini istemiştir. Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne davacının ... Fen Lisesi Müdürlüğüne ait iş yerlerinde 15/9/1999-18/6/2010 tarihleri arasında
**10. Hukuk Dairesi 2012/6180 E. , 2012/20300 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi No :2010/829-2012/78 Davacı, davalı Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde ... Fen Lisesi Müdürlüğünde 15.09.1999- 09.06.2010 tarihleri arasında aralıksız çalıştığını iddia ile bu süreler arasında geçen çalışmalarının sigortalı çalışma olarak tespitini istemiştir. Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne davacının ... Fen Lisesi Müdürlüğüne ait iş yerlerinde 15/9/1999-18/6/2010 tarihleri arasında hizmet akdine istinaden asgari ücretle 2846 gün çalıştığı bu çalışmalarının 1921 günlük kısmının davalı Kuruma bildirildiği, 925 günlük çalışmasının davalı Kuruma bildirilmediğinin tespitine karar verilmiştir. Hükmün, davalı ... Başkanlığı avukatı ile davalı MEB avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır. Diğer taraftan, 506 sayılı Kanunun 79/10. maddesi hükmüne göre; Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin sigortalı hizmet olarak değerlendirilmesine ilişkin davanın, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içinde açılması gerekir. Bu yönde, anılan madde hükmünde yer alan hak düşürücü süre; yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar için geçerlidir. Bir başka anlatımla; sigortalıya ilişkin olarak işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu gibi yönetmelikte belirtilen belgelerin Kuruma verilmesi ya da çalışmaların Kurumca tespit edilmesi halinde; Kurumca öğrenilen ve sonrasında kesintisiz biçimde devam eden çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez. Ne var ki; sigortalının Kuruma bildiriminin işe giriş tarihinden sonra yapılması, bir başka ifade ile sigortalının hizmet süresinin başlangıçtaki bir bölümünün Kuruma bildirilmeyerek sonrasının bildirilmesi ve Kuruma bildirimin yapıldığı tarihten önceki çalışmaların, bildirgelerin verildiği tarihide kapsar biçimde kesintisiz devam etmiş olması halinde, Kuruma bildirilmeyen çalışma süresi yönünden hak düşürücü sürenin hesaplanmasında; bildirim dışı tutulan sürenin sonu değil, kesintisiz olarak geçen çalışmaların sona erdiği yılın sonu başlangıç alınmalıdır. Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olayda; davacının hizmet döküm cetvelinde davalı kurum dışında farklı sicil numarası ile birden fazla işyerlerinden ve farklı işverenlerden davacı adına bildirimler yapıldığı anlaşılmış olup, buna göre mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Mahkemece, dava konusu dönemde birden fazla ve birbirinden farklı işyerlerinden Kuruma bildirilen davacı çalışmalarının gerçekliğinin araştırılması, çalışılan işyerlerinin tespit edilmesi, buna göre çalışmalarında kesinti olduğu takdirde hak düşürücü sürenin gözetilmesi ve davacının okul personeli olarak çalıştığı iddiası karşısında hizmetlerinin hangi işleri kapsadığı, davacının tüm mesaisini okula hasredip hasretmediği, çalışmasının part-time olup olmadığı, bu işlerin günde kaç saatte yapılabileceği hususlarında yeterince araştırma yapılması, dinlenen tanık beyanlarına göre, davacının, çalışmaları hususunda Okul Aile Birliğince dava dışı şirketlerden hizmet alımı yapılıp yapılmadığı ve bu alımlara ilişkin ihale belgelerinin getirtilmesi ile, davacının adına kayıtlı bildirimlerin bu şirketlerce yapılıp yapılmadığı, çalışmasının gerçekliği bakımından da çalışmanın niteliğinin ve süresinin tümü yönünden beyanda bulunabilecek davaya konu dönemde görev yapan okul müdür ve müdür yardımcıları, Okul Aile Birliği başkanları ve öğretmenlerin, okul yurt bekçilerinin beyanına başvurularak her türlü kanıttan yararlanmak suretiyle, çalışma iddiası hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde ortaya konulması gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir. O halde, davalılar avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 05.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.