4. Hukuk Dairesi 2015/1229 E. , 2015/2131 K. "" MAHKEMESİ : Şile Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 15/05/2013 NUMARASI : 2010/84-2013/223 Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 27/10/2014 gün ve 2013/18531-2014/13999 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK’nun 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi …
**4. Hukuk Dairesi 2015/1229 E. , 2015/2131 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Şile Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 15/05/2013 NUMARASI : 2010/84-2013/223 Taraflar arasındaki maddi tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 27/10/2014 gün ve 2013/18531-2014/13999 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davacı vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK’nun 440-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, davalının köy muhtarı olduğu dönemde Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan hazine arazisine hafriyat dökmek suretiyle haksız olarak kullandığı iddiasına dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın esastan reddine karar verilmiş; davacının temyizi üzerine Dairemizce kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken veya görevlerini yaparken kişilere zarar vermesi ilgili kurumun hizmet kusurunu oluşturacağı, Anayasa'nın 40/3 ve 129/5 yine 657 sayılı Yasanın 13 maddeleri uyarınca davanın husumetten reddine karar verilmesi gerektiği şeklindeki gerekçe ile bozulmuştur. Davacı karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Anayasa 129/5 maddesi ile 657 sayılı Devlet Memurları Yasası'nın 13/1 maddesinde, memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken verdikleri zararlar nedeniyle açılan tazminat davalarının ancak idare aleyhine açılabileceği benimsenmiştir. Ne var ki, bu kural mutlak olmayıp idari işlem ve eylem niteliğini yitirmemiş davranışlar ile sınırlıdır. Somut olayda, davalının köy muhtarı olduğu dönemde, köylünün traktörleri ile gelip geçtiği yolu iyileştirmek amacıyla, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan hazine arazisine hafriyat toprağı dökmek suretiyle oluşan haksız eylemde, idarenin bir plan ve projesine dayanılmadığı gibi resmi mercilerden de herhangi bir izin alınmadığı anlaşılmaktadır. Davalı kişisel kusuru ile neden olduğu haksız eylemden sorumludur. Keza, davacı açıkça davalının kişisel kusur ve eylemine dayanmıştır. O nedenle Anayasa ve anılan Yasa hükümlerinin göz önünde tutulabilmesi söz konusu değildir.