Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2024/1237 E. , 2024/2692 K. T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1237 Karar No : 2024/2692 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İnşaat Taahhüt Sanayi İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... …
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2024/1237 E. , 2024/2692 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2024/1237 Karar No : 2024/2692 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İnşaat Taahhüt Sanayi İç ve Dış Ticaret Limited Şirketi VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı adına, alımlarının bir kısmını sahte faturalarla belgelendirdiğinden bahisle sözü edilen faturalara dayalı indirimlerin reddi suretiyle yeniden oluşturulan beyan tablosuna göre 2016 yılının Ocak, Mart ila Aralık, 2017 yılının Ekim ila Aralık ve 2018 yılının Şubat, Mart, Nisan ve Ağustos dönemleri için re’sen salınan katma değer vergisi, 2016 yılının Ocak, Mart ila Temmuz dönemleri için bir kat, diğer dönemler için tekerrür hükümleri gereğince artırılarak kesilen bir kat vergi ziyaı cezası ile ilgili yıllar için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesinin 1. bendi gereğince kesilen özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davacı adına, yasal defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediğinden bahisle katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle yeniden oluşturulan beyan tablosuna göre 2016 yılının Ocak ila Aralık dönemleri için re'sen salınan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisine karşı ... Vergi Mahkemesinin E:... sayılı dosyasında açılan davada, Mahkemelerince verilen ara kararı üzerine dosyaya sunulan 2016 yılına ilişkin defter ve belgelerin davalı idareye incelettirilmesi sonucunda tanzim edilen görüş ve öneri raporunda, davacı adına düzenlenen faturaların bir kısmı sahte olduğundan bu faturalarda yer alan katma değer vergisi indirimlerinin reddedilmesi gerektiğinin belirtildiği, Mahkemece faturaları kayıtlara alınan firmalar hakkında tespitlerin değerlendirildiği ve olayın gerçek mahiyeti ortaya çıkarılarak karar verildiği, 2017 ve 2018 yıllarının için yapılan tarhiyatın ... Yapı Malzemeleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi tarafından düzenlenen faturalardan kaynaklandığı, söz konusu firma tarafından komisyon karşılığı fatura düzenlediğinden bahisle yapılan tarhiyatın ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve ..., ..., K;..., ... sayılı kararlarıyla kaldırıldığı görüldüğünden dava konusu tarhiyatta ve kesilen özel usulsüzlük cezasında hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle vergi ve cezalar kaldırılmıştır. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri sözü edilen kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin reddine, 2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA, 3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 07/05/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)-KARŞI OY : Bakılmakta olan dava,2016 ila 2018 yıllarında davacının alımlarının bir kısmını sahte faturalarla belgelendirdiğinden bahisle sözü edilen faturalara konu indirimlerin reddi suretiyle ihtilaflı dönemler için re'sen salınan cezalı tarhiyata ve kesilen özel usulsüzlük cezasına karşı açılmış; Vergi Mahkemesince ... Vergi Mahkemesinin E:..., K:... ve ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve ..., ... K;..., ... saylı kararlarına atıfla verilen karara yönelik istinaf başvurusunun reddi üzerine taraflarca temyiz yoluna başvurulmuştur. Temyiz başvurusu, çoğunluk görüşüyle reddedilmiştir. Temyiz mercilerinin esas rolü; ülke genelinde, hukukun uygulanmasında içtihat birliğinin sağlanmasıdır. Bu bakımdan Danıştay’ın temyiz mercii olarak görevi, kural olarak, bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması şeklinde ortaya çıkan hukuka aykırılıkların denetimini yapmaktır. Başka bir anlatımla, temyiz denetiminde, olaya uygulanacak hukuk kuralının; doğru belirlenip belirlenmediğine, doğru yorumlanıp yorumlanmadığına ve aynı zamanda doğru olarak uygulanıp uygulanmadığına bakılacaktır. 2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 23. maddesinin (a) fıkrasına, 01/07/2016 tarih ve 6723 sayılı Kanunun 6. maddesiyle eklenen cümle bu durumu kurala bağlamıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 341. maddesinde yer alan "Vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesini ifade eder." kuralıyla vergi ziyaı tanımlanmış; ayrıca, maddede, vergi mükellef veya sorumlusunun vergi ziyaına neden olabilecek kimi yasaya aykırı halleri sayılmıştır. Kanun’un "Vergi Ziyaı Cezası" başlıklı 344. maddenin ikinci fıkrasında ise, vergi ziyaına 359. maddede yazılı fiillerle sebebiyet verilmesi halinde bu cezanın üç kat olarak uygulanacağı kurala bağlanmıştır. 359. maddede de, defter, kayıt ve belgeleri tahrif edenler veya gizleyenler veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar kaçakçılık fiilerini işlemiş olacakları belirtilmiş; ayrıca, sahte belge, “gerçek bir muamele veya durum olmadığı halde bunlar varmış gibi düzenlenen belge”; muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge ise, “gerçek bir muamele veya duruma dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan belge” olarak tanımlanmıştır. Bu halde, 359. maddede sayılan sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenleme ve kullanma eylemleri ile vergi ziyaı ortaya çıkmışsa, vergi ziyaı cezası üç kat olarak kesilecektir. Vergi Usul Kanunu’nun 30. maddesinin ikinci fıkrasının (4) numaralı bendine göre de, defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikaların vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkân vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısıyla ihticaca salih bulunmaması re’sen tarh sebebidir. Sözü edilen kurallara göre, sahte veya muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge düzenlemesi veya kullanılması re’sen takdiri gerektiren sebep olup bu hallerin varlığında, re’sen verginin tarh edileceği ve tarh edilen bu vergiye bağlı olarak da vergi ziyaı cezası kesileceği hususu belirli, ulaşılabilir ve öngörülebilir niteliktedir. Belirtilen kuralların içeriğine göre, idareyi düzenlenen faturaların sahte olduğu sonucuna ulaştıran tespitlerin temyize konu kararın hukuki nitelendirmesinin denetimi yapılmalıdır. Açıklanan nedenle, 2016 ila 2018 yıllarında davacıya fatura düzenleyen firma hakkındaki vergi tekniği raporunda yer alan tespitler temyiz aşamasında ileri sürülen iddialarla birlikte incelenerek karar verilmesi gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyoruz. (XX)-KARŞI OY : 213 sayıl Vergi Usul Kanunu'nun 108.maddesinde, tebliğ olunan vesikaların, esasa müessir olmayan şekil hatalarından dolayı hukuki kıymetlerini kaybetmeyeceği, yalnız vergi ihbarı ile ilgili vesikalarda mükellefin adının, verginin nevi veya miktarının, vergi mahkemesinde dava açma süresinin hiç yazılmamış olması veyahut bu vesikaların görevli bir makam tarafından tanzim edilmemiş bulunmasının vesikayı hükümsüz kılacağı düzenlenmiştir. Hukuk devletinde idari işlemlerin dayanağının ve gerekçesinin gösterilmesi hem idari işlem tesisi sırasında keyfiliğin önlenmesi, belli bir düzen ve disiplinin sağlanması hem de haklarında idari işlem tesis edilenlerin bunun nedenini daha kolay anlayıp, yasal haklarını kullanabilmeleri veya gerekli önlemleri alabilmeleri bakımından özel bir önem taşımaktadır. Buna göre ihbarnamelerin kanunda yazılı şekil unsurlarını taşıması da bu ilkenin bir gereğidir. İhbarname içeriği kamu alacağının niteliğinin tayinine yarayacak hususların ihbarnameyle borçlunun bilgisine sunulmasıyla borçlu, hangi alacak için takip edildiğini öğrenerek buna karşı kullanabileceği savunma sebeplerine göre mercilere başvurmak veya takibin devamına izin vermek yollarını kullanabilecektir. Alacağın niteliği ve yasal dayanağının tayinine imkan verecek gerekli bilgileri taşımayan ihbarnamenin, borçluya bu olanağı sağlayacağını ve kanuna uygun olduğunu söylemek mümkün değildir. Dosyanın incelenmesinden, dava konusu edilen 2017 ve 2018 yılı için kesilen özel usulsüzlük cezasını içeren ihbarnamelerde dayanak olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 355. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendinin yazıldığı, ancak söz konusu ihbarnamenin dayanağı vergi inceleme raporunda aynı Kanun'un 353. maddesinin 1. bendi uyarınca ceza kesilmesi önerildiği anlaşıldığından, bu haliyle ihbarnamenin Kanuna uygun düzenlendiği sonucuna ulaşılamayacağından temyiz isteminin bu gerekçeyle reddi gerektiği oyuyla karara katılmıyorum.