Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/4420 E. , 2024/5641 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/4420 Karar No : 2024/5641 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Genel Müdürlüğü / ... VEKİLİ : Av. ... 2- ... Kaymakamlığı İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2021/4420 E. , 2024/5641 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2021/4420 Karar No : 2024/5641 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Genel Müdürlüğü / ... VEKİLİ : Av. ... 2- ... Kaymakamlığı İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacı tarafından; Batman ili, Hasankeyf ilçesinde turistik gezi esnasında 17/12/2017 tarihinde meydana gelen kaya düşmesi nedeniyle yaralandığından bahisle, olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek uğradığı iddia edilen zararlarına karşılık 20.000,00 TL maddi, 230.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 250.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayın Hasankeyf Antik Kentinin Jeolojik ve Jeoteknik Bakımdan Araştırılması ve Güçlendirilmesi İkmali iş sahasının dışında gerçekleştiği, olay yerinin söz konusu iş sahasına uzaklığının 240 m olduğu, herkesin rahatlıkla gezip dolaşabileceği bir bölge ve yer olduğu, kaya ocağında yapılan patlatmalar gerçekleştirilmeden önce gerekli güvenlik önlemlerinin (Hasankeyf Kalesi girişinin vatandaşlara kapatılması, taş ve kaya parçalarının düşmesinin engellenmesi amacı ile yamaçlara tel ağ çekilmesi, vb.) alındığı, kaya ocağında yapılan patlatma çalışmalarına ilişkin yapılan ölçümler neticesinde Hasankeyf yeni yerleşim yerindeki yapılara dahi hasar vermeyecek sonuçlar elde edildiği, bu itibarla olayın gerçekleşmesinde kaya ocağında gerçekleştirilen patlatmaların bir etkisinin olmadığının anlaşıldığı, kaya düşürme çalışmalarına ilişkin olarak ise Hasankeyf Antik Kentinde 2014 yılında yapılan jeolojik-jeoteknik çalışmalarda, tehlike arz eden 24 adet kayanın belirlendiği, uygulama projesi çerçevesinde 2017 yılında 28 alanda toplam 59 adet daha kaya bloğunun tabaka ve/veya eklemleri boyunca ana kütleden ayrıldığının tespit edilerek toplam 83 adet kaya kütlesinin düşürülmesi yönünde karar verildiği, bu kaya kütlelerinin tamamının yapılan çalışmalar neticesinde düşürüldüğü, kaya düşürme faaliyeleri sırasında gerekli güvenlik önlemlerinin alındığı, kaya düşürme çalışmalarının KÜVAM'ın izni alınarak gerçekleştirildiği, kaya düşürme çalışmaları sırasında vadi içerisinde giriş ve çıkışların kontrolü için 2 adet gözlemci bulundurulduğu, vadi girişlerinin ve çıkışlarının dikenli tel örgü ile kapatıldığı, davalı idare tarafından, farklı alanlarda tehlike arz eden kaya kütlelerinin tespit edilerek başarılı bir şekilde düşürüldüğünün anlaşıldığı, olaya ilişkin olarak ... Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma neticesinde "müştekinin kendi dikkatsizliğinden kaynaklı olarak düştüğü." tespitine yer verildiği, ayrıca davacının arkadaşı ve olayın tek tanığı olan E.Ç.'nin kolluk görevlileri tarafından alınan ifadesinde, davacının fotoğraf çekilmek amacıyla kaya kütlesinin üzerine çıktığı, fotoğraf çekiminin devamında kaya kütlesinin üzerine oturduğunu belirttiği, ortaya çıkan zararın davacının kaya kütlesinin üzerine çıkmak ve oturmak suretiyle kendi dikkatsizliğinden kaynaklandığı, davalı idarelerin hizmet gereklerine, yasa ve yönetmelik hükümleri ile öngörülen yükümlülüklere aykırı davranışlarından söz edilemeyeceği, olay ile zarar arasında illiyet bağının bulunmadığı, bu durumda; davacının yaralanması olayının davalı idarelerin hizmet kusurlarından kaynaklanmadığı ve kusursuz sorumluluk şartlarının da gerçekleşmediği anlaşıldığından talep edilen maddi ve manevi zararların davalı idarelerce tazminine olanak bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, yaralanma olayının meydana geldiği yerin herkesin rahatlıkla gezip dolaşabileceği turistik bir alan olduğu, patlayıcılarla çalışma yapılan sahanın olayın meydana geldiği yere yakın mesafede olduğu, bölgenin kireç taşından oluşması sebebiyle patlatmaların oluşturduğu yüksek ses ve basınç ile yumuşak kayaların yerle temasının etkilendiği, bu hususun tespiti maksadıyla bilirkişi raporu alınmasının gerektiği, bölgede farklı tarihlerle aynı sebepten yaralanmaların ve ölümlerin meydana geldiği, dava konusu olayda hizmet kusurunun bulunduğu, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI_TARAFIN_SAVUNMASI: Davalı idareler tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dosyanın incelenmesinden; davacının, arkadaşı E.Ç. ile birlikte gezmek maksadıyla 17/12/2017 tarihinde Batman ili, Hasankeyf ilçesinde bulunan kale yakınlarına geldiği, E.Ç.'nin ... Cumhuriyet Başsavcılığına vermiş olduğu ifadesinde, davacının fotoğraf çekinmek maksadıyla bir kayanın üzerine çıktığı, bu hususun davacının kendi beyanıyla da sabit olduğu, kaya üzerinde bulunduğu sırada dengesini kaybedip yaklaşık 2 metre yükseklikten düştüğü, akabinde üzerine çıkmış olduğu kayanın da yerinden koparak davacının sol dizinin üzerine düştüğü, çevreden yardım istenerek kayanın kaldırıldığı, olay sebebiyle polis memurları tarafından tutulan tutanakta olayın meydana geldiği yerin umuma açık, herkesin rahatlıkla gezip dolaşabileceği bir yer olduğu bilgisine yer verildiği, söz konusu olay sebebiyle davacının sol diz üstü amputasyonu geçirerek %50 oranında engelli hale geldiğinden ve olayda idarenin hizmet kusurunun bulunduğundan bahisle uğradığı iddia edilen zararlarına karşılık 20.000,00 TL maddi, 230.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 250.000,00 TL tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 31. maddesinin atıfta bulunduğu 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 266. maddesinde, "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." hükmü düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: İdare Mahkemesince dava konusu olayda davacının fotoğraf çektirmek için çıktığı kayanın üzerinden düşmesi sonucu kayanın da yer ile temasının kesilerek davacının sol bacağının üzerine düşmesi olayında davalı idarelerin eylemleri ile meydana gelen netice arasında illiyet bağının bulunmadığı, gerçekleşen olayda davacının dikkat ve özene aykırı davranışı sonucu yaralandığı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen karara karşı Bölge İdare Mahkemesince davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmişse de; İdare Mahkemesi kararında yer verildiği üzere söz konusu alanın herkesin rahatlıkla gezip dolaşabileceği bölge olduğu, olay yerine 240 metre mesafede Hasankeyf Antik Kentinin Jeolojik ve Jeoteknik Bakımdan Araştırılması ve Güçlendirilmesi İkmali iş sahasının bulunduğu, iş sahasında patlatma çalışmalarının yapıldığı görülmektedir. Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden; kaya ocağında gerçekleştirilen patlatma çalışmalarına ilişkin yapılan ölçümler neticesinde Hasankeyf yeni yerleşim yerindeki yapılara dahi hasar vermeyecek sonuçlar elde edildiği etüt raporundan anlaşılmakta ise de, raporda söz konusu ölçüm değerlerinin sadece 13/04/2018 tarihinde yapılmış olan arazi çalışmasının sonuçlarını kapsadığının, bu tarihten önce yapılan patlatmaların sonuçlarını içermediğinin belirtildiği; olayın gerçekleştiği yerin herkesin rahatlıkla gezip dolaşabileceği bir bölgede olduğu, etrafında ziyaretçilerin zarar görmesini engelleyecek herhangi bir güvenlik tedbirinin bulunmadığı, bu hususların davalı idarelerin beyanlarıyla da sabit olduğu, farklı tarihlerde benzer kaya düşmesi olayları sebebiyle ... Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmaların da bulunduğu dikkate alındığında; olay yerinin kireç taşından oluştuğuna ve patlatma çalışmalarının kayaları etkilediğine yönelik iddialar bulunmasına rağmen bu hususta davacının ve idarelerin kusur durumlarının belirlenmesine yönelik mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın olay tarihinden sonraki tarihi kapsayan etüt raporu, olay yerinin söz konusu iş sahasının dışında olması ve soruşturma aşamasında yer verilen bilgi ve belgelerle yetinilerek hüküm kurulmasında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu itibarla; Mahkemece davalı idarelerin dava konusu olayda kusurunun bulunup bulunmadığının tespit edilebilmesi için mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin KABULÜNE, 2. Davanın reddine ilişkin ... İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 28/11/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.