Başvuru usulsüz arama yapılması ve nakit olarak yurt dışına çıkarılmak istenilen dövize el konulması nedenleriyle mülkiyet ve özel hayata saygı haklarının; soruşturma sırasında başvurucunun ifadesinin usulüne uygun olarak seçilmiş bir tercümanın huzurunda alınmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının; gümrük makamlarından izin alınmadan dövizin yurt dışına çıkarılmaya teşebbüs edildiği gerekçesine dayalı olarak kanuni dayanağı olmadan idari para cezası uygulanması nedeniyle suç ve cezaların k
Başvuru usulsüz arama yapılması ve nakit olarak yurt dışına çıkarılmak istenilen dövize el konulması nedenleriyle mülkiyet ve özel hayata saygı haklarının; soruşturma sırasında başvurucunun ifadesinin usulüne uygun olarak seçilmiş bir tercümanın huzurunda alınmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının; gümrük makamlarından izin alınmadan dövizin yurt dışına çıkarılmaya teşebbüs edildiği gerekçesine dayalı olarak kanuni dayanağı olmadan idari para cezası uygulanması nedeniyle suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 18/5/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu Rusya'da kuyumculuk ve pırlanta ithalatı işiyle uğraşmaktadır. Başvurucu 23/3/2014 tarihinde Dubai'ye gitmek için İstanbul Atatürk Havalimanına gitmiş, uçağa binmeden önceki son kontrol noktasında yapılan arama sırasında bagajında 000 Amerikan Doları (dolar) taşıdığı tespit edilmiştir. Arama sırasında tespit edilen bu paraya el konulmuş, kolluk görevlilerince bir Rusça tercüman eşliğinde başvurucunun ifadesi alınmıştır. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı 9/4/2014 tarihinde başvurucunun 20/2/1930 tarihli ve 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun'un maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 780 TL tutarında idari para cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun 1567 sayılı Kanun'un maddesinde yazılı kıymetleri izinsiz olarak yurttan çıkardığı vurgulanmıştır. İdari para cezasının miktarı 1567 sayılı Kanun'un maddesinin altıncı fıkrasına göre eylem tarihi olan 23/3/2014 tarihindeki döviz satış kuru esas alınarak belirlenmiştir. Bunun yanında, eylemin yurt dışına çıkış işlemi tamamlanmadan gümrük sahasında meydana geldiğinden teşebbüs aşamasında kaldığı gerekçesiyle idari para cezası rayiç bedelin yarısı oranında indirilmiştir. Kararda on beş gün içinde ödenmesi durumunda idari para cezasının dörtte üçünün tahsil edileceği belirtilmiştir. Başvurucu 29/4/2014 tarihinde Bakırköy Sulh Ceza Hâkimliğinde idari para cezasına itiraz etmiştir. İtiraz dilekçesinde; aramanın usulsüz olarak yapıldığı, ifade sırasında hazır bulunan tercümanın da usulüne uygun olarak belirlenmediği ifade edilmiştir. Ayrıca başvurucunun bu parayı bildirmekten imtina etmediği ve olayda kasıt unsurunun mevcut olmadığı belirtilmiştir. Hâkimlik tarafından konu hakkında gümrük alanında uzman bir bilirkişiden rapor alınmıştır. Bilirkişi raporunun ilgili kısımları şöyledir:i. Kabahatin oluşması için öncelikle yurt dışına çıkarılması izne bağlı dövizin izin alınmaksızın ihraç edilmesi veya buna teşebbüs edilmesi gerekli ve yeterlidir.ii. Olayda yurt dışına çıkmak üzere olan başvurucunun bagajında 990 adet 100'lük banknotlar hâlinde toplam 000 dolar döviz bulunmuştur. Başvurucunun bu dövizi yurt dışına çıkarmak istediğine dair bir bildirimi olmadığı gibi ihracatta aranan izin belgesi de bulunmamaktadır.iii. Kanun gereği yabancı para ihracında özel izin belgesi arandığından dolayı olayda kabahat fiilinin unsurları gerçekleşmiştir. Bir nevi tazminat niteliği taşıyan söz konusu idari yaptırımın amacı Hazinenin uğrayacağı zararları ödetmek ve devletin ekonomik çıkarlarını korumaktır.iv. Sonuç olarak başvurucunun yurt dışına çıkarmak üzereyken yakalanan dövizin rayiç bedelinin yarısı oranında idari para cezası ile cezalandırılmasının hukuka uygun olduğu görüşü bildirilmiştir. Sulh Ceza Hâkimliği 26/2/2015 tarihinde bilirkişi raporunu hükme esas alarak itirazın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; Bakanlar Kurulunca verilen 7/8/1989 tarihli ve 32 sayılı karara göre izin alınmaksızın yurt dışına çıkarılan döviz miktarının 000 dolar veya efektif olarak eşiti olabileceğine, bu miktarın üzerinde çıkarılan dövizin ise izne tabi olduğuna işaret edilmiştir. Sulh Ceza Hâkimliği sonuç olarak başvurucunun bu izni almadan dövizi yurt dışına çıkarmaya teşebbüs etmesi eyleminin 1567 sayılı Kanun'un maddesinin ikinci fıkrası kapsamına girdiğini belirterek itiraza konu idari para cezasının hukuka uygun olduğu kanaatine ulaşmıştır. Başvurucu bu karara itiraz etmiş, Bakırköy Sulh Ceza Hâkimliği itiraza konu kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle 9/4/2015 tarihinde itirazın reddine kesin olarak karar vermiştir. Nihai karar başvurucu vekiline 17/4/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 18/5/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Mevzuat Hükümleri 1567 sayılı Kanun’un olay tarihinde yürürlükte olan maddesi şöyledir: "Kambiyo, nukut, esham ve tahvilat alım ve satımının ve bunlar ile kıymetli madenler ve kıymetli taşlarla bunlardan mamul veya bunları muhtevi her nevi eşya ve kıymetlerin ve ticari senetlerle tediyeyi temine yarıyan her türlü vasıta ve vesikaların memleketten ihracı veya memlekete ithalinin tanzim ve tahdidine ve Türk parasının kıymetinin korunması zımnında kararlar ittihazına Bakanlar Kurulu salahiyetlidir." 1567 sayılı Kanun’un maddesinin ikinci ve yedinci fıkraları şöyledir: "...Fiil, 1 inci maddede yazılı kıymetlerin izinsiz olarak yurttan çıkarılması veya yurda sokulması mahiyetinde ise 21/3/2007 tarihli ve 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu hükümlerine göre suç veya kabahat oluşturmadığı takdirde kişi; eşya ve kıymetlerin rayiç bedeli kadar, teşebbüs halinde bu bedelin yarısı kadar idarî para cezası ile cezalandırılır....Kabahatin konusunu yabancı para oluşturması halinde, idarî para cezasının hesaplanmasında fiilin işlendiği tarih itibarıyla Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının bu paraya ilişkin 'döviz satış kuru' esas alınır...." 11/8/1989 tarihli ve 20249 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulunun Türk Parasının Kıymeti Koruma Hakkında 7/8/1989 tarihli ve 32 sayılı Kararı'nın maddesinin ilgili kısmının ilk hâli şöyledir:"d) Türkiye'de yerleşikkişiler yurt dışına çıkışlarında, beraberlerinde 000 ABD Doları veya eşitine kadar döviz çıkarabilirler. Bu miktarın üzerinde döviz çıkarılabilmesi, ancak kendilerine bankalarca döviz verildiğinin tevsiki kaydıyla mümkündür. Dışarıda yerleşik kişiler ile Türkiye'de yerleşik sayılmakla birlikte yurt dışında çalışan Türk uyruklu kişiler, yurda girişlerinde beyan etmiş olmak kaydıyla, 000 ABD Doları veya eşitini aşan miktarlardaki dövizlerini beraberlerinde yurt dışına serbestçe çıkarabilirler." 20/6/1991 tarihli ve 20907 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulunun 12/6/1991 tarihli ve 91/1935 sayılı Kararı ile 32 sayılı Karar'ın ilgili kısmı şu şekilde değiştirilmiştir:"f) Yolcular 000 ABD Doları veya eşitine kadar efektifi beraberlerinde yurtdışına çıkarabilirler.Dışarıda yerleşik kişiler ile Türkiye'de yerleşik sayılmakla birlikte yurtdışında çalışan Türk uyruklu kişiler, yurda girişlerinde beyan etmiş olmak, Türkiye'de yerleşik kişiler ise görünmeyen işlemler çerçevesinde bankalar ve özel finans kurumlarından döviz satın aldıklarını tevsik etmek kaydıyla 000 ABD Doları veya eşitini aşan miktarlardaki efektifi beraberlerinde yurtdışına serbestçe, çıkarabilirler." 11/6/2015 tarihli ve 29383 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Bakanlar Kurulunun 14/4/2015 tarihli ve 2015/7603 sayılı Kararı ile 32 sayılı Karar'ın ilgili kısmı şu şekilde değiştirilmiştir:"f) 000 Avro veya eşitini aşan efektifin yurt dışına çıkarılması Bakanlıkça belirlenecek esaslar dahilinde yapılır." Hazine Müsteşarlığı'nın Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karara ilişkin 2008/32-34 sayılı Tebliğ'in maddesine 30/12/2015 tarihli ve 29578 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Tebliğ ile şu fıkralar eklenmiştir:"(2) Yolcu beraberi yapılan 000 Avro veya eşitini aşan döviz çıkışlarında gümrük idarelerine Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan nakit beyan formu ile beyanda bulunulur. (3) Yolcu beraberi yapılan 000 Avro veya eşitini aşan döviz çıkışlarında beyanda bulunulmaması veya yanlış ya da yanıltıcı beyanda bulunulduğunun tespiti halinde söz konusu değerler gümrük idaresince muhafaza altına alınır ve durum şüpheli kabul edilerek Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığına bildirilir. Ayrıca, gümrük idarelerince Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanunun 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca işlem yapılabilmesini teminen Cumhuriyet Savcılıklarına bildirimde bulunulur." 10/6/1949 tarihli ve 5442 sayılı İl İdaresi Kanunu'nun ek maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Vali; sivil hava meydanları, limanlar ve sınır kapılarında, güvenliğin sağlanması, giriş-çıkışlarla ilgili görev ve hizmetlerin düzenli ve etkili bir biçimde yürütülmesi, görevli kuruluşlar arasında işbirliği ve koordinasyonun gerçekleştirilmesi için gerekli önlemleri almaya ve uygulamaya, kuruluşların çalışmalarını denetlemeye yetkilidir. İçişleri Bakanlığının uygun göreceği bu yerlerde vali tarafından mülki idare amiri görevlendirilir. Vali, yetkilerinin tamamını veya bir kısmını görevlendirdiği mülki idare amirine devredebilir. Bu yerlerde hizmet veren kuruluşlar, görevli mülki idare amirine karşı sorumludur. Görevlendirilen mülki idare amiri Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun ile Gümrük Kanununun arama ile ilgili hükümleri saklı kalmak üzere, genel güvenlik ve kamu düzeni bakımından gerekli gördüğü hallerde, sivil hava meydanlarında, limanlarda ve sınır kapılarında, binaları, uçakları, gemileri ve her türlü deniz ve kara taşıtlarını, giren çıkan yolcular ile buralarda görevli kamu kuruluşları ve özel kuruluşlar personelinin üstlerini, araçlarını ve eşyalarını aratabilir. Aramanın kimler tarafından yapılacağı kaydını da taşıyan arama emri yazılı olarak verilir. İvedi durumlarda sözlü olarak verilen emirderhal yerine getirilir ve en kısa zamanda yazılı olarak teyit edilir..."B. Danıştay İçtihadı Danıştay Onuncu Dairesinin 14/5/2015 tarihli ve E.2011/6931, K.2015/2307 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:"... Barosu'na kayıtlı avukat olan davacının 2008 tarihinde kendi sevk ve idaresinde bulunan araçla ... Beldesi'ne doğru seyir halinde iken ... Kavşağına gelindiğinde, ... Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2008/332 d.iş no'lu kararı uyarınca önleme araması yapanjandarma ekiplerince,avukat olduğunu söylemesi ve buna ilişkin kimlik belgesinin ibraz etmesine rağmen üstünün ve aracının aranması nedeniyle mesleki onurunun ve kişilik haklarının zedelenmesine sebebiyet verildiği iddia olunarak uğranıldığı ileri sürülen 000 TL manevi zararın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılan dava sonucunda ... İdare Mahkemesince; 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun maddesi uyarınca ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suç üstü hali dışında avukatların üzerlerinin aranamayacağı, bakılan uyuşmazlıkta bir suç üstü hali olmaksızın kolluk kuvvetlerince üzeri ve aracı aranan davacının meslek onurunun zedelendiği, davalı idarenin bu eylemde hizmet kusuru bulunduğu bu nedenle de davacının manevi zararının karşılanması gerektiği gerekçesiyle takdiren 000 T. manevi zararın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine; fazlaya ilişkin istemin reddi yönünde verilen kararın; davalı idarece hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, 2577 sayılı Kanun'un maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir....Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülme[miştir]." Danıştay Onuncu Dairesinin 20/10/2015 tarihli ve E.2015/2675, K.2015/4460 sayılı kararının ilgili kısımları şöyledir:"Davacı tarafından, kaçak zannıyla elkonulup, kaçakçılık suçundan dolayı açılan ceza davasının beraatle sonuçlanması üzerine 2007 tarihinde kendisine iade edilen otomobil yedek parçalarının gereği gibi korunmaması nedeniyle hasar meydana geldiği, ayrıca sermaye kaybına uğradığı iddialarıyla, uğradığını öne sürdüğü toplam 875,-TL zararın 2007 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birliktetazmini istemiyle açılan dava sonucunda... İdare Mahkemesince; davacının uğramış olduğu zararın tespiti amacıyla ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... İş sayısına kayıtlı dosyaya sunulan bilirkişi raporunda; el koymaya konu olan oto yedek parçalarının ilk değerleri toplamının 075,-TL, yedek parçaların tesliminden sonraki değerleri toplamının ise 875,-TL olduğu, bu duruma göre aradaki 800,-TL'lik farkın mezkur eşyaların değer kaybını ifade ettiği, bu miktarı aşan sermaye kaybının piyasa faiz oranları esas alınmak suretiyle geleceğe dönük muhtemel zarar hesabını ifade ettiği, bu nedenle de zarar hesabına dahil edilemeyeceği, bu durumda davaya konu olayda uygulanmış haksız el koyma işlemi sonrasındamezkur oto yedek parçaların korunması ve muhafazasındaki hizmet kusuru sebebiyle söz konusu oto yedek parçalarında oluşmuş olan 800,-TL değer kaybının başvuru tarihi olan 25/12/2007 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen kararın taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir....Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülme[miştir]."