DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/149 E. , 2024/1137 K. T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/149 Karar No : 2024/1137 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ... (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Emlak Turizm Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması isteni…
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2023/149 E. , 2024/1137 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2023/149 Karar No : 2024/1137 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ... (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Emlak Turizm Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: İkâmet amaçlı binaların inşası faaliyetinde bulunan davacı adına, sattığı taşınmazlar için düşük tutarlı faturalar düzenlemek suretiyle bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bıraktığı yönünde düzenlenen vergi inceleme raporları uyarınca re'sen tarh edilen 2011 yılına ait kurumlar vergisi, aynı yılın Ocak-Mart, Nisan-Haziran, Temmuz-Eylül ve Ekim-Aralık dönemlerine ait geçici vergiler, sözü edilen vergilerin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezaları, 2012 yılının Nisan dönemine ait gelir (stopaj) vergisi, bu verginin bir katı tutarında kesilen ve tekerrür hükmü uygulanmak suretiyle artırılan vergi ziyaı cezası, 2011 yılı için 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesinin (1) numaralı fıkrası ve mükerrer 355. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezalarının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır. ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı: Davacı hakkında düzenlenen vergi inceleme raporunda şu tespitlere yer verilmiştir: i. İkamet amaçlı binaların inşası faaliyetiyle iştigal eden davacı, 2011 yılında kendi nam ve hesabına sattığı gayrimenkullerin tapu senedinde beyan edilen bedellerini katma değer vergisi dahil bedel olarak kabul edip bu bedellerden iç yüzde yöntemiyle katma değer vergisini ayrıştırmıştır. Ayrıştırılan bu bedelleri düzenlediği faturalarda satış bedeli olarak göstermiş ve bu bedellere katma değer vergisini eklemek suretiyle tapuda beyan edilen satış bedelleri elde edilmiştir. ii. Oysa ki taşınmazların tapu senedinde beyan edilen bedelleri katma değer vergisi hariç bedellerdir. Davacı tapu senedinde beyan edilen satış bedellerinden daha düşük tutarlı faturalar düzenlemek suretiyle bir kısım hasılatını kayıt ve beyan dışı bırakmıştır. i. Cezalı tarhiyatlar yönünden yapılan inceleme: İhtilaf, davacının uyuşmazlık konusu yılda sattığı gayrimenkullerin tapu senedinde beyan edilen bedellerinin katma değer vergisi dahil bedel olarak kabul edilip edilmeyeceği, bu suretle de kayıt dışı kazanç elde edilip edilmediğine ilişkindir. Olayda, davacının sattığı gayrimenkullerin tapu senedinde beyan edilen bedellerinin katma değer vergisi hariç bedel olduğu, dolayısıyla davacı şirketin taşınmazların satışı üzerine düzenlediği faturalarda gösterilen satış bedelleri ile gerçek olduğu ileri sürülen satış bedelleri arasındaki fark kadar hasılatın kayıt ve beyan dışı bırakıldığından bahisle tarhiyat yapılmıştır. Ancak taşınmazların tapuda beyan edilen satış bedellerinin katma değer vergisi hariç bedeller olduğunun 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 3. maddesi bağlamında somut tespit ve inandırıcı deliller ile kanıtlanamadığı, varsayıma dayalı olarak böyle bir değerlendirme yapıldığı görülmüştür. Bu durumda, kayıt dışı elde edilen ve kurum ortaklarına dağıtılan bir kurum kazancından bahsedilemeyeceğinden, dava konusu cezalı tarhiyatlarda hukuka uygunluk bulunmamaktadır. ii. Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezası yönünden yapılan inceleme: Olayda, davacı tarafından satışı yapılan taşınmazların gerçekte olması gereken satış bedelleri ile beyan edilen satış bedelleri arasındaki farka isabet eden kısım için belge düzenlenmediğinden bahisle bu fark bedellere katma değer vergisi ilave edilmek suretiyle bulunan tutarların %10'u oranında Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilmiştir. Vergi Usul Kanunu'nun 353. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilebilmesi için gerekli olan fatura düzenlenmesi ve alınmasını gerektiren koşulların oluştuğunu saptayan somut ve hukuken geçerli bir tespitin bulunmaması nedeniyle dava konusu özel usulsüzlük cezasında hukuka uygunluk görülmemiştir. iii. Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 355. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesilen özel usulsüzlük cezası yönünden yapılan inceleme: Davacı adına, ödeme ve tahsilatlarını banka, benzeri finans kurumları ile posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etmediğinden bahisle Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 355. maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca özel usulsüzlük cezası kesilmiştir. Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 257. maddesinin birinci fıkrasının (2) numaralı bendinde, Maliye Bakanlığına, mükelleflere muameleleri ile ilgili tahsilat ve ödemelerini banka, benzeri finans kurumları veya posta idarelerince düzenlenen belgelerle tevsik etmeleri zorunluluğu getirme ve zorunluluğun kapsamını ve uygulamaya ilişkin usul ve esaslarını belirleme yetkisi verilmiştir. Vergi Usul Kanunu genel tebliğleri ile konuya ilişkin düzenlemeler yapılmış olup 323 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği'nin "4. Tevsik Zorunluluğu Olmayan Ödeme ve Tahsilatlar" başlıklı kısmında, tapu idarelerinde yapılan işlemlere konu ödeme ve tahsilatların Tebliğ'de belirtilen kurumlar aracı kılınarak yapılmasının zorunlu bulunmadığı düzenlenmiştir. Anılan Tebliğ hükmü uyarınca tapu işlemlerine ilişkin ödeme ve tahsilatların banka aracılığıyla yapılma zorunluluğu bulunmamaktadır. Davacının faaliyet konusunun gayimenkul inşaası ve satışı olduğu göz önüne alındığında bahse konu ödeme ve tahsilatların tapu dışında yapılan işlemlere ilişkin olduğu yönünde herhangi bir inceleme ya da tespit bulunmadığından, sözü edilen özel usulüzlük cezasında yasal isabet görülmemiştir. Karar sonucu: Mahkeme bu gerekçeyle cezalı tarhiyatları ve özel usulsüzlük cezalarını kaldırmıştır. Davalının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı: Vergi Dava Dairesi, istinaf istemine konu kararın usul ve hukuka uygun olduğu ve kaldırılmasını gerektiren bir nedenin bulunmadığı gerekçesiyle istinaf istemini reddetmiştir. Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 16/03/2022 tarih ve E:2018/6509, K:2022/1613 sayılı kararı: Davacının ticari organizasyon dahilinde gayrimenkul inşaatı ve alım satımında bulunduğu, 2011 yılında bitirdiği ve satışını gerçekleştirdiği dairelere ilişkin düzenlediği faturaları olması gerekenden daha düşük tutarlı olarak düzenlediği ve olması gereken hasılattan daha düşük hasılat beyan ederek kurumlar vergisi yönünden vergi kaybına sebep olduğu tespit edilmiştir. Beyan etmediği 355.635,38 TL hasılat üzerinden hesaplanan kurumlar vergisinin davacının 2011 takvim yılına ilişkin kurumlar vergisi beyannamesinde beyan edilen tutara eklenerek tarhiyat yapılmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığından aksi yöndeki temyize konu kararda hukuka uygunluk görülmemiştir. Öte yandan, yeniden verilecek kararda, geçici vergi, gelir (stopaj) vergisi ve özel usulsüzlük cezaları bakımından da yeniden bir değerlendirme yapılacağı tabiidir. Daire bu gerekçeyle kararı bozmuştur. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı: Vergi Dava Dairesi, aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ilk kararında ısrar etmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1- Davalının temyiz isteminin REDDİNE, 2- ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının ONANMASINA, 3- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 04/12/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. X - KARŞI OY: Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.