Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2023/2031 E. , 2024/3068 K. T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/2031 Karar No : 2024/3068 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Madencilik faaliyeti ile iştigal eden davacı …
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2023/2031 E. , 2024/3068 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2023/2031 Karar No : 2024/3068 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Madencilik faaliyeti ile iştigal eden davacı tarafından, 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 31. Maddesi gereğince davacı adına 46.579,00 TL tutarında para cezası kesilmesine ilişkin ... tarih ve E ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacının Y1:343075 X1: 4085050 (Ocak-1), Y2:343170 X2:4084995 (Ocak-2), Y3:343140 X3:4085240 (Ocak-3) ve Y4:343320 X4:4085440 (Ocak-4) temsili koordinatlarında 7. Madde kapsamında alması gereken izinleri almadan madencilik faaliyetinde bulunduğu, her ne kadar davacı tarafından, üretimde bulunulmadığı iddia edilmişse de, davalı idare tarafından hazırlanan teknik rapordan anlaşılacağı üzere maden işletme faaliyetinin olduğunun sabit olduğu ve 357.031,075 ton üretim yapılmış olduğu bu durumda üretimin daimi nezaretçi gözetiminde yapılması gerekirken bu hususa uyulmadığı bu durumda dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, üretimin durdurulduğu tesiste daimi nezaretçi ataması yapılmasının gerekmediği, tek bir fiil için ayrı ayrı idari para cezalarının uygulandığı, maktu para cezalarının ölçülülük ilkesine aykırı olduğu hususun Anayasa Mahkemesi tarafından tespit edildiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, üretimin daimi nezaretçi gözetiminde yapılmadığının açık olduğu, ölçülülük ilkesi aşılmadan mevzuat hükmünün uygulandığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Gaziantep İli, Şahinbey İlçesi sınırlarında bulunan S:... sayılı II-(a) grubu maden işletme ruhsatına sahip olan davacının ruhsat sahasında davalı idare teknik elemanları tarafından mahallinde tetkik yapılarak hazırlanan değerlendirme raporunda S:... sayılı işletme izni bulunmayan sahada, Y1:343075 X1:4085050 (Ocak-1), Y2:343170 X2:4084995 (Ocak-2), Y3:343140 X3:4085240 (Ocak-3) ve Y4:343320 X4:4085440 (Ocak-4) temsili koordinatlarında çalışıldığı, birbirlerine mücavir konumda 4 farklı ocak alanı açıldığı görülerek söz konusu alanda ölçüm yapılmış olup bazalt veriminin yaklaşık %80 olduğu, yapılan ölçüm sonucunda 357.031,75 ton bazalt üretimi yapıldığı, dava konusu sahada Maden Kanunu'nun 7. Madde izinlerinin alınmadığı ve daimi nezaretçi atamasının olmadan üretim faaliyetinde bulunulduğu ve ayrıca sevk fişi alınmadığı, sahada 473 ton stok bulunduğu tespit edildiğinden daimi nezaretçi atamasının olmadan üretim faaliyetinde bulunulduğundan bahisle 3213 sayılı Maden Kanunu'nun 13. Maddesinin 2. Fıkrasındaki yeniden değerleme oranı nispetinde artış dikkate alınarak Maden Kanunu'nun 31. Maddesi uyarınca 46.579,00 TL tutarında para cezası kesilmesine ilişkin ... tarihli E ... sayılı işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik" başlıklı 26. maddesinin birinci fıkrasında, dava esnasında ölüm veya herhangi bir sebeple tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olursa davayı takip hakkı kendisine geçenin başvurmasına kadar, gerçek kişilerden olan tarafın ölümü hâlinde idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verileceği, dört ay içinde yenileme dilekçesi verilmemişse varsa yürütmenin durdurulması kararının kendiliğinden hükümsüz kalacağı; aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçelerin iptal edileceği kurala bağlanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'nın 38. maddesinin 7. fıkrasında ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 20. maddesinde kurala bağlanan, ''ceza sorumluluğunun şahsiliği'' ilkesi, herkesin kendi fiilinden sorumlu tutulmasını, cezanın yalnız, suça iştirak edenlere verilmesini, suça katkısı bulunmayanlara ceza sorumluluğu yükletilemeyeceğini; hiç kimsenin işlemediği bir suçtan dolayı sorumlu tutulamayacağını, bir başkasının işlediği suçun, suçu işlemeyenlere sirayet ettirilemeyeceğini ifade etmektedir. Ceza hukukunun en temel ilkelerinden olan bu ilke idarî para cezaları için de geçerlidir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinde düzenlenen kural ile, dava sırasında tarafların kişilik veya niteliğinde değişiklik olması hâlinde izlenecek usule ilişkin düzenleme yapılmıştır. Ancak, tarafların kişilik veya niteliğinde olabilecek değişikliğin kanun yolu safhasında da gerçekleşebileceği dikkate alındığında, anılan kuralın bu safhayı da kapsar biçimde anlaşılması gerekmektedir. Buna göre, dava sırasında davacının, kanun yolu başvurusu sırasında ise kanun yolu başvurusunda bulunan tarafın, ölüm, tüzel kişiliğin ortadan kalkması gibi nedenlerle kişilik; vesayet altına alınma, tasfiye sürecine girme gibi medeni hakları kullanma ehliyetini sonlandıran ya da kısıtlayan nedenlerle nitelik değişikliğine uğraması hâlinde, davayı veya kanun yolu başvurusunu takip hakkı kendisine geçenin başvurusuna kadar ilgili mahkemece dosyanın işlemden kaldırılmasına; yalnız öleni ilgilendiren davalara ait dilekçelerin ise iptaline karar verilecektir. Aynı maddede, dava esnasında gerçek kişilerden olan tarafın ölümü hâlinde, idarenin mirasçılar aleyhine takibi yenilemesine kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına ilgili mahkemece karar verileceği de belirtilerek, gerçek kişilerin idari yargıda davalı konumunda bulunabilecekleri istisnai hâllerde (idari sözleşmelerden doğan uyuşmazlıklarda) gerçekleşebilecek ölüm olayının dava takibi bakımından doğuracağı sonuca ilişkin düzenleme yapılmıştır. Ancak, gerçek kişilerden olan tarafın ölümünün (tarafların kişilik veya niteliğinde olabilecek değişikliğe benzer şekilde) kanun yolu safhasında da gerçekleşebileceği dikkate alındığında, anılan kuralın bu safhayı da kapsar biçimde anlaşılması gerekmektedir. Tam yargı davalarında davacının vefatı hâlinde davayı takip hakkı kendisine geçen mirasçılar davayı takip iradesini ortaya koyana kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. İptal davaları yönünden ise bir ayrım yapmak gerekir. İptali istenen işlemin sonuçları terekeye intikal etmiş veya ileride intikal edecek durumda ise mirasçıların takip hakkı doğar. Çünkü böyle bir dava sonunda verilecek karar terekenin aktif veya pasifini etkileyeceğinden, mirasçıların bunu takip etmekte çıkarları olduğu açıktır. Buna karşılık iptali istenen işlemin doğurduğu veya doğuracağı sonuçlar davacının ölümüyle birlikte ortadan kalkıyorsa, başka bir anlatımla iptal davasının sonucu terekeyi ve mirasçıların hukukunu ilgilendirmiyorsa takip hakkından söz etmek de mümkün olmaz. Böyle bir durumda dosyanın işlemden kaldırılmasına değil dava dilekçesinin iptaline karar verilmesi gerekir (Kâzım Yenice, Yüksel Esin, İdari Yargılama Usulü, Arısan Matbaacılık, Ankara, 1983, s. 564 - 572). Dosyanın incelenmesinden ve UYAP üzerinden yapılan araştırma sonucu, davacının 16/04/2023 tarihinde vefat ettiği, davacı vekili tarafından 28/12/2022 tarihinde kayıtlara alınan dilekçeyle temyiz isteminde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık konusu idari para cezasının ödenip ödenmediğinin Dairemizin 22/03/2024 tarihli Ara Kararı ile sorulması üzerine, davalı idare tarafından "idari para cezasının ödendiğine dair bir kayıt veya Genel Müdürlüğümüze verilmiş bir makbuz olmadığı belirlenmiştir" hususunun beyan edildiği görülmüştür. Bu itibarla, suç ve cezaların şahsiliği ilkesi uyarınca tahsili davacının şahsından mümkün olan idari para cezasının iptali istemiyle açılan davada, iptali istenilen işlemin doğurabileceği sonuçların davacının ölümüyle birlikte ortadan kalktığı ve dava konusu işlemin sonuçlarının terekeye intikal edecek durumda olmadığı anlaşıldığından, davanın yalnızca öleni ilgilendirdiği açık olup, 2577 sayılı Kanun'un 26. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında değerlendirme yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 4. Kesin olarak 22/05/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.