7. Ceza Dairesi 2021/22560 E. , 2023/11245 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/30 E., 2017/214 K. SUÇ : 1632 Sayılı Askerî Ceza Kanunu'na aykırılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Zamanaşımı nedeniyle düşme Sanığın bilinen en son adresinin aynı zamanda mernis adresi olduğunun, yokluğunda verilen gerekçeli kararın sanık adına mernis adresine tebliğe çıkartıldığının ve tebliğ imkansızlığı nedeniyle muhtara tebliğ edildiğinin anlaşılması karşısında; 7201 sayılı
**7. Ceza Dairesi 2021/22560 E. , 2023/11245 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/30 E., 2017/214 K. SUÇ : 1632 Sayılı Askerî Ceza Kanunu'na aykırılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Zamanaşımı nedeniyle düşme Sanığın bilinen en son adresinin aynı zamanda mernis adresi olduğunun, yokluğunda verilen gerekçeli kararın sanık adına mernis adresine tebliğe çıkartıldığının ve tebliğ imkansızlığı nedeniyle muhtara tebliğ edildiğinin anlaşılması karşısında; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre sanığın adreste bulunmaması halinde, tebliğ memurunun tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim ederek ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirmesi gerekirken; bu işlemler yapılmadan, sanığın mernis adresinde oturup oturmadığı veya mernis adresinden sürekli olarak ayrılıp ayrılmadığı tespit edilmeden aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre işlem yapılarak tebliğ evrakının muhtara teslim edilmesi nedeniyle tebligatın usulsüz olduğu anlaşıldığından; sanığın temyiz isteminin öğrenme üzerine süresinde olduğu kabul edilmiştir. Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.(Kapatılan) 7. Kolordu Komutanlığı Askerî Mahkemesinin, 01.06.2012 tarihli ve 2012/612 Esas, 2012/289 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında emre itaatsizlikte ısrar suçundan, 1632 Sayılı Askeri Ceza Kanunu'nun (1632 sayılı Kanun) 87 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci maddesi uyarınca 2 ... 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. 2.(Kapatılan) 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 01.06.2012 tarihli ve 2012/612 Esas, 2012/289 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine (Kapatılan) Askeri Yargıtay 1. Dairesinin 09.10.2013 tarihli ve 2013/1164 Esas, 2013/1144 Karar sayılı ilamıyla; Anayasa Mahkemesinin, 17.01.2013 tarihli ve 2012/80 Esas ve 2013/16 Karar sayılı kararı ile, 1632 sayılı Kanun'un 47 nci maddesinin birinci fıkrasının A bendinin birinci ve ikinci cümleleri ile Ek 8 inci maddesinin ikinci fıkrasının “Sırf askerî suçlar ile bu Kanunun Üçüncü Babının Dördüncü Faslında yazılı suçlar hakkında, kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile …” bölümünün “...kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar ile …” ibaresinin ve 1632 sayılı Kanun'un Ek 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiş olması karşısında; Mahkemesince yeniden değerlendirme ve tartışma yapılması gerekliliği nedeniyle mahkûmiyet hükmünün uygulama yönünden bozulmasına karar verilmiştir. 3.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; (Kapatılan) 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 02.09.2014 tarihli ve 2013/2583 Esas, 2014/851 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında emre itaatsizlikte ısrar suçundan, 1632 sayılı Kanun'un 87 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi ve 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi uyarınca 2 ... 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca 5 yıllık denetim süresine tabi tutulmasına karar verilmiş, söz konusu karar yasal süresi içerisinde taraflarca itiraz edilmemek suretiyle 09.10.2014 tarihinde kesinleşmiştir. 4.Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının 09.10.2014 tarihinde kesinleşmesinin ardından 5 yıllık denetim süresi içerisinde 11.04.2015 tarihinde basit yaralama suçunu işlediğinin İstanbul Anadolu 74. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.10.2015 tarihli ve 2015/326 Esas, 2015/618 Karar sayılı kararı ile ihbar edilmesi üzerine Hani Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.12.2017 tarihli ve 2017/30 Esas, 2017/214 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında (Kapatılan) 7. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesinin, 02.09.2014 tarihli ve 2013/2583 Esas, 2014/851 Karar sayılı, açıklanması geri bırakılan hükmünün açıklanmasına, sanığın emre itaatsizlikte ısrar suçundan, 1632 sayılı Kanun'un 87 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 2 ... 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; hakkındaki suçlamanın asılsız olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Yapılan incelemede; Diyarbakır Hani İlçe Jandarma Komutanlığı Merkez Jandarma Karakol Komutanlığı emrinde askerlik hizmetini yapmakta olan sanığın, Merkez Jandarma Karakol Komutanı J.Kd.Bçvş. ... tarafından 16.02.2012 tarihinde 22.00-24.00 saatleri arasında 9 numaralı çevre emniyet nöbetçisi olarak görevlendirildiğine ilişkin nöbet listesinde değişiklik yapıldığı, Nöbetçi Çavuşu J.Komd.Onb. ...’nın aynı gün saat 21.40 civarında sanığın yanına giderek 22.00-24.00 saatleri arasında 9 numaralı çevre emniyet nöbet yerinde nöbeti olduğunun şifahen tebliğ edildiği, ancak sanığın nöbete çıkmayacağını beyan etmesi üzerine Nöbetçi Çavuşunun Merkez Jandarma Karakol Komutanının yanına giderek durumu bildirdiği, Merkez Karakol Komutanının Nöbetçi Çavuşa sanığı çağırmasını bildirmesi üzerine Nöbetçi Çavuşun sanığın yanına gelerek Merkez Jandarma Karakol Komutanının kendisini çağırdığını sanığa söylediği, sanığın da J.Kd.Bçvş. ...’ın yanına giderek nöbete çıkmayacağını, çok ... olduğunu bildirdiği, J.Kd.Bçvş. ...’ın da sanığa sen gündüz revire gittiğinden dolayı nöbete çıkmadın, o yüzden senin yerine nöbet tutan arkadaşının nöbetini sana yazmak zorunda kaldım dediği, sanığın Merkez Jandarma Karakol Komutanına yeniden ... olduğunu ve nöbete çıkmayacağını tekrar ettiği, bunun üzerine J.Kd.Bçvş. ...’ın da sanığa suç işlediğini ve hakkında Nöbetçi Astsubayına tutanak tutturacağını bildirdiği, müteakiben Hrk. Mrk. Nöbetçi Astsubayı Uzm.J.III.Kad.Çvş. Murat Ünal ve Nöbetçi Subayı J.Kd.Üçvş. ...’a konu hakkında tutanak tanzim etmelerini emrettiği, sanık yanlarına geldiğinde Uzm.J.III.Kad.Çvş. Murat Ünal’ın sanığa neden nöbete çıkmadığını, nöbet tutup tutmayacağını sorduğu, sanığın Nöbetçi Astsubayına hitaben çok nöbet tuttuğunu, gece uykusuz kaldığını, nöbet tutmak istemediğini, tutanak tutulsa dahi nöbete çıkmayacağını yüksek sesle beyan ettiği, Nöbetçi Astsubayının sanığa nöbeti tutmadığı takdirde hakkında tutanak tutacağını söylediği, sanığın ise hakkımda tutanak tutsanız bile nöbet tutmam ve tutanağı imzalamam dediği, Nöbetçi Astsubayının ise sanığa sen artist misin?, elini kolunu oynatma, esas duruşunu göster, senin burada kimseye bağırmaya hakkın yok şeklinde karşılık verdiği, bilahare sanığı göndererek olay tespitine ilişkin tutanak düzenlediği, bu suretle sanığın kendisine tevdi edilen nöbet hizmetine ilişkin emri mütemadiden tekrarlanmasına rağmen açıkça reddetmek suretiyle emre itaatsizlikte ısrar suçunu işleyip nöbet hizmetini kısmen de olsa ifa etmediği, tüm dosya kapsamından maddi vakıa olarak anlaşılmıştır. 2.Sanık savunmalarında özetle; olay günü 14.00-16.00 ve 18.00-20.00 saatleri arasında 9 nolu mevzi nöbetçisi olduğunu, muayenesinin uzamasından dolayı 14.00-16.00 nöbetine gidemediğini, nöbete geç kalacağını bildiğinden dolayı ...'ya benim yerime nöbet tut dediğini onun da tamam diyerek karşılık verdiğini, muayeneden geldikten sonra, 18.00-20.00 nöbetine çıktığını, daha sonra nöbetinin olmadığını düşünerek gidip yattığını, bir süre sonra nöbetçi çavuş Murat Katırcının yanına gelerek 22.00-24.00 saatleri arasında 1 nolu kulede nöbetinin olduğunu söylediğini, sebebini sorduğunda, nöbetlerde kayma olduğunu ve kendisine verilen listede adının bulunduğu şeklinde karşılık verdiğini, bunun üzerine nöbete çıkmayacağını söylediğini beyan etmiştir. 3.Tanık beyanları, olay tespit tutanağı, vaka kanaat raporu, olay gününe ait hizmet çizelgesi ve dosya kapsamında bulunan diğer belgeler incelenerek değerlendirilmiştir. 4.Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının açıklanması için ihbarda bulunan İstanbul Anadolu 74. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.10.2015 tarihli ve 2015/326 Esas, 2015/618 Karar sayılı kararı ve kesinleşme şerhi dosya kapsamında mevcuttur. 5.Sanığa ait güncel adli sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak dava dosyasına eklenmiştir. IV. GEREKÇE 1.Sanığa atılı suç tarihi ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği tarih ile denetim süresi içinde kasıtlı suçun işlendiği tarih arasında zamanaşımının durduğu hususu göz önüne alındığında; sanığa atılı suçun işlendiği 16.02.2012 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin tamamlanmamış olduğu anlaşıldığından tebliğnamedeki görüşe iştirak edilmemiştir. 2.1632 sayılı Kanun'un 87 nci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde yazılı emre itaatsizlikte ısrar suçunun oluşabilmesi için, amir tarafından verilmiş bir emrin bulunması, emrin konusunun hizmete ilişkin olması, bu hizmet emrinin suçun faili olan ast yönünden özelleştirilerek somut hale getirilmesi ve fail astın emre itaatsizlikte ısrar kastıyla hareket ederek verilen emrin yerine getirilmesini sözlü veya fiili olarak açıkça reddetmesi gerekmektedir. 3.Sanığa olay tarihinden önce nöbetçi çavuş ve nöbetçi astsubay tarafından defalarca kendisine bildirilmek suretiyle tebliğ edilerek malum ve muayyen hale getirilen, hizmete ilişkin emir olduğunda kuşku bulunmayan nöbet görevinin yerine getirilmesine ilişkin emrine aykırı davranışını hukuken haklı kılacak ve suç kastını ortadan kaldıracak nitelikte olmadığı anlaşılmakla; savunmalarına itibar edilmeyerek, sanığın Mahkemece emre itaatsizlikte ısrar suçuna konu eyleminin sabit görülmesinde ve hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasında, ayrıca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulüne uygun olarak kesinleşmesinin ardından beş yıllık denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediğinin ihbar olunması üzerine açıklanması geri bırakılan hükmün aynen açıklanmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 4.5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanması ile ilgili olarak yapılan değişikliklerin infaz aşamasında gözetilebileceği değerlendirilmiştir. 5.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların ... biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. V.KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Hani Asliye Ceza Mahkemesinin, 20.12.2017 tarihli ve 2017/30 Esas, 2017/214 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.12.2023 tarihinde karar verildi.