1. Hukuk Dairesi 2011/3596 E. , 2011/4635 K. "" MAHKEMESİ : TAVŞANLI 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 31/12/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, miras bırakanları İ.ın maliki olduğu 16 parsel sayılı taşınmazın çıplak mülkiyetini mirasçıdan mal kaçırmak amacıyla davalı ikinci eşine satış suretiyle muvazaalı temlik ettiğini ileri sürerek, tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuşlardır. Davalı, iddiaların yersiz olduğunu, bakım karşılığı taşınmazın devredildiğini,…
**1. Hukuk Dairesi 2011/3596 E. , 2011/4635 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : TAVŞANLI 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 31/12/2010 Taraflar arasında görülen davada; Davacılar, miras bırakanları İ.ın maliki olduğu 16 parsel sayılı taşınmazın çıplak mülkiyetini mirasçıdan mal kaçırmak amacıyla davalı ikinci eşine satış suretiyle muvazaalı temlik ettiğini ileri sürerek, tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuşlardır. Davalı, iddiaların yersiz olduğunu, bakım karşılığı taşınmazın devredildiğini, bakım görevini yerine getirdiğini bildirip, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, temliki işlemin mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi . . raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacıların miras bırakanı İ. A. maliki olduğu 16 parsel sayılı taşınmazın çıplak mülkiyetini davalı ikinci eşine 11.7.2000 tarihli akit ile satış suretiyle temlik ettiği anlaşılmaktadır. Davacılar, miras bırakanının davalıya yapmış olduğu temlikin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır. Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir. Bu durumda yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l–4–1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.