10. Hukuk Dairesi 2022/14151 E. , 2023/5703 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/4940 E., 2021/853 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2014/758 E., 2019/462 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar ve davalılar vekilleri tarafından is
**10. Hukuk Dairesi 2022/14151 E. , 2023/5703 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/4940 E., 2021/853 K. KARAR : Kısmen kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 7. İş Mahkemesi SAYISI : 2014/758 E., 2019/462 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar ve davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalıların istinaf başvurusunun esastan reddine, davacıların istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi ve de davalı ... vekili tarafından duruşma talep edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 04.10.2022 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davalı ... adına Av. ... ...... geldi. Davacılar adına ve diğer davalı adına gelen olmadı. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı gün öğleden sonra yapılan incelemede dosyada tespit edilen noksanların ikmali için dosya mahalline geri çevrildikten, dosyadaki noksanların ikmal edilerek dosya dairemize gönderilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle;müvekkillerinin müteveffa ...'in mirasçıları olduğunu, müteveffanın feci şekilde yaşamını yitirdiğini, davalılardan Birleşim Gıda ve İth. Mad. San. Tic. Ltd. Şti.'ye ait... plakalı araç ve diğer davalı ...'ın yönetimindeki araçta şoför yanındaki yolcu kısmında oturan müteveffa ... olduğu halde mesai saatlerinde malzeme götürdükleri sırada ... Görükle İrfaniye mevkii otoban üzerinde meydana gelen tek taraflı trafik kazasında feci şekilde hayatını kaybettiğini, müteveffanın meydana gelen kazada herhangi bir kusurunun olmadığını, kazanın arabadan kaynaklanan arızadan veya sürücü hatasından meydana geldiğini, müteveffanın ailesi olan davacıların meydana gelen iş kazası neticesinde davalı taraf çalışanı ve diğer davalı kusuru nedeniyle aile büyüklerini kaybetmiş olmalarından ötürü fazlasıyla etkilendiklerini ve hatta ruhi bütünlüklerinin zarar gördüğünü beyanla eş... lehine 1.000,00 TL maddi, 3.000,00 TL destekten yoksunluk tazminatı ve 60.000,00 TL manevi tazminat ile çocuklar ... ve ... lehlerine 3.000,00 TL'şer destekten yoksunluk tazminatı ve 30.000,00 TL'şer manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek faiziyle davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir. 2. Davacılar vekili maddi tazminat istemini Eş... için 191.797,20 TL'ye, Çocuk ...'in 4.092,75 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP 1.Davalı B.Birleşim Gıda ve İhtiyaç Maddeleri San. Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin gerek kaza yapan araç ile gerekse de aracın sürücüsü şirket çalışanı ... ile ilgili yasal olarak tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, şoförün gerekli ehliyete sahip olduğunu, kazalı aracı kullanmaya ehil olduğunu, alkol kullanan biri olmadığını, kazalı aracın periyodik ve arızi bakımlarının yaptırıldığını, davalı şirketin iş güvenliği konusunda üzerine düşen özeni yerine getirdiğini, davalı şirketin meydana gelen kazada kusurunun olmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir. 2.Davalı ...'ın süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Davacı tarafından Mahkememiz dosyası ile davalı aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davasının Türk Borçlar Kanunu’nun 49 uncu vd, 56, 61 inci maddeleri gereğince kısmen kabulüne, kısmen reddine, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/688 E 2018/1162 K sayılı ilamı ve bu ilama istinaden ... 15. İcra Müdürlüğünün 2018/13379 E sayılı dosyasında davalı şirketin kazaya karışan aracının zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan Başak Groupama A.Ş. yönünden hükmolunan miktardaki tazminatlarda tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla; Davacı eş ... yönünden 174.607,23 TL maddi tazminat, davacı ... yönünden taleple bağlı kalınarak 4.092,75 TL maddi tazminat, davacı ... yönünden taleple bağlı kalınarak 3.000,00 TL maddi tazminat olmak üzere toplam 181.699.98 TL'nin haksız fiil tarihi olan 28.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine, Davacı eş ... yönünden 40.000,00 TL manevi tazminat, davacı ... yönünden 20.000,00 TL manevi tazminat, davacı ... yönünden 20.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 80.000,00 TL'nin haksız fiil tarihi olan 28.06.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizleri ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine," şeklinde karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar ve davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davacı vekili dava dilekçesinde yerel mahkemenin manevi tazminat taleplerini kısmen kabul ettiklerini, bu durumun kabul edilemeyeceğini, davacının davacı eş...'in eşini kaybetmesi, çocukları ... ve ...'in babalarını kaybetmesi nedeniyle büyük elem ve ızdırap yaşadıklarını, taktir olunan manevi tazminat miktarının az olduğunu beyanla beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulünü talep etmişlerdir. 2.Davalı B.Birleşim Gıda istinaf dilekçesinde özetle; Davalı vekili dava dilekçesinde dava konusu olayla ilgili olarak ... 2.Asliye Ticaret Mahkemesinde 2016/888 Esas sayılı dosyada davanın görüldüğünü, bu nedenlerle davanın öncelikle reddi gerektiğini, müvekkiline yüklenen kusurun kabul edilemeyeceğini, davacının evlenme ihtimali varken evlenme ihtimali yok kabul edilerek hesap yaptırıldığını, alınan hesap raporunun hatalı olduğunu, hesaba esas alınan ücretin hatalı olduğunu, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir. 3.Davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; davalı vekili dava dilekçesinde meydana gelen iş kazasında müvekkilline yüklenen kusuru kabul edilemeyeceğini, ticaret mahkemesinde verilen kararın mahsup edilmediğini, bu yönüyle kararın hatalı olduğunu, davacılara taktir olunan manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu beyanla yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda dosya içerisinde bulunan SGK Baş Müfettişi Eyüp Orhan tarafınca düzenlenen 24.04.2015 tarihli raporda iş yeri çalışanı ...'ın meydana gelen kazada %100 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, 13.03.2017 tarihli heyet raporunda meydana gelen kazada ...'ın %70, Birleşim Gıda Ltd. Şti'nin %30 kusurlu olduğu, müteveffa ...'in kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığının bildirildiği, 10.07.2017 tarihli alınan heyet raporunda meydana gelen kazada ...'ın %80 oranında kusurlu olduğu, B.Birleşim Gıda Ltd. Şti'nin %20 kusurlu olduğu, müteveffa ...'in kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığının bildirildiği, 02.10.2018 tarihli alınan heyet raporunda meydana gelen kazada ...'ın %80 oranında kusurlu olduğu, B.Birleşim Gıda Ltd. Şti'nin %20 kusurlu olduğu, müteveffa ...'in kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığının bildirildiği görülmüştür. Alınan kusura ilişkin 10.07.2017 ve 02.10.2018 tarihli raporlar ve SGK Baş Müfettişince düzenlenen 24.04.2015 tarihli denetim raporunda belirlenen kusur oranları dikkate alındığında davalıların olayda toplam %100 oranında kusurlu olduğunun kabulü oluşa, dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Davalıların kusura ilişen istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Müteveffa hak sahiplerinin gerçek zararlarının hesabında dosyada bulunan SGK'da ki evraklarda yazılı ücretin esas alındığı, hesap raporunda PMF yaşam tablosuna göre müteveffanın bakiye ömrünün ve davacılara destek süresinin tespit edildiği, aktif devre ve pasif devre zarar hesaplarının yapıldığı, gerekli arttırım ve iskontoların uygulandığı anlaşılmakla 17.06.2019 tarihli ek aktüerya bilirkişi raporu usul ve yasaya uygundur. Manevi tazminatın miktarına gelince; meydana gelen iş kazasında sigortalı ...'in vefat ettiği ve kazada müteveffanın kusurunun bulunmadığı alınan kusur raporlarıyla da sabit olmuştur. Müteveffa eşi ...'in eşini kaybetmesi, çocukları ... ve ...'in babalarını kaybetmeleri ile derin üzüntü ve elem içerisinde olacakları da muhakkaktır. Yukarıda belirtilen ilkeler göz önüne alındığında yerel mahkemenin eşe 40.000,00 TL, çocuklar ... ve ...'e ayrı ayrı 20.000,00 TL manevi tazminata hükmetmesi hakkaniyete uygun bulunmamıştır. Zira davacı ... (44 yaşında) eşini kaybetmesi, çocukların küçük yaşta babalarını kaybetmeleri büyük bir ızdırap ve elem içerisine düşmeleri demektir. Hal böyle olunca davacı eşe ve çocuklara takdir olunan manevi tazminat miktarı kazanın oluş şekli, kaza tarihindeki rayiçler, tarafların mali ve içtimai durumları, manevi tazminatın niteliği itibariyle az bulunmuştur. Bu kapsamda davacı eş... için taktiren 60.000 TL, çocukların her biri için taktiren 25.000 er TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğinden davacılar vekilinin buna ilişkin istinaf talebinin kabulü gerekmiştir. Davalılar vekilleri dava konusu olayla ilgili olarak ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesine ait 2016/888 Esas sayılı dosyada mevcut davanın görüldüğünü, bu nedenle bu dosyada ki taleplerin somut dosyadan mahsubu gerektiğini istinaf etmişlerse de yerel mahkemesince kurulan hükümde "... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/888 Esas 2018/1162 Karar sayılı ilamı ve bu ilama istinaden ... 15. İcra Müdürlüğünün 2018/13379 Esas sayılı dosyasında davalı şirketin kazaya karışan aracının Z.M.M. Sigortacısı olan Başak Grupama A.Ş. yönünden hükmolunan tazminatlarda tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla" hükmünü kurduğundan infazda dikkate alınacak bu durumun ayrıca mahsubuna dair hüküm kurulması gerekmemektedir. Yerel mahkeme kararı bu yönüyle usul ve yasaya uygun bulunmuştur. Açıklanan nedenlerle, HMK 355 inci maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı ayrıca kamu düzenine aykırılık yönünden yapılan inceleme sonucu davavalıların istinaf başvurularının esastan reddine, davacıların manevi tazminata dair istinaf başvurusunun kabulü 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ile davanın kısmen kabulü kısmen reddine dair karar verildiği anlaşılmaktadır. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalı B.Birleşim Gıda ve İhtiyaç Maddeleri San. Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; Davacıların Ticaret Mahkemesinde açtıkları dava neticesinde verilen karar ile bu karar arasında çelişki oluştuğunu, Mahkeme kararında bu karardan daha fazlasına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, kararın icrada tahsille sonuçlanmasının gözetilmediğini, SGK Müfettişi raporunda müvekkiline kusur verilmediğini, Ceza dosyasında da şoföre kusur verildi. Tanık beyanlarına göre araca bakım yapıldığı ve iş sağlığı ve güvenliği eğitiminin 27.08.2013 tarihinde verildiğini, şoför mahallinde malzeme olduğunu belirten hiçbir kanıt olmadığını, illiyet bağının davacı kusuru ile kesildiğini, sigortalı kusuru nedeniyle hakkaniyet indrimi yapılması gerektiğini, fazla mesai, ikramiye, yevmiye karşılığı çalışma gibi ödeneklerin hesaba esas ücrete dahil edilmiyor olması sebepleriyle yapılan hesabın kabulünün mümkün olmadığını emsal ücret araştırması yapılmasının gerektiğini, eşin evlenme olasılığının dikkate alınması gerektiğini, iskontolama başlangıcının rapor tarihi olarak dikkate alınması gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatların fazla olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; Olay anında Müteveffa ...'in sigara içmek için camı açmış olduğunu, şoför ve ön yolcu koltuğu arasında bulunan hafif nitelikteki kolilerin camdan esen rüzgarın etkisiyle müvekkili davalının üzerine devrildiğini ve görüş açısını tamamen kapattığını, müvekkilinin kullandığı araca, deterjan, tuvalet kağıdı vb. market kolileri yüklendiğini, ancak davalı-şirket yetkilisi tarafından araca tonajının üstünde yükleme yapıldığını, yargılama aşamasında alınan kusur raporunda; müvekkilin sürüş güvenliğini etkileyebilecek yükleri şoför mahalline konulmasına izin verdiği gerekçesiyle müvekkil işçiye %80 kusur izafe edilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilin daha fazla yük yükleyerek kendi konforunu bozmak istediğini düşünmenin hayatın olağan akışına ters olduğunu, aksine müvekkilinin işçi olarak, işverenin yüklemeye ilişkin emir ve talimatlarına karşı gelmesinin mümkün olmadığını, işveren tek seferde daha fazla mal sevkiyatı yapmak saikiyle hareket ederek şoför koltuğu ile ön yolcu koltuğu arasına, hafif nitelikteki koliler (içinde sünger vb.) koydurduğunu, nitekim, müvekkili davalının kaza sonrası kolluk güçlerine ve sorgu hakimliğinde vermiş olduğu ifadesinde özetle; "Aracın ön tarafına istif edilen bulaşık tellerinin üzerime düşmesi neticesinde direksiyon hakimiyetimi kaybettim, kurtarmaya çalıştım, başaramadım, kamyon sağ taraf doğru yattı" şeklinde beyanda bulunduğunu, müvekkili davalının sevk ve idaresindeki aracın orta şeritten azami hızının 90 km olduğu yolda 60 km ile ilerlermekteyken kaza meydana geldiğini, dosyada bulunan takograf kayıtları ile; aracın kaza anındaki hızının sabit olduğunu, araçta teknik arıza bulunduğunu, kaza tarihinin ramazan ayı içerisinde olup müvekkilinin oruçlu olduğunu, olay anında alkol almış olmadığını, müvekkil davalının kanında tespit edilen alkol miktarı 0,209 promil olduğunu, bu kadar düşük oranda alkol tespitinin yalnızca alkol tüketiminden kaynaklanmayacağı, ağız yıkama sularının kullananımı, muhtelif soğuk algınlığı ilaçlarından v.b. Kaynaklanabileceğini ve sürüş hakimiyetine etki etmeyeceği açıkça ortada olduğunu, tazminatlardan hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, Ticaret Mahkemesinde hükmedilen tazminatların mahsup edilmesi gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatların fazla olduğunu beyanla kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, iş kazasında vefat eden sigortalının desteğinden yoksun kalan eş ve çocuklarının maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddeleri ile 110, 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 417 nci maddesi ile 49, 50, 51, 52, 54, 55, 56, 61, 162, 163, 164, 165, 166 ve 420 nci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun'un 13, 16, 19, 20 ve 21 inci maddeleri, 4857 sayılı İş Kanunun 77 nci maddesi, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu maddeleri ile 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararıdır. 3. Değerlendirme A) Davalıların manevi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1.Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 2. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. 3. Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesinin 31.03.2021 tarihli kararıyla İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında verilen kararda; davacı eş lehine 60.000,00 TL çocukların her biri lehine 25.000,00 TL'şer manevi tazminata hükmedildiği, hükmedilen manevi tazminatların birbirlerinden ve maddi tazminat hükümlerinden ayrı olarak Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile geçerli 78.630 TL'lik kesinlik sınırı altında kaldığı anlaşılmakla temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir. B) Davalıların maddi tazminat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, iş kazasının gerçekleşmesinde davacıların desteği sigortalının kusursuz olup davalıların %100 oranındaki kusurdan müteselsilen sorumlu oldukları ancak davalılar arasındaki kusur oran ve aidiyetinin kendileri arasında açılması mümkün rücu davasında tartışılarak sonuca ulaştırılabilmesinin mümkün olması nedeniyle bu hususun bozma sebebi yapılmasına gerek olmadığı dikkate alınarak, davalılar vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Bilindiği üzere bir hususun varlığı veya yokluğu mahkemenin davayı esası bakımından inceleyip, karara bağlamasına engel teşkil ediyorsa, dava şartı söz konusudur. Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Bu noktada, dava hakkının bir anlamda dava şartı olduğu kuşkusuzdur. Dava hakkının varlığı ya da düşmüş bulunmasının incelenmesi, doğrudan hâkime verilmiş ödevlerden olması karşısında, Yargıtay Dairesi, önceden ileri sürülmemiş olsa bile temyiz aşamasında dava şartının tamam olup olmadığını kendiliğinden gözetebilir. 3. Davanın hukuksal niteliği gereği davalı, temyiz aşamasında dava konusu borcu söndüren nitelikte bir belge vermişse, bu belge üzerinde gerekli inceleme yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekir. Gerçekten de, yargılamada davayı inkâr eden davalının savunması borcun bulunmadığı savunmasını da kapsar. O nedenle, davalının borcun ne sebeple bulunmadığını açıklama ve iddianın aksine, delillerini ikame etme hakkının ortadan kalktığından söz edilemez. Belirtilen nedenlerle, temyiz aşamasında sunulan ve borcu söndüren bir belgenin varlığı karşısında savunmanın genişletilmesi yasağından da söz edilemeyecektir 4. Sonuç itibariyle; yargılama aşaması henüz tamamlanmamış böyle bir durumda, borcu itfa eden belgenin veya dava şartının söz konusu olduğu hallerde, dava sonuçlanıp kesinleşmemiş ise, ibraz edilen ve borcu söndüren yazılı belgenin dikkate alınması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 04.07.2007 gün 2007/13-453Esas ve 2007/453Karar sayılı kararlarında da aynı ilke benimsenmiştir. 5. Öte yandan birden çok kimsenin birlikte neden oldukları zarardan sorumluluklarını düzenleyen 6098 sayılı TBK'nun 61. maddesi uyarınca (818 sayılı B.K.’nun 50 ve 51 inci maddesi) ve aynı Yasanın 163 üncü (818 sayılı B.K.’nun 142 nci) maddesi hükmüne dayanarak davacı, zararının tümünü müteselsil sorumlulardan biri aleyhine açacağı bir dava ile isteyebileceği gibi, sorumluların hepsi aleyhine açacağı bir dava ile de talep edebilir. Ancak, aynı Kanun'un 163 üncü (BK 141) maddesi gereğince teselsül, ister yasadan, ister sözleşmeden doğmuş olsun, bu kuraldan yararlanma hakkı sadece zarara uğrayanın, daha geniş bir deyim ile alacaklınındır. 6. Öte yandan, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 165.maddesi (818 sayılı BK'nun 144. maddesi) hükmüne göre, Kanun veya sözleşme ile aksi belirlenmedikçe, borçlulardan biri kendi davranışıyla diğer borçluların durumunu ağırlaştıramaz. 166. maddesi(818 sayılı BK'nun 145 inci maddesi) hükmüne göre, sorumlulardan birinin zararı ödemesi halinde, diğerleri bu oranda borçtan kurtulurlar. Ancak, müteselsil borçluların borçtan tamamen veya kısmen kurtulabilmeleri, alacaklının bilfiil tatmin edilmiş olması halinde söz konusudur. 7. Ödemeye ilişkin davanın yasal dayanağı ile ilgili 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 55. maddesinde, “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez.”hükmüne yer verilmiştir. 8. Aynı Kanunun 420 nci maddesine göre“Hizmet sözleşmelerine sadece işçi aleyhine konulan ceza koşulu geçersizdir. İşçinin işverenden alacağına ilişkin ibra sözleşmesinin yazılı olması, ibra tarihi itibarıyla sözleşmenin sona ermesinden başlayarak en az bir aylık sürenin geçmiş bulunması, ibra konusu alacağın türünün ve miktarının açıkça belirtilmesi, ödemenin hak tutarına nazaran noksansız ve banka aracılığıyla yapılması şarttır. Bu unsurları taşımayan ibra sözleşmeleri veya ibraname kesin olarak hükümsüzdür. Hakkın gerçek tutarda ödendiğini ihtiva etmeyen ibra sözleşmeleri veya ibra beyanını muhtevi diğer ödeme belgeleri, içerdikleri miktarla sınırlı olarak makbuz hükmündedir. Bu hâlde dahi, ödemelerin banka aracılığıyla yapılmış olması zorunludur. İkinci ve üçüncü fıkra hükümleri, destekten yoksun kalanlar ile işçinin diğer yakınlarının isteyebilecekleri dâhil, hizmet sözleşmesinden doğan bütün tazminat alacaklarına da uygulanır.” düzenlemesi yer almaktadır. 9. Bu düzenlemelere göre işçi ve hak sahibine yapılacak ödemenin hakkın gerçek tutarını karşılaması gerekmektedir, ödemeden artan yani karşılanmayan bakiye alacak kısmı için ise davacıların tazminat hakkı devam etmektedir. 10. Ödemenin tazminat alacağını karşılayıp karşılamadığı noktasında ise Yargıtay uygulamasının geliştirdiği "denkleştirme metodunun" kullanılması hakkaniyetli çözüme ulaşılması noktasında önem arz etmekte, ödemelere faiz işletilmek suretiyle tazminat alacağından mahsup yeterli görülmemektedir. Bu metoda göee ödemenin yapıldığı tarihteki verilere göre, davacıların hak ettikleri tazminat alacaklerı ile ödenen miktar birbirine oranlanarak tespit edilecek denkleştirme oranı mevcut hesap raporundaki verilere uygulanarak tazminat alacağının ne kadarının karşılandığı belirlenip, karşılanmayan kısım yönünden ise tazminata hükmetmek gerekmektir. 11. Somut olayda, davacılar tarafından aynı iş kazası sebebiyle karayolları motorlu araçlar zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan dava harici Başak Groupama Sigorta A.Ş.'ne karşı açılan, ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/888 Esas-2018/162 Karar sayılı dava dosyasında; davacı eş... lehine 105.946,66 TL, çocuk ... lehine 13.527,37 TL ve çocuk ... lehine 8.703,18 TL tazminata hükmedildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği ve ... 15. İcra Müdürlüğünün 2018/13379 esas sayılı dosyası üzerinden takibe konulduğu ve davalı/borçlu sigorta şirketi tarafından anılan dosyaya 30/11/2018 tarihinde ödemede bulunulduğu anlaşılmaktadır. 12. O halde mahkemece, yapılacak iş, hükme esas alınan 17.06.2019 tarihli hesap raporundaki veriler dikkate alınarak davalı ... şirketince icra dosyasına ödemenin yapıldığı belirtilen 30.11.2018 tarihi itibariyle davacıların tazminat alacaklarını belirlemek, bu tarih itibariyle sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelerin tazminat alacaklarını karşılama oranına göre tespit edilecek denkleştirme oranının, bu hesap raporu neticesinde tespit edilen davacıların tazminat alacaklarına uygulayarak sigorta şirketi tarafından karşılanmayan tazminat alacaklarına hükmetmekten ibarettir. 13. Mahkemece, açıklanan bu maddi ve hukuki esaslar gözetilmeden özellikle yanılgılı değerlendirme ile sigorta şirketi aleyhine hükmedilen tazminatlarla tahsilde tekerrür olmamak üzere yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. 14. O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve Bölge Adliye Mahkemesinin İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak esas hakkında verdiği hüküm bozulmalıdır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle 1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3. Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 4. Dairemizde icra edilen duruşmada davalılardan ... kendini vekille temsil ettirmiş olması nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan tarife üzerinden 8.400,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili davalılardan ...'a verilmesine, 23.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.