Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/426 E. , 2024/2454 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/426 Karar No : 2024/2454 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : 1. Huk. Müş. Yrd. V. ... İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. DAVANIN_KONUSU : Dav…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/426 E. , 2024/2454 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/426 Karar No : 2024/2454 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : 1. Huk. Müş. Yrd. V. ... İSTEMLERİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından, 01/06/2013 tarihinde gezi parkı olayları olarak bilinen toplumsal olaylarda Ankara ili, Kızılay Meydanında polis tarafından yapılan müdahale sonucu yaralandığından bahisle, uğradığı iddia edilen zararlarına karşılık tedavi gideri için 15.000,00 TL, kazanç kaybı için 15.000,00 TL, çalışma gücü kaybı için 50.000,00 TL (miktar artırımı ile 199.416,00 TL) maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir. YARGILAMA SÜRECİ : İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, tedavi giderleri için 11.807,00 TL maddi tazminatın davacıya idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesine, iş gücü kaybı için 199.416,00 TL maddi tazminatın 50.000,00 TL'lik kısmının davalı idareye başvuru tarihinden itibaren, 149.416,00 TL'lik kısmının miktar artırım dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 25/07/2019 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, 50.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacı tarafından, maluliyet oranının ve maddi tazminat hesabının eksik ve hatalı olduğu, kazanç kaybı hesabının yapılması gerektiği ileri sürülmektedir. Davalı idare tarafından, idarenin eylemi ile oluşan zarar arasında illiyet bağının bulunmadığı, hükmedilen manevi tazminat miktarının yüksek olduğu ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMALARI : Davalı idare tarafından, davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmakta olup, davacı tarafından savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Bölge İdare Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : A) Temyize konu kararın, davacının istinaf başvurunun kabulü ile davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısımlarının incelenmesi: Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın davacının istinaf başvurunun kabulü ile davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ilişkin kısımları usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. B) Temyize konu kararın, iş gücü kaybı için hükmedilen 199.416,00 TL maddi tazminatın miktar artırımı suretiyle artırılan kısmına miktar artırımı dilekçesinin davalı idareye tebliğ edildiği tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine ilişkin kısmının incelenmesi: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda Danıştay'ın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır. Aynı Kanun'un 13. maddesinde, idari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka suretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gerektiği kuralı yer almakta olup, anılan maddede, idari eylemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini için idareye başvuruda bulunulmasının, dava ön şartı olarak öngörülmesi ve zararın idare tarafından en erken bu tarihte sulhen ödenebilecek olması nedeniyle yargı yerince hükmedilecek tazminat miktarına, ön karar için idareye yapılan başvuru tarihi, görevli olmayan adli yargıda dava açılması halinde adli yargıda dava açıldığı tarih itibarıyla yasal faiz uygulanması, Danıştayın içtihatlarıyla kabul edilmiştir. Kanun'un 16. maddesinin 4. fıkrasına 30/04/2013 tarihinde yürürlüğe giren 6459 sayılı Kanun'un 4. maddesi ile, “Ancak, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktar, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabilir ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçe otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edilir.” cümlesi; aynı Kanun'un Geçici 7. maddesiyle de, “Bu maddeyi ihdas eden Kanunla, bu Kanunun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen hüküm, kanun yolu aşaması dahil, yürürlük tarihinde derdest olan davalarda da uygulanır.” cümlesi eklenmiştir. Aktarılan düzenlemeyle, nihai karar verilinceye kadar harcı ödenmek ve bir defaya mahsus olmak üzere, “süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin” dava dilekçesinde gösterilen tazminat miktarının artırılmasına imkan verilmektedir. Böylelikle, artırılan miktar açısından da dava dilekçesinin verildiği tarihteki hukuksal koşullar geçerli bulunmaktadır. Yapılan bu açıklamalar karşısında, miktar artırımına ilişkin dilekçenin yeni bir dava niteliğinde olmayıp mevcut davada talep edilen tazminat miktarının miktar artırımı suretiyle artırımına olanak sağlayan yasal bir hakkın kullanımına ilişkin olduğu da göz önünde bulundurulduğunda, artırılan tazminat miktarı yönünden davanın kabul edilmesi halinde, yasal faizin başlangıcının bu miktar yönünden de, idarenin uyuşmazlığın esasında ihtilafa, bir başka anlatımla temerrüde düştüğü tarih olduğu; aksi bir durumun hakkaniyete aykırı olacağı sonucuna varılmaktadır. Bu durumda, artırılan tazminat miktarı bakımından da, idareye başvurunun yapıldığı tarihten itibaren faiz yürütülmesi gerektiğinden, temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan "...199.416,00 TL maddi tazminat isteminin kabulüne, maddi tazminatın 50.000,00 TL'lik kısmının davalı idareye başvuru tarihinden itibaren, ıslah edilen 149.416,00 TL'lik kısmının ıslah dilekçesinin davalı idareye tebliğ tarihi olan 25/07/2019 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine, " ibaresinin "... 199.416,00 TL maddi tazminat isteminin kabulüne, hükmedilen maddi tazminatın davalı idareye başvuru tarihinden (28/05/2014) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine," şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir. C) Temyize konu kararın, bakiye nispi karar harcının davacıya tamamlattırılmasına ilişkin kısmının incelenmesi: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "Temyiz incelemesi üzerine verilecek kararlar" başlıklı 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, temyiz incelemesi sonunda kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa Danıştay'ın kararı düzelterek onayacağı hükme bağlanmıştır. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde, yargı işlemlerinden Kanuna bağlı (1) sayılı Tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tâbi bulunduğu; 15. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı Tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınacağı; 16. maddesinde, değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı Tarifede yazılı değerlerin esas olduğu; 21. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı Tarifede yazılı nispetler üzerinden alınması gerektiği; 28. maddesinde ise, (1) sayılı Tarifede yazılı nispi karar harcının dörtte birinin peşin, geri kalanının kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödeneceği kurala bağlanmıştır. Anılan Kanun'un, yargı harçlarının gösterildiği (1) sayılı Tarifesinde, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden, binde 68,31 oranında nispi karar harcı alınacağı belirtilmiştir. Bu doğrultuda; konusu belli bir miktarı içeren davalarda, yargılama gideri içinde yer alan kalemlerden nispi karar harcı dışındaki harç, keşif ve bilirkişi ücreti ile posta giderinin, haklılık oranına göre davanın taraflarına yükletilmesi; hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden hesaplanacak nispi karar harcının ise, hükmedilen miktar yönünden haksız çıkmış olan davalı idareye yükletilmesi gerekmektedir. Bu nedenle de temyize konu kararın davalı idarece ödenmesi gereken bakiye nispi karar harcının davacıya tamamlattırılmasına ilişkin kısmında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. Bu durumda temyizen incelenen Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında yer alan, "Hükmedilen tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 17.844,14 TL nispi harçtan dava açılışında peşin olarak alınan 25,20 TL nispi harcın mahsubu ile kalan 17.818,94 TL nispi harcının davacıya tamamlattırılmasına, 17.844,14 TL nispi harcın davalı idareden alınarak davacıya verilmesine," ibaresinin "Hükmedilen tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 17.844,14 TL nispi harçtan dava açılışında peşin olarak alınan 25,20 TL nispi harcın mahsubu ile kalan 17.818,94 TL nispi harcının davalı idareden tahsil edilmesine, 25,20 TL nispi karar harcının davalı idareden alınarak davacıya verilmesine" şeklinde düzeltilmesi gerekmektedir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davalının temyiz isteminin REDDİNE, davacının esasa ilişkin temyiz isteminin REDDİNE, yasal faizin başlangıç tarihine ve nispi karar harcına ilişkin temyiz isteminin KABULÜNE, 2. ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin aidiyetine göre iadesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ...İdare Mahkemesine gönderilmesine, 06/06/2024 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)-KARŞI OY : Dosyanın incelenmesinden; davacı tarafından, 01/06/2013 tarihinde Kızılay Meydanı'nda gerçekleştirilen ve gezi parkı olarak adlandırılan eylemler sırasında polis tarafından yapılan müdahale sonucu yaralandığından bahisle davalı İçişleri Bakanlığına maddi ve manevi tazminat ödenmesi istemiyle 28/05/2014 tarihinde başvuruda bulunulduğu, İçişleri Bakanlığı Emniyet Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı işlemi ile talebin reddedilmesi üzerine uğradığı iddia edilen zararlarına karşılık tedavi gideri için 15.000,00 TL, kazanç kaybı için 15.000,00 TL, çalışma gücü kaybı için 50.000,00 TL (miktar artırımı ile 199.416,00 TL) maddi ve 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlıkta, davacı tarafından, 01/06/2013 tarihinde emniyet güçlerince yapılan müdahale esnasında atılan gaz bombası nedeniyle yaralandığı ileri sürülmüş ise de; dava konusu gaz fişeğinin atılma anına ilişkin görüntü kaydının bulunmadığı, davacının şikayeti üzerine başlatılan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının Soruşturma No:...sayılı dosyasında davacıyı yaraladığı iddia edilen herhangi bir polis memurunun tespit edilemediği, daimi arama kararı verildiği ve dosya kapsamında davacının iddiasını destekleyecek başkaca bilgi ve belge de olmadığı göz önüne alındığında, uğradığını iddia ettiği zararı doğuran eylemin idareden kaynaklandığına ilişkin davacının beyanı dışında her türlü şüpheden uzak, açık, net ve somut bir delil bulunmadığı; bir başka anlatımla, iddia olunan zararın idarenin eyleminden kaynaklandığını ortaya koyan bir illiyet bağının olmadığı dikkate alındığında, olay nedeniyle idarenin tazmin sorumluluğunun bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla aksi yöndeki Daire kararına katılmıyoruz.