T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/1335 KARAR NO: 2026/312 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R NCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:24/02/2025 NUMARASI:2023/919 E - 2025/124 K DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 05/02/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/1335 KARAR NO: 2026/312 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R NCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:24/02/2025 NUMARASI:2023/919 E - 2025/124 K DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 05/02/2026 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalılar aleyhine Merkezi Takip Sisteminin 2023/832126 esas sayılı dosyasından faturaya dayalı alacağa dayanarak takip başlatıldığını, borçlu şirket ve şahıs hiç bir gerekçe göstermeksizin haksız ve mesnetsiz olarak icra takibine itiraz ettiklerini, davalı şirket ile müvekkili şirket arasında ticari ilişki mevcut olduğunu, taraflar arasında k04.08.2021 tarihinde enerji tedarik başlangıç tarihinden itibaren 12 ay süreli Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi akdedildiğini ve bu sözleşmeye bağlı olarak davalı şirketin elektrik kullandığını, davalı şirkete elektrik tedarikinin 01.09.2021 yılında başladığını, sözleşmenin 9.1 maddesi uyarınca sözleşme feshedilmeyerek her yıl yenilendiğini ve güncel hitam tarihinin 01.09.2023 olduğunu, davalı borçlu şahsın ise davalı borçlu şirketin yetkilisi olup, davalı -borçlu şirketi münferiden tensile yetkili olduğunu, ayrıca müvekkili şirket ile imzalanan Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesinde de ticari kefaletinin bulunduğunu, ancak ticari kefaleti bulunmasına rağmen takibi haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, davalı şirketin imzaladığı sözleşmedeki sözüme uymayıp fatura ödememesinin basiretli tacir ilkesiyle bağdaşan bir davranış olmadığını, elektrik piyasasında ekonominin içerisinden geçtiği süreçte yaşanan dalgalanmalar ve maliyet artışları nedeni ile davacı şirketin bir tacir olarak portföyünü gözden geçirme gerekliliği doğduğunu ve risk teşkil edebilecek müşterilerin belirlenmesi gerektiğini, davalının müvekkili şirket nezdindeki teminat yatırma yükümlülüğünün yerine getirmemek suretiyle 4.1 maddesinde belirtilen ön koşulları sağlamamasına istinaden, yazılı açık sözleşme hükmüne dayanarak müvekkili şirket tarafından sözleşme feshe edilerek davalı şirkete cezai şart faturası tanzim edilerek gönderildiğini, müvekkili şirketin alacağının likit bir alacak olduğunu belirterek davalı borçlu şirketin ve şahsın Merkezi Takip Sisteminin 2023/832126 esas sayılı dosyasına yaptığı haksız itirazının iptaline, borçluların % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacı tarafın usulüne aykırı bir şekilde müvekkilinin aboneliğini sonlandırdığını, sonrasında yeniden portföye alım işlemi yaptığını, nitekim davacı şirket hakkında bu işlemler nedeniyle EPDK tarafından ceza verildiğini, taraflar arasındaki ticari defter ve kayıtlar incelendiğinde piyasa rayicinin üzerinde bir faturalandırma yapıldığının ahlaşılacağını, aynı tüketim miktarı ile başka bir dağıtım firmasından daha ucuza elektrik alınacağı imkanı varken teminatsız anlaşma olduğu için daha yüksek faturalandırma yapıldığını belirterek davanın reddine, davacının haksız icra tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi isteminin de reddine karar verilmesini talep etmiştir.İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda oy çokluğu ile; "...taraflar arasında elektrik enerjisi satış sözleşmesinin imzalandığının ve davalı şirkete bir süre davacı tarafından perakende elektrik satıldığının, akabinde davacı olan sağlayıcı tarafından davalının sözleşme çerçevesinde teminat yatırmadığından bahisle sözleşmenin feshedilerek sözleşme çerçevesinde düzenlenen cezai şart faturalarının davalılardan tahsili için takip yapıldığının dosya kapsamında sabit olduğu, davalı şirket ile davacı şirketin sözleşmenin asıl tarafları diğer davalı gerçek kişinin ise davalı şirketin yetkilisi olmakla sözleşmede ticari kefil olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın esasının imzalanan sözleşmede teminat verme yükümlülüğü bulunup bulunmadığı ve bu teminatın verilmemesinin davacı yönünden sözleşmenin haklı nedenle feshi hakkı bahşedip etmediği hususlarında olduğu, gerçekten de dosya incelendiğinde davacı adına davacı şirketin kurumsal e-mail adresi uzantılı 18/02/2021 tarihli icap niteliğindeki e-posta ile davalı şirkete gönderilen e-mail incelendiğinde, davacı şirketin davalı şirkete "Tekliflerimizde teminat talebimiz bulunmamaktadır. Bizimle çalışmanız durumunda mevcut tedarikçinizdeki teminatınızı iade alabilirsiniz" şeklinde davalı şirkete taahhütte bulunduğu, davacı ve davalı şirketin tüzel kişi tacir olmakla basiretli tacir olma sorumluluğunda oldukları, 4721 sayılı TMK'nın 2. maddesinde dürüstlük kuralının düzenlendiği, bu kuralın tüm medeni hukuk ilişkilerinde uygulanacağı bu doğrultuda "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kuralına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz " hükmünü amir olduğu, davacının kurumsal e-mail adresi üzerinden davalı adına kayıtlı kurumsal e-mail adresine gönderilen e-posta ile sözleşme imzalanması durumunda teminat alınmayacağına dair açıkça taahhütte bulunmak şeklinde yazışmalar yapıldıktan sonra davacının davalının teminat yatırmadığından bahisle sözleşmeyi feshetmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu, bu yönde davacının fesih hakkını açıkça kötüye kullandığı, bunun ise hukuk düzeni tarafından korunmayacağı davacının teminat yatırılmadığından bahisle sözleşmeyi feshedip cezai şart faturası düzenlemesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı mahkememizce anlaşılmış ve açılan davanın bu sebeple reddine karar verilmiş, kötüniyet tazminatı talebi yönünde ise her ne kadar davacının feshi mahkememizce haksız olarak nitelendirilmiş ise de bu hususun tek başına kötü niyet tazminatı talebi için yeterli olmadığı, davacının takipte kötüniyetli olduğunun dosya kapsamında belirlenemediği" gerekçeleriyle davanın reddine, koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine, karar verilmiştir.Karşı oyda ise,"davacının eksik güvence bedeline rağmen elektrik vermeye devam etmesinin sözleşmedeki feragat etmeme başlıklı 11.4 madde gereği eksik güvence bedelinden feragat ettiği anlamına gelmeyeceği, bu durumda eksik güvence bedeli nedeniyle davacının bu eksik güvence bedelini sözleşmenin herhangi bir zamanında talep etmesi ve eksik güvence bedelinin tamamlanmaması halinde davalıyı portföyden çıkarması ve buna göre eksik güvence bedelinin sözleşme ihlali olarak kabul edilerek cezai şart talep edilmesinin mümkün olduğu gözetilerek, davanın kabulüne ve % 20 inkar tazminatının davalıdan tahsiline ilişkin karar verilmesi gerektiği" görüşlerine yer verilmiştir.Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Davacı vekil istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; taraflar arasında akdedilen 04/08/2021 tarihli sözleşmenin neredeyse tüm maddelerinde davalı alıcının teminat yükümlülüğü bulunduğu yer almasına karşın geçerlilik süresi sona eren maile icap anlamı yüklenmesi sonucu davanın reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, teklif metninin 18 Şubat 2021 tarihinde gönderildiğini, sözleşmenin ise 4 Ağustos 2021 tarihinde aylar sonra akdedildiğini, teklifin beş gün ile sınırlı olduğu ve bu süreden sonra bağlı olunmayacağı açıkça belirtilmiş olmasına karşın maile icap anlamı yüklemek kanuna ve hukuka aykırı olduğunu, sözleşmenin 11.4. maddesi kapsamında müvekkili şirketin teminat talebinden feragat etmediği ve sözleşme ilişkisi içerisinde zamanaşımı süresince her zaman ileri sürülebileceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Dava, sözleşmenin süresinden önce feshedildiği iddiasına dayalı cezai şart alacağının tahsili talebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.Davacı, davalı şirketin sözleşme gereği teminat bedelini yatırmadığını, bu nedenle sözleşmenin hatlı olarak feshedildiğini, sözleşme gereği cezai şart alacağının doğduğunu ileri sürmektedir.Davalılar ise, davacı şirketin sözleşme yaparken teminat maddesinin çıkarılmasını istediklerini, bu şekli ile kabul etmeyeceklerini beyan ettiklerini, davacının da teminat hükümlerini sözleşmeden çıkardığını ve teminat alınmamasına karar verdiğini, bu şekilde tarafların sözleşmenin yürürlüğe girdiği 01.01.2021 tarihinden fesih edildiği 30.11.2021 tarihine kadar teminatsız olarak yürürlükte kaldığını, bu hususta davacı şirket aralarında yazışmalar bulunduğunu savunmuştur.Mahkemesince taraf delilleri toplanarak bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişiler raporlarında, "... ...Somut olayda taraflar arasındaki ilişkinin kurulması anında güvence bedeli talebinde bulunulmayacağının ifade edilmesi ve ilişkinin kurulmasının üzerinden yaklaşık 2 yıl geçmesinin ardından güvence bedelinin bulunmadığı ve tamamlanmaması durumunda sözleşme ilişkisinin sona erdirileceğinin ihbar edilmesi ve nihayetinde sözleşme ilişkisi sona erdirilerek cezai şart tahakkuk ettirilmesinin çelişkili davranış yasağına aykırılık teşkil ettiğinin düşünüldüğü, bu yönü ile sözleşmenin feshi haklı sebebe dayanmayacağından cezai şart tahakkuk ettirilmesinin de mümkün olmadığı " yönünde görüş bildirmişlerdir. Buna göre taraflar arasındaki sözleşmenin 04.08.2021 tarihli 12 ay süreli “Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi akdedildiğinin müşahede edildiği, bahse konu sözleşmenin 4.1.1 maddesine göre davalının güvence bedeli vermesi gerektiğinin hüküm altına alındığı, aynı sözleşmenin 7.2. maddesinde ise güvence bedelinin sözleşme başlangıcını müteakip 7 günlük süre içerisinde verileceğinin düzenlendiği, sözleşme ilişkisinin kurulmasının ardından 2 yıla yakın süre geçmesinden sonra teminat verilmediği gerekçesiyle fesih ve cezai şart talebinin hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, 10.05.2023 tarihli davalı şirket tarafından gönderilen ihtarname ile sözleşmenin 01.09.2023 tarihinde sonlandırılacağı bildirimi yapıldıktan sonra davacı tedarik şirketi tarafından 12.05.2023 tarihli ihbarname ile Sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca teminatın tamamlanmadığı, bu kapsamda yine sözleşme 5. Maddesi uyarınca sözleşmeyi tek taraflı fesih hakkı doğduğu ifade edilerek 3 gün içinde teminatın tamamlanması istenilmesinin dürüstlük kuralına uygun düşmediği, bu tarihe kadar taraflar arasında ihtilaf doğmadığı, sözleşmenin tüm sayfalarının imzalanmasının, sözleşmede içerik ve anlam birliği bulunduğu durumlarda zorunlu kabul edilmemekle beraber, yapılan yazışmalarda teminat alınmayacağının kararlaştırıldığı, bunun aksine hüküm içeren sözleşme maddelerinin altında imza bulunmasının taraf iradelerinin teminat hususunda birleştiğini ispat için zorunlu olduğu, bu durumda mahkemesince kararda belirtilen gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi isabetli bulunmuştur.Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir. K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 05/02/2026