Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2021/953 E. , 2024/3388 K. T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2021/953 Karar No : 2024/3388 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU: .... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması iste…
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2021/953 E. , 2024/3388 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2021/953 Karar No : 2024/3388 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... İSTEMİN KONUSU: .... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı adına, asıl borçlu ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nden alınamayan 2010 ve 2011 yıllarının muhtelif dönemlerine ait kamu alacağının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla düzenlenen... tarih ve..., ... ile ... takip numaralı ödeme emirlerinin iptali istemiyle dava açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ... takip numaralı ödeme emri içeriği kamu alacağı beyanname verilmemesinden kaynaklı olup beyanname verme tarihinde; ... takip numaralı ödeme emri içeriği kamu alacağının, yasal defter ve belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle indirim konusu yapılan katma değer vergilerinin reddinden kaynaklandığı olayda, ibraz etmeme fiilinin işlendiği tarihte ortak olmayan davacının söz konusu borçlardan sorumlu tutulamayacağı, ... takip numaralı ödeme emri yönünden ise asıl borçlu şirket nezdinde yapılan mal varlığı araştırması neticesinde üzerine kayıtlı dört adet araç olduğu ve iki adedine haciz uygulandığı tespit edildiğinden kamu alacağının şirketten tahsil imkansızlığı ortaya konulmaksızın davacının ortak sıfatıyla takibinde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle ödeme emirleri iptal edilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Vergi Mahkemesi kararının; ... takip numaralı ödeme emrinin iptaline ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf başvurusu, değinilen hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle reddedilmiştir. Dava konusu ... takip numaralı ödeme emri içeriği kamu alacağının vadesinin rastladığı dönemde ortak olmayan davacı bu borçtan sorumlu tutulamayacağından söz konusu takip numaralı ödeme emrinin hukuka uygun düşmediği, asıl borçlu şirket adına, yasal defter ve belgelerini incelemeye ibraz etmediğinden bahisle 2010 yılının Ocak ila Aralık dönemleri için re'sen salınan üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi yönünden davanın reddine ilişkin .... Vergi Mahkemesi'nin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının ilgili hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının değinilen hüküm fıkrasının Danıştay Üçüncü Dairesinin 27/10/2020 tarih ve E:2018/5946, K:2020/4225 sayılı kararıyla bozulduğu anlaşıldığından... takip numaralı ödeme emrinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle Vergi Mahkemesi kararının ... ve ... takip numaralı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkralarına yöneltilen istinaf başvurusu kabul edilerek değinilen ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkraları kaldırıldıktan sonra sözü edilen ödeme emirleri iptal edilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 58. maddesi uyarınca ödeme emrine karşı açılacak davalarda böyle bir borcun olmadığı, kısmen ödendiği ya da zamanaşımına uğradığının iddia edilebileceği, davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin hukuka uygun olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacının, 08/09/2011 tarihli hisse devir sözleşmesiyle hisselerini devrederek ortaklığından ayrıldığı asıl borçlu şirketin 2010 yılına ait defter ve belgelerinin ibrazına ilişkin yazının 08/07/2015 tarihinde tasfiye memuruna tebliğ edilerek istenilmesine karşın ibraz edilmemesi üzerine yapılan tarhiyatlara ilişkin ihbarnameler içeriği vergi ve cezaların şirketten tahsil edilemeyeceğinin anlaşıldığından bahisle adına ... takip numaralı ödeme emrinin düzenlendiği, 2011 yılının muhtelif dönemlerine ait kamu alacağının tahsili amacıyla ... ve ... takip numaralı ödeme emirlerinin tanzim edildiği, şirket hakkında yapılan mal varlığı araştırması sonucunda şirket adına kayıtlı dört adet araç bulunduğu ve iki araç üzerine haciz konulduğu ve haciz işlemlerinin devam ettiği anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesinin birinci fıkrasında, limited şirket ortaklarının, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu oldukları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları, 55. maddesinde, amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, onbeş gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı; 62. maddesinde ise, borçlunun mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı hüküm altına alınmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun limited şirketlere ilişkin "Bilgi alma ve inceleme hakkı" başlıklı 614. maddesinin 1. fıkrasında, her ortağın, müdürlerden, şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi vermelerini isteyebilecekleri ve belirli konularda inceleme yapabilecekleri kuralına yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Temyiz istemine konu Vergi Dava Dairesi kararının, ... takip numaralı ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrası aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle Dairemizce de uygun bulunmuştur. Şirket ortakların şirket borcundan dolayı takip edilebilmesi için öncelikle usulüne uygun olarak asıl borçlu şirket hakkında kesinleşmiş bir vergi borcunun bulunması ve usulüne uygun tüm takip yollarının tüketilmesine karşın, borcun tüzel kişiliğin (şirketin) varlığından tamamen veya kısmen alınamadığının açıkça ortaya konulması icap eder. Asıl borçlu şirkete ait borcun ödenmemesi üzerine yapılan malvarlığı araştırması neticesinde şirket adına kayıtlı dört adet araca rastlandığı, iki adedine haciz uygulandığı ve satış işlemlerinin devam ettiği göz önüne alındığında, kamu alacağının şirketten tahsil edilebilmesi için tüm takip yolları tüketilmeksizin davacı adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uygunluk görülmediğinden ... takip numaralı ödeme emrinin, Vergi Dava Dairesince yazılı gerekçeyle iptaline ilişkin hüküm fıkrası sonucu itibarıyla uygun görülmüştür. Kamu hizmetlerinin yürütülmesinde gerekli kaynağın elde edilmesi amacıyla vergi ve diğer kamu alacaklarının takip ve tahsili için hukuki düzenlemeler ve ayrıcalıklı yetkilerle kolaylık ve hızlılık sağlanmasının doğal olduğu kabul edilmekle birlikte bu konuda bireylerin hakları ve hukukun genel ilkelerinin de göz önünde bulundurulması hukuk devletinin bir gereğidir. Kamu hizmetlerinin yürütülmesi için gerekli düzenlemeler yapılırken elde edilmek istenen kamu yararıyla bireysel haklar arasında bir dengenin kurulması gerekir. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuni olması ve kamu yararına dayalı meşru bir amacının bulunması yeterli olmayıp ayrıca müdahalenin ölçülü olması da şarttır. Hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ölçülülük ilkesi uyarınca mülkiyet hakkının sınırlandırılması suretiyle elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin hakları arasında adil bir dengenin sağlanması zorunludur. Ölçülülük ilkesi elverişlilik, gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını, gereklilik ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir. Limited şirket ortaklarını, şirketten tahsiline olanak bulunmayan kamu alacaklarının ödenmesinden doğrudan doğruya ve payları oranında sorumlu tutan 6183 sayılı Kanun'un 35. maddesi karşısında, tahsili gereken kamu alacağını yaratan vergilendirmenin ait olduğu dönemde şirketin paylarına sahip ortakların, ortaklık sıfatının sürdüğü dönemlere ilişkin ortaklık sıfatından doğan ve bu dönemlere dair yapılacak bir inceleme sonrası salınacak vergi ve kesilecek cezalardan sorumlu tutulabilecekleri açıktır. Ancak, ortakların takibi aşamasında, kusursuz sorumlu olduklarından bahisle kendilerine orantısız bir külfet yüklenmemesi gerekmektedir. 6102 sayılı Kanun'un 614. maddesinin 1. fıkrası kapsamında, limited şirketin bütün hesap ve işlemlerine yönelik olarak denetim ve gözetim yetkisi bulunan ortakların, şirket faaliyetlerini ve temsile yetkili kişilerin yükümlülüklerini yerine getirip getirmediklerini denetleme, inceleme ve bu konularda bilgi alma hakları bulunmaktadır. Buna göre, sadece ortaklık sıfatının devam ettiği dönemlerde şirket işlemleri hakkındaki her türlü bilgiye erişme imkanı olan ortakların, paylarını devrettikten, başka bir ifadeyle şirketle bağlarının ortadan kalkmasından sonra ortaklıkları döneminde gerçekleşmeyen fiiller sonucunda ortaya çıkan kamu alacağından, salt vergilendirme dönemlerinde payları bulunduğundan bahisle sorumlu tutulmaları düşünülemez. Uyuşmazlık konusu olayda, ödeme emri içeriği kamu alacağını oluşturan vergi ve cezalara ilişkin re’sen tarh nedenini, davacının ortaklık sıfatının sona erdiği tarihten sonra şirkete ait defter ve belgelerin ibraz edilememesi oluşturmaktadır. Söz konusu eylem, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 359. maddesi gereğince gizleme olarak nitelendirilmekte ve tüm katma değer vergisi indirimlerinin reddi üzerine tarhiyat yapılması ve üç kat vergi ziyaı cezası kesilmesi sonucunu doğurmaktadır. Bu durumda, 08/09/2011 tarihinde hisselerini devrederek ortaklıktan ayrılan ve şirketle hukuki ve fiili bağlantısının kalmaması nedeniyle ortaklık sıfatının kazandırdığı ibraz etmeme fiiline yönelik olarak bilgi alma ve inceleme hakkı olmayan dolayısıyla herhangi bir müdahale imkanı bulunmayan davacının, takip edilen kamu alacağına ilişkin vergilendirme dönemi ortaklık sıfatının bulunduğu döneme ilişkin olmakla birlikte yukarıda belirtildiği üzere pay devrinden sonra gerçekleşen ibraz ödevinin yerine getirilmemesi sebebiyle salınan vergi ve kesilen cezalardan sorumlu tutulması, ortaklık sıfatından kaynaklanan kusursuz sorumluluğu aşan mahiyette ölçüsüz bir müdahale olduğundan ve kendisine orantısız bir külfet yüklediğinden hukuka uygun düşmeyen ... takip numaralı Vergi Dava Dairesince yazılı gerekçeyle iptaline ilişkin hüküm fıkrasında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kısmen reddine, 2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının; ... takip numaralı ödeme emrine ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA, 3. Kararın; ... ve ... takip numaralı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 24/05/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)-KARŞI OY: Vergi Dava Dairesi kararının dayandığı hukuksal neden ve gerekçeler karşısında, temyiz isteminin reddi ile kararın aynı hukuksal neden ve gerekçelerle onanması gerektiği görüşüyle, Daire kararının; dava konusu (2) ve (5) numaralı ödeme emirleri yönünden temyize konu kararın sonucu hukuka uygun bulunmakla birlikte; gösterilen gerekçenin doğru bulunmaması suretiyle kararın gerekçesini değiştirerek onanmasına ilişkin kısmına katılmıyorum.