11. Ceza Dairesi 2014/343 E. , 2014/3895 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Sahte fatura kullanmak HÜKÜM : Sanıklar hakkında 2004 takvim yılında sahte fatura kullanmak suçundan; 213 sayılı VUK.nun 359/b-1, 765 sayılı TCK.nun 80, 647 sayılı Yasanın 6. maddeleri gereğince 21 ay hapis cezası, erteleme Sanıklar hakkında 2005 takvim yılında sahte fatura kullanmak suçundan; 213 sayılı VUK.nun 359/b-1, 5237 sayılı TCK.nun 43, 51, 51/3. maddeleri gereğince 22 ay 15 gün hapis cezas
**11. Ceza Dairesi 2014/343 E. , 2014/3895 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Sahte fatura kullanmak HÜKÜM : Sanıklar hakkında 2004 takvim yılında sahte fatura kullanmak suçundan; 213 sayılı VUK.nun 359/b-1, 765 sayılı TCK.nun 80, 647 sayılı Yasanın 6. maddeleri gereğince 21 ay hapis cezası, erteleme Sanıklar hakkında 2005 takvim yılında sahte fatura kullanmak suçundan; 213 sayılı VUK.nun 359/b-1, 5237 sayılı TCK.nun 43, 51, 51/3. maddeleri gereğince 22 ay 15 gün hapis cezası, erteleme, 22 ay 15 gün denetim süresi belirlenmesi I-) Sanıklar müdafiinin, ... hakkında “2004 takvim yılında sahte fatura kullanmak” suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyizi üzerine yapılan incelemede; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanık ...'ye yüklenen “2004 takvim yılında sahte fatura kullanmak” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, 2004 takvim yılı hesabının sadece katma değer vergisi yönünden incelenmesi, kullanılan son fatura tarihine göre suç tarihinin, 3065 sayılı KDV Kanununun 5035 sayılı Kanunun 48. maddesi ile değişik 41 ve 45. maddeleri uyarınca 21.01.2005 olacağından, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanunun 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan sanık ... hakkında “2004 takvim yılında sahte fatura kullanmak” suçundan açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddeleri uyarınca istem gibi DÜŞÜRÜLMESİNE, II-) Sanıklar müdafiinin, ...'nin 2005 takvim yılında, ...'ın 2004 ve 2005 takvim yıllarından sahte fatura kullanmak suçlarından mahkumiyetlerine ilişkin hükümlere yönelik temyizine gelince; Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak: 1-) ...Tic. A.Ş'nin yönetim kurulu üyesi ve şirket temsilcilerinden birisi olan sanık ... ile diğer sanıklar (vefat eden ... ve ...) savunmalarında “...maden kömürü çıkarma faaliyeti yürüten ve 3500 civarında personel çalıştıran şirketin profesyonel yöneticiler tarafından idare edildiğini, mal ve hizmet alımlarının bu kişiler tarafından gerçekleştirildiğini..” belirtmeleri, ... 12. Noterliğinde düzenlenen 03 Kasım 2004 tarih ve 28754 yevmiye sayılı vekaletname ile şirket yetkililerinden ... tarafından geniş yetkiler verilerek, şirket işlerini yürütmek üzere vekil tayin edilen ve vergi incelemesi sırasında, şirket vekili sıfatıyla incelemeyi yapan görevli ile muhatap olan ...'ın Cumhuriyet savcısına verdiği 18.10.2007 tarihli ifadesinde, mal alımına satın alma bölümünün karar verdiğini belirterek, şirketin işleyişini anlatmış olması da gözetilerek; Ceza Genel Kurulu’nun 17.12.1990 gün ve 312/340 sayılı kararında açıklandığı üzere suç ve suçlu arasındaki illiyet bağı dikkate alınarak, temsil yetkisinin bölüşümündeki ağırlık ve sınırlar araştırılıp, suçun ayrıntısını bilen ve oluşumunda rolü olan temsilci/temsilcilerin belirlenmesi, mal ve hizmet alımıyla ilgili işlemlerden kim ya da kimlerin sorumlu olduğunun tespiti ile Dairemizin 14.09.2011 gün, 1085-19981 sayılı bozma kararında da belirtildiği üzere, sanık ...'nin suçun oluşumundaki rolü ve sorumluluğunun belirlenmesinden sonra hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi, yasaya aykırı, 2-) 03.03.2014 günü UYAP’tan alınan güncellenmiş nüfus kayıt örneğinden sanık ...'ın 26.02.2013 tarihinde, hükümden sonra öldüğü anlaşıldığından, hakkındaki kamu davasının 5237 sayılı TCK.nun 64. maddesi uyarınca düşürülmesinde zorunluluk bulunması, Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 04.03.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.