20. Hukuk Dairesi 2005/717 E., 2005/1419 K. 20. Hukuk Dairesi 2005/717 E., 2005/1419 K. - ÇEKİŞMELİ TAŞINMAZIN VE ÇEVRE PARSELLERİN TÜM PAFTALARININ ÖLÇEKLERİNİN DENKLEŞTİRİLMESİ - KESİNLEŞMEMİŞ ORMAN SINIRLANDIRMASI - ORMAN SAYILAN YERLERDE ZİLYETLİKLE MÜLK EDİNİLEMEYECEĞİ - TAPU KAYDI KAPSAMININ ARAŞTIRILMASI- 6831 S. ORMAN KANUNU [ Madde 17 ] - 6831 S. ORMAN KANUNU [ Madde 1 ] - 6831 S. ORMAN KANUNU [ Madde 2 ] - 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 16 ] - 3402 S. KADASTRO KANU…
20. Hukuk Dairesi 2005/717 E., 2005/1419 K. **20. Hukuk Dairesi 2005/717 E., 2005/1419 K.** **- ÇEKİŞMELİ TAŞINMAZIN VE ÇEVRE PARSELLERİN TÜM PAFTALARININ ÖLÇEKLERİNİN DENKLEŞTİRİLMESİ - KESİNLEŞMEMİŞ ORMAN SINIRLANDIRMASI - ORMAN SAYILAN YERLERDE ZİLYETLİKLE MÜLK EDİNİLEMEYECEĞİ - TAPU KAYDI KAPSAMININ ARAŞTIRILMASI**- 6831 S. ORMAN KANUNU [ Madde 17 ] - 6831 S. ORMAN KANUNU [ Madde 1 ] - 6831 S. ORMAN KANUNU [ Madde 2 ] - 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 16 ] - 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 18 ] - 3402 S. KADASTRO KANUNU [ Madde 20 ] **"İçtihat Metni"** Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı Bedriye Ulakçı tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: KARAR Kadastro sırasında Belören Köyü 221 ada 16 parsel sayılı 45450.56 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, tarla niteliği ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı adına tesbit edilmiştir. Davacı Orman Yönetimi, taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu parselin orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Bedriye Ulakçı tarafından temyiz edilmiştir. Dava kadastro tespitine itiraz niteliğindedir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce orman kadastrosu yapılmamıştır. Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli değildir. Dairemizin 04.10.2004 günlü 2004/3939-9655 sayılı ilamı ile dosya içerisindeki eksik belgelerin tamamlanması sonucunda dava konusu 221 ada 16 parsel ile benzer özellikteki, 16 parsel doğusundaki yolun ilerisinde bulunan 226 ada 73, 82 ve 81 parsel sayılı taşınmazların kişi adlarına kadastro çalışmasında tespit görüp itirazsız kesinleştiği, yine taşınmaz batısındaki 221 ada 18 parselin kişi adına tespit görüp itiraz sebebiyle kadastro mahkemesinin 2001/281-2004/178 sayılı dosyasında parselin Mustafa Doğan ve iştirakleri adına tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline ilişkin hüküm oluşturulup, temyiz edilmeksizin kesinleştiği, 16 parsel güneyindeki 15 parsel sayılı taşınmazın belgesiz olarak Mustafa Doğan ve iştirakleri adına tespit edildiği ve halen kadastro mahkemesinin 2001/396 E. sayılı dosyasında yargılamanın sonuçlanmadığı, bu parsel hakkında yapılan keşif sonucu uzman orman bilirkişi tarafından taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu açıklanmış olup, 16 parsel kuzeyindeki 221 ada 17 parselin tarla niteliği ve 17.05.1972 tarihli tapu kaydına dayanılarak Mevlüt Özdemir adına tespit edilmiş ve itirazsız olarak kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır. Hükme esas alınan uzman orman bilirkişi Yunus Şahan'ın raporunda, keşif günü itibariyle taşınmaz üzerinde buğday ekili olup, taşınmazın %20-25 eğimli, toprak yapısı yönünden humusça zengin, kumlu, tınlı, az taşlı, balçıklı yapıda orman toprağı olduğu, 1969 yılında hazırlanan amenajman planı, meşçere haritasında kısmen meşe bozuk baltalık, orman toprağı, kısmen de ziraat alanı olan 215 numaralı bölümde bulunduğu, taşınmazla orman arasında ayırıcı unsur olmayıp, memleket haritasında kısmen yeşil, kısmen de yapraklı ağaç işaretiyle belirtilen ormanlık alan içinde, 1947 yılına ait hava fotoğrafında, ormanla kaplı orman sayılan yerlerden olduğu açıklanarak, dosyadaki renkli fotokopi olan memleket haritasında parselin kısmen kuzey bölümü yeşil olmayan açık renkli bölümde, güney bölümüyse yeşil alanda gösterilmiştir. Orman bilirkişice düzenlenen rapor, içerik ve sonuç olarak resmi belgelere göre çelişkili olduğundan taşınmazın orman olup olmadığını ve hukuki durumunu belirlemeye yeterli ve kanaat verici değildir. Yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulamaz. Bu durumda, mahkemece önceki bilirkişi dışında serbest orman mühendisleri arasından seçilecek bir uzman orman yüksek mühendisi, bulunamadığı taktirde orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte 16 parsel çevresindeki 221 ada 18 ve 17, 226 adadaki 73, 81 ve 82 parsellerin kişi adlarına kesinleşmiş olduğu gözönünde tutularak memleket haritası, hava fotoğrafları ve amenajman planı çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanarak taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 Sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 Sayılı Yasanın 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; kesinleşmiş orman kadastrosu bulunmadığından, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine ablike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Bedriye Ulakçı'nın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde yatırana iadesine 21/02/2005 günü oybirliği ile karar verildi.