Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/16112 E. , 2024/1129 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/16112 Karar No : 2024/1129 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) :... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Erzincan İl Jandarma Komutanlığı emrinde jandar
Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2023/16112 E. , 2024/1129 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2023/16112 Karar No : 2024/1129 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) :... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Erzincan İl Jandarma Komutanlığı emrinde jandarma uzman çavuş olarak görev yapan davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. maddesi uyarınca bir kamu personelinin kamu görevinden çıkarılabilmesi için, terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğunun değerlendirilmesi, bu konuda bir kanaatin oluşması yeterli görülerek, bu konuda idarelere geniş takdir yetkisi verilmiş olduğu, diğer taraftan davacının icra ettiği askerlik görevinin hassasiyeti, önem ve özelliği, görev yapmaya devam etmesi halinde ülkenin güvenliğinden sorumlu olan Jandarma Teşkilatının güvenilirliğini ve saygınlığını zedeleyeceğinin açık olduğu hususları birlikte dikkate alındığında, davacının meslekte kalmasının uygun olmadığı, davalı idarece davacının FETÖ/PDY terör örgütüne mensubiyeti, iltisakı ve irtibatı olduğu kanaatine varılarak dava konusu işlemin tesis edildiği ve davalı idarenin takdir yetkisini keyfi olarak kullandığına dair bir belge ve bilgi bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır. Öte yandan, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediğinden, davacının işlem nedeniyle uğradığı zararların tazmini talebinin de reddi gerektiği belirtilmiştir. Açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla; dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacı hakkında silahlı terör örgütü FETÖ/PDY'ye üye olma suçunu işlediği iddiasıyla Kütahya Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından başlatılan ...sayılı soruşturma sonucunda verilen ... tarih ve ... sayılı kararla, "bylock programını kullanmadığı, Asya Katılım Bankası nezdinde hesabının bulunmadığı, kolluk araştırmasında örgüt üyeliğine dair herhangi bir bilgi veya belgenin elde edilemediği, bu örgüte ait vakıf, dernek, sendika, gazete, dergi vs. üyeliği veya aboneliğine dair herhangi bir kayıt bulunamadığı, örgüte ait iş yerlerinde çalıştığına dair SGK kaydına rastlanılmadığı, sabit hatlardan örgütsel yöntemlerle aranmadığının tespit edildiği, 2011-2012 yıllarında örgüt ile irtibatlı evde ve yurtta kalma, dershaneye gitme eylemlerinin tarihi ve beyanın içeriği dikkate alındığında bu eylemlerin atılı suç kapsamında soruşturma açılması için yeterli delil niteliğinde olmadığı" gerekçesiyle soruşturmaya yer olmadığına karar verildiği, davacı hakkında 2011-2012 yıllarındaki tespitler dışında davacının terör örgütüyle iltisaklı ve irtibatlı olduğuna ilişkin başkaca bir delil bulunmadığı, davalı idarece de bu hususta bir delil ibraz edilmediği anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan, hukuka aykırılığı saptanan işlemler nedeniyle ilgililerin uğradığı zararların tazmini Anayasa'nın 125. maddesi gereği olduğundan, dava konusu işlem nedeniyle davacının mahrum kaldığı özlük haklarının dava tarihi olan 18/10/2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalı idarelerce davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Açıklanan gerekçelerle, istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline ve dava konusu işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı özlük haklarının dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından; dava konusu işlemin mevzuata ve hukuka uygun olarak tesis edildiği, her ne kadar davacı hakkında soruşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olsa da, yapılan incelemede etkin pişmanlık, ikrar, ışık evlerinde kalma, örgütsel faaliyetlere ve geziye katılma, sözde örgüt abileriyle irtibat ve birlik komutanı kanaati gibi veriler bulunduğu dikkate alındığında, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğunun açık olduğu, FETÖ/PDY terör örgütüne iltisakı veya irtibatı bulunduğu anlaşılan davacı hakkında, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen geçici 35. madde hükmü uyarınca tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davacı tarafından; dava konusu işlemin açıkça hukuki dayanaktan yoksun olduğu, davalı idarenin hiçbir şekilde birey ya da kamu yararı gözetmeksizin hareket ettiği, FETÖ/PDY terör örgütü ile hiçbir irtibatı ve iltisakı bulunmadığı, dava konusu işlemin sebep, konu ve amaç unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu, öğrencilik döneminde kalmış olduğu yurdun işleme gerekçe olarak gösterildiği, söz konusu yurtta durumunun iyi olmaması ve bu yurdun diğer yurtlara nazaran daha ucuz olması sebebiyle 1 yıl kaldığı, bu yurtta sadece konaklama amacıyla kaldığı, hakkında açılan herhangi bir soruşturma yahut kovuşturma bulunmadığı, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişiğinin olduğuna ilişkin kesin hüküm bulunmadığı, kendisinin veya ailesinin herhangi bir üyesinin FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olmadığı, temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Davalı idarenin temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Erzincan İl Jandarma Komutanlığı emrinde jandarma uzman çavuş olarak görev yapan davacı, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca ...tarih ve ... sayılı işlem ile kamu görevinden çıkarılmıştır. Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır. Diğer yandan, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği iddiasına yönelik olarak ... Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda verilen ... tarih ve K:... sayılı kararla soruşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir. MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde sona ermiştir. 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(b) maddesinde; terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen, 10/03/1983 tarihli ve 2803 sayılı Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanununa tabi personelin Jandarma Genel Komutanının teklifi, İçişleri Bakanının onayıyla kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Diğer yandan, olağanüstü hâlin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) ;...6) Jandarma Genel Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü personeli İçişleri Bakanının onayı ile kamu görevinden çıkarılır. '' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(b) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir. Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir uygulanmakta iken, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir. AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılarla iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Yukarıda yer verilen mevzuat, karar ve tespitler uyarınca; FETÖ/PDY silahlı terör örgütü tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler ve olağanüstü halin sona ermesinden sonra yürürlüğe giren 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle uygulama alanı bulan kamu görevinden çıkarma yaptırımı kapsamında, kamu görevlilerinin Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin en hassas ve azami şekilde yapılması ve disiplin ile emir ve direktiflere mutlak itaat gerektiren askerlik mesleğini ifa eden ve ülkenin güvenliğinden sorumlu olan Jandarma Genel Komutanlığı personeli açısından Devlete sadakatlerinden herhangi bir kuşku duyulmamasını temin edecek şekilde uygulanması gerekmektedir. Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de kişilere tanınan temel hak ve özgürlüklerin, kamu görevinin yerine getirilmesi sırasında devletin geniş takdir yetkisiyle sınırlandırılabileceğini, ayrıca bazı kamu görevlileri açısından, özellikle üst düzey yetkililer, silah kullanma yetkisini haiz kamu görevlileri, hakimler, savcılar ve istihbari faaliyette bulunan veya ülkenin güvenliği için kritik öneme sahip kurumlarda çalışan kamu görevlileri yönünden daha geniş ve takdir yetkisine dayalı sınırlamalar getirilebileceğini kabul etmektedir. Bu kapsamda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkına ilişkin başvurularda, devletin egemenlik yetkilerini doğrudan veya dolaylı olarak kullanan veya kamu otoritelerinin genel menfaatini korumaktan sorumlu, devlete özel bir sadakat ilişkisiyle bağlı olan asker ve polis gibi görevliler yönünden özlük ve parasal haklar dışında sözleşmenin tarafı olan devletin daha geniş yetkilere sahip olduğu hususunun vurgulandığı görülmektedir. (Vilho Eskelinen ve Diğerleri/Finlandiya, B. No: 63235/00, 19/04/2007). Davacı, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğu gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılmış olup, dava dosyasındaki, UYAP kayıtlarındaki ve UYAP Örgütlü Suçlar Bilgi Bankası'ndaki bilgi ve belgeler davacının anılan örgütle bağlantısı yönünden incelendiğinde; davacının 13/06/2019 tarihinde Kütahya Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde alınan ifadesinde özetle; etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak istediğini, örgüt yapılanmasına ait olduğunu bildiği dershaneye gittiğini, bu dershanede örgütsel etkinlikler yapıldığını, üniversite sınavını kazanması üzerine dershanede görevli öğretmen tarafından örgüt evinde kalabileceğine yönelik teklif geldiğini ve bu teklifi kabul edip örgüt evinde kaldığını, bu evde örgüt abisi olarak tanımlanan kişilerin ev ihtiyaçları ile ilgilendiğini, daha sonra başka bir örgüt evine geçtiğini, örgüte ait farklı evlerde sohbet toplantılarının gerçekleştirildiğini, FETÖ/PDY terör örgütü elebaşına ait kitapların okunduğunu ve bu şahsa yönelik övücü söylemlerde bulunulduğunu, en son kendisinin örgüte ait yurda gönderildiğini ve örgüt tarafından gerçekleştirilen şehir dışı gezilerine katıldığını beyan ettiği görülmüştür. Uyuşmazlıkta, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen soruşturma sonucunda soruşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olmasının, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunup bulunmadığı yönünden idari yargı yerlerince inceleme yapılması gerekliliğini ortadan kaldırmadığı; bununla birlikte yukarıda da belirtildiği üzere FETÖ/PDY terör örgütü tarafından Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne karşı yapılan darbe teşebbüsü ve sonrasında yaşanan olağanüstü dönem ve koşullar gereğince alınan tedbirler ve olağanüstü halin sona ermesinden sonra yürürlüğe giren 375 sayılı KHK'nın geçici 35. maddesiyle uygulama alanı bulan kamu görevinden çıkarma yaptırımı kapsamında, kamu görevlilerinin Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na, kanunlarına, kurumlarına, dolayısıyla Devlete sadakat yükümlülüklerine riayeti konusundaki denetimin, yaşanan söz konusu olağanüstü dönemin doğal bir sonucu olarak en hassas ve azami şekilde yapılması gerekliliği ile davacının icra ettiği askerlik görevinin ve ülkenin güvenliğinden sorumlu olan Jandarma Teşkilatının hassasiyeti, önem ve özelliği dikkate alındığında, davacının örgütsel etkinlikler gerçekleştirilen ve örgüte müzahir olduğunu bildiği dershaneye gitmesinin, üniversite sınavını kazandıktan sonra bu dershanede görevli öğretmen tarafından gelen teklifi kabul ederek örgüt evinde kalmasının, daha sonraki süreçte başka bir örgüt evine geçmesinin, örgütün sohbet toplantılarının gerçekleştirildiği, FETÖ/PDY elebaşına ait kitapların okunduğu ve bu şahsa yönelik övücü söylemlerde bulunulan örgüte ait farklı evlere gitmesinin, örgüt tarafından örgüte müzahir yurda gönderilmesinin ve örgüt tarafından gerçekleştirilen şehir dışı gezilerine katılmasının, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakının varlığına kanaat getirilmesine yeterli düzeyde tespitler olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir. Bu durumda, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline, dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; 2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline, dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının dava tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda özetlenen gerekçeyle BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 14/02/2024 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.