Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/4913 E. , 2024/1896 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/4913 Karar No : 2024/1896 DAVACI : ... Odası Başkanlığı ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından; - 09/12/2017 tarihli ve 30265 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Planlanmasına Dair Yönetmeliğin 19. maddesinin 2. fıkrasının, - Mülga Gıda, Tarım ve Hayva…
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/4913 E. , 2024/1896 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/4913 Karar No : 2024/1896 DAVACI : ... Odası Başkanlığı ... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... DAVANIN_KONUSU : Davacı tarafından; - 09/12/2017 tarihli ve 30265 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Planlanmasına Dair Yönetmeliğin 19. maddesinin 2. fıkrasının, - Mülga Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşarlık Makamının 26/04/2018 tarihli Oluru ile yürürlüğe konulan Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Planlanmasına Dair Uygulama Talimatının 11. maddesinin 5. fıkrasının iptali ile, - Anılan düzenlemelerin dayanağı olduğundan bahisle 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'na, 04/07/2019 tarihli ve 7181 sayılı Kanunla eklenen Geçici 6. maddenin Anayasaya aykırılığı iddiasıyla iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmektedir. DAVACININ_İDDİALARI : Davacı tarafından; dava konusu edilen Talimatın, Yönetmeliğin ve Kanun’un hukuka aykırı olduğu, düzenlemelerin birbirinden farklı olduğu ve her üç düzenlemenin de tarım arazilerinin aleyhine olduğu, yapılan düzenlemelerin 14 yıl boyunca uygulanan Kanun’un ruhuna aykırı olduğu, bu maddeye dayanılarak planda tarım arazisi olarak belirtilen yerlerin bile tarım dışı kullanımına izin verilebileceği, madde gerekçesinde belirtilen mağduriyetlerin neler olduğunun bilinmediği, geçici maddede yer alan “ile yerleşik alanlar” ibaresi uyarınca üzerinde yapılaşma olan tüm tarım arazilerinin tarım dışı kullanımına sebep olunacağı ileri sürülmektedir. DAVALININ_SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; usule ilişkin olarak, davanın öncelikle 2577 sayılı Kanun'un 14. maddesi yönlerinden incelenerek hukuka aykırılık tespit edilmesi halinde davanın usulden reddi gerektiği; esasa ilişkin olarak, 5403 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 6. maddenin, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlüğe giren Yönetmelik ve Talimat hükümlerine dayanak olamayacağı, Kanun'a eklenen Geçici 6. maddenin taslak çalışmasının kendilerince yapılmadığı, Yönetmelik maddesinin büyük ova koruma sınırlarına ilişkin olduğu, daha önce tarım dışı kullanımına izin verilen taşınmazların büyük ova kapsamına alınmayacağının düzenlendiği, uygulama Talimatının teknik personelin iş ve işlemlerine ilişkin olduğu, tarım dışı kullanım izninin 5403 sayılı Kanun’a göre verildiği, dava konusu düzenlemelerin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ : ... DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava; 26/04/2018 tarihli Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Planlanmasına Dair Uygulama Talimatının 11. maddesinin 5. fıkrası ile Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Planlanmasına Dair Yönetmeliğin 19. maddesinin 2. fıkrasının iptali ile 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun Geçici 6. maddesinin bu alt düzenlemelerin dayanağı olduğundan bahisle Anayasaya aykırılığı iddiasıyla iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmektedir. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nuna 4/7/2019-7181/21 maddesi İle eklenen Geçici 6. Maddesinde yer alan " 19/7/2005 tarihinden önce onaylanmış 1/5000 veya 1/1000 ölçekli imar planları veya arsa vasfı kazanmış parseller ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce belirlenen onaylı köy ve/veya mezraların yerleşik alanı ve civarı ile yerleşik alanlar izinli kabul edilir" hükmün, iptale konu alt düzenlemelerin dayanağı olduğundan bahisle Anayasaya aykırılığı iddiasıyla iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmekte ise de, yasalar “Yasaların Geriye Yürümezliği İlkesi” uyarınca yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarıldıklarından ve yürürlüğe giren yasaların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olamaması, "Kazanılmış Hakların Korunması” ilkesinin gereği olduğundan, dava konusu Talimat ve Yönetmelikle yapılan düzenleme tarihinden sonra Yasayla yapılan düzenlemenin dava konusu Yönetmeliğe dayanak oluşturduğunun kabulü mümkün değildir. Davacının Anayasaya aykırılık iddiası yerinde görülmeyerek işin esası incelendi. Anayasanın 44. maddesinde, Devletin, toprağın verimli olarak işletilmesini korumak, geliştirmek ve erozyonla kaybedilmesini önlemek amacıyla gerekli tedbirleri alacağı hükme bağlanmakta; 45. maddesinde de, Devletin, tarım arazilerinin amaç dışı kullanılmasını ve tahribini önlemek, bitkisel ve hayvansal üretimi artırmak maksadıyla tedbir alması öngörülmektedir. Toprak Koruma Ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun Amaç başlıklı 1. Maddesinde, Bu Kanunun amacının; toprağın doğal veya yapay yollarla kaybını ve niteliklerini yitirmesini engelleyerek korunmasını, geliştirilmesini ve çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak, plânlı arazi kullanımını sağlayacak usûl ve esasları belirlemek olduğu hükmü; Kapsam başlıklı 2. Maddesinde, Bu Kanunun; arazi ve toprak kaynaklarının bilimsel esaslara uygun olarak belirlenmesi, sınıflandırılması, arazi kullanım plânlarının hazırlanması, koruma ve geliştirme sürecinde toplumsal, ekonomik ve çevresel boyutlarının katılımcı yöntemlerle değerlendirilmesi, amaç dışı ve yanlış kullanımların önlenmesi, korumayı sağlayacak yöntemlerin oluşturulmasına ilişkin sorumluluk, görev ve yetkilerin tanımlanması ile ilgili usûl ve esasları kapsadığı hükmü; işlem tarihindeki şekliyle, 20.maddesinde," Tarımsal amaçlı arazi kullanımlarında, tarımsal amaçlı arazi kullanım plân ve projelerine uyulması zorunludur. Bu plân veya projelere aykırı hareket edilerek arazi tahrip edilmiş veya diğer koruma ve üretim yapılarına zarar verilmiş ise valilikçe tespit yaptırılarak sorumlular bir kez uyarılır ve projeye uygunluk sağlanması için azami üç ay süre verilir. Bu sürenin sonunda aykırı kullanımların devam etmesi durumunda faaliyet durdurulur. Valilikçe arazinin eski haline dönüştürülmesi için yapılan tüm masraflar sorumlulardan tahsil edilir. Ayrıca, araziye zarar verenlere, tahrip edilen mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri ve dikili tarım arazilerinin her metre karesi için bir Yeni Türk Lirası, marjinal tarım arazilerinin her metre karesi için elli Yeni Kuruş idarî para cezası verilir. Valiliğin yaptıracağı tespitlerle plân veya projelere uyulduğu ve arazi tahribatının durduğu belirlenirse sınırlama ve hak mahrumiyetleri ortadan kalkar."hükmü; Tarım dışı amaçlı arazi kullanımlarına ilişkin cezalar ve yükümlülükler başlıklı 21.maddesinde de, "Tarım dışı arazi kullanımlarında toprak koruma projelerine uyulması zorunludur. Tarım dışı arazi kullanımına izinsiz başlanılması veya hazırlanan toprak koruma projelerine uyulmaması halinde, aşağıdaki işlemler gerçekleştirilir ve yaptırımlar uygulanır: a) Arazi kullanımı için izinsiz işe başlanılmış ve çalışmalar devam ediyorsa; valilik işi tamamen durdurur, yapılan iş tamamlanmış ise kullanımına izin verilmez. Kullanılan arazi tarım dışı amaçlı kullanıma uygun yerlerden ise kullanılan alanın her metre karesi için bir Yeni Türk Lirası idarî para cezası verilir ve bu Kanunda öngörülen tedbirlerle birlikte gerekli izinlerin alınması şartıyla işin tamamlanmasına veya iş bitmiş ise kullanımına izin verilir. Arazi kullanım plânlarında, tarımsal amaçlı kullanım için ayrılmış arazilerde, izinsiz yapılan bütün yapılar yıkılır ve temizlenir. Arazinin yeniden eski haline gelmesi için yapılan masraflar sorumlulardan tahsil edilir. Ayrıca, zarar verilen tarım arazilerinin, her metre karesi için iki Yeni Türk Lirası idarî para cezası verilir. b) Toprak koruma projelerine aykırı hareket ederek arazinin tahribine ve/veya diğer koruma ve üretim yapılarına zarar verilirse valilik tarafından sorumlular bir kez uyarılır ve projeye uygunluk sağlanması için azami üç ay süre verilir. Bu sürenin sonunda aykırı kullanımların devam etmesi durumunda yapılan işler valilikçe tamamen durdurulur, verilen kullanım izni iptal edilir ve zarar verilen mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri ve dikili tarım arazilerinin her metre karesi için iki Yeni Türk Lirası, marjinal tarım arazilerinin her metre karesi için bir Yeni Türk Lirası idarî para cezası verilir. Arazinin temizlenmesi ve eski haline dönüştürülmesi için yapılacak masraflar ve verilen bu cezalar sorumlulardan tahsil edilir. Toprak koruma projelerinin bulunmaması, yetersizliği veya zamanında gerekli tadilatların yapılmaması sonucu arazi tahribi veya toprak kayıpları söz konusu olursa meydana gelecek zararlardan; proje hazırlanmasına gerek olmadığına karar verenler, proje hazırlanmış ise projeyi hazırlayan ve onaylayanlar sorumludur. Sorumlular, kusurlu bulunan fiillerinin niteliğine göre 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun kamu görevlilerine ait hükümleri uyarınca cezalandırılırlar. hükmü yer almıştır. 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 5, 7, 8, 10, 11, 12, 13, 14, 15 ve 24 üncü maddelerine dayanılarak hazırlanarak yürürlüğe konulan Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Planlanmasına Dair Yönetmeliğin Amaç ve kapsam başlıklı 1. maddesinde," (1) Bu Yönetmeliğin amacı; 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda öngörülen toprak ve arazi varlığının belirlenmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, geliştirilmesi, zorunlu hallerde amaç dışı kullanımına izin verilmesi, toprağın ve tarımsal üretim gücü yüksek büyük ovaların belirlenerek korunması, toprak koruma plan ve projelerinin hazırlanması ve uygulanması, erozyona duyarlı alanların belirlenmesi, toprak koruma kurulunun teşekkülü, görevleri, çalışmaları ile çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak arazilerin planlı kullanımını sağlayacak usul ve esasları belirlemektir." hükmü , Büyük ovalarda tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı başlıklı 19 . Maddesinin iptale konu (2). fıkrasında," 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili mevzuatına uygun gerekli izinler alındıktan sonra imar planı yapılarak onaylanan ve halen yürürlükte bulunan planlı alanlar ile il idare kurulları tarafından onaylanan köy yerleşim alanı sınırları içinde kalan yerler ve Bakanlar Kurulu kararı ile büyük ova koruma alanlarının ilanından önce Bakanlıktan 5403 sayılı Kanun ile 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanunu kapsamında izin alınmış, diğer kurumlar tarafından işlemleri devam eden talepler, bu madde kapsamında değerlendirilmez" hükmü yer almıştır. 3.7.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile 9.12.2017 tarihli ve 30265 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe giren Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Planlanmasına Dair Yönetmeliğin 23 üncü maddesine dayanılarak hazırlanarak yürürlüğe giren Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Planlanmasına Dair Uygulama Talimatının Amaç ve kapsam başlıklı 1. Maddesinde, "(1) Bu Talimatın amacı; 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile bu Kanuna bağlı olarak 9.12.2017 tarihli ve 30265 sayılı Resmi Gazete’ de yayımlanan Tarım Arazilerinin Korunması Kullanılması ve Planlanmasına Dair Yönetmelik hükümlerinin uygulanmasına açıklık getirmek ve ülke genelinde uygulama birlikteliğini sağlamaktır. (2) Bu Talimat; Tarım dışı alanlar ile 6831 sayılı Orman Kanunu, 4342 sayılı Mera Kanunu, 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun kapsamı dışında kalan, tarım arazilerini kapsar." hükmü yer almış; Kanunun yürürlük tarihinden önceki amaç dışı kullanımlar başlıklı 11. Maddesinde, (1) 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu 01.12.1984 tarihinde, mülga Tarım Arazilerinin Tarım Dışı Gaye ile Kullanılmasına Dair Yönetmelik ise 11.03.1989 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu mevzuat kapsamındaki yerlerde izinsiz kullanımın belirtilen tarihlerden önce gerçekleştiğinin belgelenmesi halinde, bu alanlar ile ilgili, Kanunun 13 üncü ve/veya 14 üncü maddesi kapsamında yapılacak bir işlem bulunmadığı ilgilisine bildirilecektir. [arazi bozulmasını gösteren inşaata başlama izin belgesi, yapı kullanma izni veya ruhsatı, kamu kurumlarından alınmış sabit tesis abonelik belgesi (su, elektrik, telefon vb.), mahkeme kararı veya azalarının da imzasının bulunduğu muhtarlık belgesi vb.]. (2) İzinsiz kullanımların 19.07.2005 tarihinden önce gerçekleştiğinin belgelenmesi halinde, bu alanlar ile ilgili Kanunun 20 ve/veya 21 inci maddesi hükümleri uygulanmaksızın; şartları uygun olması halinde Kanun kapsamında izin verilecek, uygun olmaması halinde ise 3194 sayılı İmar Kanunu’nun izinsiz yapılar ile ilgili hükümlerinin uygulanması planlayıcı kurumdan istenecektir. Görüş istenen alanın bu tarihten önce tarım dışı amaçlar için planlanmış alanda kalması halinde bu planı yapan kurumdan planlamanın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuata uygun olarak yapılıp yapılmadığı sorulacak, planı yapan kurum tarafından mevzuata uygun olarak yapıldığının bildirilmesi durumunda, Kanunun 13 üncü ve/veya 14 üncü maddesi kapsamında yapılacak işlemin olmadığı ilgilisine bildirilecektir. Ancak, 10/08/2001-19/07/2005 tarihleri arasında verilen izinler il müdürlükleri arşivinde bulunduğundan planı yapan kurum tarafından verilen mevzuatlara uygun olarak yapıldığını belirten görüşler, arşiv incelemesi yapılarak teyit edilecektir. (4) 19.07.2005 tarihinden önce ilgili mevzuat kapsamında tarım alanlarının bitkisel üretim amacı dışında kullanımı ile ilgili izinler alınmış, ancak planlama yapılmamış ve onaylanmamış ise Kanun kapsamında yeniden izinlendirme yapılması gerekmektedir." hükmü, iptale konu (5). Fıkrasında da, "İl İdare Kurulu kararı ile belirlenen köy yerleşik alanı sınırı içerisinde (civarı hariç),Kanun hükümleri uygulanmayacaktır." hükmü yer almıştır. Davacı tarafından, dava konusu edilen Talimatın, Yönetmeliğin ve Kanun’un hukuka aykırı olduğu, düzenlemelerin birbirinden farklı olduğu ve her üç düzenlemenin de tarım arazilerinin aleyhine olduğu ileri sürülmekte, Davalı idare de, 5403 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 6. maddenin, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yürürlüğe giren Yönetmelik ve Talimat hükümlerine dayanak olamayacağı, Yönetmelik maddesinin büyük ova koruma sınırlarına ilişkin olduğu, uygulama Talimatının teknik personelin iş ve işlemlerine ilişkin olduğu, tarım dışı kullanım izninin 5403 sayılı Kanun’a göre verildiği, dava konusu düzenlemelerin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır. Yukarıda yer verilen açıklamalar ve mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, Yönetmeliğin iptale konu madde hükmüyle büyük ova koruma alanları ilan edilmeden gerekli izinler alınarak planlanmış ve onaylanmış imar planlarıyla İl İdare Kurulları tarafından onaylanan köy yerleşim sınırları içerisinde kalan yerlerin izinli sayılması nedeniyle artık büyük ova alanında kalmayacağı hususuna ilişkin düzenleme yapıldığı görülmekle, bu alanlardaki suistimallerin, 5403 sayılı Yasada , hangi sınıf tarım arazilerinin hangi koşullarda , hangi yatırımlar için tarım dışı amaçla kullanılacağının ayrıca düzenlenmesi, böylece birinci derecede önemli tarım arazilerinin tarım dışı kullanımının engellenmesi ve korunmasının sağlanması ve tarım arazileri üzerinde plansız ve izinsiz yapılaşma olması durumunda yaptırım uygulanacağının kurala bağlanması suretiyle engellenmesinin sağlanması; dava konusu talimatın da yeni mevzuatta yer alan uygulamalara yön verilmesi ve uygulamada birliğin sağlanması amacıyla hazırlanarak yürürlüğe konulmuş olması nedenleriyle iptale konu düzenlemelerde hukuka aykırılık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davanın reddi yönünde karar verilmesinin uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü: MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ : Dava, 09/12/2017 tarihli ve 30265 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Planlanmasına Dair Yönetmeliğin 19. maddesinin 2. fıkrasının, Mülga Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşarlık Makamının 26/04/2018 tarihli Oluru ile yürürlüğe konulan Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Planlanmasına Dair Uygulama Talimatının 11. maddesinin 5. fıkrasının iptali ile, anılan düzenlemelerin dayanağı olduğundan bahisle 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'na, 04/07/2019 tarihli ve 7181 sayılı Kanunla eklenen Geçici 6. maddenin Anayasaya aykırılığı iddiasıyla iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istemiyle açılmıştır. İNCELEME VE GEREKÇE: USUL YÖNÜNDEN: Dava konusu Talimatın herhangi bir mecrada yayımlanmadığı ve davacı meslek odasına da tebliğ edilmediği dikkate alınarak davanın süresinde olduğu sonucuna varılmış, davalı idarenin usule yönelik diğer itirazları da yerinde görülmemiştir. ESAS YÖNÜNDEN: Anayasa'ya Aykırılık İddiasının İncelenmesi: Davacı tarafından; 04/07/2019 tarih ve 7181 sayılı Kanun'un 21. maddesiyle 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'na eklenen Geçici 6. maddenin Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülmüş ise de; anılan hükmün, yine 7181 sayılı Kanunla 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesinin 1. fıkrasına eklenen (c) bendinde yer alan tarım arazilerinin amaç dışı kullanım yasağının istisnalarını (yasak kapsamı dışında kalan halleri) düzenlediği ve söz konusu düzenlemede 5403 sayılı Kanun'un yürürlüğünden önce tarım dışı amaçla kullanımı onaylanıp kesinleşen alanların istisna kapsamına alınmak suretiyle yasaların geriye yürümezliği, kazanılmış hak ile hukuki güvenlik prensiplerinin gözetildiği, bu haliyle anılan hükümde Anayasa'ya aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. İlgili Mevzuat: 19/07/2005 tarih ve 25880 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun "Toprakların korunması" başlıklı 9. maddesinde, "Arazi kullanımını gerektiren her türlü girişim ve yatırım sürecinde toprakların korunması, doğal ve yapay olaylar sonucu meydana gelen toprak kayıplarının önlenmesi; arazi kullanım plânları, tarımsal amaçlı arazi kullanım plân ve projeleri ile toprak koruma projelerinin uygulamaya konulması ile sağlanır." kuralına; "Tarımsal potansiyeli yüksek büyük ovaların belirlenmesi ve korunması" başlıklı 14. maddesinin dava konusu düzenlemelerin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan halinde, "Tarımsal üretim potansiyeli yüksek, erozyon, kirlenme, amaç dışı veya yanlış kullanımlar gibi çeşitli nedenlerle toprak kaybı ve arazi bozulmalarının hızlı geliştiği ovalar; kurul veya kurulların görüşü alınarak, Cumhurbaşkanı kararı ile büyük ova koruma alanı olarak belirlenir. Büyük ovalardaki koruma ve geliştirme amaçlı tarımsal altyapı projeleri ve arazi kullanım plânları, kurul veya kurulların görüşleri dikkate alınarak, Bakanlık ve valilikler tarafından öncelikle hazırlanır veya hazırlattırılır. Büyük ovalarda bulunan tarım arazileri hiçbir surette amacı dışında kullanılamaz. Ancak alternatif alan bulunmaması, kurul veya kurullarca uygun görüş bildirilmesi şartıyla; a) Tarımsal amaçlı yapılar, b) Bakanlık ve talebin ilgili olduğu Bakanlıkça ortaklaşa kamu yararı kararı alınmış faaliyetler, İçin tarım dışı kullanımlara Bakanlıkça izin verilebilir. Büyük ova koruma alanlarının belirlenmesi ve korunmasına ilişkin usûl ve esaslar yönetmelikle düzenlenir." kuralına yer verilmiş; görülmekte olan dava açıldıktan sonra, 28/10/2020 tarihli 7255 sayılı Kanun'un 22. maddesiye anılan maddeye, "Bu madde kapsamında izin verilen yerler, yeniden izin alınmaksızın bu amaç dışında kullanılamaz ve planlanamaz." cümlesi eklenmiş; Kanun'un Geçici 6. maddesinde de, "19/7/2005 tarihinden önce onaylanmış 1/5000 veya 1/1000 ölçekli imar planları veya arsa vasfı kazanmış parseller ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce belirlenen onaylı köy ve/veya mezraların yerleşik alanı ve civarı ile yerleşik alanlar izinli kabul edilir." kuralına yer verilmiştir. 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda öngörülen toprak ve arazi varlığının belirlenmesi, tarım arazilerinin sınıflandırılması, geliştirilmesi, zorunlu hallerde amaç dışı kullanımına izin verilmesi, toprağın ve tarımsal üretim gücü yüksek büyük ovaların belirlenerek korunması, toprak koruma plan ve projelerinin hazırlanması ve uygulanması, erozyona duyarlı alanların belirlenmesi, toprak koruma kurulunun teşekkülü, görevleri, çalışmaları ile çevre öncelikli sürdürülebilir kalkınma ilkesine uygun olarak arazilerin planlı kullanımını sağlayacak usul ve esasları belirlemek amacıyla 09/12/2017 tarih ve 30265 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Planlanmasına Dair Yönetmelik'in "Tarım arazilerinin amaç dışı kullanım talebi" başlıklı 13. maddesinin 1. fıkrasında, "Nazım imar, uygulama imar, ilave imar ve revizyon imar planları, köy yerleşim planları ile köy yerleşik alan sınırlarının tespitine yönelik çalışmalara başlanmadan önce; planlamayı yapacak kamu kurum/kuruluşları ve/veya plan yapma yetkisine sahip kamu kurum/kuruluşlarınca yetkilendirilen plan müellifleri tarafından, valiliklere başvurulur." düzenlemesine; 2. fıkrasında, "Gerçek veya tüzel kişiler tarafından, tarım arazilerinin amaç dışı kullanım talepleri için, söz konusu arazinin mücavir alan sınırları içerisinde olması durumunda belediyelere, mücavir alan sınırları dışında olması durumunda ise il özel idarelerine veya diğer plan yapma yetkisine sahip kuruluşlara başvurulur. Bu başvurular ilgili kuruluşlar tarafından il müdürlüğüne intikal ettirilir." düzenlemesine; "Büyük ovalarda tarım arazilerinin amaç dışı kullanımı" başlıklı 19. maddesinde, "(1) Bakanlar Kurulu kararı ile büyük ova koruma alanı olarak belirlenen alanlarda bulunan tarım arazileri amacı dışında kullanılamaz. Ancak alternatif alan bulunmaması, kurul veya kurullarca uygun görüş bildirilmesi şartıyla; a) Tarımsal amaçlı yapılar, b) Bakanlık ve talebin ilgili olduğu bakanlıkça ortaklaşa kamu yararı olduğu belirtilen faaliyetler, için tarım dışı kullanımlara Bakanlıkça izin verilebilir. (2) 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili mevzuatına uygun gerekli izinler alındıktan sonra imar planı yapılarak onaylanan ve halen yürürlükte bulunan planlı alanlar ile il idare kurulları tarafından onaylanan köy yerleşim alanı sınırları içinde kalan yerler ve Bakanlar Kurulu kararı ile büyük ova koruma alanlarının ilanından önce Bakanlıktan 5403 sayılı Kanun ile 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanunu kapsamında izin alınmış, diğer kurumlar tarafından işlemleri devam eden talepler, bu madde kapsamında değerlendirilmez. (3) İlgili idaresince imar planı kapsamında talep edilmiş, Bakanlıkça tarım dışı amaçlı kullanım izni verilmiş ancak plan onaylanmadan, büyük ova koruma alanları içindeki alanlarda kalan araziler ile ilgili yapılacak yeni talepler, birinci fıkra kapsamında değerlendirilir. (4) Büyük ova koruma alanlarının ilanından önce işlemleri başlamış, ancak Bakanlıktan/valilikten izin işlemleri sonuçlanmamış tüm talepler birinci fıkra kapsamında değerlendirilir. (5) Birden çok ilin idari sınırlarını kapsayan müracaatlarda, illerin kurulları tarafından talep ayrı ayrı değerlendirilerek Bakanlıkça sonuçlandırılır. (6) Amaç dışı kullanım talebinin ilgili olduğu bakanlık, yapılacak olan faaliyetle ilgili kamu yararı kararını Bakanlığa gönderir ve Bakanlık aynı doğrultuda kamu yararı kararı alırsa ortaklaşa kamu yararı kararı alınmış sayılır. (7) Talebin ilgili olduğu bakanlıkça yapılacak faaliyet ile ilgili 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununa dayalı Bakanlıklar tarafından varsa alınmış kamu yararı kararı Bakanlığa gönderilir. Bakanlığın aynı doğrultuda kamu yararı kararı vermesi veya Bakanlar Kurulu tarafından kamu yararı kararı veya acele kamulaştırma kararı alınması halinde ortaklaşa kamu yararı kararı alınmış sayılır. (8) Tarımsal amaçlı entegre tesislerde, etüt raporu, Kurul/Kurulların uygun görüşü ve il müdürlüğü tarafından hazırlanacak kamu yararına esas gerekçeli rapor ile birlikte talep dosyası Bakanlığa gönderilir ve talep dosyası değerlendirilerek kamu yararı kararı Bakanlıkça alınabilir. Tarımsal amaçlı entegre tesislerde Bakanlıktan alınan kamu yararı kararı, ortaklaşa kamu yararı kararı sayılır. (9) Tarımsal amaçlı veya tarım dışı amaçlı kullanım talebinin öncelikle ova sınırları dışındaki alanlardan karşılanması esastır. Talebin büyük ova koruma alanı dışından karşılanamaması durumunda, alternatif alanlar öncelikle büyük ova sınırları içerisinde kalan planlı alanlardan (yerleşim, sanayi, turizm ve benzeri), tarım dışı alanlardan veya tarımsal üretim potansiyeli düşük alanlardan karşılanır. (10) 12 nci madde hükümleri çerçevesinde büyük ova sınırları içerisinde gerçekleştirilecek jeotermal enerji kaynaklı arama faaliyetleri için geçici izinlendirme Bakanlıkça yapılır. (11) İlgili mevzuatına göre onuncu fıkra hükümlerine göre arama sonucu bulunan kaynak için işletmeye geçilmesi halinde izinlendirme işlemleri bu Yönetmelik kapsamında değerlendirilir." düzenlemesine; "Düzenleme yetkisi" başlıklı 23. maddesinde, "Bakanlık, bu Yönetmeliğin uygulanmasını sağlamak üzere her türlü alt düzenlemeyi yapmaya yetkilidir." düzenlemesine yer verilmiştir. Yukarıda anılan mevzuata dayanılarak hazırlanan ve Mülga Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşarlık Makamının 26/04/2018 tarihli Oluru ile yürürlüğe konulan Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Planlanmasına Dair Uygulama Talimatının "Kanunun yürürlük tarihinden önceki amaç dışı kullanımlar" başlıklı 11. maddesinde, "(1) 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu 01.12.1984 tarihinde, mülga Tarım Arazilerinin Tarım Dışı Gaye ile Kullanılmasına Dair Yönetmelik ise 11.03.1989 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu mevzuat kapsamındaki yerlerde izinsiz kullanımın belirtilen tarihlerden önce gerçekleştiğinin belgelenmesi halinde, bu alanlar ile ilgili, Kanunun 13 üncü ve/veya 14 üncü maddesi kapsamında yapılacak bir işlem bulunmadığı ilgilisine bildirilecektir. [arazi bozulmasını gösteren inşaata başlama izin belgesi, yapı kullanma izni veya ruhsatı, kamu kurumlarından alınmış sabit tesis abonelik belgesi (su, elektrik, telefon vb.), mahkeme kararı veya azalarının da imzasının bulunduğu muhtarlık belgesi vb.]. (2) İzinsiz kullanımların 19.07.2005 tarihinden önce gerçekleştiğinin belgelenmesi halinde, bu alanlar ile ilgili Kanunun 20 ve/veya 21 inci maddesi hükümleri uygulanmaksızın; şartları uygun olması halinde Kanun kapsamında izin verilecek, uygun olmaması halinde ise 3194 sayılı İmar Kanunu’nun izinsiz yapılar ile ilgili hükümlerinin uygulanması planlayıcı kurumdan istenecektir. Görüş istenen alanın bu tarihten önce tarım dışı amaçlar için planlanmış alanda kalması halinde bu planı yapan kurumdan planlamanın yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuata uygun olarak yapılıp yapılmadığı sorulacak, planı yapan kurum tarafından mevzuata uygun olarak yapıldığının bildirilmesi durumunda, Kanunun 13 üncü ve/veya 14 üncü maddesi kapsamında yapılacak işlemin olmadığı ilgilisine bildirilecektir. Ancak, 10/08/2001-19/07/2005 tarihleri arasında verilen izinler il müdürlükleri arşivinde bulunduğundan planı yapan kurum tarafından verilen mevzuatlara uygun olarak yapıldığını belirten görüşler, arşiv incelemesi yapılarak teyit edilecektir. (4) 19.07.2005 tarihinden önce ilgili mevzuat kapsamında tarım alanlarının bitkisel üretim amacı dışında kullanımı ile ilgili izinler alınmış, ancak planlama yapılmamış ve onaylanmamış ise Kanun kapsamında yeniden izinlendirme yapılması gerekmektedir. (5) İl İdare Kurulu kararı ile belirlenen köy yerleşik alanı sınırı içerisinde (civarı hariç), Kanun hükümleri uygulanmayacaktır. (6) Müstakil köy olup, referandum ile veya 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’a göre mahalle durumuna geçmiş köylerin yerleşim alanları ile ilgili olarak da 5 inci fıkra hükümleri geçerlidir." düzenlemesine; "Kanunun 14 üncü maddesi kapsamında izinlendirme işlemleri" başlıklı 13. maddesinde, "(1) İl İdare Kurulu kararı ile belirlenen köy yerleşik alanı sınırı içerisinde (civarı hariç), Kanun hükümleri uygulanmayacaktır. (2) Büyük ova koruma alanlarında tarım dışı amaçlı kullanım talepleri için, ortaklaşa kamu yararı kararlarında, ilgili Bakanlıkça alınan kamu yararı kararı teknik raporu yeterli olacak, ayrıca Bakanlığımız il müdürlükleri tarafından teknik rapor hazırlanmayacaktır. (3) Tarımsal veya tarım dışı amaçlı kullanım talep edilen tarım arazisinin, bir kısmı büyük ova koruma alanı içinde, bir kısmı dışında kalması halinde her iki alan ayrı ayrı değerlendirilecek, öncelikle ova dışında kalan tarım arazisi alternatif kabul edilecektir. (4) Mevzuata uygun olarak onaylanan ve halen yürürlükte bulunan planlı alanlar ve mahalle/köy yerleşik alanı, ilgili belediye ve/veya il özel idarelerinden istenir. Bu alanlar ve Bakanlar Kurulu kararı ile kapsam dışında tutulan parseller hariç olmak üzere büyük ova koruma alanı sınırları içinde kalan parsellerin tapu kütüğü sayfalarının beyanlar hanesine “bu parsel büyük ova koruma alanındadır” şeklinde şerh konulması, valilik tarafından ilgili tapu müdürlüklerinden talep edilir." düzenlemesine yer verilmiştir. Öte yandan; 09/05/1985 tarih ve 18749 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 3194 sayılı İmar Kanunu'nun "Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması" başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasına, 7181 sayılı Kanunla eklenen (c) bendinde, "Tarım arazileri, 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda belirtilen izinler alınmadan; tarımsal amaç dışında kullanılamaz, planlanamaz, köy ve/veya mezraların yerleşik alanı ve civarı veya yerleşik alan olarak tespit edilemez." kuralına; "Köylerde yapılacak yapılar ve uyulacak esaslar" başlıklı 27. maddesinin 5. fıkrasında, "Köy yerleşik alan sınırı içerisinde, 3/7/2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu hükümleri uygulanmaz." kuralına yer verilmiştir. Hukuki Değerlendirme: 1) Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Planlanmasına Dair Yönetmeliğin 19. Maddesinin 2. Fıkrasının İncelenmesi: Yönetmeliğin iptali istenilen 19. maddesinin 2. fıkrasında, 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili mevzuatına uygun gerekli izinler alındıktan sonra imar planı yapılarak onaylanan ve halen yürürlükte bulunan planlı alanlar ile il idare kurulları tarafından onaylanan köy yerleşim alanı sınırları içinde kalan yerler ve Bakanlar Kurulu (Cumhurbaşkanı) kararı ile büyük ova koruma alanlarının ilanından önce Bakanlıktan 5403 sayılı Kanun ile 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanunu kapsamında izin alınmış, diğer kurumlar tarafından işlemleri devam eden taleplerin, büyük ova koruma alanlarında tarım arazilerinin amaç dışı kullanıma ilişkin yasak kapsamında değerlendirilmeyeceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla uyuşmazlıkta, büyük ova sınırları içinde yer alan tarım arazilerinin amaç dışı kullanımına ilişkin yasak kapsamında değerlendirilmeyeceği öngörülen alanların, yasaktan istisna tutulmasının hukuka uygun olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. Dava konusu düzenleme incelendiğinde, düzenlemenin, "hukuki güvenlik" ve "kazanılmış haklara saygı" ilkeleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Anayasa'nın 2. maddesinde, Türkiye Cumhuriyeti'nin, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, demokratik, sosyal bir hukuk devleti olduğu öngörülmüştür. Doktrinde "hukuki güvenlik ilkesi"nin gerekleri şu şekilde sıralanmıştır: "1- Devlet faaliyetleri, önceden öngörülebilir, tahmin edilebilir olmalıdır. 2- Devlet faaliyeti, önceden hukuk kurallarıyla düzenlenmiş olmalıdır. 3- Hukuk düzeninde mümkün olduğunca hukuki istikrar sağlanmalıdır. 4- İdarenin tek yanlı işlem yapma üstünlüğüne karşı, güvence niteliğindeki kurallarla (bireylere katılma, dinleme ve savunma hakkı gibi haklar tanınarak) birey ile idare arasında denge sağlanmalıdır. 5- İdare, bireyin haklı beklentilerine uygun davranmalıdır. 6- Yasal düzenlemelerde hukuka ve devlete olan güveni zedeleyici hususlardan kaçınılmalıdır. 7- Devlet kişinin maddi ve manevi varlığını geliştirilebilmesi için hukuk güvenliğinin sağlandığı bir hukuk devleti yaratmalıdır." (AKYILMAZ, Bahtiyar - Murat SEZGİNER - Cemil KAYA: Türk İdare Hukuku, Ankara 2009, s.130-131) Öte yandan, Anayasa Mahkemesi'nin 04/05/2017 tarihli ve 30056 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 29/03/2017 tarihli ve E:2017/47, K:2017/84 sayılı kararında, "Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devleti ilkesinin vazgeçilmez unsurlarından biri kanunların hukuk güvenliğini sağlaması, bu doğrultuda geleceğe yönelik, öngörülebilir kurallar içermesi gerekliliğidir. Bu nedenle, hukuk devletinde güven ve istikrarın korunabilmesi için kural olarak kanunlar, yürürlüğe girdikleri tarihten sonraki olaylara uygulanırlar. Kanunların geriye yürümezliği ilkesi uyarınca, kanunlar kamu yararı ve kamu düzeninin gereği, kazanılmış hakların korunması, mali haklarda iyileştirme gibi kimi ayrıksı durumlar dışında ilke olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılırlar. Yürürlüğe giren kanunların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olmaması hukukun genel ilkelerindendir. Kazanılmış haklara saygı ilkesi, hukukun genel ilkelerinden biri olup, hukuk güvenliği ilkesinin bir sonucudur. Kazanılmış bir haktan söz edilebilmesi için bu hakkın, yeni kanundan önce yürürlükte olan kurallara göre bütün sonuçlarıyla fiilen elde edilmiş olması gerekir. Kazanılmış hak, kişinin bulunduğu statüden doğan, kendisi yönünden kesinleşmiş ve kişisel niteliğe dönüşmüş haktır. Bir statüye bağlı olarak ileriye dönük, beklenen haklar ise bu nitelikte değildir. Kanunlarda yapılan değişiklikler kazanılmış hakları etkilemediği ve hukuk güvenliğini zedelemediği sürece bu değişikliklerin hukuk devleti ilkesine aykırı oldukları ileri sürülemez." hususlarına yer verilmiştir. Uyuşmazlıkta, 5403 sayılı Kanun'un 14. maddesi hükmü ile gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde; söz konusu Kanun maddesi ile tarımsal üretim potansiyeli yüksek, erozyon, kirlenme, amaç dışı veya yanlış kullanımlar gibi çeşitli nedenlerle toprak kaybı ve arazi bozulmalarının hızlı geliştiği ovaların korunmasının amaçlandığı görülmekte ise de; amaç dışı kullanım yasağının büyük ova koruma alanı ilan edilmesinden sonra yapılacak uygulamalar bakımından düzenlendiği, diğer bir deyişle koruma ilanından önce tesis edilmiş iş ve işlemlerin hukuki durumlarının işlemden sonra nasıl etkileneceğine ilişkin herhangi bir hükme yer verilmediği anlaşılmaktadır. Bu itibarla, 5403 sayılı Kanun'un 14. maddesinin, büyük ova koruma alanı ilanından önce tesis edilen ve kesinleşen işlemler (onaylı imar planı, onaylı köy yerleşik alanı, 5403 ve 3083 sayılı Kanunlar uyarınca verilen izin) sonucu tarım dışı amaçla kullanımı uygun görülen alanlar bakımından yasa hükmünü geriye yürüterek herhangi bir yasak öngörmediği, bu çerçevede 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili mevzuatına uygun gerekli izinler alındıktan sonra imar planı yapılarak onaylanan ve halen yürürlükte bulunan planlı alanlar ile il idare kurulları tarafından onaylanan köy yerleşim alanı sınırları içinde kalan yerler ve Bakanlar Kurulu (Cumhurbaşkanı) kararı ile büyük ova koruma alanlarının ilanından önce Bakanlıktan 5403 sayılı Kanun ile 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanunu kapsamında izin alınmış, diğer kurumlar tarafından işlemleri devam eden taleplerin, büyük ovalara ilişkin düzenlemenin kapsamı dışında tutulmasının "hukuki güvenlik" ve "kazanılmış haklara saygı" ilkelerinin bir gereği olduğu kuşkusuzdur. Bu itibarla, dava konusu kuralda, dayanağı kanuna ve hukuka aykırılık görülmemiştir. 2) Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Planlanmasına Dair Uygulama Talimatının 11. Maddesinin 5. Fıkrasının İncelenmesi: 3194 sayılı İmar Kanunu'nun, 6495 sayılı Kanunla değişik "Köylerde yapılacak yapılar ve uyulacak esaslar" başlıklı 27. maddesinin 5. fıkrasında, köy yerleşik alan sınırı içerisinde, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu hükümlerinin uygulanmayacağı kuralına yer verilmiştir. Tarım Arazilerinin Korunması, Kullanılması ve Planlanmasına Dair Uygulama Talimatının, 5403 sayılı Kanun'un yürürlük tarihinden önceki amaç dışı kullanımları düzenleyen 11. maddesinin 5. fıkrasında, İl İdare Kurulu kararı ile belirlenen köy yerleşik alanı sınırı içerisinde (civarı hariç), 5403 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmayacağı yönündeki düzenlemesinin de 5403 sayılı Kanun hükümlerinin geriye yürütülmemesi, bu kapsamda kazanılmış haklara saygı ile hukuki güvenlik ilkelerinin gözetilmesi sonucu öngörüldüğü, ayrıca 3194 sayılı İmar Kanundaki açık hükme istinaden getirildiği görülmektedir. Öte yandan, davacı tarafından, 04/07/2019 tarih ve 7181 sayılı Kanun'un 21. maddesiyle, 5403 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 6. madde ile dava konusu edilen Talimat hükmünün birlikte yorumlanması suretiyle, istenilen yerin "yerleşik alan" ilan edilerek 5403 sayılı Kanun'un kapsamından çıkarılabileceği ileri sürülmekteyse de; her iki düzenlemenin de 5403 veya 7181 sayılı Kanun'un yürürlüğünden önce tarım dışı amaçla kullanımı kesinleşen alanlar yönünden düzenleme getirdiği, dolayısıyla anılan düzenlemelerin geleceğe yönelik istisnaların dayanağını teşkil etmeyeceği, kaldı ki yine 7181 sayılı Kanun'un 6. maddesiyle, 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 8. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde de değişikliğe gidilerek, tarım arazilerinin, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda belirtilen izinler alınmadan köy ve/veya mezraların yerleşik alanı ve civarı veya yerleşik alan olarak tespit edilemeyeceği kuralına yer verildiğinden, istenilen yerin köy ve/veya mezraların yerleşik alanı ve civarı veya yerleşik alan olarak ilan edilerek 5403 sayılı Kanun hükümlerinin aşılmasının kanuni olarak da engellendiği görüldüğünden, davacının bu yöndeki iddiasına itibar edilmemiştir. Bu durumda, 5403 ve 3194 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak, davalı idareye verilen yetki çerçevesinde getirilen dava konusu Yönetmelik ve Talimat düzenlemelerinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2..Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, 3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 13/05/2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.