4. Hukuk Dairesi 2012/424 E. , 2012/18537 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... vd. aleyhine 28/09/2009 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 04/10/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne kar…
**4. Hukuk Dairesi 2012/424 E. , 2012/18537 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... vd. aleyhine 28/09/2009 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 04/10/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. Dava, yayın yoluyla kişilik haklarına saldırı nedeniyle uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Davacı, "www.....com" adlı internet haber kanalında 12/09/2009 tarihli "Görünmez Kaza Kurşun Sekmesinden" başlıklı haberde, yaşamını yitiren ...'ın vurulup öldürülmesi olayında kurşunun davacının kullandığı silahtan çıktığının belirlendiği şeklindeki asılsız haberle kişilik haklarına saldırıda bulunulduğunu belirterek davalıların manevi tazminatla sorumlu tutulmalarını istemiştir. Davalılar ise; dava konusu haberde iddia edildiği gibi davacının cinayet işlediğine, katil gibi gösterildiğine ilişkin hiçbir beyanın bulunmadığını, haberin yayın ve yazımında davacının kişilik haklarına saldırılmadığını, dava konusu haber ve olayın gerçek ve güncel olduğunu, gazetecinin maddi gerçeği araştırmak ve ortaya çıkarmak görevi bulunmadığını belirterek, istemin reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır. Yerel mahkemece, kurşunun davacının tüfeğinden çıktığına ilişkin haberin hukuka uygun olmadığı, maddi gerçekliğe uygun olmadığı, davacının kişilik haklarını ihlal edici nitelikte olduğu gerekçesi ile istemin bir bölümü kabul edilmiştir. Karar, davalılar tarafından temyiz olunmuştur. Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.