4. Hukuk Dairesi 2021/876 E. , 2024/293 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1687 E., 2021/106 K. DAVACILAR : 1-... Turizm İnşaat Plastik Ürünler ve Tem. San. Tic. Ltd. Şti., 2-..., 3-... Turizm Ulaşım Tic. Ltd. Şti. vekilleri Avukat ... DAVALILAR : 1-... vekili Avukat ..., 2-.... vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 26.09.2016 HÜKÜM/KARAR : Ret/İstinaf Talebinin Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİH :
**4. Hukuk Dairesi 2021/876 E. , 2024/293 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1687 E., 2021/106 K. DAVACILAR : 1-... Turizm İnşaat Plastik Ürünler ve Tem. San. Tic. Ltd. Şti., 2-..., 3-... Turizm Ulaşım Tic. Ltd. Şti. vekilleri Avukat ... DAVALILAR : 1-... vekili Avukat ..., 2-.... vekili Avukat ... DAVA TARİHİ : 26.09.2016 HÜKÜM/KARAR : Ret/İstinaf Talebinin Esastan Reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİH : 22.01.2020 SAYISI : 2019/284 Esas 2020/50 Karar Taraflar arasındaki yayın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat ve yayının hukuka aykırı olduğuna dair kararın yayınlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılar ... Turizm İnşaat Plastik Ürünler ve Tem. San. Tic. Ltd. Şti. ve ... tarafından kurulan ... & ... Adi Ortaklığının Havataş markası ile İstanbul'da havalalanlarına toplu taşıma hizmeti sunduğunu, davacı ...'nın Havataş'ın çalışanı olduğunu, davalı ...' nin imtiyaz sahibi olduğu Sözcü Gazetesi'nin internet sitesinde diğer davalı köşe yazarı tarafından 02.09.2015 tarihinde kaleme alınan " Beş Saniyede iki kadın taciz eden HAVATAŞ elemanı" başlıklı yazı nedeniyle davacıların kişilik haklarının saldırıya uğradığını, dosyaya sunulan olay görüntülerine ilişkin CD incelendiğinde köşe yazısında ifade edilen olayın tamamen gerçek dışı olduğunun tespit edileceğini, dava konusu köşe yazısının müvekkillerini kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırdığını, haber değeri taşımadığını, yazıda kullanılan söz ve ifadelerin basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, açıklanan nedenlerle müvekkillerinin kişilik haklarının ihlal edildiğini belirterek davacı ... için 5.000,00 TL manevi tazminat ile her bir davacı şirket için ayrı ayrı 2.500,00' er TL manevi tazminatın yayın tarihinden işletilecek yasal faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili, dava konusu yayının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunun tespiti, hukuka aykırılığın tespitine dair bu kararın tirajı en yüksek üç ulusal gazetede yayınlanması isteminde bulunmuştur. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava konusu köşe yazısında olayı gerçekleştiren Serkan isimli kişinin soyadının bilinmediği belirtilmesine rağmen ... tarafından iş bu davanın açılmasının hukuka aykırı olduğunu, davalı ...'in başından geçen taciz olayını köşesinde ifade etmesinin olağan olduğunu, olay sonrası davalı ... ve arkadaşı tarafından Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki Beyaz Masa, Havataş aranarak olaya ilişkin şikayetlerinin bildirildiğini, köşe yazısında davacılar yönünden hakaret içeren söz ve ifadelerin kullanılmadığını, kamuoyunu ilgilendiren bir olayın onur kırıcı sözler kullanılmadan ifade edildiğini, köşe yazısının ifade ve basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 02.09.2015 tarihli köşe yazısında kullanılan söz ve ifadelerin değer yargısı niteliğinde olduğu, maddi vakıaya yer verilirken kaba, incitici, aşağılayıcı veya küçük düşürücü bir dil kullanılmadığı; davacı gerçek kişinin tam ad ve soyadının yer almadığı, davalı ...'in başından geçen olayı kendi değer yargısı ve olay sonucunda kendi iç dünyasında meydana getirdiği duyguya göre değerlendirerek ve yorumlayarak aktardığı; basının, somut gerçeği değil, o anda belirlenen, var olan ve orta düzeydeki kişilerce de yayının yapıldığı biçimi ile kabul edilen olguları yayınlamakla sorumlu olduğu, o anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulamayacağı, gazetecilik tekniğinin gereği olarak bir olayın haber haline getirilip okuyucunun ilgisini çekecek nitelikte verilmesi için başlıkta çarpıcı nitelikte ifadelerin kullanılmasının kabul edilebilir olduğu, dava konusu yayının görünür gerçekliğe uygun, basının haber verme, toplumun haber alma hakkı kapsamında kaldığı, davacıların kişilik hakkına bir saldırı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu köşe yazısına ilişkin erişimin engellenmesi kararı verildiğini, "tacizci" kelimesinin kişilik haklarına saldırı olarak kabul edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, başvuru dilekçesine eklenen olay görüntüleri incelendiğinde taciz kastı ile yapılan bir hareketin olmadığının tespit edileceğini, hukuk hakiminin Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen erişimin engellenmesine dair kararda yapılan tespit ile bağlı olduğunu, kasıt içermeyen bir davranışın cinsel taciz olarak nitelendirilerek kamuoyu ile paylaşılmasının saldırı niteliğinde olduğunu, haksız itham nedeniyle müvekkillerinin itibarının zarar gördüğünü, köşe yazısında kullanılan söz ve ifadelerin basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi birçok kararında; “...Sözleşme’nin 10/1 inci fıkrasında güvence altına alınan ifade özgürlüğünün, demokratik toplumun ana temellerinden birini ve yine bu toplumun gelişmesi ve her bireyin kendini geliştirmesi için esaslı şartlarından birini oluşturduğunu hatırlatarak ifade özgürlüğünün, Sözleşme’nin 10/2 nci fıkrasının sınırları içinde, sadece lehte olan veya muhalif sayılmayan veya ilgilenmeye değmez görülen "haber" veya "fikirler" için değil, ama aynı zamanda muhalif olan, çarpıcı gelen veya rahatsız eden haberler veya fikirler için de uygulandığını, bunun, çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gerekleri olduğunu, bunlar olmaksızın "demokratik toplum" olamayacağını...” belirtildiği, ifade özgürlüğü ve bu bağlamda basın özgürlüğünün asıl, sınırlamanın ise istisna olduğu, sınırlamanın kanuni olması, meşru amaca dayanması ve demokratik toplumda gerekli ve orantılı olmasının da gözetilmesi gerektiği; somut olayda, dosya arasına alınan olay anına ilişkin görüntülerden davacı ve arkadaşı otobüse bagajını verip orta kapıdan otobüse binecekleri sırada kapıdan inen ve görevli olduğu anlaşılan kişinin otobüse binmek üzere olan iki kadının omuzlarına dokunup yanlarından geçtiği ve bagaj kapılarını kapattığı, dava konusu yazıda da bu dokunmanın rahatsız edici olduğunun ifade edildiği, özle biçim arasında dengenin korunduğu, yazının ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, davacıların kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı, kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu köşe yazısına ilişkin erişimin engellenmesi kararı verildiğini, "tacizci" kelimesinin kişilik haklarına saldırı olarak kabul edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, başvuru dilekçesine eklenen olay görüntüleri incelendiğinde taciz kastı ile yapılan bir hareketin olmadığının tespit edileceğini, tüm müvekkilleri yönünden matufiyet şartının gerçekleştiğini, köşe yazısında "Havataş" markasına yer verildiğini, hukuk hakiminin Sulh Ceza Hakimliği tarafından verilen erişimin engellenmesine dair kararda yapılan tespit ile bağlı olduğunu, kasıt içermeyen bir davranışın cinsel taciz olarak nitelendirilerek kamuoyu ile paylaşılmasının saldırı niteliğinde olduğunu, haksız itham nedeniyle müvekkillerinin itibarının zarar gördüğünü, köşe yazısının kurgudan ibaret olduğunu, kamu yararı bulunmadığını, köşe yazısında kullanılan söz ve ifadelerin bu anlamda "taciz" ve "tacizci" ithamlarının basın özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. C. Gerekçe 1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ....'nin imtiyaz sahibi olduğu diğer davalı ... tarafından 02.09.2015 tarihinde kaleme alınan "Beş Saniyede iki kadın taciz eden HAVATAS elemanı" başlıklı köşe yazısı nedeniyle davacıların kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat, dava konusu yayının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğunun tespiti, hukuka aykırılığın tespitine dair bu kararın tirajı en yüksek üç ulusal gazetede yayınlanması istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Türkiye Cumhuriyeti Anayasa'sının 28 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 58 inci maddesi, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 24 ve 25 inci maddeleri, 5187 sayılı Basın Kanunu'nun 1 ve 3 üncü maddeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 10 uncu maddesi. 3. Değerlendirme Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere; davalı ...'in 02.09.2015 tarihli köşe yazısında, Havataş otobüsünde yaşadığı ve rahatsız olduğu bir olayı kendi değer yargısı ile kaleme aldığı, davacı ... yönünden matufiyet bulunmadığı; diğer davacılar yönünden, köşe yazısında ifade edilen olaya yönelik toplumsal ilginin bulunduğu, güncel olduğu, özle biçim arasındaki dengenin korunduğu; köşe yazısının ilgi çekici olması için çarpıcı başlık kullanılmasının kabul edilebilir olduğu, dava konusu köşe yazısının toplumun bilgi edinme ve basının haber verme hakkı kapsamında kaldığı, basının, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumlu olduğu, o anda var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından basının sorumlu tutulamayacağı, haberin basın ve ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 22 Nisan 2013 tarihli ve 48876/08 başvuru numaralı kararında “İfade özgürlüğünün, demokratik bir toplumun vazgeçilmez esasını ve bu toplumun gelişiminin ve her bireyin kendini gerçekleştirmesinin temel koşulunu oluşturduğunu, 10 uncu maddenin 2 inci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla ifade özgürlüğünün sadece kabul edilen, zararsız ya da farklı olan “bilgi” ya da “düşünceler” için değil ama ayrıca hoşa gitmeyen, sarsıcı ya da rahatsız edici olanlar için de geçerli olduğunu, bunların, “demokratik toplumun” onlarsız olamayacağı çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin gereği olduğunu, 10 uncu maddede açıklandığı gibi bu özgürlüğe yapılan sınırlamaların her halde dar yorumlanması gerektiğini ve herhangi bir sınırlama gereksiniminin ikna edici bir biçimde ortaya koyulması gerektiğini...” ifade edildiği; tüm bu açıklamalar ışığında köşe yazısında geçen söz ve ifadelerin, davacıların kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağı anlaşıldığından, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 11.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.