Başvuru, ilk derece mahkemesinin dilekçenin reddine ilişkin kararında imzası olan hâkimin istinaf kararında yer alması sebebiyle bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının; hükmen tutukluluk nedeniyle kısıtlı olunan dönemde gerçekleşen emeklilik onayı işleminin iptali istemiyle açılan davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle de mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, ilk derece mahkemesinin dilekçenin reddine ilişkin kararında imzası olan hâkimin istinaf kararında yer alması sebebiyle bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkının; hükmen tutukluluk nedeniyle kısıtlı olunan dönemde gerçekleşen emeklilik onayı işleminin iptali istemiyle açılan davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle de mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 3/12/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Hava Kuvvetleri Komutanlığı bünyesinde askerî mahkeme başkanı olarak görev yapmakta iken Balyoz adıyla anılan ve İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi (Ağır Ceza Mahkemesi) tarafından yapılan yargılama kapsamında 21/9/2012 tarihli karar ile hakkında 16 yıl hapis cezasına hükmedilmiş ve bu karar Yargıtay Dairesinin 9/10/2013 tarihli kararı ile onanarak kesinleşmiştir. Başvurucu 8/10/2013 tarihli dilekçe ile emekliliğe ayrılma talebinde bulunmuş ve Millî Savunma Bakanlığının 12/11/2013 tarihli kararı ile söz konusu talep onaylanmıştır. 21/9/2012 tarihli Ağır Ceza Mahkemesi kararına karşı başvurucunun bireysel başvuruda bulunması üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından 2013/7800 sayılı dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda adil yargılanma hakkının ihlal edildiği tespiti ile ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. Yeniden yargılama sonucunda İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin 31/3/2015 tarihli kararı ile başvurucunun beraatine karar verilmiş ve bu karar temyiz edilmeksizin 8/6/2015 tarihinde kesinleşmiştir. Beraat kararı üzerine başvurucu tarafından 9/10/2013-12/11/2013 tarihleri arasında hükümlü olmasına ve vasi onayının gerekmesine karşın vasi onayı beklenmeden emeklilik talebinin kabul edildiği ve işlemin baştan itibaren hükümsüz olduğundan bahisle 31/7/2015 tarihli dilekçe ile emeklilik onama kararının iptali ve askerî hâkim olarak yeniden görevlendirilmesi talebiyle Millî Savunma Bakanlığına başvuruda bulunulmuş, başvuru cevap verilmeksizin reddedilmiştir. Başvurucu, söz konusu talebinin zımnen reddine ilişkin işlemin iptali istemiyle Millî Savunma Bakanlığına karşı 30/11/2015 tarihinde Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) dava açmıştır. AYİM Üçüncü Dairesi; dava dilekçesi ekinde ibraz edilen vekâletnameye istinaden vekil marifetiyle takip edildiği anlaşılan davada, vekâletnamede ismi geçen vekilin kimlik bilgilerine dava dilekçesinde yer verilmesine rağmen dava dilekçesinin davacı tarafından imzalanarak davanın açıldığı, dilekçede vekilin imzasının bulunmadığı ve davanın vekil marifetiyle takip edilip edilmediğinin belli olmadığı gerekçesiyle 10/12/2015 tarihinde dilekçenin reddine karar vermiştir. Dilekçenin reddine ilişkin kararda hâkim A.nın da imzası bulunmaktadır. Dilekçenin reddedilmesi üzerine başvurucu otuz günlük süresi içinde davasını yenilemiştir. 18/10/1982 tarihli ve 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na 21/1/2017 tarihli ve 6771 sayılı Kanun ile getirilen geçici maddenin birinci fıkrasının (E) bendiyle AYİM'in kaldırılması üzerine anılan bendin (b) alt bendi gereğince başvurucunun dava dosyası Ankara İdare Mahkemesine (Mahkeme) gönderilmiştir. Mahkeme 20/2/2018 tarihli karar ile davanın süre aşımı nedeniyle reddine hükmetmiştir. Kararın gerekçesinde, mahkûmiyet kararı ile kısıtlanan ve sınırlı ehliyetsiz konumunda bulunan başvurucunun emeklilik talebinin onayına ilişkin 12/11/2013 tarihli işlemi 2014 yılının Ocak ayı itibarıyla tebellüğ ettiği ve emeklilik haklarından yararlandığı dikkate alındığında bu tarihten itibaren dava açma süresi içinde kendisi tarafından veya vasisi aracılığıyla en geç 1/3/2014 tarihine kadar davanın açılması ya da 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesi uyarınca işlemin kaldırılması, geri alınması veya yeni bir işlemin yapılması için idari başvuru yapılması gerekirken bu süre geçirildikten çok sonra 30/11/2015 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle esasını inceleme olanağı bulunmadığı ifade edilmiştir. Karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesinin (Daire) 11/10/2018 tarihli hükmüyle değişik gerekçe doğrultusunda istinaf başvurusunun reddine kesin olarak karar verilmiştir. Anılan kararı veren heyetin içinde hâkim A. da bulunmaktadır. İstinaf mercii kararının gerekçesinde; bir yıldan daha fazla süreli hapis cezasına mahkûm olan başvurucuya vasi atanması için idarenin gerekli işlemleri yapmamış olması nedeniyle başvurucunun sorumlu tutulamayacağı, bu nedenle dava açma süresinin dava konusu işlemin tebliğ edildiği ve başvurucunun kısıtlı olduğu Ocak 2014 tarihinden itibaren başlatılmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir. Başvurucunun ceza infaz kurumundan tahliye edildiği 19/6/2014 tarihi itibarıyla kısıtlılığının ortadan kalktığı, bu tarihten sonra bizzat kendisi tarafından veya tayin edeceği vekili aracılığı ile dava açmasına herhangi bir yasal engel bulunmadığı, dolayısıyla ceza infaz kurumundan tahliyesini müteakip 20/6/2014 tarihinden itibaren altmış gün içinde ya idari müracaatta bulunması ve sonucuna göre dava açması ya da doğrudan dava açması gerekirken bu süre geçtikten sonra yaptığı idari müracaat üzerine 30/11/2015 tarihinde açtığı davada süre aşımı bulunduğu sonucuna ulaşıldığı ifade edilmiştir. Öte yandan bir an için başvurucunun ileri sürdüğü gibi dava açma süresinin beraat kararının kesinleştiği 8/6/2015 tarihinde başladığı kabul edilse dahi bu hâlde başvurucunun 31/7/2015 tarihinde idari müracaatta bulunduğu, zımni ret işleminin 29/9/2015 tarihinde gerçekleştiği ve 2577 sayılı Kanun'un maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca idari müracaat tarihine kadar geçen elli iki günlük süre de dikkate alındığında en geç 8/10/2015 tarihine kadar dava açması gerekirken 30/11/2015 tarihinde açtığı davada süre aşımı bulunduğu belirtilmiştir. Nihai karar 1/11/2018 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu 3/12/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun "Dilekçeler üzerinde ilk inceleme" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Kaydı yapılan dilekçeler, Genel Sekreterlikçe;...e) 36 ve 38 inci maddelere uygun olup olmaması,...Noktalarından sırası ile incelenir." 1602 sayılı mülga Kanun'un "İlk inceleme üzerine verilecek kararlar" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Daireler veya Daireler Kuruluna gelen dilekçelerde 44 üncü maddede yazılı noktalardan kanunsuzluk görülürse:... (e) bendinde yazılı halde bir defaya mahsus olmak üzere otuz gün içinde 36 ve 38 inci maddelere uygun şekilde yeniden düzenlemek veya noksanları tamamlamak ... üzere dilekçelerin reddine ... karar verilir." 2577 sayılı Kanun’un "Dava açma süresi" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir: " Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür. Bu süreler;a) İdari uyuşmazlıklarda; yazılı bildirimin yapıldığı,...Tarihi izleyen günden başlar." 2577 sayılı Kanun’un "Üst makamlara başvurma" kenar başlıklı maddesi şöyledir: " İlgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebilir. Bu başvurma, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durdurur. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İsteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresi yeniden işlemeye başlar ve başvurma tarihine kadar geçmiş süre de hesaba katılır." 2577 sayılı Kanun'un "İstinaf" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:" İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda farklı bir kanun yolu öngörülmüş olsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak, konusu beş bin Türk lirasını geçmeyen vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında idare ve vergi mahkemelerince verilen kararlar kesin olup, bunlara karşı istinaf yoluna başvurulamaz.... İstinaf başvurusuna konu edilen kararı veren ya da karara katılan hâkim, aynı davanın istinaf yoluyla bölge idare mahkemesince incelenmesinde bulunamaz." 6/1/1982 tarihli ve 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun'un "Toplantı ve karar" kenar başlıklı 3/F maddesinin birinci ve üçüncü fıkraları şöyledir:" Her daire, bir başkan ve iki üyenin katılımıyla toplanır. Görüşmeler gizli yapılır, kararlar çoğunlukla verilir.... Daire başkanının hukuki veya fiili nedenlerle bulunamaması hâlinde dairenin en kıdemli üyesi daireye başkanlık yapar." 2577 sayılı Kanun'un maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir: "Bu Kanunda hüküm bulunmayan hususlarda; hakimin davaya bakmaktan memnuiyeti ve reddi ... hallerinde ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümleri uygulanır." 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Ret sebepleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Hâkimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması hâlinde, taraflardan biri hâkimi reddedebileceği gibi hâkim de bizzat çekilebilir. Özellikle aşağıdaki hâllerde, hâkimin reddi sebebinin varlığı kabul edilir:a) Davada, iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması.b) Davada, iki taraftan birine veya üçüncü kişiye kanunen gerekmediği hâlde görüşünü açıklamış olması.c) Davada, tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hâkim ya da hakem sıfatıyla hareket etmiş olması."B. Uluslararası Hukuk İlgili Sözleşme Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme/AİHS) maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili kısmı şöyledir: “Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir...” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihadıa. Tarafsız Mahkemede Yargılanma Hakkına İlişkin İçtihat İlgili hukuk için bkz. Kemal Demir, B. No: 2014/17141, 6/7/2017,§§ 42- b. Mahkemeye Erişim Hakkına İlişkin İçtihat İlgili hukuk için bkz. Esat Çetinkaya, B. No: 2015/12881, 6/3/2019, §§ 23,