13. Hukuk Dairesi 2014/10592 E. , 2014/32977 K. "" MAHKEMESİ : Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 18/06/2013 NUMARASI : 2011/172-2013/369 Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, ayağında meydana gelen parçalı kırık nedeniyle davalı kurumda çalışan dava…
**13. Hukuk Dairesi 2014/10592 E. , 2014/32977 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara 23. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 18/06/2013 NUMARASI : 2011/172-2013/369 Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı, ayağında meydana gelen parçalı kırık nedeniyle davalı kurumda çalışan davalı doktor tarafından ameliyat edilerek 28.04.2010 tarihinde taburcu edildiğini, 05.06.2010 ve 26.06.2010 tarihlerinde verilen randevulara uygun olarak kontrole gittiğini, bu kontrollerde ayağında ağrı olduğunu söylemesine rağmen durumun normal olduğunun söylendiğini, 16 -20.07.2010 tarihleri arasında ayağındaki vidanın ameliyatla alındığını, bundan sonra ayağının üzerine basabileceği ve normal yaşamına dönebileceği, ancak ağrı ve şişmenin 1 yıl süreceği belirtilerek bir yıl sonra kontrole gelmesinin söylendiğini, ancak ağrıların dayanılmaz hale gelmesi üzerine 24.01.2011 tarihinde davalıya başvurduğunu,yine normal olduğunun söylendiğini,ağrıların devamı üzerine 07.02.2011 tarihli başvurusunda ayağının sabitleneceğinin söylendiğini,bunun üzerine başka hekimlere gitme ihtiyacı duyduğunu,bu muayenelerde davalının yaptığı ilk ameliyatta ayağın eğik olarak kaynadığı ve vidanın çıkarıldığı sırada durumun tespit edilerek düzeltme imkanı olduğu, röntgen filmlerine rağmen tespit edilmemesinin kusur olarak belirtildiğini, davalı hekimin kusuru nedeniyle ayağının sabitlendiğini ilere sürerek; 5.000 TL maddi ve 70.000 TL manevi tazminatın 25.04.2010 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Levent savunmasında; davacının ameliyatı sonrasında dosyada mevcut kayıtlara göre ayağının üzerine basmamasına ilişkin eğitimleri yapılarak taburcu edildiğini, davacının düzenli olarak pansumanlara gelmediğini, 16.07.2010 tarihinde vidanın çıkarılması sırasında uyacağı kurallar ve kontrole gelmesi konusunda bilgilendirilmesine rağmen 6-7 aylık sürede kontrole gelmediğini, 2011 yılında tekrar geldiğinde ayağında artroz geliştiği ve kırığın kaynamadığının tespit edildiğini, hastaya ayak bileğinin sabitlenmesi gerektiğinin söylenerek operasyon önerildiğini, meydana gelen durumun bir komplikasyon olduğunu, ayağı baskı yapılmamasına ilişkin önerilere uyulmamasının bu riski artırdığını, davacının ameliyat sonrası bakım sürecini aksatması nedeniyle ihmalinden kaynaklandığını savunmuştur. Davalı şirket savunmasında kusurlarının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini dilemiştir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş,hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.