3. Hukuk Dairesi 2010/11780 E. , 2010/20975 K. MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Dava dilekçesinde davacıların borçlu bulunmadıklarının tespitine karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Dava dilekçesinde; yanlar arasında otomobil alım-satım sözleşmesi yapıldı…
**3. Hukuk Dairesi 2010/11780 E. , 2010/20975 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ Dava dilekçesinde davacıların borçlu bulunmadıklarının tespitine karar verilmesi istenilmiştir. Mahkemece davanın reddi cihetine gidilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü. Dava dilekçesinde; yanlar arasında otomobil alım-satım sözleşmesi yapıldığı, davacıların araç bedeli kadar teminat senedi verdikleri, sonradan yapılan noter satım sözleşmesiyle davalıların otomobili almalarına rağmen bakiye 861,00 TL borçlarını ödemedikleri gibi teminat senedini de iade etmedikleri, davacılar hakkında da icra takibi başlattıkları ileri sürülerek, borçlu bulunmadıklarının tespiti ile haricen tahsil edilen bedel ile bakiye alacağın tahsiline karar verilmesi istenilmiş, yargılama sırasında davacı vekili 2650 USD bedelli senet karşılığı 3.565 TL bedel ve fer'ileri dışındaki taleplerini atiye bıraktığını açıklamıştır. Mahkemece icra takibine konu senedin teminat senedi olarak verildiğinin ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, Kütahya 2.İcra Müdürlüğünün ... E.sayılı takip dosyasındaki 20.01.2001 vade tarihli ve 2650 USD bedelli senedin teminat senedi olduğu iddiasıyla davacıların borçlu bulunmadıklarının tespiti istemine ilişkindir. İcra dosyasına aslı sunulmayan senedin bir sureti dosya arasında bulunmakta olup, alacaklının davalılardan ..., borçlu ve kefilin ise davacılar olduğu, lehtar ...'nın davacılar aleyhine 24.01.2002 tarihinde senede davalı olarak ilamsız icra yoluyla takip başlattığı anlaşılmaktadır. Davalılar; araç alım-satımı nedeniyle davacıların diğer davalı ...'ya 3.735,00 TL bedelli teminat senedi verdiklerini, ancak satımın gerçekleşmesi üzerine teminat senedinin iade edildiğini, takibe konu senedin ise ikinci bir senet olup, davacıların davalı ...'dan araç borçlarını ödemek üzere aldıkları borç para karşılığı düzenlendiğini savunmuşlardır. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere; davaya konu senedin teminat senedi olarak verildiğini ispat yükü davacı tarafa ait olup, davacılar bu hususun ispatı için yazılı bir belge sunmamışlar ise de; senet ve takip alacaklısı ...'nın olay nedeniyle 31.05.2002 tarihinde polis karakolunda verdiği ifade tutanağına da delil olarak dayanmışlardır. Senet lehtarı ve aynı zamanda takip alacaklısı olan davalı buradaki ifadesinde davadaki savunmasının aksine araç borçlarının diğer davalı tarafından karşılandığını, kendisinin sadece araç satımına aracılık yaptığını, senedin ve alacağın kendisi ile bir ilgisi olmadığını beyan etmiştir. Davalının imzalı olan bu beyanı ikrar niteliğinde olup, HUMK'nun 238/II.maddesine göre ikrar olunan hususlar çekişmeli sayılmaz. Yani ikrar, bunu yapan (ikrar eden) kişi aleyhine kesin delil teşkil eder. Taraflar mahkeme dışında da ikrarda bulunabilir. Mahkeme dışı ikrar kesin bir delil olmasa da, hakim mahkeme dışı ikrarı teyid edecek delil ve belirti var ise buna dayanarak hüküm kurabilir, ayrıca kanaatini kuvvetlendirmek için davacı tarafa re'sen yemin teklif edebilir. Mahkemece, yukarıdaki ilke ve esaslar gözetilerek davalının polis marifetiyle alınan ifadesi (ikrarı) üzerinde durulmalı, gerekirse davacı tarafa re'sen yemin verdirilerek sonuca göre bir karar verilmelidir. Kabule göre de, davalı ... senette lehtar ve alacaklı gözükmediği gibi takip alacaklısı da değildir. Bu davalı yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerekirken, esastan redde karar verilmiş olması da doğru değildir. Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 20.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.