8. Hukuk Dairesi 2023/2758 E. , 2024/6001 K. MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1643 E., 2023/563 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/96 E., 2021/77 K. Taraflar arasında İstanbul Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme verilen hükme karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul B…
**8. Hukuk Dairesi 2023/2758 E. , 2024/6001 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1643 E., 2023/563 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/96 E., 2021/77 K. Taraflar arasında İstanbul Anadolu 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava sonucunda verilen hükme verilen hükme karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı ... vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava dilekçesinde; davacılar ... ve arkadaşlarının Mazbut Şeyhülisman-ı Esbak Çelebi Müfti ... Efendi Bin Hoca ... Bin ... Can Vakfının galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduklarının tespiti istenmiştir. İlk Derece Mahkemesince; Vakıflar Genel Müdürlüğünün 12.06.2013 tarihli ve 11797 sayılı yazı ekinde gönderilen "573 nolu defterin 127. sayfa 28. sırasında kayıtlı Şeyhülislam-ı Esbak Çelebi Müfti ... Efendi bin ... Can Vakfına ait 1020 tarihli Arapça Vakfiye tercemesidir" başlıklı vakfiye tercümesinin ilk 8 (sekiz) maddesi ile 18 inci, 24 üncü ve 25 nci maddesinde yer alan taşınmazlar yönünden davacı ... ve asli müdahil ...'ün galleye müstehak evlatları olduğunun tespitine, Vakıflar Genel Müdürlüğünün 12.06.2013 tarihli ve 11797 sayılı yazı ekinde gönderilen "573 nolu defterin 127. sayfa 28. sırasında kayıtlı Şeyhülislam-ı Esbak Çelebi Müfti ... Efendi bin ... Can Vakfına ait 1020 tarihli Arapça Vakfiye tercemesidir" başlıklı vakfiye tercümesinin 9, 10, 11, 12, 13, 14, 15, 16 ve 17 nci maddesinde yer alan taşınmazlar yönünden davacılar ..., ..., ..., ... ve ... galleye müstehak evlatları olduğu tespitine diğer davacıların kendilerinin önceki batında vakıf evladı bulunması nedeniyle bu davacılar açısından açılan davanın reddine karar verilmiştir. Davalı ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; dosya kapsamından ve alınan bilirkişi raporlarından; Vakfeden vakfettiği malların galle fazlasını: sağ oldukça kendisine, sonra salih olmaları şartı ile evladın ve evladının evladının evladının erkek olanına, bunlardan kimse kalmaz ise nesil tükeninceye kadar ayni şekilde salih olmaları şartı ile evladının kız olanlarına şart kılındığı anlaşılmakla galle fazlasının evlada bırakıldığı hususunun vakfiyede bulunduğu, mütevelliye galle fazlası ödemesine ilişkin kayıt bulunmamasının galle fazlasının evlada bırakılmadığı sonucunu doğurmayacağı, aslolanın vakfiye ve vakıf kurucusunun iradesi olduğu gerekçesi ile davalı tarafın yerinde olmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Davalı ... vekili, Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepler tekrar edilerek dava konusu vakıfta mütevellilik yapan davacı murisleri vakfın kurucusunun soyundan geliyorlarsa bugüne dek vakıftan galle ödemesi almaları gerekmektedir. Ancak vakıf evladı oldukları iddia edilen mütevellilerin bugüne dek dava konusu vakıftan galle ödemesi aldıklarına dair hiçbir kayıt ve belge bulunmadığı, bir an için davacıların vakfedenin altsoyundan geldiği kabul edilse dahi akarı bulunmayan, borçlu durumda olan vakfın gelir fazlası olamayacağı için davacıların huzurdaki davayı açmakta hukuki yararlarının bulunmadığı, arz edilen ve takdir edilecek sair sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. Dava, vakfın gelir fazlasından faydalanmaya yönelik galle fazlasına müstahak vakıf evladı olduğunun tespiti istemine ilişkindir. 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun (5737 sayılı Kanun) 3 üncü maddesinde mülhak vakıf, Mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin yürürlük tarihinden önce kurulan, yönetimi vakfedenlerin soyundan gelenlere şart edilen ve bu kişiler tarafından; mazbut vakıf ise, bu Kanun uyarınca Genel Müdürlükçe yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulan ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıflar olarak tanımlandıktan sonra, aynı Kanun'un 6 ncı ve 7 nci maddelerinde ise mazbut vakıfların ... tarafından yönetilip temsil edileceği, Kanun'un (5737 sayılı Vakıflar Kanunu) yürürlüğe girmesinden önce mazbut vakıflar arasına alınan vakıflarla, bu Kanuna göre mazbut vakıflar arasına alınan vakıflara bir daha yönetici seçimi ve ataması yapılamayacağı hükme bağlanmıştır. Vakıflar Kanunu ve Vakıflar Yönetmeliğine göre, galle fazlası evlada şart kılınan mazbut ve mülhak vakıflarda vakfedenin soyundan gelen ve bu nedenle vakfın gelirinden (gallesinden) yararlanma hakkına sahip olan kişiler için öncelikle dava açılması ve bu haklarının dava ile tespit edilmesi aranmıştır. Uygulamada bu dava, vakıflarda evladiye davaları, vakıf evladı ya da galleye müstehak evlat olduğunun tespiti davası şeklinde isimlendirilmiştir. Belirtmek gerekir ki vakıf evladı kavramı daha çok, vakfedenin çocukları ya da alt soyundan gelenler için kullanılan bir kavram olup, vakfedenin akrabaları ya da vakıftan yararlanan ismi ile belirtilmiş kişileri kapsamamaktadır. Vakfın geliri üzerinde hak sahibi olduğuna ilişkin davayı, Vakfiye uyarınca galleden yararlanma hakkı olan, yani vakfeden ile soy bağı olan ya da soy bağı olmasa bile galleden kendisine pay özgülenen diğer kişiler açabilir. Galle fazlası evlada şart kılınan Vakıflarda, galle fazlasının alınabilmesi için açılan davada öncelikle vakfeden ile soybağının ispatlanması, sonra da Vakfiyede öngörülen şartların gerçekleşmesi gerekir. Yani bu tür davalarda incelenecek ilk husus; davacı ile vakfeden arasında iddia edildiği üzere kan bağı yolu ile soybağı mevcut olup olmadığı, eğer soybağı kurulabiliyorsa ikinci aşamada Vakfiyelerde galle fazlası için öngörülen şartların somut olayda davacı yönünden gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması olacaktır. Bir Vakfın evladı olunabilmesi için vakfın kurucusuna kadar soy bağının götürülmesi zorunlu olmayıp, daha önceden kesinleşmiş mahkeme kararı ile evlat olduğuna karar verilen kişilerle veya 1943 tarihli Yargıtay İçtihatı Birleştirme Kararına göre tevliyeti evlada bırakılan vakıflarda mütevellilik yapan kişilerle yöntemince kanbağı ilişkisinin kurulması yeterlidir. Dolayısı ile idarenin (... veya Mülhak Vakıf Yönetiminin) tek taraflı olarak evlat listesine yaptığı dayanaksız bir kayıt yeterli olmayıp, açıkça galle fazlasını almaya hak kazanıldığını gösterir bir mahkeme ilamına dayalı olarak vakıf evlat listesine eklenen kişiler, daha sonra açılacak vakıf evlatlığı davalarında kesin hüküm olmasa da güçlü delil olarak değerlendirilebilecektir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelerden; dava konusu Çelebi Müfti ... Efendi Bin Hoca ... Vakfının 09.01.1976 tarihinde mazbut vakıf statüsüne alındığı, 1020 H./1611 M. tarihli vakfiyeye göre tevliyet görevinin evlada, galle fazlası için ise her bir akar için farklı şartlar getirilmiş olduğu, bir kısım akarın geliri evlada bırakılmadığı, bir kısım akarların ise gelir fazlasının evlada şart kılındığı, dava konusu vakıftan galle dağıtıldığına ve vakfın evlatlarına dair herhangi bir kaydın mevcut olmadığı, davacıların vakfeden ile soybağını dava konusu vakıf ile birlikte Şeyhülislam Ebussuud Efendi Vakfı, Ebunnasır Efendi Vakfı ile diğer vakıfların mütevelliğini birlikte yapan ... ..., ... ... ..., ... Suud Bey, ... ... Bey'e dayadırdıkları, hükme esas alınan 24.06.2020 tarihli bilirkişi kurulu raporunda ise davacılar ile vakfeden Çelebi Müfti ... Efendi arasındaki soybağı, tevliyet kayıtları üzerinden kurulduğu anlaşılmakla, tevliyet kayıtları üzerinde özellik arz etmesi sebebi ile durulması gerekmektedir. Başbakanlık Osmanlı Arşivi (Evrak Defter Numarası: 30111, s.46) 10 Receb 1321 H./ 2 Ekim 1903 tarihli ... ...'ın vefatı üzerine oğlu ... ... ...'in mütevelli olarak tevcihine dair mahkeme ilamına göre dava konusu vakıf ile birlikte altı vakfın tevliyetinin aynı kişiye verildiği, tevliyet tevcihi yapılırken dava konusu vakfın, vakfiyesinin mevcut olmadığından te'amül-i kadim gereği hareket edildiği buna göre; Şeyhülislam Ebussuud Efendi Vakfının 977 H. tarihli vakfiyesi ile Ebunnasır Efendi Vakfının 972 H.tarihli vakfiyeleri bulunduğu, diğer dört vakfın vakfiyelerinin bulunmadığı, dava konusu vakfın tevliyetinin 7 Muharrem 1294 H tarihinde ... ... kızı ... ...'ya tevcih edildiği anlaşılmaktadır. Mütevelli ... ...'nın, Şeyhülislam Ebussuud Efendinin soyundan geldiği, davacılar ile mütevelli ... ... arasında usulüne uygun soybağının mevcut olduğu sabit olmakla, davacıların bu şekilde vakfiyesi mevcut olmadığı halde te'amül-i kadim gereği mütevelli olarak atanan kişi ile soybağı kurması, dava konusu vakfın soyundan geldiğinin kesin olarak delili sayılamayacağı, tevliyet kaydı dışında davacıların vakfeden ile soybağının mevcut olduğuna dair herhangi bir iddia ve kayıt mevcut olmadığı, özetle dava konusu vakfa mütevelli atamasının vakfedenin soyundan gelme nedeniyle değil te'amül-i kadim (eskiden, öteden beri uygulana geldiği üzere) gereği yapıldığı, vakfeden ile davacılar arasında usulüne uygun olarak soybağı kurulamadığı, nitekim dosya davacılarından ... ...'in kardeşi ...nin aynı vakfa yönelik İstanbul Anadolu 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/224 Esas, 2015/143 Karar sayılı dosya üzerinden açmış olduğu dava sonucu verilen kabul kararının Dairemizin 15.10.2018 tarihli ve 2017/12783 Esas, 2018/17291 Karar sayılı ilamı ile vakfeden ile davacı arasında soybağı kurulamadığı gerekçesi ile bozulmasına karar verildiği, yine son mütevellilerden bir kısım davacıların üst soyu ... ...'nin kardeşi ... altsoylarının İstanbul Anadolu 29. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/57 Esas, 2019/429 Karar sayılı dosyası üzerinden açtıkları dava sonucu davacılar ile vakfeden arasında soybağı kurulamadığı gerekçesi ile davanın reddine dair istinaf denetiminden geçen kararın Dairenin 16.05.2024 tarihli ve 2022/4336 Esas, 2024/3421 Karar sayılı ilamı ile onandığı anlaşılmakla davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, hatalı değerledirme sonucu davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.