T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/763 Karar No : 2025/1043 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ... (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Odaları Birliği ... Odası VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı tarafından, yargı k…
DANIŞTAY VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2024/763 E. , 2025/1043 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2024/763 Karar No : 2025/1043 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı - ... (... Vergi Dairesi Müdürlüğü) VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... Odaları Birliği ... Odası VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacı tarafından, yargı kararına istinaden davalı idarece faiz hesaplanmaksızın iade edilen 2005 yılına ilişkin kurumlar vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi ile aynı yılın Ekim-Aralık dönemine ilişkin vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinden oluşan 712.790,60 TL'nin tahsil edildiği 10/06/2013 tarihinden düzeltme fişlerinin tebliğ edildiği 06/10/2020 tarihine kadar hesaplanacak tecil faizinin yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile söz konusu tecil faizinin düzeltme fişlerinin tebliğ edildiği tarihten itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle dava açılmıştır. ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E..., K:... sayılı kararı: i. Tahsil edilen vergi için tahsil tarihinden düzeltme fişlerinin tebliğ edildiği tarihe kadar hesaplanacak tecil faizinin ödenmesi istemi yönünden yapılan inceleme: 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi işlem ve eylemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. Ekonomilerde bir değişim vasıtası olan para, çeşitli ticari, sınai, zirai ve başka faaliyetlerde kullanılmakla sahibine, kazanç, kira, nema ve benzeri adlar altında kimi yararlar sağlayan ekonomik bir değerdir. Paranın sahibi dışındaki kişi ve kuruluşlarca kullanılması, sahibinin bu ekonomik değerden mahrum bırakılması sonucunu yaratması yanında, enflasyon etkisinde olan ekonomilerde paranın değerini, yani alım gücünü enflasyon oranına bağlı olarak yitirmesine de neden olur. Gerek iç hukukta gerek uluslararası hukukta, faizin, paranın sahibinden başkası tarafından kullanılmasından doğan zararın giderilmesini amaçlayan bir "tazminat" niteliğinde olduğu kabul edilmektedir. Söz konusu zarar, vergilendirme işlemlerinde, Devlet yönünden vergi mükelleflerinin vergi ödevlerini zamanında ve gereği gibi yerine getirmemeleri sebebiyle verginin zamanında tahakkuk ettirilememesi, vergi mükellefleri yönünden ise Devletin hukuka aykırı olarak yapmış olduğu vergilendirme işlemlerine dayanarak vergi tahsilatında bulunması hâlinde doğmaktadır. Yukarıda yer verilen Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrası, yargı kararı uyarınca ilgilisine iadesi gereken bir miktar paranın, idarenin tasarrufunda kalan sürede ilgilisi tarafından tasarruf edilememesinden doğan zararın giderilmesini amaçlamaktadır. Bu ise haksız tahsil edilen tutarın ilgilisine faiziyle birlikte iadesini zorunlu kılmaktadır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin, 15/06/2012 tarih ve 28324 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren, 6322 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle yeniden düzenlenen (4) numaralı fıkrası şu şekildedir: "4. Fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergiler, fazla veya yersiz tahsilatın mükelleften kaynaklanması halinde düzeltmeye dair müracaat tarihi, diğer hallerde verginin tahsili tarihinden düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizi oranında hesaplanan faiz ile birlikte, 120 nci madde hükümlerine göre mükellefe red ve iade edilir.'' Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine anılan fıkranın 6322 sayılı Kanun'la yeniden düzenlenmesi sonucunda fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesinde "tecil faizi" ödenmesi esası getirilmiştir. Fazla veya yersiz olarak tahsil edilen vergiler için iadede, bu tahsilatın mükellefin hatasından kaynaklanıp kaynaklanmamasına göre ikili bir ayrıma gidilmiştir. Bir verginin fazla veya yersiz olarak alındığının tespit edilmesi hususunda ise bu tespitin idare tarafından veya yargı kararı ile yapılması bakımından herhangi bir ayrıma gidilmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda, Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin (4) numaralı fıkrasında yer alan, fazla ve yersiz olarak tahsil edilen vergilerin iadesinde "tecil faizi"nin uygulanacağı yolundaki açık hüküm uyarınca, davacıdan fazla ve yersiz olarak tahsil edilen verginin tahsil edildiği 10/06/2013 tarihinden düzeltme fişlerinin tebliğ edildiği 06/10/2020 tarihine kadar hesaplanacak tecil faizinin davacıya ödenmesi gerekmektedir. ii. Tahsil edilen vergiye ilişkin tecil faizi için düzeltme fişlerinin tebliğ edildiği tarihten itibaren hesaplanacak yasal faizin ödenmesi istemi istemi yönünden yapılan inceleme: İlgili mevzuat hükümlerine göre mürekkep faiz, diğer bir ifadeyle faize faiz yürütülemeyeceğinden, tecil faizi için hesaplanacak yasal faizin ödenmesi isteminde hukuka uygunluk bulunmamaktadır. iii. Karar sonucu: Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle dava konusu işlemin tecil faizine ilişkin kısım yönünden iptaline, tahsil edilen vergi için tahsil tarihinden düzeltme fişlerinin tebliğ edildiği tarihe kadar hesaplanacak tecil faizinin davacıya ödenmesine, davacının geriye kalan istemi yönünden davanın reddine karar vermiştir. Tarafların istinaf istemlerini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı: i. Davalının istinaf istemi yönünden yapılan inceleme: İstinaf dilekçesinde ileri sürülen iddialar, Vergi Mahkemesi kararının, tahsil edilen vergi için tahsil tarihinden düzeltme fişlerinin tebliğ edildiği tarihe kadar hesaplanacak tecil faizinin davacıya ödenmesine ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. ii. Davacının istinaf istemi yönünden yapılan inceleme: Davacının tecil faizi tutarı kadar olan zararının da idareye başvuru tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca hesaplanacak faiziyle birlikte davacıya iadesi gerektiğinden, Vergi Mahkemesi kararının aksi yöndeki hüküm fıkrasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. iii. Karar sonucu: Vergi Dava Dairesi bu gerekçeyle davalının istinaf isteminin reddine, davacının istinaf isteminin kabulü ile Vergi Mahkemesi kararının davanın kısmen reddi yolundaki hüküm fıkrasının kaldırılmasına, tahsil edilen vergiye ilişkin tecil faizi için idareye başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizin davacıya ödenmesine karar vermiştir. Davalının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesinin 06/12/2023 tarih ve E:2022/3838, K:2023/5235 sayılı kararı: i. Vergi Dava Dairesi kararının, tahsil edilen vergi için tahsil tarihinden düzeltme fişlerinin tebliğ edildiği tarihe kadar hesaplanacak tecil faizinin ödenmesine ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen temyiz istemi hakkındaki inceleme: Temyize konu kararın değinilen hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen iddialar, söz konusu hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemiştir. ii. Vergi Dava Dairesi kararının, tahsil edilen vergiye ilişkin tecil faizi için idareye başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizin ödenmesine ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen temyiz istemi hakkındaki inceleme: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 121. maddesinin üçüncü fıkrasında, temerrüt faizine, ayrıca temerrüt faizi yürütülemeyeceği kuralına yer verilmiştir. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 2. maddesinin birinci fıkrasında, bir miktar paranın ödenmesinde temerrüde düşen borçlunun, sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça, geçmiş günler için 1. maddede belirlenen orana göre temerrüt faizi ödemeye mecbur olduğu belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasında, kanuni faiz ve temerrüt faizi hesaplanırken mürekkep faiz yürütülemeyeceği hükme bağlanmıştır. Aktarılan mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, temerrüt faizine faiz yürütülmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmaktadır. Bu durumda, paranın sahibinden başkası tarafından kullanılmasının neden olduğu zarar "faiz" adı altındaki ödemelerle karşılandığından ve olayda hüküm altına alınan zararın hukuki niteliğinin temerrüt faizi olduğu anlaşıldığından, temyize konu kararın değinilen hüküm fıkrasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. iii. Karar sonucu: Daire bu gerekçeyle Vergi Dava Dairesi kararının, davacıdan tahsil edilen vergiye ilişkin tecil faizi için idareye başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizin ödenmesine ilişkin hüküm fıkrasını bozmuş; diğer hüküm fıkrasını onamıştır. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı: Faiz, paranın sahibinden başkası tarafından kullanılması nedeniyle sahibine verilen zararın karşılığı olan tazminattır. Hukuk devletinde, açıklanan nitelikteki bir zararın faiz ya da başka bir ad altında ödenecek tazminatla karşılanabilmesi için açık yasa hükmünün aranması da gerekmemektedir. Vergi mükellefleri tarafından yersiz veya fazla olarak ödenen vergilerin iadesinde, ilgilinin ödediği paradan mahrum kaldığı süre zarfında enflasyon nedeniyle paranın değerinde meydana gelen aşınma ve mülkiyetin gerçek değerinde oluşan azalma nedeniyle faiz ödenmesi gerektiği açıktır. Öte yandan, 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 3. maddesinin birinci fıkrasında, kanuni faiz ve temerrüt faizi hesaplanırken mürekkep faiz yürütülemeyeceği kuralına yer verilmiştir. Ancak davacıdan haksız olarak tahsil edildiğinin yargı kararıyla saptanması üzerine iade edilen vergi nedeniyle hesaplanan ve tazminat niteliği kazanan faiz tutarına ilişkin olarak faiz hesaplanmasının, mürekkep faiz yürütülemeyeceğine ilişkin kanun hükmüne aykırılık oluşturmayacağının da kabulü gerekmektedir. Aksi hâlde, gerek 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinde gerek 3095 sayılı Kanun'da öngörülen kanuni faizin uygulanması suretiyle hesaplanan ve ilgilinin zararını tazmine yönelik tutarın geç ödenmesi, bu faizin "tazminat" niteliğini ortadan kaldıracaktır. Bu durumda, davacının tecil faizi tutarı kadar olan zararının da idareye başvuru tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun uyarınca hesaplanacak faiziyle birlikte davacıya iadesi gerekmektedir. Vergi Dava Dairesi önceki kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeye ek olarak bu gerekçeyle bozulan hüküm fıkrası yönünden ısrar etmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı adına yapılan cezalı tarhiyatın kaldırılması yolunda verilen kararda faiz ödenmesine ilişkin bir hükmün bulunmadığı, faize faiz yürütülemeyeceği, ilgili yargı kararlarının da bu yönde olduğu belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY: Davacı adına resen tarh edilen 2005 yılına ilişkin kurumlar vergisi ve aynı yılın Ekim-Aralık dönemine ilişkin geçici vergi ile vergilerin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle açılan dava, ... Vergi Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla geçici vergi yönünden kabul edilmiş, kurumlar vergisi ve vergi ziyaı cezaları yönünden reddedilmiştir. Anılan kararın davanın kısmen reddine ilişkin hüküm fıkrasına davacı tarafından yöneltilen temyiz istemini inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesi, 31/12/2018 tarih ve E:2016/2307, K:2018/12131 sayılı kararıyla değinilen hüküm fıkrasını bozmuş, akabinde de davalının karar düzeltme istemini reddetmiştir. Bozma kararına uyan ... Vergi Mahkemesi,... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla kurumlar vergisi ve vergi ziyaı cezalarını kaldırmıştır. Anılan karara yöneltilen temyiz istemini inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesi, 17/11/2020 tarih ve E:2020/4393, K:2020/5141 kararıyla Mahkeme kararını onamış, akabinde de davalının karar düzeltme istemini reddetmiştir. Böylece Mahkeme kararı kesinleşmiştir. Davanın kısmen reddi üzerine tahakkuk eden kurumlar vergisi ve vergi ziyaı cezaları ile hesaplanan gecikme faizlerine ilişkin olarak davacı tarafından 10/06/2013 tarihinde 712.790,60 TL tutarında ödeme yapılmıştır. Bozma kararından sonra Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi üzerine davacı tarafından 27/10/2020 tarihli dilekçe ile 10/06/2013 tarihinde ödenen tutarın, tahsil tarihinden düzeltme fişlerinin tebliğ edildiği tarihe kadar hesaplanacak tecil faizi ile iadesi davalı idareden talep edilmiştir. Davalı tarafından, iadesi talep edilen anapara tutarı davacıya ödenmiş, ancak buna ilişkin olarak hesaplanacak tecil faizi tutarı ödenmemiştir. İLGİLİ HUKUK: 1- İlgili Mevzuat 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 121. maddesinin üçüncü fıkrasında, temerrüt faizine, ayrıca temerrüt faizi yürütülemeyeceği; 388. maddesinin üçüncü fıkrasında faizin anaparaya eklenerek birlikte yeniden faiz yürütülmesinin kararlaştırılamayacağı düzenlenmiştir. 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 3. maddesinde, Türk Ticaret Kanunu hükümleri saklı tutulmak suretiyle kanuni faiz ve temerrüt faizi hesaplanırken mürekkep faiz yürütülemeyeceği belirtilmiştir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 8. maddesinin (2) numaralı fıkrasında ise bileşik faizin uygulanabileceği kabul edilen durum "Üç aydan aşağı olmamak üzere, faizin anaparaya eklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesi şartı, yalnız cari hesaplarla her iki taraf bakımından da ticari iş niteliğinde olan ödünç sözleşmelerinde geçerlidir. Şu şartla ki, bu fıkra, sözleşenleri tacir olmayanlara uygulanmaz." şeklinde belirtilmiştir. 2- İlgili Yargı Kararları Anayasa Mahkemesi Kararı (Norm Denetimi) 10/02/2011 tarih ve E:2008/58, K:2011/37 sayılı (R.G.Tarih-Sayısı: 14/05/2011-27934), 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesine 4369 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile eklenen (4) numaralı fıkranın iptaline ilişkin kararın ilgili bölümü: "Vergi, devletin vatandaşlardan kamu gücüne dayalı ve karşılıksız tahsil ettiği bedel olsa da idarece yapılmış olan vergi tahsilâtının fazla veya yersiz olduğu tespit edildikten sonra bu tahsilât, mükellefler için bir 'alacak' haline gelmektedir. Alacak hakkı mülkiyet hakkı kapsamında kişilerin temel haklarındandır. Kişiler yanlış veya yersiz vergi tahsilatı nedeni ile belli bir süre mülkiyetlerinde olması gereken bir meblağdan kullanma, tasarruf etme ve harcama şeklinde yararlanma imkanından mahrum kalmaktadırlar. Bu süre zarfında enflasyon nedeni ile paranın değerinde oluşan aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu mülkiyetin tasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanmak imkânı da bulunmamaktadır. Bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerek haksızlığa uğratılmaktadır." HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Haksız veya fazla olarak tahsil edildiği tespit edilen vergilerin iadesinde ilgilinin ödediği paradan mahrum kaldığı süre zarfında, enflasyon nedeniyle paranın değerinde meydana gelen aşınma ve mülkiyetin gerçek değerinde oluşan azalma nedeniyle faiz ödenmesi gerektiği açıktır. Faizin amacı, özünde, paranın sahibinden başkası tarafından kullanılmasının sahibine vermiş olduğu zararın giderilmesi olsa da söz konusu zararın tazmini hukuki manada tazminat sorumluluğuna ilişkin değildir. Zira faizi ödenmesi için iadesi gereken tutarın tahsilinde davalının kusurunun bulunup bulunmadığı önem arz etmemektedir. Olayda yargı kararına istinaden davalı idarece faiz hesaplanmaksızın iade edilen tutara ilişkin olarak tahsil tarihinden düzeltme fişlerinin tebliğ edildiği tarihe kadar hesaplanacak tecil faizinin ödenmesi hüküm altına alınmış ve değinilen hüküm fıkrası yargılamanın önceki aşamalarında kesinleşmiştir. Bu aşamada ihtilaf bu faiz alacağının da idareye başvuru tarihinden itibaren faiz yürütülerek ödenmesinin mümkün olup olmadığı hususuna ilişkindir. Kamu hukukunda faizin anaparaya eklenerek birlikte faiz yürütülmesini ya da sadece faiz alacağına faiz yürütülmesini yasaklayan bir kural bulunmadığı gibi faizin anaparaya eklenerek birlikte ya da sadece faiz alacağına faiz yürütülmesini öngören ve bunun şartlarını belirleyen açık bir kural da bulunmamaktadır. Bununla birlikte kamu hukuku ve daha özelde vergi hukukunda özel bir düzenlemenin bulunmadığı durumlarda özel hukukun biçim ve kavramlarının uygun düştüğü ölçüde ilke olarak kabul edilmesi gerekmektedir. (Öncel, Çağan, Kumrulu, Göker 2021, Vergi Hukuku S. 6, 7) Türk Borçlar Kanunu'nun 121. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen ve uygulamada "faize faiz yürütme yasağı" olarak da bilinen kural ile aynı Kanun'un 388. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen "Faizin anaparaya eklenerek birlikte yeniden faiz yürütülmesi kararlaştırılamaz." hükmü uyarınca anapara alacağına işlemiş faiz eklenmek suretiyle toplam alacağa faiz uygulanması, hukukumuzda Türk Ticaret Kanunu hükümleri saklı tutulmak kaydıyla mümkün değildir. Nitekim bu husus 3095 sayılı Kanun'un 3. maddesinde de açıkça belirtilmiştir. Kamu hukukunda herhangi bir düzenleme bulunmamasına karşın faizin anaparaya eklenerek birlikte tekrar faiz yürütülmesi, hukukumuzda Türk Borçlar Kanunu ve 3095 sayılı Kanun'un ilgili hükümleri uyarınca Türk Ticaret Kanunu hükümleri saklı tutulmak kaydıyla açıkça yasaklanmıştır. Özel hukukta dahi belli şartlar altında tatbik alanı bulabilecek nitelikte olan faize faiz yürütülmesi kavramının, belirli ve öngörülebilir nitelikte bir yasal düzenlemeyle şartları belirlenmeksizin vergi hukukunda geçerli ve uygulanabilir nitelikte kabul edilmesinin kamu yararı ile bağdaşan bir yönü bulunmamaktadır. Bu nedenle davacıya ödenmesine hükmedilen faiz alacağına ilişkin idareye başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak faizin ödenmesi hukuken mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle, Vergi Dava Dairesi tarafından faizin tazminat olarak değerlendirilmesi suretiyle davalı tarafından ödenmesi gereken faizin zamanında ödenmemiş olması nedeniyle söz konusu faiz alacağının idareye başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği yolunda verilen ısrar kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1-Davalının temyiz isteminin KABULÜNE, 2-... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 3-Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 03/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. vergi //begin::Page Scripts var options = {}; $(document).ready(function() { options["separateWordSearch"] = false; options["accuracy"] = "complementary"; options["diacritics"] = false; $("#content").append(stringToHTML($("#hiddencontent").text())); var arananKelime = $("#hiddenArananKelime").text(); const kelimeListesi = arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k); // Virgüle göre ayır, boşlukları temizle // Aynı kelimenin büyük/küçük varyasyonlarını da ekle const tumKelimeler = kelimeListesi.flatMap(kelime => [ kelime, kelime.toLocaleUpperCase('tr-TR'), kelime.toLocaleLowerCase('tr-TR') ]); highlighter(tumKelimeler); // arananKelime.split(/\s*,\s*/).filter(k => k).forEach(function(each) { // if (each != undefined && each != "") { // highlighter(each); // highlighter(each.toLocaleUpperCase('tr-TR')); // highlighter(each.toLocaleLowerCase('tr-TR')); // } // }); }); var highlighter = function(arananKelime) { try { highlight(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzyumusamasi(arananKelime); } catch (err) { } try { //unsuzBenzesmesi(arananKelime); } catch (err) { } try { //cogulEki(arananKelime); } catch (err) { } try { //iyelikEki(arananKelime); } catch (err) { } }; var stringToHTML = function(str) { var parser = new DOMParser(); var doc = parser.parseFromString(str, 'text/html'); return doc.body; }; var highlight = function(text) { $(".context").mark(text, options); } var unsuzyumusamasi = function(arananKelime) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (lastChar === "p") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "b"); } if (lastChar === "ç") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "c"); } if (lastChar === "t") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "d"); } if (lastChar === "k") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara + "g"); highlight(ara + "ğ"); } } var unsuzBenzesmesi = function(arananKelime) { var sertSessiz = [ 'f', 's', 't', 'k', 'ç', 'ş', 'h', 'p' ]; var yumusakSessiz = [ 'ç', 't', 'k' ]; for (var i = 0; i < sertSessiz.length; i++) { let sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i]); while (sertSessizPosition !== -1) { for (var j = 0; j < yumusakSessiz.length; j++) { let yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j]); while (yumusakSessizPosition !== -1) { if (sertSessizPosition + 1 === yumusakSessizPosition) { highlight(arananKelime.substr(0, sertSessizPosition + 1)); } yumusakSessizPosition = arananKelime .indexOf(yumusakSessiz[j], yumusakSessizPosition + 1); } } sertSessizPosition = arananKelime.indexOf(sertSessiz[i], sertSessizPosition + 1); } } } var cogulEki = function(arananKelime) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (last3Char === "lar" || last3Char === "ler") { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } var iyelikEki = function(arananKelime) { var iyelikEkleri = [ "ım", "im", "um", "üm", "ın", "in", "un", "ün", "ı", "i", "u", "ü", "mız", "miz", "muz", "müz", "nız", "niz", "nuz", "nüz", "ları", "leri" ]; if (arananKelime.length > 2) { var last2Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 2); if (iyelikEkleri.includes(last2Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 2); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 2) { var lastChar = arananKelime.substr(arananKelime.length - 1); if (iyelikEkleri.includes(lastChar)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 1); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 3) { var last3Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 3); if (iyelikEkleri.includes(last3Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 3); highlight(ara); } } if (arananKelime.length > 4) { var last4Char = arananKelime.substr(arananKelime.length - 4); if (iyelikEkleri.includes(last4Char)) { var ara = arananKelime.substr(0, arananKelime.length - 4); highlight(ara); } } } // begin:: Global Config(global config for global JS scripts) var KTAppSettings = { "breakpoints" : { "sm" : 576, "md" : 768, "lg" : 992, "xl" : 1200, "xxl" : 1200 }, "colors" : { "theme" : { "base" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#E5EAEE", "success" : "#1BC5BD", "info" : "#6993FF", "warning" : "#FFA800", "danger" : "#F64E60", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#212121" }, "light" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#1BC5BD", "secondary" : "#ECF0F3", "success" : "#C9F7F5", "info" : "#E1E9FF", "warning" : "#FFF4DE", "danger" : "#FFE2E5", "light" : "#F3F6F9", "dark" : "#D6D6E0" }, "inverse" : { "white" : "#ffffff", "primary" : "#ffffff", "secondary" : "#212121", "success" : "#ffffff", "info" : "#ffffff", "warning" : "#ffffff", "danger" : "#ffffff", "light" : "#464E5F", "dark" : "#ffffff" } }, "gray" : { "gray-100" : "#F3F6F9", "gray-200" : "#ECF0F3", "gray-300" : "#E5EAEE", "gray-400" : "#D6D6E0", "gray-500" : "#B5B5C3", "gray-600" : "#80808F", "gray-700" : "#464E5F", "gray-800" : "#1B283F", "gray-900" : "#212121" } }, "font-family" : "Poppins" };