T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1174 KARAR NO : 2026/81 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/02/2023 NUMARASI : 2021/835 Esas - 2023/137 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 19/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 19/01/2026 İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/02/…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1174 KARAR NO : 2026/81 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/02/2023 NUMARASI : 2021/835 Esas - 2023/137 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 19/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 19/01/2026 İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/02/2023 tarih 2021/835 Esas 2023/137 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA :Davacı vekili, 21.05.2015 tarihinde meydana gelen çift taraflı, ölümlü ve yaralanmalı trafik kazası neticesinde müvekkili ....'in oğlu ...'in vefat ettiğini, müteveffa.... idaresindeki ... plakalı aracın, dava dışı ... idaresindeki ... plakalı araca çarpmasıyla kazanın meydana geldiğini, ... plakalı aracın kaza tarihinde ... A.Ş. tarafından sigortalandığını, ...A.Ş.nin ise ... A.Ş. bünyesine katıldığını bu sebeple davalı olarak gösterildiğini, kaza nedeniyle ...A.Ş.ne başvurduklarını ancak ...'in araç sürücüsü ve alkollü olmasından dolayı başvurularının reddedildiğini, kaza tarihi 21.05.2015 olup, sigorta şirketinin sorumluluğu aracı sevk ve idare edenin tam kusurlu olması halinde de devam ettiğini, müvekkilinin oğlu ...'in ölümüyle mevcut desteğinden yoksun kaldığını, aynı kaza nedeniyle ....'in çocukları .... ve ....'in destekten yoksun kalma tazminat taleplerinin İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/351 Esas 2018/602 Karar sayılı kararı ile kabul edildiğini, kararın istinaf aşamasından geçerek kesinleştiğini ve davalı sigorta şirketi tarafından destekten yoksun kalma tazminatlarının ödemesinin yapıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkili... ....'in, oğlu ...'in vefatı nedeniyle 1.000,00-TL tutarındaki destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faizi ile birlikte davalı sigortadan tazminine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, Dava konusu kaza tarihinin 21/05/2015 olduğunu, davacının tazminat talebinin zamanaşımına nedeni ile reddi gerektiğini, davacının müvekkili tarafından tam ve doğru inceleme yapılabilmesi için gerekli evrakları ibraz etmediği için, yapılan bu başvurunun yasal olmadığı, davanın işbu nedenle reddi gerektiğini, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2016/351 esas, 2018/602 karar sayılı ilamı uyarınca, işbu kaza ile ilgili olarak, davalı sigorta şirketi tarafından ödeme yapıldığını, bu davaya konu talepler bakımından, davacı başvurusuna müteakip davacılar tarafından kayıtsız ve şartsız ibra edilmiş olan müvekkili şirket açısından davanın reddi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla tazminat hesaplamasının yapılması durumunda müvekkili şirket tarafından yapılan ödemenin güncellenerek, tazminat tutarından indirilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, dava öncesinde davacının müvekkili şirkete başvurusu üzerine davacılara ödeme yapıldığını, dava açılmasında müvekkili şirketin kusuru bulunmadığını, kazaya sebebiyet veren ....'in kaza esnasında alkollü olması nedeni ile işbu tazminat taleplerinin de teminat dışı olduğunu, ayrıca müterafik kusurunun tazminattan düşülmesi gerektiğini, davacılar tarafından destekten yoksun kaldıkları makul ve muteber delillerle ispatlanması gerektiğini, davanın açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkili şirket aleyhine yargılama giderlerine, faize ve vekalet ücretine hükmolunmaması gerektiğini belirterek haksız davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 21.05.2015 tarihinde meydana gelen trafik kazasında sürücü ....’in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, aynı istikamette seyreden .... yönetimindeki.... plakalı traktöre arkadan bağlı balya makinesine çarpması sonucu sürücü ..... ile yolcu konumundaki eşinin vefat ettiği, ceza yargılamasında alınan ve hükme elverişli görülen Adli Tıp Kurumu İstanbul Trafik İhtisas Dairesi raporuna göre kazanın meydana gelmesinde ölen sürücü ....’in %75 oranında asli, diğer sürücü ....’in ise %25 oranında tali kusurlu olduğunun belirlendiği, ayrıca ayrı bir kusur raporu alınmasına gerek bulunmadığı, davacının müteveffanın babası sıfatıyla salt mirasçı değil destekten yoksun kalan üçüncü kişi konumunda olduğu, bu nedenle desteğin kusurunun davacıya yansıtılamayacağı ve müterafik kusur indirimi yapılmasını gerektiren bir durumun bulunmadığı, kaza tarihinde yürürlükte bulunan 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve eski Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının uygulanması gerektiği, .... plakalı aracın ZMMS sigortacısı olan davalı sigorta şirketinin işletenin üçüncü kişilere verdiği zararlardan poliçe limiti dâhilinde sorumlu olduğu, aktüer bilirkişi raporuna göre davacı için 183.407,78 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığı, davalı yönünden %75 kusur oranı esas alındığında talep edilebilir tazminatın 137.555,84 TL olduğu ve davacı tarafından ıslah dilekçesi ile talebin bu tutara yükseltildiği, davadan önce 18.03.2021 tarihinde yapılan başvurunun davalı sigorta şirketince 01.04.2021 tarihinde reddedilmesiyle temerrüdün oluştuğu, zamanaşımı yönünden ise ölümle sonuçlanan trafik kazasının cezayı gerektiren fiil niteliğinde olduğu ve 5237 sayılı TCK uyarınca 15 yıllık ceza zamanaşımı süresinin uygulanacağı ve davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 21/02/2023 tarihli, 2021/835 Esas 2023/137 Karar sayılı ilamının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemece eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verildiğin,, hükme esas alınan kusur bilirkişi raporunun ceza dosyasından alınmış, oran içermeyen ve hukuk hakimini bağlamayan bir rapor olduğunu, bu rapora rağmen tarafların kusur oranlarını açıkça ortaya koyan, denetime elverişli yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını, müteveffa sürücünün kaza sırasında alkollü olduğu ve emniyet kemeri kullanmadığı hususlarının araştırılmadığını, bu durumun müterafik kusur oluşturmasına rağmen tazminattan indirim yapılmadığını, destekten yoksun kalma talebinin Yargıtay’ın güncel içtihatları doğrultusunda somut ve makul delillerle ispatlanmadığını, müteveffanın davacılara fiili destek sağlayıp sağlamadığının, gelir durumunun ve ölüm sonrası sosyal-ekonomik koşulların araştırılmadığını, ayrıca müteveffa sürücünün alkollü olması nedeniyle sigorta şirketinin rücu hakkının doğacağı ve bu durumun TBK m.135 kapsamında alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesi sonucunu doğurabileceği hâlde bu hususun da mahkemece değerlendirilmediğini, maddi tazminat hesaplamasında 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve ZMMS Genel Şartları uyarınca TRH-2010 yaşam tablosu ile %1,8 teknik faiz esas alınması gerekirken bu ilkelere uygun hesaplama yapılmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :Dava, destek zararından doğan maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Şu hale göre; 01.06.2015 tarihinden önce düzenlenen poliçeler yönünden araç sürücüsü murisin, ister kendi kusuru ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup; bu zarar gerek Kanun gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olmakla, davacıların hakkına, desteklerinin kusurunun olması etkili bir unsur olarak kabul edilemez ve destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi olanaklıdır. Sigortalı araç sürücüsünün yakınlarının uğradıkları destek zararlarının trafik sigortacısının sorumluluğu kapsamı dışında kaldığına ilişkin Kanunda ve buna bağlı olarak poliçede açık bir düzenleme bulunmadığı da uyuşmazlık konusu değildir. Davacının ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacı üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacıya yansıtılamayacağı, dolayısıyla araç sürücüsünün tam kusurlu olması halinde, desteğinden yoksun kalan davacıyı etkilemeyeceğine, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile, destekten yoksun kalan davacının da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, davalı sigorta şirketinin sorumlu olacağına karar vermek gerekir. (HGK'nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 esas-411 karar, HGK'nun 22.2.2012 gün 2011/17-787 esas 2012/92 karar, HGK.nun 16.1.2013 gün ve 2013/17-1491 Esas 2013/74 Karar sayılı ilamları) Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. ( Yargıtay 4. HD'nın 03.01.2022 tarih ve 2021/9412 E - 2022/3622 K., 17. HD'nin 23.03.2021 tarih ve 2020/6173 E. - 2021/3121 K.) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi icap etmektedir. (Yargıtay 17. HD'nin 24.02.2021 tarih ve 2019/3292 E. - 20121/1848 K) Kusur dağılımı tespitine yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; İlk derece mahkemesince davalı sigorta şirketinin de taraf olarak yer aldığı ve kesinleşen İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/351 Esas 2018/602 Karar sayılı dosyasına sunulan ATK Trafik İhtisas Dairesi raporu esas alınarak %75-%25 oranında kusur tayini yoluna gidildiği, mahkemece davalının da tarafı olduğu kesinleşen hukuk yargılaması dosyasında belirlenen kusur oranlarının esas alınmak suretiyle dava konusu kazayı oluşturan maddi olgular çerçevesinde ve olayın oluş şekline uygun düşecek biçimde tarafların kusur oranlarının mahkemece tespit edildiği anlaşıldığından davalı vekilinin kusur raporu alınmamasına yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin müterafik kusur indirimi uygulanmasına yönelik istinaf itirazlarının incelenmesinde; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun(6098 sayılı Kanun) 52 nci maddesi gereğince zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Yukarıda da değinildiği üzere destekten yoksun kalan davacının zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğu ve desteğin şahsi kusuru 3.kişi olarak değerlendirilen davacıya karşı sonuç doğurmayacağı gibi, müterafik kusurun niteliği itibariyle zarar görenin tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış olması gerektiği, somut olayda ise davacının 3.kişi zarar gören olarak davayı ikame etmiş olması nedeniyle destek şahsın kusuru gibi müterafik kusur oluşturabilecek davranışlarının da zarar gören davacıya karşı indirim sebebi teşkil etmeyeceğinin kabulü gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle bu husustaki istinaf itirazları da yerinde görülmemiştir. Tüm bu açıklama ve değerlendirmeler doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, davacının vefat eden araç sürücüsünün babası olması nedeniyle destek zararına uğradığının karine olarak kabulü gerektiği ve bu karinenin aksinin davalı tarafça ispat edilmemiş olması, hükme esas alınan hesap bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, tazminat hesabında TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant sisteminin uygulanmasında isabetsizlik bulunmamasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, kaza tarihine göre uygulanması gereken genel şart hükümlerine göre desteğin müterafik kusur oluşturan davranışlarının tazminattan indirim sebebi olarak dikkate alınmamasında isabetsizlik bulunmamasına, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazları yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 9.396,44 TL'den peşin alınan 2.349,20 TL'nin mahsubu ile bakiye 7.047,24 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere 19/01/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.