8. Hukuk Dairesi 2021/17285 E. , 2023/4892 K. MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/14 E., 2021/613 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/105 E., 2019/455 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine, 16.07.2020 tarihli ek kararda ise; davacılar ..., ..., ... vekilleri Avukat ...'nın i…
**8. Hukuk Dairesi 2021/17285 E. , 2023/4892 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/14 E., 2021/613 K. KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulüne İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/105 E., 2019/455 K. Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine, 16.07.2020 tarihli ek kararda ise; davacılar ..., ..., ... vekilleri Avukat ...'nın istinaf istemlerinin süresinde olmaması nedeni ile reddine karar verilmiştir. Asıl ve ek kararın davacılar vekili ile asli müdahil ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacılar ..., ... ve ... vekilinin esasa yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, müdahil ... vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık yönünden kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davacıların ve asli müdahilin davalarının dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 26.09.2023 Salı gününde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Duruşma için tayin edilen günde davacılar vekili gelmedi. Karşı taraftan davalı Hazine vekili Avukat Hikmet Ulusoy ve Orman İdaresi vekili Avukat Güliz Baran geldi. Hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 03.10.2023 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Davacı ... ve birleşen dosya davacıları ..., ..., ... vekilleri her bir davacı açısından ayrı ayrı sunulan dava dilekçeleriyle; davacıların dava konusu ... ili ... ilçesi ... Köyü Çıralı Mevkiinde 397 parsel içinde bulunan sınırlarını bildirdiği ayrı taşınmazları davacıların 20 yılı aşkın bir süredir nizasız fasılasız kullanılmakta olduğu; dava konusu yerlerin bulunduğu yerde ilk olarak 1946 yılında orman sınırlama çalışmaları yapıldığı ve kesinleşen bu çalışmada dava konusu yerlerin orman sınırları dışında kaldığı; sonradan davalıların 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 22/1 inci maddesine aykırı olarak 397 parselde 2 nci kez kadastro çalışması yaparak 11.04.1977'de sonuçlandırdığı; bazı köylülerin bu çalışmaya ... Kadastro Mahkemesinin 1994/1085 Esas ... davasını açınca davalıların hatalarını anlayarak 3402 ... Kanun'un ek 4 üncü maddesi uyarınca bölgede kadastro çalışmaları yaptığı ve dava konusu yerin de orman sınırları dışına çıkarıldığı; bu davanın yargılaması sırasında alınan bilirkişi raporunda 1989 yılında yapılan 2/B çalışmalarında 3402 ... Kanun'un 2/B maddesine göre davacının yerinin 2/B kapsamında olduğundan bahsedildiği; ... Kadastro Mahkemesinin 1994/1085 Esas, 2002/16 Esas ... ve 17.02.2002 tarihli kararında nizalı 397 parselin tespit gibi orman niteliğiyle Hazine adına tapuya tesciline kararı verdiği; davalıların bu kararı yanlış yorumlayarak 397 parselin tamamını orman olduğundan bahisle 2/B çalışmalarının tamamını iptal ettiği, orman sayılmayan köy yerleşim alanı içindeki tüm bağ ve bahçeleri orman içine kattığı, davalıların söz konusu kararın 397 parseldeki herkesi kapsadığı ve kesin hüküm olduğu iddiasını Yargıtaya taşıdığı ve Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2015/14704 Esas ve 2015/12050 Karar ... kararıyla anılan Kadastro Mahkemesi kararının yalnızca davada taraf olan kişileri bağladığının, taraf olmayan kişiler için kesin hüküm oluşturmayacağının, 397 parselin tamamının değil yalnızca nizalı kısmı kapsadığının açıkça belirtildiği; dolayısıyla dava konusu yere bitişik 397 parsel açısından bir kesin hüküm bulunmadığı; dava konusu yerde 1946 yılından sonra 1976 yılında yapılan 2 nci kadastro çalışmasının yok hükmünde olduğunun ... Kadastro Mahkemesinin 1994/1085 Esas ve 2002/16 Karar ... dosyasında hiç tartışılmadığı iddiasıyla, taşınmazın davacı adına tapuya tesciline, mümkün olmaması halinde davacıların 2/B hak sahibi olduğunun 397 parsele ait tapu kaydının beyanlar hanesine işlenmesine karar verilmesini istemiştir. 2.Asli müdahil ... vekili birleşen 2016/111 Esas ... dosyaya 2018 yılında sunduğu müdahale dilekçesiyle; davacı ... tarafından dava konusu edilen taşınmazın 397 parsel ... taşınmaz içinde kalan kısmının ormanla bir ilgisinin bulunmadığı ve orman sayılan yerlerden olmadığı, özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olduğu iddiasına katıldıklarını ancak taşınmazın müdahile eşinden ve ona da abasından ve atalarından mirasen ve taksimen intikal etmiş olup, davacının bu yer üzerindeki zilyetliğinin davacıya 1996 yılında kiraya verilmesi suretiyle başladığını, ancak davacı kiracı tarafından taşınmazın 2000 yılında geri verileceğine ilişkin aralarındaki sözlü anlaşmaya uymayarak yeri tahliye etmediğini ve haksız işgaline devam ettiğini, taşınmazın bir asıra yakın zamandır müdahilin zilyetliğinde olduğunu ileri sürerek, söz konusu taşınmazın müdahil ... adına tesciline karar verilmesini istemiştir. 3.İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sırasında davacı ... tarafından açılan ana davanın eldeki davadan ayrılarak ayrı esasa kaydedilmesi sonucunda, eldeki davada yalnızca ..., ..., ... ve asli müdahil ...'nun davaları kalmıştır. II. CEVAP 1.Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; davanın öncelikle süre ve kesin hüküm nedeniyle reddini istediklerini, dava konusu taşınmazın ... Kadastro Mahkemesinin 2000/1585 Esas ve 2002/10 Karar ... kararıyla orman olarak kesinleştiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yerlerin de içinde bulunduğu taşınmazın ... Kadastro Mahkemesinin 17.07.2002 tarihli ve 1994/1085 Esas ve 2002/16 Karar ... ilamı uyarınca 397 parsel numarasıyla "orman" niteliğiyle Hazine adına tapuya tescil edildiğini, kararın Yargıtay aşamasından geçerek kesinleştiğini, davacının da taraf olduğu ... Kadastro Mahkemesinin 2014/131 Esas ... yargılamanın iadesi davasınında reddedildiğini, Kadastro Mahkemesinde konu edilen taşınmaz ile bu davanın konusu taşınmaz aynı olduğundan, ayrıca davacı ile Orman İdaresi ve Hazine önceki davada taraf olduğundan, “kesin hüküm” nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, Kadastro Mahkemesinde görülen davada taşınmazın niteliğinin orman olduğunun tespit edildiğini, davacı işgalci olup taraf ehliyetinin bulunmadığını, tapulu taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetliğin herhangi bir hukuki değeri bulunmadığından kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak elde edilemeyeceğini; ayrıca taşınmazın değerinin düşük gösterildiğini ve 492 ... Harçlar Kanunu'nun (492 ... Kanun) 30 uncu maddesi hükmü gereğince keşifte belirlenecek değer üzerinden eksik harcın tamamlanarak davaya devam edilmesi gerektiğini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile birleşen davaların ve asli müdahilin talebinin reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi ek kararla birleşen dosya davacılarının istinaf istemleri süresinde olmadığından reddedilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı birleşen dosya davacıları ..., ..., ... vekilleri ile asli müdahil ... istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacılar vekili her bir birleşen davacı yönünden ayrı ayrı sunduğu istinaf dilekçelerinde bilirkişi raporuna itirazlarının ve ek rapor istemlerinin yerine getirilmediğini, bölgede yapılan 1946 tarihli orman kadastro çalışmasından sonra 1976 yılında yapılan çalışmayla dava konusu yer orman sınırları içerisine alınmış ise de bu çalışmanın ikinci kadastro olması nedeniyle yok hükmünde olduğunu, Kadastro Mahkemesinin 1994/1085 Esas ve 2002/16 Karar ... dosyasında davacının taraf olmadığını, dava konusu yerin 1981 tarihi itibariyle ve halen 2/B koşullarını taşıdığını, dava konusu yer kesinleşen 2/B kadastrosu çalışmalarıyla orman sınırları dışına çıkarıldıktan sonra ve davada taraf olmayan kişiler bakımından 3402 ... Kanun'un 12 nci maddesi gereğince 10 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra Kadastro Mahkemesi dosyasının karara çıktığını, bu nedenle de dava konusu yeri kapsamadığını, ayrıca İlk Derece Mahkemesince davanın kesin hüküm nedeniyle reddedilmediği söylenmiş ise de ... Kadastro Mahkemesinin 1994/1085 Esas ve 2002/16 Karar ... kararının dava konusu yerin orman olduğuna dair kuvvetli delil olduğunu belirterek davayı yine kesin hüküm nedeniyle reddettiğinden karşı taraf lehine verilen vekalet ücreti ve dava harçlarının nispi olarak hesaplanmasının hukuka ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek, kararın kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. 2. İlk Derece Mahkemesince verilen 16.07.2020 tarihli ek kararla davacılar ..., ... ve ... vekilinin istinaf talebinin süresinde olmaması nedeniyle istinaf istemlerinin reddine karar verilmiş; verilen bu ek karar davacılar vekilince istinaf edilerek ek kararda kendilerine 20.01.2020 tarihinde tebligat yapıldığı ancak istinaf başvurusunun 05.02.2020 tarihinde olduğu belirtilmekle birlikte kendilerine böyle bir tebligat yapılmadığını, avukatlara e-tebligat yoluyla tebliğ edilmesi gerekirken bunun yapılmadığını, UYAP'ta e-tebligat adresinin bulunduğunu, 7201 ... Tebligat Kanunu'nun (7201 ... Kanun) 21 inci maddesine göre tebliğ edildiğinden bahsedildiğini ancak bu tebligatın da yasaya uygun olmadığını ileri sürerek ek kararın kaldırılmasını istemiştir. 2.Asli müdahil vekili istinaf dilekçesiyle; davacı ... tarafından dava konusu edilen taşınmazın 397 parsel ... taşınmaz içinde kalan kısmının ormanla bir ilgisinin bulunmadığı ve orman sayılan yerlerden olmadığı, özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olduğu iddiasına katıldıklarını ancak taşınmazın müdahile eşinden ve ona da babasından ve atalarından mirasen ve taksimen intikal etmiş olup, davacının bu yer üzerindeki zilyetliğinin davacıya 1996 yılında kiraya verilmesi suretiyle başladığını, ancak davacı kiracı tarafın aralarındaki anlaşmaya uymayarak yeri tahliye etmemesi nedeniyle 20 yılı aşkın süredir nizası ve fasılasız müvekkili tarafından kullanıldığını, 1946 yılından taşınmazın orman sınırları dışına çıkarıldığını, Kadastro Mahkemesince alınan bilirkişi raporunda taşınmazın 2/B vasfında olduğunu, aynı davada 397 parselin orman olarak Hazineye tescil edildiğini, Yargıtay kararına göre Kadastro Mahkemesince verilen kararın sadece nizalı kısımları kapsadığını belirttiğini, kararın yok hükmünde olduğunu, taşınmazın için kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresinin dolduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince ilk olarak verilen 12.06.2019 tarihli ve 2016/105 Esas, 2019/455 Karar ... kararın davacılar vekiline 20.01.2020 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, bu nedenle istinaf başvurusunun bu tarihten itibaren iki haftalık süre içerisinde yapılması gerekirken bu süre geçtikten sonra olmak üzere 05.02.2020 tarihinde yapıldığından İlk Derece Mahkemesince 16.07.2020 tarihli ek kararla ve istinaf başvurusunun süresinde yapılmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu ve dolayısıyla ek karara yönelik istinaf başvurusunun yerinde olmadığı, davacılar bakımından ise ... Kadastro Mahkemesinin 1994/1085-2002/16 ... kararında 397 ... parsel ile ilgili olarak orman niteliğiyle tescil kararı verilmiş ise de bu dosyada taşınmazın tamamının dava konusu olmadığı, Yargıtay ilamlarında bu hususların vurgulandığı, eldeki davanın konusu olan taşınmazların ise Kadastro Mahkemesinin 1994/1085 Esas ve 2002/16 Karar ... dosyasında dava edilen bölümlerden P.CXIII ... 2/B parselinin içerisinde kaldığı, kesinleşen bu mahkeme kararında taşınmazın bu kısmının orman vasfı ile tesciline karar verildiği, birleşen 2016/107 ve 2016/111 Esas ... dosyalarda dava konusu taşınmazın davacıdan önceki zilyedi olduğu iddia olunan dedeleri ...'in ve 2016/113 Esas ... dosyada ise davacı ...'un taraflar arasında olduğu, tarafları ve konusu ile dava sebebi aynı olan söz konusu davanın, 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) 303 üncü maddesi uyarınca eldeki davalar ve ayrıca birleşen 2016/111 Esas ... dosya davacısı ... tarafından dava konusu edilen taşınmaz hakkında davaya katılan asli müdahil yönünden kesin hüküm niteliğinde bulunduğu gerekçesi ile davacılar ..., ... ve ... vekilinin esasa yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, müdahil ... vekilinin istinaf başvurusunun kamu düzenine aykırılık yönünden kabulüne, ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.06.2019 tarihli ve 2016/105 Esas, 2019/455 Karar ... kararının kaldırılmasına, davacıların ve asli müdahilin davalarının 6100 ... Kanun'un 114/(1)-i maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacılar vekili ve asli müdahil vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili ve asli müdahil temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık,çekişmeli taşınmazların Kadastro Mahkemesinin 1994/1085 Esas, 2002/16 Karar ... ilamında dava konusu edilen taşınmazlardan olup olmadığı ve taraflar açısından kesin hüküm teşkil edip etmediği noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) 369/1, 370 ve 371,303 üncü maddeleri. 3. Değerlendirme Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 ... Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili ve asli müdahilin vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, Duruşma tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 17.100 TL vekalet ücretinin davacılar ..., ..., ... ve asli müdahil ...'ndan alınarak davalılar Hazine ve Orman İdaresine verilmesine, 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 210,55 TL'nin temyiz eden davacılar ..., ..., ... ve asli müdahil ...'ndan ayrı ayrı alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.