10. Hukuk Dairesi 2025/12659 E. , 2026/908 K. "" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3182 E., 2024/1420 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Amasya 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/173 E., 2022/590 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ile davalılar ... Araç Kiralama ... A.Ş., ... Ltd.Şti., ... vekilleri taraf…
10. Hukuk Dairesi 2025/12659 E. , 2026/908 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/3182 E., 2024/1420 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Amasya 1. İş Mahkemesi SAYISI : 2020/173 E., 2022/590 K. Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili ile davalılar ... Araç Kiralama ... A.Ş., ... Ltd.Şti., ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalılar ... Ltd. Şti. ile ... vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddi ile davacılar vekili ile davalı ... Araç Kiralama firmasının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili ile davalılar ... Ltd.Şti. ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde: "Açıklamalar: 1-Trafik kazası tespit tutanağından anlaşılacağı üzere 26.05.2019 tarihinde .../... D-200 Karayolu 7.Km*300Mt mevkiinde ...'ün sevk ve yönetimindeki, ... Araç Kiralama ve .... Tic. A. Ş. adına kayıllı 06... plakalı otomobil, sabah saat 05.15 sıralarında sürücünün direksiyon hakimiyetini kaybederek yolun sağ tarafındaki bankete düşmesi ve boş araziye savrulması sonucunda araçta yolcu olarak seyahat eden ... 28.05.2020 tarihinde vefat etmiştir. Olay nedeniyle sürücü ... hakkında taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan Sivas 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/480 Esas no.lu dosyası ile yargılaması devam etmektedir. 2-Ceza dava dosyası içeriğinde bulunan bilirkişi heyet raporuna göre; aracın ... ilinden saat 21.00'de ... iline hareket ettiği, dolayısıyla sürücünün ve yolcuların yorgun ve uykusuz bir şekilde yola çıktıkları, sanık ...'ın kazadan yarım saat önce aracı kullanmaya başladığı, saat 05.15 sıralarında uykusunun geldiği ve bu nedenle bir anlık dalgınlık ve kontrolsüz bir şekilde hız yaptığı için direksiyon hakimiyetini kaybetmek suretiyle yolun sağ tarafına bankete düşerek aracın devrilmesi ile kazanın meydana geldiği değerlendirilmiştir. Yine raporda 'Sürücü bahse konu saatte aracını yolun uygun bir kesimine alarak dinlenmesi bilahare yola devam etmesi gerekirdi. Ancak sürücü bu tedbirleri dışında hareket ederek yola devam ettiği anlaşılmıştır. Şayet sürücünün yoluna aniden bir hayvan çıktı ise normal şartlarda hızını azaltabildiği son noktada fren tedbiri ile birlikte hayvanı kurtarma şansı yok ise, ani gelişen bu durumda kendisinin ve araçla bulunanların can güvenliğini tehlikeye atmamak için hayvana çarparak, durabildiği noktada duracak veya bu tedbir sonucunda yolun sağına veya soluna devrilmiş olsa bile, kaza yine da meydana gelmiş olsa dahi sonuçları bakımından bu kadar ağır sonuç doğurmamış olacağı değerlendirilmiştir.” denilmekle sanığın asli ve tam kusurlu olduğu, bununla birlikte sonucu öngörebildiği halde bilinçli olarak gereken tedbirleri almadığı ve suçu bilinçli taksir ile işlediği açıkça anlaşılmaktadır. 3-Raporda da izah edildiği üzere; sürücü ve yolcular Gaziantep ilinde gündüz işlerini yapıp akşam saat 21.00 sularında Amasya iline hareket etmişler, dolayısıyla yorgun ve uykusuz olarak işverenin isteği ile yola çıkmak ve sabaha kadar araç kullanmak mecburiyetinde bırakılmışlardır. Sanık ve müteveffalar iş nedeniyle 22.05.2019 tarihinde Gaziantep iline gitmiş ve burada yoğun bir şekilde çalışarak ellerindeki işi bitirmeye çalışmışlardır. Burada 25.05.2020 günü de işin uzaması nedeniyle saat 21.00'a kadar çalışmaya devam etmiş ve işverenin isteği ile uykusuz ve yorgun şekilde apar topar yola çıkıp ertesi günki mesaiye yetişmek için yola çıkmışlardır. İşveren...San. .... Şti. isimli işveren şirket tarafından; davalı ... va müteveffalar şoförsüz şekilde hem çalıştırılıp hem de araç kullandırılarak yorgun ve uykusuz halde ertesi sabah yapılacak işleri olduğu gerekçesiyle akşam 21.00 saatlerinde Amasya'ya dönüş yoluna çıkartılıp, can güvenlikleri hiçe sayılmış ve neticesinde olası kasıtla ölümlerine sebep olunmuştur. İş Güvenliği ve İş Sağlığı Tüzüğüne tamamen aykırı olarak geceden yorgun ve uykusuz olan çalışanlara birde şoförlük yaptırarak ertesi sabah mesai saatinde iş yerinde olmalarını istemiştir. Bu şekilde uzun yol yapmayı ve ayrıca fazla mesai yapmayı gerektiren bir işte şirketin kadrolu şoförünü izne gönderip müvekkilinin can güvenliğini hiçe sayan işveren ağır kusurludur. İşveren şirket göz göre göre olursa olsun diyerek olası kasıt ile müvekkilinin ölümüne sebebiyet vermiştir. Çünkü gece yolculuğu ve mesaiye katılım işveren tarafından zorunlu tutulmuş ve davalı ... ile müteveffalar gece vakti yorgun uykusuz halde araç kullanmaya mecbur bırakılmışlardır. 4-... 4A kapsamında SGK'lı işçidir. SGK ölüm dosyası no.su ...dir. Ekte sunulan mirasçılık belgesinden anlaşılacağı üzere kazada vefat eden ...'nun mirasçıları eşi ..., çocukları ..., ..., ... ve ...'dur. Bu mirasçılara 5510 sayılı Kanun'un 20. maddesi uyarınca gelir bağlanmıştır. Ancak müvekkillere bağlanan gelir hayatlarını ikame ettirmelerine yetecek miktarda değildir. Zira müvekkil ... ev hanımıdır. Bu sebeple gerek kendisinin gerekse müşterek çocukların tüm ihtiyaçları söz konusu iş kazasına kadar ... eşi tarafından karşılanmıştır. Bu elim kazada müvekkilim ... eşini ve müşterek çocuklar da babalarını kaybetmiş derin bir ızdıraba girmişlerdir. Müvekkil ... herhangi bir işte çalışmadığı ve müşterek çocuklar da öğrenci oldukları için ... ...'nun desteğinden yoksun kalmışlardır. Müvekkilim ... genç yaşta dört çocuğu ile birikte dul ve ekmeğe muhtaç hakle kalmıştır. Müşterek çocuklar ise küçük yaşta babalarını kaybetmelerinin ruhlarında açtığı derin yaralar bir yana öksüz ve yetim kalmışlardır. Müvekkillerim; davalıların tedbirsizlik ve keyfilikleri nedeniyle bu kazada büyük bir kayıp vermiş ve bundan sonraki hayatları boyunca da boynu bükük yaşamaya mahkum edilmişlerdir. 5-Maddi tazminat konusu; yaşanılan trafik kazası sonucunda müvekkillerim, evin geçimini tek başına sağlayan eş ve babaları olan ...'nun maddi desteğinden yoksun kalmışlardır. Bu nedenle şimdilik; ... için 1.000.00 TL, ... için 1.000.00 TL, ... için 1.000.00 TL, ... için 1.000.00 TL ve ... için 1.000.00 TL olmak üzere toplam 5.000.00 TL destekten yoksun kalma tazminatı talep etmekteyiz, kazaya neden olan araç ticari bir işletme için kiralanmış olduğundan ve araç sahibi ile araç işleteni de ticari eylemleri nedeniyle müvekkillerin varisi ...'nun ölümüne sebebiyet verdiğinden kaza tarihi itibarıyla tazminatın ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmekteyiz. Fazlaya dair haklarımızı bilirkişi hesaplamasından sonra belirli hale getirmek kaydıyla saklı tutuyoruz. 6-Manevi tazminat konusu; müvekkiller meydana gelen kazada eş ve babalarını kaybetmiş aylarca acı ve elem çekmiş ve halen de çekmektedir. Müvekkilim ... dört çocuğu ile dul, müşterek çocuklar ise babasız ve yetim kalmışlardır. Bu sebeple acı ve ızdırapları hayatları boyunca hiç sönmeyecek ve sürekli boynu bükük yaşayacaklardır. Her ne kadar çektikleri acının tarifi ve telafisi mümkün olmasada çektikleri ızdırabın bir nebze olsun dindirilebilmesi için; ... için 100.000.00 TL, ... için 100.000.00 TL, ... için 100.000.00 TL, ... için 100.000.00 TL ve ... için 100.000.00 TL olmak üzere toplam 500.000.00 TL manevi tazminat talep etmekteyiz. Kazaya neden olan araç ticari bir işletme için kiralanmış olduğundan ve araç sahibi ile araç işleteni de ticari eylemleri nedeniyle müvekkillerin varisi ...'nun ölümüne sebebiyet verdiğinden kaza tarihi itibarıyla tazminatın Ucari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmekteyiz. 7-Tarafların hukuki sorumluluk ve durumları; a-Davalı ...'ün kullandığı... marka ... plakalı araç ... Araç Kiralama ve .... Tic. A.Ş. adına trafikte tescilli olduğundan, adı geçen araç maliki olarak ve kiraya verdiği için işleten olarak sorumludur. b-Davalı ...'ün kullandığı... marka ... plakalı araç işveren ...San. .... Şti. tarafından kiralanmış ve iş için çalışanlara tahsis edilmiştir. Bu nedenle aracın işleteni olarak ve işveren olarak sorumlu bulunmaktadır. c-... Sigorta A.Ş. adına ... plakalı aracın genişletilmiş kasko sigortasının yapıldığı acente, ... Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd. Şti. olup acente kodu..., poliçe no.su ise ...'dir. Buna ilişkin olarak sigorta şirketine sorumlu bulundukları limitle sınırlı olmak üzere tazminat ödenmesi talebinde de bulunulmuştur. Ancak tarafımıza maddi tazminat bakımından herhangi bir ödeme yapılmamıştır. ... Sigorta A.Ş.'den manevi tazminat talebimiz bulunmamaktadır. d-Sürücü ... kazada; aracı hız limitlerinin çok çok üzerinde kullandığı esnada uyuklaması ve uykuya dalması sebebiyle kontrolü kaybederek yine kendi beyanındaki şekilde, yoldan çıktığı ve bankete düştüğü esnada kendinde olduğu halde halen gaza basmaya da devamı edip aracı banketten aynı hızla çıkartıp fırlayarak taklalar attırması şeklinde ölümlü trafik kazasına sebep olmuştur. Dolayısıyla kazada tam kusurlu olduğundan müvekkillere maddi ve manevi tazminat ödemekle yükümlüdür. e-İşbu dava her davacı için birlikte açılmıştır. Gerek usul ekonomisi ve gerekse HMK. 57/1-c maddesine yazılı 'Davaların temelini oluşturan vaktaların ve hukuki sebeplerin aynı veya benzer olması halinde' birlikte dava açılabilir hükmü gereğince dava birlikte açılmıştır. 8.Geçici Ödeme talebi konusu; Türk Borçlar Kanunu'nun 'Geçici Ödemeler başlıklı 76. maddesinde; 'Zarar gören, iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunduğu ve ekonomik durumu da gerektirdiği takdirde hakim, istem üzerine davalının zarar görene geçici ödeme yapmasına karar verebilir. Davaların yaptığı geçici ödemeler, hükmedilen tazminata mahsup edilir; tazminata hükmedilmezse hakim, davacının aldığı geçici ödemeleri, yasal faizi ile birlikte geri vermesine karar verir.' denilmektedir. Buna göre zarar görenlere geçici ödeme yapılabilmesi için 3 şartın varlığı gereklidir. Bunlar; zararın varlığını kanıtlayan inandırıcı deliller, ekonomik durumun gerektirmesi ve geçici ödemenin talep edilmiş olmasıdır. Yukarıda ayrıntıları ile açıkladığımız trafik kazası neticesinde, müvekkilim ...'nin genç yaşta eşini, ..., ..., ... ve ...'nın da çocuk yaşta babalarını kaybetmeleriyle maddi ve manevi zararlarının doğduğu açıktır. Davalıların tam kusurlu oluşu ve müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları hususu da birlikte değerlendirildiğinde işbu dava sonucunda müvekkillerin tazminat hakkı doğacağı da açıktır. Müvekkil eş, dört çocuğun maddi ve manevi tüm sorumluluklarını üstlenmek zorunda kalmıştır. Geçim zorluğu ve çocukların bakım giderlerinin yüksek oluşu dikkate alındığında işbu dava neticesinde karar verilip tazminat ödemeleri yapılıncaya kadar ciddi mağduriyetlerinin doğacağı açıktı. Bu nedenlerle TBK 76. maddesi kapsamında geçici ödemenin şartları gerçekleştiğinden Mahkemenizce öncelikli olarak, davalılarca müvekkillere geçici ödeme yapılması hususunda karar tesisi edilmesini talep etmekteyiz. 9-İhtiyati haciz talebi konusu; dava konusu kaza nedeniyle müvekkillerin eş ve babaları vefat etmiş olup, davacıların maddi ve manevi zararlarının olduğu tartışmasızdır. Haksız fiil (ölüm) tarihi itibariyle de davacıların maddi ve manevi tazminat alacakları muaccel hale gelmiştir. İcra ve Mas Kanunu'nun 257. maddesi vadesi gelmiş bir borcunun borçlunun yedinde veya üçünçü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir... demekte olup dava konusu olayda ihtiyati haczin şartları oluşmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dalresinin 03.12.2012 tarih, 2012/11633 Esas ve 2012/18356 Karar sayılı ilamında; 'Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davasıdır. Zarar haksız eylemden kaynaklandığından, tazminat haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Davacıların destekten yoksunluk ve manevi zararlarının olabileceği kuvvetle muhtemeldir. Haksız fiil (ölüm) tarihi itbarıyla davacıların maddi(destek) ve manevi tazminat alacakları muaccel hale gelmişlir. Tedbirin telep edildiği, davanın ilk açıldığı aşamada zararın miktarının net olarak belirlenmesini beklemek hakkaniyet ile bağdaşmaz. Zaten davalı vekili de fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak kısmi dava açmıştır. Talep, ihtiyati haciz talebini de içermektedir. Mahkeme ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi doğru ise de açıklanan nedenlerle ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken talebin tümden reddine karar verilmesi doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir." denilmektedir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 12.02.2013 tarih, 2013/1118 Esas ve 2014/1400 Karar sayılı ilamında; İcra İflas Kanunu'nun 257. maddesi uyarınca, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İlK.'nın 258/1 maddesine göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için Mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin bir şekille ispat edilmesi değildir.' denilmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18.02.2013 tarih, 2013/939 Esas ve 2013/2676 Karar sayılı ilamında 'İİK.nın 258/1 fıkrası uyarınca alacaklının alacağı ve ihtiyati haciz sebeplerinin varlığı hakkında Mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli olup, tam ispat kuralları burada aranmaz. Bu nedenle, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için davacı alacaklı tarafından sunulan deliller yeterli olmasına rağmen, talebin kabulü yerine reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün davacı alacaklı yararına bozulması gerekmiştir.' denilmektedir. Yukarıda izah edilen Yargıtay kararları da dikkate alındığında, dava konusu kaza nedeniyle; davacıların birinci derece yakını olan kişi vefat etmiş olup, davacıların maddi ve manevi zararlarının doğmuş olduğu tartışmasızdır. Haksız fiil (ölüm) tarihi itibariyle de davacıların maddi ve manevi tazminat alacakları muaccel hale gelmiştir. Davalıların, zararın tamamından müşterek ve müteselsilen sorumlu oldukları da tartışmasız olup söz konusu kazada, belli bir alacağın varlığına kanaat getirilmektedir. Bu zamana kadar müvekkiflerimin mağduriyetlerini gidermemiş olan davalıların bundan sonra da herhangi bir girişimde bulunmayacakları açıktır. Hatta davalıların, müvekkillerime herhangi bir ödeme yapmak istememesi sebebiyle de var ise taşınır veya taşınmaz mallarını elden çıkarma girişiminde bulunma ihtimali de yüksektir. Mahkemece takdir edilecek maddi ve manevi tazminatın fiili sonuca dönüşebilmesi ve müvekkillerin bu alacağa ulaşabilmesi ve de dava sırasında hak kaybına uğramamaları için, dava sonuçlanıp karar kesinleşinceye kadar; davalı ... adına kayıtlı varsa menkul ve gayrimenkul mallarının, davalı...San, .... Şti.'nin üzerine kayıtlı varsa menkul ve gayrimenkul mallarının, ... Araç Kiralama ve .... Tic. A.Ş.'nin kazaya karışan... marka ... Plakalı araç ile varsa başkaca menkul ve gayrimenkul malları üzerine 3. şahıslara devrini önlemek maksadıyla UYAP üzerinden veya ilgili tapu müdürlüğünden teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesini zaruri olarak arz ve talep ederiz. 10-Yetklli ve Görevli Mahkeme konusu; Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 26.09.2013 tarih, 2013/13651 Esas ve 2013/112913 Karar sayılı kararında; 'Bir davada, davalı sayısı birden fazla ise, dava bunlardan birisinin ikametgahı mahkemesinde açılabileceği gibi haksız filin vukuu bulduğu, zararın meydana geldiği, zararın gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir. Bunun yanında ve öncelikle 2918 sayılı KTK'nın 110. maddasi uyarınca, motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa dair davalar, İhtiyati ve Zorunlu Sorumluluk Sigortası yapan şirketler aleyhine de işleten ve sürücüyle birlikte açılması halinde, hem bu Kanun hem de HUMK'nın 9. maddesi (HMK md.6) uyarınca bu davalılardan birinin ikametgahı mahkemesinde açılabilir." denilmektedir. Bu nedenlerle, meydana gelen trafik kazasının iş kazası olması ve davacı müvekkillerim ile davalılardan ...'ün ikamet ettiği yer Amasya olduğundan iş bu dava yetkili ve görevli Amasya İş Mahkemesine açılmıştır. Sonuç: Yukarıda sunulan nedenler ve re'sen yapılacak tespitler sonucunda; 1-Fazlaya dair dava ve haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik; müvekkiller ... için 1.000.00 TL, ... için 1.000.00 TL, ... için 1.000.00 TL, ... için 4.000.00 TL ve ... için 1,000.00 TL olmak üzere toplam 5.000.00 TL maddi-destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihi olan 26.05.2019 tarihinden itibaren ticari temerrüt (avane) faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile tarafımıza verilmesine, 2-Müvekkillerin çektikleri ızdırabın bir nebze olsun dindirilebilmesi için; ... için 100.000.00 TL, ... için 100.000.00 TL, ... için 100.000.00 TL, ... için 100.000.00 TL ve ... için 100.000.00 TL olmak üzere toplarn 500.000.00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 26.05.2020 tarihinden itibaren ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile tarafımıza verilmesine, (... Sigorta A.Ş.'den manevi tazminat talebimiz yoktur.) 3-TBK 76. maddesi uyarınca davalılarca müvekkillerin maddi ve manevi zararlarının bir kısmının karşılığı olarak geçici ödeme yapılmasına karar verilmesine, 4-Alacağımızın tehlikeye girmemesi ve mal kaçırma ihtimaline binaen müvekkillerin herhangi bir hak kaybına uğramaması maksadıyla; davalı ... adına kayıtlı varsa menkul ve gayrimenkul mallarının, davalı...San. .... Şti.'nin üzerine kayıtlı varsa menkul ve gayrimenkul mallarının, ... Araç Kiralama ve .... Tic. A.Ş.'nin adına kayıtlı kazaya karışan... marka ... plakalı araç ile varsa başkaca menkul ve gayrimenkul mallarının üzerine 3. şahıslara devrini önlemek için UYAP üzerinden veya ilgili tapu müdürlüğüne müzekkere yazılarak teminatsız olarak ihtiyati haciz konulmasına, 5-Yargılama giderleri ile her bir davacı bakımından ayrı ayrı hesap edilecek vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini" talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı ... Araç Kiralama ... A.Ş. vekili cevap dilekçesinde:" Açıklamalar: Müvekkil şirket adına kayıtlı ... plakalı otomobil ile gerçekleşen ölümlü trafik kazası sonrası ... ... mirasçıları tarafından destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talepleriyle huzurdaki dava açılmıştır. Müvekkil şirketin işbu davaya taraf gösterilmesi haksız ve mesnetsiz olup müvekkil şirket açısından huzurdaki davanın öncelikle usulden, mahkemeniz aksi kanaatte ise aşağıda yer alan gerekçelerle esastan reddi gerekmektedir. Tarafımıza hatalı ve hukuka aykırı şekilde yöneltilmiş davaya cevaplarımız genel hatları ile şu şekildedir; müvekkil şirket, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesi gereği araç işleten sıfatına haiz değildir, işbu sebeple huzurdaki davanın husumet yönünden reddi gerekmektedir. Huzurdaki davaya konu ölümlü trafik kazasını gerçekleştiren müvekkil şirket adına kayıtlı ... plakalı... marka otomobil; diğer davalı...San. ve .... Şti.'ye müvekkil şirket tarafından uzun süreli araç kiralama sözleşmesiyle kiralanmış olup müvekkil şirket araç işleten sıfatı taşımamaktadır. Söz konusu davanın müvekkil şirkete yöneltilmesi mesnetsiz ve hukuka aykırıdır. Usule İlişkin İtirazlarımız: A.Görev ve Yetki Yönünden İtirazlarımız: İşbu dava ölümlü trafik kazası sonucu müteveffanın mirasçıları tarafından destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talepleriyle açıldığından görev yönünden itirazımız bulunmaktadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu madde 2 gereğince işbu davada görevli mahkeme asliye hukuk mahkemeleri olduğundan davanın görevsizlik yönünden reddi gerekmektedir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 6. maddesindeki "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." düzenlemesi gereği genel yetkili mahkemenin, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olduğu belirtilmiştir. Müvekkil şirketin faaliyetlerini yürüttüğü ve ticaret sicilinde kayıtlı adresinin Ankara olması sebebiyle açılan dava yetkisiz mahkemede açılmış olduğundan davanın yetki yönünden itirazlarımız neticesinde reddi gerekmektedir. A. Müvekkil şirket huzurdaki davaya konu olayda işleten sıfatına haiz olmadığından davanın müvekkil şirket yönünden pasif husumet yokluğundan reddi gerekmektedir. Huzurdaki davaya konu uyuşmazlık; müvekkil şirket adına kayıtlı 06... plakalı... marka otomobilin 22.05.2019 tarihinde diğer davalı ... sevk ve yönetiminde iken gerçekleşen ölümlü trafik kazasından kaynaklanmaktadır. Her ne kadar davacı yan dava dilekçesinde talep edilen destekten yoksun kalma tazminatından müvekkil şirketin "araç işleten" olarak sorumlu olduğu iddiasında bulunmuşsa da müvekkil şirketin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu madde 3 gereği "araç sahibi" sıfatı taşıdığı; "araç işleten" sıfatıyla davada taraf gösterilemeyeceği açıktır. Şöyle ki; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde "Tanımlar" başlığı altında "Araç Sahibi" ve "İşleten" tanımları hükme bağlanmıştır. İşbu maddeye göre araç sahibi, "Araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişidir." İşleten ise "Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir..." şeklinde düzenlenmiştir. Müvekkil şirket, çalışma prensipleri doğrultusunda müşterileri ile uzun dönem kiralama sözleşmeleri yapmaktadır. Huzurdaki davaya konu ölümlü trafik kazasını gerçekleştiren müvekkil şirket adına kayıtlı 06... plakalı... marka otomobil kaza tarihinde ... Teknolojileri San. ve .... Şti.'ye 1 seneliğine kiralanmış durumdadır. (EK-1) Müvekkil şirket söz konusu aracın yalnızca araç sahibi sıfatını taşımaktadır, yaptığı uzun süreli kira sözleşmesi ile araç işleten sıfatını kaybetmiştir. Aracın uzun süreli kiralanması sonucu araç işleten sıfatının kiracıya geçtiği hususu Yargıtay yerleşik içtihatları ile de sabittir. Yargıtay 4.Hukuk Dairesi 2004/7697 Esas numaralı, 2005/1387 Karar numaralı 17.02.2005 tarihli kararında "Davaya konu olayda eylem 23.8.2001 tarihinde gerçekleşmiştir. Oysa davalı zarara yol açan aracı belirtilen ...taraftan önce Noterden yapılan 20.4.2001 tarihli ve bir yıl sürekli “Kiralama sözleşmesi” ile dava dışı .... .... Şti.’ne teslim etmiştir. Böylece kendisi belirtilen tarihte işleten olmaktan çıkmış bulunmaktadır." gerekçesine yer verilmiştir. (EK-2) Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2002/12356 Esas numaralı, 2003/4414 Karar numaralı 05.05.2003 tarihli kararın. (EK-3) Yargıtay 17.Hukuk Dairesi 2005/8 13... /1150 Karar numaralı 15.02.2005 tarihli kararı. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2003/137 98... /8129 Karar numaralı 13.09.2014 tarihli kararı (EK-4) Söz konusu Yargıtay içtihatlarından da görüleceği üzere müvekkil şirket 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu madde 3 ve madde 85/1 hükümleri gereğince araç işleten değil, yalnızca araç sahibidir. Hal böyle iken; müvekkil şirketin davacı yanca talep edilen destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminattan sorumluluğu bulunmamaktadır. İşbu davanın müvekkil şirket yönünden sıfat yokluğu sebebiyle Sayın Mahkemenizce reddi gerekmektedir. I.Esasa İlişkin İtirazlarımız: A.Müvekkil şirket adına kayıtlı ... plakalı otomobil, kazanın gerçekleştiği tarihlerde 1 yıllık araç kiralama sözleşmesi ile diğer davalı...San. ve .... Şti.'ye kiralanmış olup araç işleten sıfatı diğer davalı kiracıya geçmiştir. Davacı yanca, Davalı ...'e ... plakalı... marka otomobilin işveren şirketi davalı...San. ve .... Şti. tarafından iş için tahsis edildiği görülmektedir. Söz konusu kazanın gerçekleştiği tarihlerde ... plakalı otomobil müvekkil şirket tarafından diğer davalı...San. ve .... Şti.'ye 1 seneliğine kiralanmıştır. Müvekkil şirket ile diğer davalı arasında yapılan sözleşme, uzun süreli araç kiralama sözleşmesi mahiyetinde olduğundan müvekkil şirket araç işleten sıfatını kaybetmiştir. Bu sebeple istenen tazminatlar bakımından müvekkil şirketin sorumluluğu olmadığının kabulü ile davanın müvekkil şirket yönünden reddi gerekmektedir. A.Davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkil şirketin araç işleten sıfatına haiz olduğu kabul edilse dahi davaya konu ölümlü trafik kazasından doğan zarar ile müvekkil şirketin araç işletme faaliyeti arasında uygun illiyet bağı bulunmadığından müvekkilin sorumluluğu bulunmamaktadır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. ve 86. maddelerinde araç işletenin sorumluluğu düzenlenmiştir. 86. maddenin 1. fıkrasına göre "İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur." Bu maddeye göre; araç işletenin sorumlu tutulabilmesi için, araç işletme faaliyeti ile zarar arasında uygun illiyet (nedensellik) bağının bulunması gerekir. Karayolları Trafik Kanunu kapsamında uygun illiyet bağı, motorlu araç işletme faaliyetinin bir zarara sebep olmasıdır. Somut olayda; müvekkil şirket adına kayıtlı otomobil ile gerçekleştirilen ölümlü trafik kazasının meydana gelmesinde müvekkil şirketin yahut müvekkil şirketin eylemlerinden sorumlu bulunduğu kimselerin kusuru bulunmamaktadır. Söz konusu otomobilde kazanın oluşumunda etkili olabilecek bir bozukluk da bulunmamaktadır. 26.05.2019 tarihli trafik kazası tespit tutanağında kazanın oluşumu "Bu kazanın oluşumunda; sürücü ...'ün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52,1-b (aracın hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektiği şartlara uydurmamak) kuralını ihlal ettiği kaza yeri incelemesinden anlaşılmıştır." şeklinde özetlenmiştir. (EK-5) Trafik kazası tespit tutanağından görülmektedir ki; müvekkil şirkete ait otomobilde kazanın oluşumuna sebebiyet verebilecek bir bozukluk bulunmamaktadır. Söz konusu ölümlü trafik kazası, diğer davalı ...'ün otomobilin sevk ve idaresi kendisinde iken direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu gerçekleşmiştir. Mevcut zararın oluşmasının aslî ve tek sebebinin otomobil sürücüsünden kaynaklandığı görülmektedir. Hal böyle iken; davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkil şirketin araç işleten sıfatına haiz olduğu kabul edilse dahi oluşan zarardan sorumluluğu doğmadığı sabittir. Oluşan zarar ile müvekkil şirketin araç işletme faaliyeti arasında uygun illiyet bağı bulunmadığı açıktır. Bu husus yerleşik Yargıtay içtihatları ile de sabittir. Yargıtay 10.Hukuk Dairesi'nin 25.04.2019 tarihli 2016/8879 Esas, 2019/3875 Karar sayılı kararında "Karayolları Trafik Kanunu açısından uygun illiyet bağı, motorlu araç işletme faaliyetinin bir zarara sebep olmasıdır. Zararın motorlu aracın işletilmesi nedeniyle meydana geldiği kabul edilebiliyorsa, başka bir ifade ile araç işletilmeseydi zarar meydana gelmezdi denilebiliyorsa, bu durumda uygun illiyet bağının varlığı kabul edilir. Meydana gelen zarar ile motorlu araç işletme faaliyeti arasında ilgi bulunmasına rağmen, işletme faaliyeti zararın sebebini oluşturmuyorsa diğer bir deyişle işletme faaliyeti o zararın doğumu için yetersiz kalıyorsa bu durumda uygun illiyet bağı bulunmadığı için işleten sorumlu tutulamayacaktır." gerekçesine yer verilmiştir. (EK-6) Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 17.05.2018 tarihli 2015/103 43... /5193 Karar numaralı kararında "Somut olayda, Mahkemece alınan kusur raporunda, karşı araç sürücüsü davalı ...'ın tam kusurlu olduğu ve davalı ...ye sigortalı olup davacıların desteği ... idaresindeki araç ile ilgili olarak ise destek ...'in kusursuz olduğu tespit edilmiştir. Açıklanan maddi ve hukuksal olaylara göre davalı ...ye sigortalı araç sürücüsü desteğin kusurunun bulunmamasına, kaza ile davalı ...Ş.'nin sorumluluğu arasında uygun illiyet bağının ortadan kalkmış olmasına ve ... 86. maddesi uyarınca işletenin sorumluluğunun ortadan kalktığının anlaşılmasına göre, işletenin sorumluluğunu üstlenen davalı ...A.Ş.'nin davacıların desteği ...'nun vefatı nedeni ile doğabilecek tazminattan sorumluluğu olmayacaktır." gerekçesine yer verilmiştir. (EK-7) Yargıtay 17.Hukuk Dairesi 11.10.2018 tarihli 2015/161 40... /8987 karar sayılı kararında "Özetle tekrarlanacak olursa; davalıya sigortalı aracın sürücüsü olan desteğin kusurunun bulunmaması halinde kaza ile davalının sorumluluğu arasında uygun illiyet bağının ortadan kalkmış olacağından, KTK 86. maddesi uyarınca işletenin sorumluluğu ortadan kalkacağından işletenin sorumluluğunu üstlenen davalının davacıların desteğinin vefatı nedeni ile doğabilecek tazminattan sorumluluğu söz konusu olamayacağından davanın reddi yönünde; davacıların desteğinin kusurunun bulunması halinde ise desteğin kusuru yönünde tazminattan indirim yapılmaksızın davalının sorumluluğu yönünde karar verilecektir." gerekçesine yer verilmiştir. (EK-8) Müvekkil şirket tarafından söz konusu aracın bakım ve kontrolleri düzenli yaptırılmış olduğundan müvekkil şirket bakım yükümlülüğünü yerine getirmiştir. Müvekkil şirket faaliyetleri kapsamında kiraladığı araçların kiralama öncesinde ve sonrasında gerekli bakım ve kontrollerini düzenli olarak yaptırmaktadır. 06... plakalı otomobilin bakımı ve kontrolleri davaya konu trafik kazası gerçekleşmeden önce 08.05.2019 tarihinde yaptırılmış olup bu husus dosyaya sunduğumuz servis takip formuyla da görülmektedir. (EK-9) Davaya konu trafik kazası gerçekleşmeden önce araçta bir bozukluk olmadığı, müvekkil şirketin araç bakım yükümlülüğünü yerine getirdiği sabittir. A. Diğer davalı ... ... ... Ltd. Şti. müvekkil şirketten kiraladığı aracı ticari faaliyetleri kapsamında kendi hesabına çalıştırmış, sigortalı işçisine bu faaliyetler kapsamında aracı tahsis ettiği süreçte söz konusu trafik kazası meydana gelmiştir. Davacı yanın anlatımına bakıldığında; söz konusu trafik kazası diğer davalı işveren ... ... ... Ltd. Şti. tarafından sigortalı çalışanlarına iş seyahati için tahsis edildiği zaman dilimi içerisinde gerçekleşmiştir. İşveren tarafından kiralanan araçta meydana gelen kazada, kiralanan aracın işverenin emir ve talimatı altında sayılması gereklidir. Somut durumda; işbu kaza davalı ... ... Ltd. Şti.'nin aracı kendi ticari faaliyeti kapsamında kullandığı esnada gerçekleşmiş olduğundan müvekkil şirketin motorlu araç işletme faaliyetinden doğmuş bir zarar bulunmamaktadır. Müvekkil şirketin motorlu araç işletme faaliyeti ile oluşan zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmamaktadır. A. Zamanaşımına ve faize itiraz ediyoruz. Davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72. maddesinde zamanaşımı 2 yıl olduğundan davacı tarafından müvekkil şirketten haksız ve hukuka aykırı olarak istenen destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat taleplerine karşı zamanaşımı itirazımızı bildiririz. Davacının talep ettiği avans faizine ve faizin başlangıç tarihine de itiraz ediyoruz. Açıklanan sebeplerle; müvekkil şirket huzurdaki davada barter anlaşması kapsamında uzun süreli araç kiralama sözleşmesi yapması sebebiyle ölümlü trafik kazası yapan otomobil bakımından araç işleten sıfatı taşımadığı, bu sıfatın yapılan sözleşme nedeni ile kiracı...'na geçtiği, oluşan zarardan araç sahibi olarak sorumluluğu doğmadığı için huzurdaki davada davalı sıfatına haiz değildir. İşbu sebeple öncelikle Sayın Mahkemenizce davanın müvekkil şirket yönünden husumet yönünden reddine karar verilmesini; Mahkemeniz aksi kanaatte ise davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkil şirketin araç işletme faaliyeti ile oluşan zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmadığından istenen tazminatlar bakımından sorumluluğu olmadığının kabulü ile davanın müvekkil şirket yönünden reddi gerekmektedir. Sonuç ve Talep: Yukarıda açıklanan ve Sayın Mahkemenizce re’sen gözetilecek nedenlerle; öncelikli talebimiz müvekkil şirketin huzurdaki davada davalı sıfatı bulunmadığından davacının haksız ve dayanaksız davasının husumet yönünden reddine karar verilmesini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte Sayın Mahkemeniz aksi kanaatte ise; müvekkil şirketin araç işletme faaliyeti ile oluşan zarar arasında uygun illiyet bağı bulunmadığından istenen tazminatlar bakımından sorumluluğu olmadığının kabulü ile davanın müvekkil şirket yönünden reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini" talep etmiştir. Davalı ... ... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde: "Cevaplarımız: 1-Davacıların murisi ..., müvekkil şirkette çalışmakta iken 26.05.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybetmiştir. Davalı müvekkil şirket, ...'da bulunan fabrikasında ... ekran ve elektronik cihazlar üretimi ve satışı yapmaktadır. Davacıların murisi ..., 06.02.2018 tarihinde davalı müvekkil şirkette teknik servis elamanı olarak çalışmaya başlamıştır. Müvekkil şirket, satışını yaptığı ... ekran ünitelerinin kurulum ve teknik servis hizmetlerini sağlamaktadır. Müvekkil şirket çalışanları ..., ... ve ... 23.05.2019 - 26.05.2019 tarihinde ... ilinde ... ekran kurulumu yapmak üzere görevlendirilmiştir. Şirket çalışanları, müvekkil şirket tarafından kiralanan 06... plakalı araç ile Gaziantep'e gitmiş ve 3 gün boyunca burada kalarak kurulum yapmıştır. (EK 1: Görevlendirme Yazısı) ... ve iş arkadaşları görevli olarak gittikleri ...'de ... ekran kurulum işlemlerini 25.05.2019 günü akşam saatlerinde tamamlamıştır. Müvekkil şirket yöneticileri, ...'te kurulum yapan personele gece otelde konaklamaları ve ertesi sabah yola çıkmaları talimatı vermiştir. Ancak ..., ertesi gün ...'da özel işleri olduğundan bahisle gece seyahat ederek ...'ya dönmek istemiş ve üç kişi şirketin tahsis ettiği araçla Amasya'ya doğru yola çıkmıştır. Şirket personelinin içinde olduğu ve ...'ün kullandığı araç 26.05.2019 tarihinde ... ili ... ilçesinde trafik kazası geçirmiştir. Bu kazada davacıların murisi ... ile ... hayatını kaybetmiş, sürücü ... ise ağır yaralanmıştır. Şirket çalışanlarının ...'den ...'ya yaptığı yolculukta neler yaşandığı bilen ve anlatacak tek kişi davalı ...'tür. ...'ün anlatımına göre şirket personeli yolculukta dönüşümlü olarak araç kullanmışlar, ... kazadan kısa süre önce aracı kullanmaya başlamış akabinde bu talihsiz kaza meydana gelmiştir. Trafik kazası ile ilgili ceza yargılaması Sivas 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2019/480 Esas sayılı dosyası ile sürmektedir. Ceza yargılamasında verilecek karar gerek kazanın oluşumu gerekse kazadaki kusur durumu bakımından belirleyici olacaktır. Dava dilekçesinde yazılanın aksine, trafik kazasının meydana gelmesinde, kazaya karışan işçilerin işvereni olan müvekkil şirkete yüklenecek bir kusur yoktur. Dava dilekçesinde, işveren olan müvekkil şirket çalışanlarının, 25.05.2019 tarihinde ...'te yoğun bir şekilde çalışarak ellerindeki işi bitirmeye çalıştığı, saat 21.00 da "uykusuz ve yorgun bir şekilde apar topar yola çıkıp ertesi gün mesaiye yetişmeye çalıştığı" ileri sürülmüştür. Dava dilekçesindeki bu anlatım doğru değildir. Müvekkil şirketin genel uygulamasında, şehir dışında göreve giden personel görev dönüşünde en az bir gün izin kullanır. Şehir dışı çalışmanın birkaç gün sürmesi halinde ise iki veya üç gün izin kullandırılmaktadır. Bu nedenle ... iline servise giden personel ...'ya döndüğünde bir gün izinlidir. personelin sabah mesaiye yetişmesi için gece yola çıkarıldığı iddiası tamamen yanlış ve yanıltıcı bir beyandır. ... ve arkadaşları, ... ilindeki işleri tamamladığında müvekkil şirket yöneticileri kendilerine "otelde konaklamaları ve ertesi gün ...'ya dönmeleri" talimatı vermiştir. İşçiler tamamen kendi iradeleri ve kararları ile otelde konaklamak yerine ...'ya seyahat etmeye karar vermiştir. Bunun sebebini araştırdığımızda, kazada vefat eden ...'ın, ...'da bahçede yapacak işleri olduğunu, gece giderlerse izinli oldukları ertesi gün bu işlerini yapacağını söylediğini ve üç arkadaşın kendi aralarında anlaşarak yola çıkmaya karar verdiklerini öğrendik. Davalı şirkete ait işyerindeki şehir dışı çalışmaya ilişkin uygulama ve kaza günü Gaziantep'te yaşananlar konusunda bilgisi bulunan tanıklarımız dinlendiğinde hakikat ortaya çıkacaktır. Yaşananlara ilişkin olarak dava dilekçesinde yazılanlar gerçeği yansıtmayan suçlamalardır. Trafik kazası ile ilgili olarak ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/389 sayılı dosyasıyla yürütülen soruşturmada, kazanın oluşumunda işveren olan müvekkil şirket sorumlularına izafe edilecek kusur tespit edilemediğinden 24.09.2019 tarihinde müvekkil şirket yöneticileri hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir. Olayın oluşumuna ilişkin olarak dava dilekçesinde yazılanlar davalı müvekkil şirketi ağır kusurlu göstermeye yönelik haksız suçlamalardır. Yapılacak yargılamada toplanacak delillerden görüleceği üzere trafik kazasının oluşumunda işveren müvekkil şirkete atfedilecek bir kusur yoktur. EK kovuşturmaya yer olmadığına dair karar ektedir. (EK 2: Ek Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar) Müvekkil şirket kazadan sonra davacıların mağduriyetinin giderilmesi bakımından gereken her şeyi yapmıştır. Müvekkilin kötüniyetinden söz edilmesi doğru olmamıştır. Şirket personelinin kullandığı araç ile kaza yaptığından haberdar olan müvekkil şirket yöneticilerinden ... ..., ..., ... derhal ...'ne gitmiş ve kaza sonrasında ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan şirket personelinin tedavileri ve hastaneye gelen ailelerin ihtiyaçları ile yakından ilgilenmiştir. ... ile ...'ın vefat etmesinden sonra ise her iki aile ile yakından ilgilenilmiş ve cenazelerin nakli ve defin işlemleri konusunda her türlü yardım yapılmıştır. Hal böyle iken dava dilekçesinde müvekkil şirketin kötüniyetinden söz edilmesini haksız bir beyan olarak değerlendiriyoruz. İş bu dava açılmadan önce müvekkil şirket tarafından davacılara işçilik alacakları ve manevi tazminat olarak toplam 30.479,79.-TL ödeme yapılmıştır. Davalı müvekkil şirket, ...'nun trafik kazasında vefat etmesi nedeniyle yasal mirasçıları olan davacıların maddi ve manevi zararlarının giderilmesi için gerekli her türlü çabayı göstermiştir. Bu kapsamda ilk olarak, ...'nun hizmet süresi dikkate alınarak hesaplanan 3.017,66.-TL kıdem tazminatı ile TBK 440. maddesi uyarınca hesaplanan 3.962,13.-TL ölüm tazminatı 05.07.2019 tarihinde ...'na ait IBAN: ... numaralı banka hesabına yatırılmıştır. Yine müvekkil şirket tarafından huzurdaki dava açılmadan önce 03.01.2020 tarihinde davacı ...'na ait IBAN: ... numaralı banka hesabına manevi tazminat bedeli olarak 10.000.-TL ödeme yapılmıştır. Davacılar vekili tarafından, 02.06.2020 tarihinde, işçilik alacakları ile ilgili olarak müvekkil şirket aleyhine ... Arabuluculuk Bürosuna başvuru yapılmıştır. 2020/176 başvuru numaralı Arabuluculuk dosyası kapsamında yapılan görüşmeler sonucunda, işçilik alacaklarına istinaden davacılara 13.500.-TL ödenmesi konusunda anlaşmaya varılmıştır. Varılan bu anlaşmaya istinaden müvekkil şirket tarafından 01.07.2020 tarihinde davacılar vekiline 13.500.-TL ödeme yapılmıştır. Netice itibariyle, huzurdaki dava açılmadan önce, davalı müvekkil şirket tarafından davacılara toplam 30.479,79.-TL ödenmiştir. Ödeme dekontları ektedir. (EK 3: Banka Dekontları) 5-Dava açılmadan önce kazaya karışan aracın Kasko Poliçesi kapsamındaki ihtiyari mali mesuliyet teminatından davacılara 50.000.-TL maddi tazminat, 50.000.-TL manevi tazminat ödenmesi sağlanmıştır. Davalı müvekkil şirket, davacıların maddi ve manevi zararlarının giderilmesi amacıyla yukarıda yazılı olan ödemeleri yaptığı gibi kaza yapan aracın ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılmış olan 2 53...53 7-1 numaralı Kasko Poliçesi içinde bulunan ihtiyari mali mesuliyet teminatından davacılara tazminat ödemesi yapılmasını sağlamak üzere poliçe bilgilerini davacılarla paylaşmıştır. Davacılar vekili kendisi ile paylaştığımız sigorta poliçelerine istinaden ... Sigorta Şirketine başvuruda bulunmuş ve sigorta şirketi tarafından davacılara 50.000.-TL maddi, 50.000.-TL manevi tazminat ödemesi yapılmıştır. ... Sigorta Şirketinin maddi ve manevi tazminat ödediğini, davacılar vekili meslektaşım bizzat tarafımıza beyan etmiştir. Dava dilekçesinde bu ödemeden hiç söz edilmemiş olması manidardır. ... Sigorta Şirketine yazı yazılarak, ... numaralı Kasko Poliçesi kapsamında davacılara yapılan tazminat ödemesine ilişkin bilgi ve belgelerin celbini talep ediyoruz. Sigorta poliçesi ektedir. (EK 4: Kasko Poliçesi ) 6- Davacıların zararlarının giderilmesi için, müvekkil şirkete ait işyerinin sigorta poliçesi kapsamında davacılara tazminat ödenmesi için ... Sigorta A.Ş.'de ... sayılı hasar dosyası açılmıştır. Bu hasar dosyasından davacılara yapılan veya yapılacak olan ödemenin yapılacak hesaplamalarda dikkate alınması gerekir. Müvekkil şirket, kazada hayatını kaybeden işçilerinin ailelerinin mağduriyetinin giderilmesi için her imkanı seferber etmiştir. İşyerinin sigorta poliçesinden davacılara tazminat ödenmesi amacıyla sigorta poliçesini davacılar vekili meslektaşımızla paylaştık. Davacılar vekili tarafından ... Sigorta A.Ş.'ne ait ... numaralı işyeri sigorta poliçesi kapsamında davacılara tazminat ödemesi yapılması için hasar dosyası açılmıştır. Hasar dosyasının tamamlanması için gerekli olan her türlü bilgi ve belgeyi meslektaşımıza ilettik. Bu hasar dosyasından davacılara ödeme yapılıp yapılmadığının öncelikli olarak davacı yandan sorulmasını ve ilgili sigorta şirketinden hasar dosyasına ait evrakların celbini talep ediyoruz. İşyeri sigorta poliçesi ektedir. (EK 5: İşyeri sigorta poliçesi) 7- Kaza yapan aracın Zorunlu Trafik Sigortasından davacılara tazminat ödenmesi için gerekli bilgi ve belgeler davacılar vekili ile paylaşılmıştır. Aracın trafik sigortasından davacılara yapılacak tazminat ödemesinin hesaplamada dikkate alınması gerekir. Müvekkil şirket tarafından kiralanan ve şirket personelinin kullanımına tahsis edilmiş olan ... plakalı aracın Zorunlu Trafik Sigorta Poliçesi ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılmıştır. Kaza sonrasında, bu poliçeden davacılara tazminat ödemesi yapılabilmesi için poliçe bilgilerini davacılar vekili meslektaşımızla paylaştık. Dava dilekçesinde, davalı ... Sigorta şirketine başvuru yapıldığı ancak sigorta şirketi tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı bildirilmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından davacılara tazminat ödenip ödenmediği hususunda davalı şirket tarafından gerekli cevap verilecektir. Trafik sigortasından davacılara tazminat ödemesi yapılması halinde yapılacak ödemenin hesaplamalarda dikkate alınması gerekir. 8-Dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından davacılara gelir bağlanmış, ... Sigorta tarafından maddi ve manevi tazminat ödemesi yapılmıştır. Davalı müvekkil şirket ise gerek işçilik alacakları gerekse manevi tazminat olarak davacılara önemli miktarda ödeme yapmıştır. Hal böyle iken, dava dilekçesinde davacıların mağduriyetinden bahisle geçici ödeme ve ihtiyati haciz talep edilmiştir. Davacıların bu talepleri yerinde değildir. Yukarıda ayrıntılı olarak anlatıldığı üzere, kazadan sonra davacıların maddi ve manevi zararlarının giderilmesi bakımından sigorta şirketi ve davalı müvekkil şirket tarafından önemli miktarda ödeme yapılmıştır. Bu süreç içinde davacılar vekili ile bir çok kez telefon görüşmesi yaptık. Bu görüşmelerde müvekkil şirketin davacıların mağduriyetini gidermek için gereken her şeyi yapmak istediğini bildirdik. Hal böyle iken dava dilekçesinde, yapılan ödemelerden hiç söz edilmemiş olması ve gerçeği yansıtmayan anlatımlarla müvekkil şirketin kötüniyetinden söz edilmesi bizim açımızdan şaşırtıcı olmuştur. Öte yandan dava açılmadan önce maddi ve manevi tazminat olarak önemli miktarlarda ödeme yapıldığı halde geçici ödeme ve ihtiyati haciz talep edilmesinin hukuki dayanağı yoktur. Nitekim sayın mahkeme 09.07.2020 tarihli tensip tutanağının 19. maddesi ile geçici ödeme ve ihtiyatı haciz talebinin reddine karar vermiştir. Mahkemenin bu konudaki kararı yerindedir. 9- Davacıların zararları SGK, sigorta şirketleri ve işveren tarafından yapılan ve yapılacak olan ödemelerle giderilmiş olacaktır. Davacıların maddi ve manevi zararları, SGK tarafından bağlanan gelir desteği, davalı müvekkil şirket tarafından dava açılmadan önce yapılan ödemeler, kaza yapan aracın Kasko Poliçesi İhtiyarı mali mesuliyet teminatı kapsamında ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan maddi ve manevi tazminat ödemesi, yine aracın Zorunlu Trafik Poliçesi kapsamında ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan/yapılacak olan ödeme, keza işyeri sigorta poliçesi kapsamında ... Sigorta A.Ş. tarafından yapılan/yapılacak olan ödemeyle giderilmiş olacaktır. Davaya konu olan kaza bakımından, davalı müvekkil şirketin herhangi bir kusuru yoktur. Müvekkil şirketin kusuru olmayan bir kaza nedeniyle davacılarca talep edilen manevi tazminat miktarı son derece yüksektir. Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre manevi tazminat miktarı bir zenginleşme aracı olmamalıdır. Kazadaki kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumu dikkate alınarak Mahkemece takdir edilecek manevi tazminat tutarının gerek müvekkil şirket gerekse sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelerle tazmin edildiği görülecektir. Yapılacak yargılamada, uzman bilirkişilerden alınacak raporlarla davacıların tazmin edilmemiş bir zararının olduğu ortaya çıkar ise müvekkil şirket bu zararları da karşılayacaktır. Bütün bu gerekçeler ışığında haksız olan davanın reddine karar verilmesini talep ederiz. İstem: Yukarıda anlatılan nedenlerle, cevap ve savunmalarımıza esas olan delillerimizin toplanması bakımından; 1- ... Sigorta A.Ş.'ye yazı yazılarak, kaza yapan ... plaka sayılı araca ait 2 53...53 7-1 sayılı Genişletilmiş Kasko Poliçesi kapsamında davacılara tazminat ödemesi yapılıp yapılmadığının sorulmasını ve ilgili hasar dosyasının celbini, 2- ... Sigorta A.Ş.'ye yazı yazılarak, davalı müvekkil şirkete ait fabrikaya ait olan ... numaralı İşyeri Ekstra Sigorta Poliçesi kapsamında açılan ... sayılı hasar dosyası ile davacılara tazminat ödemesi yapılıp yapılmadığının sorulmasını ve hasar dosyasının celbini, 3- ... Sigorta A.Ş.'ye yazı yazılarak, ... plakalı aracın 25.05.2019 kaza tarihinde geçerli olan Zorunlu Trafik Poliçesinin istenmesini ve söz konusu poliçe kapsamında davacılar tarafından hasar dosyası açılıp açılmadığının ve hasar dosyası açılmış ise davacılara tazminat ödemesi yapılıp yapılmadığının sorulmasını, yapılacak yargılamada toplanacak delillerle sabit olacak savunmalarımızın doğrultusunda haksız olan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılara yüklenmesine karar verilmesini " talep etmiştir. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde: "Açıklamalar: Tensip Zaptı ve dava dilekçesi usule ve dava dilekçesine aykırı olarak ... Bankası A.Ş. UETS adresine tebliğ edilmiştir. Oysa dava dilekçesinde davacı davalı olarak ... Sigorta A.Ş.'yi göstermiş olup, adresimiz yukarıda mevcuttur. Öncelikle taraf olarak Şirketimizin kaydının eklenmesini ve vekil sıfatıyla yine kaydımızın UYAP dosya kaydına işlenmesini talep ediyoruz. Arabuluculuk Dava Şartı Hk. Beyanlarımız: Davacı taraf Sayın Mahkemeniz nezdinde dava açmadan önce Arabuluculuk bürosuna başvuru yapmak zorundadır. Türk Ticaret Kanunu 5A. 2 maddesi: "Bu Kanun'un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." Ancak davacı taraf arabulucuya başvurmadan işbu davayı açmış olup, dava şartı yerine getirilmediğinden davanın reddi gerekmektedir. Arabuluculuk Kanunu 18A.2 maddesi: "Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." Arabuluculuk dava şartı yerine getirilmediğinden davanın usulden reddini talep ederiz. KTK 97. maddesi dava şartı Hk. Beyanlarımız: 1- Karayolları Trafik Kanunu madde 97 ile özel kanun ile özel dava şartı getirilmiş olup, davacı taraf dava açıp zararı büyütmeden Şirketimize usule uygun başvuru yaparak teminat kapsamında bir zararı oluştu ise zararını karşılaması mümkün iken Şirketimize usule uygun başvuru yapmadan ve kanuna aykırı olarak Sayın Mahkemeniz nezdinde işbu davayı açmış olup, bu husus yasanın özüne ve amacına da aykırıdır. Karayolları Trafik Kanunu madde 97 hükmünce; “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” Hukuk Muhakemeleri Kanunu Dava Şartları madde 114/2 hükmünce: "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları Rizikonun Gerçekleşmesi Halinde Sigortalı ve/veya Sigorta Ettirenin Yükümlülükleri B.1.1.c maddesi hükmünce: "Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sözleşme uyarınca veya sigortacının istemi üzerine, rizikonun veya tazminatın kapsamının belirlenmesinde gerekli ve beklenebilecek olan her türlü bilgi ile belgeyi sigortacıya makul bir süre içinde sağlamak, ayrıca, aldığı bilgi ve belgenin niteliğine göre, rizikonun gerçekleştiği veya diğer ilgili yerlerde sigortacının inceleme yapmasına izin vermekle ve kendisinden beklenen uygun önlemleri almak ile sigortacının talebi üzerine, olayın ve zararın nedeni ile hangi hal ve şartlar altında gerçekleştiğini ve sonuçlarını tespite, tazminat yükümlülüğü ve miktarı ile rücu hakkının kullanılmasına yararlı, elde edilmesi mümkün bilgi ve belgeleri gecikmeksizin vermek" Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları Ek:6 Tazminat Ödemelerinde İstenilecek Belgeler: B) Ölüm Kaza Raporu, varsa Bilirkişi Raporu, keşif zaptı veya mahkeme kararı, Veraset ilamı, Ölüm belgesi ve ölü muayene otopsi raporu, Anne ve baba bilgisini de gösterir güncel vukuatlı nüfus kayıt örneği, Ölen kişiye ait kaza tarihi itibarıyla son gelir durum belgesi, hak sahibine ait banka hesap bilgileri (banka - şube adı, Iban numarası). Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E. 2013/12458 K. 2013/14561 hükmünce: "Gerekli belgeler ibraz edilmeksizin başvuruda bulunulmuş veya hiç müracaat edilmemişse, sigorta şirketinin temerrüdünden bahsedilemez." Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E. 2013/1569 K. 2013/3224 hükmünce: "2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 99/1 maddesi ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasının Genel Şartlarının B-2 maddelerinde sigortacının zarar giderim yükümlülüğü, zararın ihbarı ve gerekli belgelerin sigortacıya bildirildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortasının poliçe limiti dahilinde tazminatı ödemekle yükümlü olup, bu sürenin sonunda ödeme yapılmadığı takdirde temerrüt gerçekleşeceği öngörülmüştür." 2- Karayolları Trafik Kanunu 97. maddesi14.04.2016 tarih ve 6704 sayılı Torba Kanunu'nun 5. maddesi ile yukarıda şekilde değiştirilmiş olup gerekçesi: Alt komisyonun değişiklik gerekçesi: 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda değişiklik yapılması suretiyle, trafik kazalarında zarar görenlerin daha hızlı ve eksiksiz tazminat alabilmesi ve yargı üzerinde oluşan yükün hafifletilebilmesini teminen zarar görenlerin sigorta şirketine başvurmasının ardından, 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun tahkime ilişkin başvuru şekli ve süresinin dikkate alınmasını öngören bir düzenleme tasarıya yeni çerçeve 6. madde olarak eklenmiştir. Plan ve bütçe komisyonun değişiklik gerekçesi: Alt komisyon metninin çerçeve 6. maddesi; zorunlu trafik sigortası uyuşmazlıklarının daha hızlı çözülmesi için zarar görenin öncelikli olarak ilgili sigorta kuruluşuna başvurması, sorunun çözülemediği hallerde dava açması ya da sigortacılık mevzuatı uyarınca tahkime başvurmasına imkân sağlayacak şekilde değiştirilmesi suretiyle kabul edilmiştir. Gerekçeye göre de öncelikle zarar gören ile sigorta şirketi arasında görülmesi ve çözüm olmaz ise dava yoluna gidilmesi ön görülmüştür. Karayolları Trafik Kanunu madde 90 hükmünce; “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.” Yukarıda açıkladığımız üzere dava açılmasına sebebiyet verilmemesi amacıyla getirilmiş özel dava şartını sağlanmadan işbu dava açıldığından usule aykırılık nedeni ile davanın reddine karar verilmesini talep ediyoruz. Önceki savunmalarımız baki kalmak ve kabul anlamına gelmemek üzere 26.05.2019 tarihli kazaya karıştığı iddia edilen ... plaka sayılı aracın şirketimiz nezdinde 03.02.2019/2020 tarihli ... sayılı ZMSS-Trafik sigorta poliçesi bulunmaktadır. Kusur Oranının Tespiti Hakkında Beyanlarımız; Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları A.3 Sigortanın Kapsamı maddesi hükmünce; “Sigortacı, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında, üçüncü şahısların ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde bu genel şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri, kaza tarihi itibariyle geçerli zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı üçüncü şahısların, sigortalının Karayolları Trafik Kanunu çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır.” Görüldüğü üzere hukuki olarak sorumlu olduğumuz miktar, sigortalımıza ait araç sürücüsünün kaza sırasındaki kusur oranı ile sınırlıdır. Bu nedenle kusur oranının tespiti gereklidir. Kusur tespitinde kaza tespit tutanakları yeterli olmayıp, teknik ve bilimsel bilgi gerektiren kusur tespitinin uzman makine mühendisi bilirkişiler marifetiyle tespiti gerekmektedir. Konu kazada sigortalı araç sürücüsü kusursuzdur. Kabul anlamına gelmemek üzere kusuru var olsa dahi tam kusuru bulunmamaktadır. DYKT Tazminatı Hakkında Beyanlarımız; i- Gelir Tespiti: Kusur tespitinden sonra müteveffanın gelirinin tespiti gerekmektedir. SGK kaydı veya Vergi Dairesinden gelir durumu sorulmalı, kaydı yok ise yerleşik Yargıtay içtihatlarıyla sabit olduğu üzere ve Genel Şart hükümleri gereğince asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmalıdır. Müteveffanın küçük olduğu ve çalışmadığı sabit olduğundan asgari ücretin hesaplamalarda esas alınması gerekmektedir. iii- Hesaplama: DYKT miktarının tespiti bakımından dosyanın konusunda uzman sertifikalı ve sicile kayıtlı aktüer bilirkişiye gönderilmesini talep etmekteyiz. Davacı taraf lehine hüküm edilecek, DYK tazminatı, Şirketimiz nezdinde bulunan ZMSS-Trafik Sigortası Genel Şartlarına (ve ekleri) göre hazırlanmış, sertifikalı aktüer bilirkişi raporu neticesinde ortaya çıkacaktır. Sorumlu olduğumuz miktar ancak sigortalımıza ait aracın kusur oranı ile orantılı olarak hesaplanmalıdır. Karayolları Trafik Kanunu madde 90 hükmünce; “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.” Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları A.5.ç Sigortanın Kapsamı maddesi hükmünce; "Üçüncü kişinin ölümü dolayısıyla ölenin desteğinden yoksun kalanların destek zararlarını karşılamak üzere bu genel şart ekinde yer alan esaslara göre belirlenecek tazminattır." Genel Şartlar Ekine göre hesaplamada TRH-2010 tablosu, Teknik Faiz %1,8, TÜİK verileri, ölen kişinin vergilendirilmiş geliri/(yoksa) asgari ücret ve destek süreleri ve paylarda Hazine Müsteşarlığı verileri ve belirlediği kriterler esas alınmalıdır. iv- İndirimler: SGK'nın sorumluluğu Hakkında Beyanlarımız; SGK'dan davacılara her hangi bir nam altında ödeme yapılıp yapılmadığının ya da ödenek bağlanıp bağlanmadığının sorulması gerekmektedir. Aksi halde mükerrer ödeme nedeniyle zarara uğranılabilir. Keza davacıların da sebepsiz zenginleşmesine neden olunabilir. Tazminat hesabında eğer SGK ödemesi var ise dikkate alınarak hesaplanacak tazminattan düşülmesi gerekmektedir. Davacı taraf SGK'ya başvuruları olduğunu ancak henüz sonuçlanmadığını beyan etmiştir. SGK başvurusunun bekletici mesele yapılmasını ve SGK'dan yapılan tüm ödemeler ve bağlanan aylıkların sorulmasını talep ediyoruz. Davanın açılmasına sebebiyet vermemiş bulunan müvekkil şirket aleyhine yargılama giderlerine, faize ve vekalet ücretine hükmolunmamasını talep ederiz. Kabul anlamına gelmemek üzere: Davacı taraf kaza tarihinden itibaren faiz talep etmişse de Şirketimize usule uygun başvuru yapılmadan dava açıldığından ancak gerçek zararın Şirketimize bildirildiği tarihten itibaren 45 gün içinde ödeme yapılmaz ise tarafımızdan tazminat talep edilebilir. Davacı tarafın talepleri haksız fiil hükümlerine tabi olduğundan ancak Türk Borçlar Kanunu'na göre yasal faiz talep edilebilir. Manevi tazminat talepleri ise Şirketimiz nezdinde bulunan ZMSS-Trafik Poliçesi teminatları kapsamında değildir. Davacı taraf tarafımızdan manevi tazminat talebinde bulunmamıştır. Yukarıda arz etmeye çalıştığımız nedenlerle işbu cevap dilekçesinin arzı sorunlu olmuştur. Açıklamalar: Yukarıda arz ve izah ettiğimiz nedenlerle davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini" talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı davacılar vekili ile davalılar ... Araç Kiralama ... A.Ş., ... Ltd.Şti., ... vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; " Müvekkiller meydana gelen kazada eş ve babalarını kaybetmiş aylarca acı ve elem çekmiş ve halen de çekmektelerdir. Müvekkilim ... dört çocuğu ile dul, müşterek çocuklar ise babasız ve yetim kalmışlardır. Bu sebeple acı ve ızdırapları hayatları boyunca hiç sönmeyecek ve sürekli boynu bükük yaşayacaklardır. Her ne kadar çektikleri acının tarifi ve çaresi mümkün olmasa da çektikleri ızdırabın bir nebze olsun dindirilebilmesi için; ... için 100.000.00 TL, ... için 100.000.00 TL, ... için 100.000.00 TL, ... için 100.000.00 TL ve ... için 100.000.00 TL olmak üzere toplam 500.000.00 TL manevi tazminat talep ediyoruz. Mahkemece belirlenen manevi tazminat miktarları çok düşüktür. Bu sebeple karar hukuka aykırıdır. Kazaya neden olan araç ticari bir işletme için kiralanmış olduğundan ve araç sahibi ile araç işleteni de ticari eylemleri nedeniyle müvekkillerin varisi ...'nun ölümüne sebebiyet verdiğinden, kaza tarihi itibarıyla maddi tazminatın ticari temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ediyoruz. Kararda ise tüm tazminatlar için yasal faiz uygulanmasına hükmedilmiştir. Bu sebeple de karar hukuka aykırıdır. Bilirkişi raporundaki maddi tazminat hesaplamaları çok düşük ve eksiktir. Bu nedenlerle rapora itiraz edilmiş ve yeni bir hesaplama yapılması istenilmiştir. Ancak mahkeme talebimizi reddetmiş ve eksik hesaplama ile hazırlanan bilirkişi raporuna göre karar vermiştir. Bu sebeple karar hukuka aykırıdır. Mahkemece müvekkiller aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesi hukuka ve yasaya aykırıdır. Tüm bu nedenlerle; kararı istinaf etmek gerekmiştir. " beyanla istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle: " ...Müvekkil şirket poliçe teminat limiti dahilinde sorumludur. Dava dilekçesinde bahsi geçen 26.05.2019 tarihli kazaya karıştığı belirtilen, ... plakalı araç, müvekkil şirkete karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk (trafik) sigorta poliçesi ile sigortalıdır (ek:poliçe). söz konusu poliçede teminat limiti kişi başı 360.000 TL’dir. kaza başına poliçe teminat limiti ise 1.800.000,00 TL'dir. Dilekçemize konu kararda 502.286,21 TL maddi tazminat hesaplanmış olsa da müvekkil şirketin sorumluluğu poliçe teminat limiti dahilinde sadece 360.000,00 TL ile sınırlıdır. Dilekçemize konu karara dayanak olan bilirkişi raporunda hesaplama yöntemi hatalıdır. Destekten yoksun kalma tazminatı ve sürekli sakatlık tazminatının hesaplanmasında; genel şartların destekten yoksun destekten yoksun kalma tazminatı ve sürekli sakatlık tazminatının hesaplanmasında; genel şartların destekten yoksunkalma tazminatı hesaplaması ve sürekli sakatlık tazminatının hesaplamasını düzenleyen maddelerin 3. ve 4. bentleri; hesaplamalarda ölüm tablosu olarak RH 2010 tablosu dikkate alınır. Hesaplamalarda ıskonto oranı (teknik faiz) %1,8 dikkate alınır şeklinde düzenlenmiştir. Dosya hesaplamasında Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin aşağıdaki güncel halinin dikkate alınması gerekmektedir: “Madde 90 – (Değişik:14/4/2016-6704/3 md.) Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanunda (…)(2) öngörülen usul ve esaslara tabidir. (Ek cümle:9/6/2021-7327/18 md.) Bu tazminatlardan; …c) Sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak, hesaplanır. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanunda (…)(2) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.1.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır. (3) (Ek fıkra:9/6/2021-7327/18 md.) Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenir.” Bu nedenlerle; destekten yoksun kalma ve sürekli sakatlık hallerinde tazminat hesaplamasında TRH2010 tablosu kullanılması, %1,8 teknik faiz uygulanması ve hesaplamanın progresif rant yöntemi yerine aktüeryal yöntemlerle yapılması gerekmektedir. Kaldı ki hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere yeni kanun hükümlerinin uygulanmaması halinde dahi progresif rant yöntemi ile hesaplama yapılması ve teknik faizin hesaba katılmaması açık bir şekilde gerçek zarar ilkesine aykırı olup ülkemizin ekonomik yapısı ve koşulları da gözetilerek irat halinde yapılması gereken ödemenin peşin yapılması halindeki reel getirisi hesaplamada gözetilmeli ve aktüeryal hesaplama yöntemi kullanılmalıdır. Zira ülkemizde enflasyon oranının, mevduat faiz oranlarının altında seyrettiği, gelir artışı için enflasyon oranının daha altında artış yapılması gerektiği gerçeği ile reel faiz getirisinin gelir artışına oranla daha yüksek olduğu da düşünüldüğünde her durumda reel faiz getirisinin belirli oranda iskonto edilmesi yerinde olacaktır. Hazine Bakanlığınca belirlenen iskonto oranı 1,8 uygulaması, teknik hesaplamalarla Türkiye verileri dikkate alınarak devlet tarafından belirlenmiştir. Defaten peşin ödenen tazminatın, reel faiz getirisi kadar iskonto edilmemesi zarar gören bakımından sebepsiz zenginleşmeye, davalı bakımından fakirleşmeye neden olacağından ve Türk Borçlar Kanunu’na göre zararın hesaplanması esaslarına aykırı olacağından, hakkaniyete aykırıdır. Bankalarca mevduat ağırlıklı ortalama yıllık faiz oranlarının TÜFE karşısındaki reel getirisinin 2010-2019 yılları dahil olmak üzere 10 yıllık dönemde yıllık %1,805 olduğu göz önüne alındığında %1,8 teknik faizin uygulanmasının Türkiye’nin 2010-2019 yıllarının baz alındığı 10 yıllık en güncel finansal durumuna aykırı olmayacağı ve uygulanmasının Türk Borçlar Kanunu’nun zararın hesaplanması ilkeleri gereği olduğu açıktır. Bu nedenlerle; destekten yoksun kalma ve sürekli sakatlık hallerinde tazminat hesaplamasında %1,8 teknik faizin uygulanması Türk Borçlar Kanunu’nun gerçek zararın tespiti ilkelerine aykırı değildir. Tam aksine bu husus gözetilmeden hesaplama yapılması davacı tarafın sebepsiz zenginleşmesine neden olacak şekilde fahiş tazminatlar ödenmesine ve bu suretle gerçek zararın çok üzerinden kazanımlar elde edilmesine yol açacaktır. Rapor bu yönüyle hatalı tanzim edilmiştir.İşbu sebepler ile ilgili kararın kaldırılması gerekmektedir. ... ...'nun anne - babasının hayatta olup olmadığı araştırılmaksızın hüküm kurulması hatalıdır. ... ...'nun anne ve babasının hayatta olup olmadığı tespit edilmeksizin hesaplama yapılmıştır. İşbu husus hatalı olmuştur. Zira hükme esas alınan bilirkişi raporundan da müteveffanın anne ve babası yönünden pay ayrılmamıştır. Her ne kadar davacı olmasalar dahi hayatta olup olmadıklarının tespiti akabinde paylarının hesaplanan tazminattan tenzili gerekmektedir. Karar bu yönüyle de hatalı tesis edilmiş olup bozulmalıdır. Tüm bu hususlar ile birlikte konu dosyada eksik inceleme yapılarak müterafik kusur incelemesi de yapılmamıştır. Söz konusu kazada davacı müteveffanın emniyet kemeri takıp takmadığı tespit edilememiştir.Mahkemece bu hususta bir inceleme yapılması gerekmekteyken hiçbir inceleme yapılmadan dosyanın karara çıkması bozmayı gerektirmektedir.planan delillerle beraber kazazedenin gerekli güvenlik tedbirlerini almadan yaralanmasının meydana gelmesine sebep olması nedeniyle müterafik kusur durumunun mevcudiyeti açıktır. Tüm bu izah edilen hususlar ile birlikte ilgili kararı kabul etmemekle beraber aleyhe bozma yasağı gereğince ilk kararda hükmedilenden daha fazla tazminata hükmedilemeyeceğini belirtiriz. Taraflardan yalnız birinin istinaf kanun yoluna başvurması halinde, hüküm kanun yoluna başvuran tarafın aleyhine bozamaz. Aleyhe bozma yasağı kapsamında yeniden yapılan yargılamada ilk karardan daha yüksek tutara hükmedilemez. Huzurdaki uyuşmazlıkta da davacı taraf Amasya İş Mahkemesi'nin 2020/173 Esas. - 2022/590 K. sayılı ilamına karşı istinaf kanun yoluna başvurmadığından aleyhe bozma yasağı gündeme gelecektir. Bu nedenle her halükarda aleyhe bozma yasağı dikkate alınarak işbu yargılamaya konu uyuşmazlıkta daha yüksek bir tutara hükmedilemeyeceğini beyan ederiz." şeklinde beyanla istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı ... Araç Kiralama A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde özetle: "Davaya konu ölümlü trafik kazasına karışan müvekkil şirket adına kayıtlı ... plakalı... marka otomobil diğer davalı şirket...San. ve .... Şti.'ye müvekkil şirket tarafından uzun süreli araç kiralama sözleşmesiyle kiralanmıştır. Müvekkil şirket adına kayıtlı ... plakalı... marka otomobil 22.05.2019 tarihinde diğer davalı ...'ün sevk ve idaresindeyken ölümlü trafik kazası gerçekleşmiştir. Mahkeme tarafından dosyaya kazandırılan kusur raporunda müvekkil şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığı ve diğer davalı ...'ün %100 kusurlu olduğu tespit edilmiştir. Kaldı ki müvekkil şirket, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesi gereği araç işleten sıfatına haiz değildir. İşbu hususlara rağmen yerel mahkeme tarafından müvekkil şirketin diğer davalılarla müşterek ve müteselsil sorumlu tutularak kısmen kabul kararı verilmesi hatalı ve hukuka aykırı olduğundan yerel mahkemenin kararının kaldırılarak davanın müvekkil şirket açısından reddine karar verilmesini talep etme zorunluluğu hasıl olmuştur. Şöyle ki; öncelikle ve önemle belirtmek gerekir ki Mahkeme tarafından verilen gerekçeli kararda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereği davayı aydınlatma görevi yerine getirilmemiş olup müvekkil şirketin diğer davalılarla müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulmasının hukuki hiçbir dayanağı ve açıklaması bulunmamaktadır. Müvekkil şirket adına kayıtlı ... plakalı otomobil, kazanın gerçekleştiği tarihlerde 1 yıllık araç kiralama sözleşmesi ile diğer davalı ... San. ve .... Şti.'ye kiralanmış olduğundan 2918 s. Karayolları Trafik Kanunu 85/1. ve 85/5. maddeleri gereği araç işleten sıfatı diğer davalı kiracıya geçmiştir. Mahkeme tarafından aldırılan 18.06.2021 tarihli kusur raporunda müvekkil şirketin sorumlu olmadığı tespit edilmiş olmasına rağmen sonuç kısmında kaza sonrası doğan zararlardan müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulması alenen çelişkili olup işbu çelişkili kusur raporuna dayanılarak Mahkemenin hüküm kurması kabul edilemez niteliktedir. Belirtmek gerekir ki müvekkil şirket tarafından söz konusu aracın bakım ve kontrolleri düzenli olarak yaptırılmış olduğundan bakım yükümlülüğünün yerine getirilmiş olduğu dosyaya sunmuş olduğumuz forma ek olarak tanık beyanı ile de sabittir. Yükümlülüklerini eksiksiz yerine getiren müvekkil şirketin sorumluluğuna gidilemeyeceğinden hatalı Mahkeme kararının kaldırılması gerekmektedir. Davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, müvekkil şirketin araç işleten sıfatına haiz olduğu kabul edilse dahi davaya konu ölümlü trafik kazasından doğan zarar ile müvekkil şirketin araç işletme faaliyeti arasında uygun illiyet bağı bulunmadığından müvekkilin sorumluluğuna gidilemeyeceği hususunun yerel mahkeme tarafından dikkate alınmaması hatalıdır. Davacıya huzurdaki dava açılmadan önce diğer davalı ... ve San. .... Şti. tarafından toplam 30.479,79 tl kıdem tazminatı, ölüm tazminatı, manevi tazminat, işçilik alacağı ödemesi yapılmıştır. Yine davacıya ... Sigorta Şirketi tarafından sigorta poliçelerine istinaden 50.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminat ödemesi yapılmıştır. İşbu husus yerel mahkeme tarafından aldırılan bilirkişi raporlarında dikkate alınmamış olup eksik bilirkişi raporlarına dayanılarak hüküm tesis edilmesi hakkaniyete aykırıdır. Kabul anlamına gelmemekle birlikte Mahkeme tarafından aldırılan raporda davalıların kusur durumu gözetilmediğinden işbu itiraza konu bilirkişi raporunun hükme esas alınması mümkün değildir. Mahkeme tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporunda 20 22... yaşam tablosu esas alınarak yapılan hesaplama hatalıdır. Ayrıca tazminat hesaplamalarında %10 iskonto oranının esas alındığı bilirkişi raporunun hükme esas alınması fahiş tazminat miktarına hükmedilmesine sebep olmuştur. Hangi oranda teknik faiz uygulaması yapıldığı belirtilmeyen rapora dayanılarak hüküm kuran Mahkeme kararının kaldırılması gerekmektedir. Keza uzmanlığı gerektiren işbu hususun belirtilmeden anlaşılması mümkün değildir. ...'nun hayatını kaybetmesi ile destekten yoksun kalan davacılar lehine hükmedilen tazminat miktarları hatalı olarak hesaplanan raporlara dayandırılmış olup fahiştir. Mahkeme tarafından hükme esas alınan raporlarda müteveffanın 43 yaşındaki eşinin evlenme ihtimali bulunmadığı hususu olağan hayatın akışına aykırıdır. "beyanla istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davalı .... Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle: "Kazanın meydana gelmesinde müvekkil şirketin kusuru yoktur. Tazminat takdir edilirken bu husus dikkate alınmamıştır. Dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında görüldüğü üzere, kazanın meydana gelmesi bakımından müvekkil işveren şirkete yüklenecek herhangi bir kusur yoktur. Müvekkil şirket, çalışanlarının iş seyahati için uygun araç temin etmiş, işin yapıldığı şehirde konaklama imkanı sağlamıştır. Çalışanlar tamamen kendi kişisel kararları ile araçla yola çıkmış ve bu yolculuk sırasında kaza yaşanmıştır. Bilirkişi raporuna itiraz dilekçemizde bu husus anlatılarak yeni bir rapor alınması talep edilmiştir. Mahkeme bu talebimizi kabul etmeyerek itiraz edilen rapora göre hüküm kurmuştur. Maddi tazminat hesaplamasında ve manevi tazminat takdirinde kusur durumunun dikkate alınması gerekirken Mahkeme bu hususta hatalı değerlendirme yaparak yüksek miktarda tazminata hükmetmiştir. Mahkeme kararı bu yönden hatalıdır. Kaza sonrasında müvekkil şirketin davacılara yaptığı ödemeler tazminat hesaplamalarında dikkate alınmamıştır. Aracın Kasko Poliçesi İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortasından davacılara 50.000.-TL maddi 50.000.-TL manevi tazminat ödendiği tazminat hesaplamalarında dikkate alınmamıştır. Kaza tarihinde 43 yaşında olan davacı eşin evlenme ihtimali tazminat hesaplamasında dikkate alınmamıştır. Amasya İş Mahkemesinin 2020/173 Esas, 2022/590 Karar sayılı 18.08.2022 tarihli kararı usul ve yasaya aykırı olduğundan bu kararı istinaf ediyoruz. Mahkeme kararının istinaf incelemesi ile kaldırılmasına, dava açılmadan önce gerek davalı müvekkil tarafından gerekse sigorta şirketi tarafından davacılara yapılan maddi ve manevi tazminat ödemeleri dikkate alınarak yeni bir hesap raporu alınmasını, müvekkil şirketin kusursuz olduğu da gözetilerek manevi tazminat miktarının yeniden takdir edilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yüklenmesine karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz" beyanla istinaf başvurusunda bulunulmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar ... Ltd.Şti. ile ... vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddi ile davacılar vekili ile davalı ... Araç Kiralama firmasının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden esas hakkında davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ile davalılar ... Ltd. Şti. ve ... vekilleri tarafından temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Ltd. Şti. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi tazminat ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369. maddesinin birinci fıkrası ile 371. maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20... . maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77. maddesi 3. Değerlendirme A) Davacılar vekili ile davalı ... Ltd. Şti. vekilinin davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden ; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine reddine veya kabulüne karar verilen tazminat miktarlarının Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından taraf vekillerinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. B) Davalı ... vekilinin davacılar yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nu 110. maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı açıktır. Dosya içeriğine davalı temyiz eden sigorta şirketinin poliçe teminat limiti dahilindeki sorumluluk miktarına göre Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290,00 TL’nin altında kaldığı anlaşıldığından davalı vekilinin temyiz itirazlarının miktardan reddine karar verilmiştir. C)Davacılar vekili ile davalı ... Ltd. Şti. vekilinin davacılar yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına ilişkin temyiz istemi yönünden; 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR : Açıklanan sebeple; Davacılar vekili ile davalı ... Ltd. Şti. vekilinin davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Davalı ... vekilinin davacılar yararına hükmedilen maddi tazminat alacağına yönelik temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, Davacılar vekili ile davalı ... Ltd. Şti. vekilinin davacılar yararına hükmedilen maddi tazminat alacağı yönünden yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davacılara ve davalı.... San. .... Şti.'ne yükletilmesine, Temyiz harcının istek halinde temyiz eden ...'ne iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.