Başvuru, öğretmen olan başvurucunun üyesi olduğu sendikanın kararı üzerine e-okul sistemine süt dağıtımı form girişlerini yapmaması nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmasının zorla çalıştırma yasağı ile sendika hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, öğretmen olan başvurucunun üyesi olduğu sendikanın kararı üzerine e-okul sistemine süt dağıtımı form girişlerini yapmaması nedeniyle disiplin cezası ile cezalandırılmasının zorla çalıştırma yasağı ile sendika hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 27/8/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirilmesine gerek görülmediğini belirtmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1966 doğumlu olup Samsun'un İlkadım ilçesinde bir ortaokulda sınıf öğretmeni olarak görev yapmaktadır. Başvurucu, Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİM-SEN/Sendika) üyesidir. Olayların geçtiği tarihte 10/10/2012 tarihli ve 28437 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu kararıyla Millî Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen okul sütü programı kapsamında 2012-2013 eğitim-öğretim yılı ikinci döneminde ülke genelinde ana sınıfı ile ilköğretim , , ve sınıf öğrencilerine yönelik olarak kamu okullarında ve özel okullarda süt dağıtımına başlanmıştır. Çıkarılan bir tebliğ ile de süt dağıtımının uygulama usul ve esasları belirlenmiştir. Buna göre dağıtım öncesi velilerden "Okul Sütü Dağıtım İzin Formu" alınacak ve dağıtımın sonrası meydana gelen şikâyetlerin tam olarak izlenmesi amacıyla "Okul Sütü Programı Şikayet Sonrası İzleme Formu" oluşturulacaktır. Millî Eğitim Bakanlığının 14/12/2012 tarihli Genelgesi'nde; okul sütü programının 2012-2013 eğitim öğretim yılı ikinci döneminde kamu okullarında ve özel okullarda uygulanacağı, Genelge ekinde yer alan "Okul Sütü Dağıtım İzin Formu" ile "Okul Sütü Programı Şikayet Sonrası İzleme Formu"nun e-okul sisteminde yer alması amacıyla Sağlık Bakanlığınca oluşturulduğu belirtilmiştir. Genelge'de "Okul Sütü Dağıtım İzin Formu"nun öğrenci velisi tarafından doldurulduktan sonra sınıf öğretmenine teslim edileceği ve öğretmen tarafından tüm öğrenciler (dağıtılacak sütten yararlanmak isteyen ve istemeyen) için 2012-2013 eğitim öğretim yılı birinci döneminin son iki haftası içinde e-okul sistemine girileceği tüm okullara duyurulmuştur. Genelge'de ayrıca "Okul Sütü Programı Şikayet Sonrası İzleme Formu"nun ise süt içen çocuklarda oluşabilecek sorunların tam olarak sebebinin anlaşılabilmesi için düzenlendiği, süt içimi sonrası bir öğrencide bile sorun olursa süt içip içmediğine bakılmaksızın sınıf öğretmeni tarafından sınıftaki her bir öğrenci için ayrı bir form doldurulacağı ve aynı gün e-okul sistemine girileceği belirtilmiştir. Bu hususa ilişkin olarak EĞİTİM-SEN tarafından süt dağıtımına ilişkin 18/1/2013 tarihinde Sendika şubelerine duyurulan karar ise şu şekildedir:"Milli Eğitim Bakanlığı'nın geçtiğimiz eğitim öğretim yılında başlattığı 'Okul Sütü Programı' kapsamında okullara gönderilen 'Süt İçilmesi Halinde Oluşan Şikayet Formu' başlığındaki anketle, öğretmenlerin süt nedeniyle oluşan bir sorunla karşılaşıldığında sınıflarındaki tüm öğrencileri kapsayacak şekilde anketleri uygulayarak, sorunu tespit etmeleri isteniyor. Milli Eğitim Bakanlığı böylelikle bir kez daha öğretmenlere yeni angaryalar yüklemeye çalıştığı ve sorunların asıl kaynağını görmezden gelen çözümler üretmeye çalıştığı görülüyor. Bu nedenle şubelerimizin, yaşanacak sorunların 'Sağlık Bakanlığı', 'Milli Eğitim Bakanlığı' ve 'Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'nın denetim sorumluluklarını yerine getirerek çözülebileceğini, bu nedenle öğretmenlere angarya olarak getirilen bu anketlerin okullarda doldurulmaması gerektiği yönünde, üyelerimize gerekli bilgilendirmeyi, ekteki açıklama çerçevesinde yapması gerekmektedir." Anılan karar ekindeki “Okul Sütü Projesinde Yaşanan Sorunların Çözümü Öğretmenlerin Sırtına Yeni Angaryalar Yüklemek Değildir!" başlıklı açıklamada ise şu hususlar yer almaktadır:"MEB’in 'Okul Sütü Programı' ya da 'Okul Sütü - Akıl Küpü' projesi olarak bilinen uygulama ile çocuklarımıza bozuk sütlerin dağıtımı nedeniyle yaşanan skandallar karşısında Bakanlık, çözümü öğretmenlere yeni angaryalar getirmekte buldu. Hatırlanacağı üzere, geçtiğimiz eğitim öğretim yılında çok sayıda öğrencimizin zehirlenmesine neden olan kampanyada, 'süt dağıtım firmalarının', 'mevsimsel üretim fazlası stoklarının' eritilmesi amaçlanmış ve elde edilecek rant karşısında çocuklarımızın hayatı riske atılmıştı. Bu skandalın ardından sütlerin üretiminden, okullara dağıtım aşamasına kadar birçok yeni skandal da art arda gündeme düşmüştü. Milli Eğitim Bakanlığı ise sorunun çözümünü öğretmenlerin üzerine yüklemiş ve sütü öğrenciler içmeden önce öğretmenlerin sütün tadına bakmaları, koku ve kıvamını kontrol etmeleri gibi uygulamalar yürürlüğe konulmuştu. İlköğretim öğrencileri için son derece faydalı olduğunu düşündüğümüz okul sütü uygulamasını eline yüzüne bulaştıran hükümet ve ilgili bakanlıklar buldukları yeni çözümle yine sorumluluğu öğretmenlerin üzerine yıkmayı başardı. Okullara gönderilen 'Süt İçilmesi Halinde Oluşan Şikayet Formu' başlığındaki anketle, öğretmenlerin süt nedeniyle oluşan bir sorunla karşılaşıldığında sınıflarındaki tüm öğrencileri kapsayacak şekilde anketleri uygulayarak, sorunu tespit etmeleri isteniyor. Milli Eğitim Bakanlığı böylelikle bir kez daha öğretmenlere yeni angaryalar çıkarmakta ve sorunların asıl kaynağını görmezden gelerek, basit çözümler üretmeye çalışmaktadır. Çünkü; • Sütlerin üretim aşamasından saklanma aşamasına ve okullarda dağıtımı sürecine kadar gerekli denetimler yapılmamaktayken, çocuklar rahatsızlandığında yapılacak bir anketle çözüm üretilmek istenmektedir. • Kaldı ki çocuklarımız rahatsızlandıktan sonra yapılacak bir anketin, öğretmene angarya iş çıkarılması dışında hiçbir anlamı bulunmamaktadır. Ayrıca, öğrencilerimizin yaşadığı sorunlar karşısında, zaten öğretmenler ve okul yönetimi elinden geleni yapmaktadır. • MEB, yandaş süt dağıtım firmalarına kazanç sağlamaya dönük yapılan ihaleleri denetim dışında tutmak için her yola başvurmakta, ancak öğretmenlere sütlerin ve rahatsızlanan çocukların kontrollerini yaptırarak sorunu çözebileceklerini sanmaktadır. Eğitim-Sen olarak bir kez daha altını çiziyoruz. Süt dağıtımının çocuklarımızın sağlığına olumsuz bir etki yapmadan gerçekleştirilebilmesinin yolu, 'ben yaptım oldu' mantığıyla hareket etmek, 'çocuklarımızın sağlığını geliştirmek yerine yandaşlarınıza kazanç yaratmayı' amaçlamak, sütlerini üretim aşamasından okullardaki dağıtımına kadar gerektiği şeklide yapmayıp, çocuklarımız rahatsızlandıktan sonra yapmak' değildir. Eğitim-Sen olarak sütlerin kontrollerini yapacak olanların öğretmenler değil, kampanyayı yürüten ilgili bakanlıklar olduğunu tekrar vurguluyoruz. Bilinmelidir ki süt dağıtımı sonrasında yaşanacak olası olumsuzluklarda sorumluluğun öğretmenlerin sırtına yıkılması, ögretmenlerın omzundaki iş yüküne yeni angaryaların yüklenmesi kabul edilemez." Başvurucu ve çalıştığı okuldaki diğer öğretmenlere okul sütü programına ilişkin Millî Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürlüğünün 14/12/2012 tarihli yazısı 2013 Ocak ayı içinde duyurulmuş ve okul sütü dağıtım izin formları öğretmenlere dağıtılmıştır. 4-F şubesi sınıf öğretmeni olan başvurucu dışında diğer öğretmenler süt izin formlarını e-okul sistemine girmişlerdir. Başvurucu ise Sendikanın kararını öne sürerek 7/2/2013 tarihine kadar e-okul sistemine gerekli formları girmemiştir. Bunun üzerine 8/2/2013 tarihinde okul müdür yardımcısı tarafından telefonla aranarak e-okul formlarının girişlerinin yapılması istenmiştir. Başvurucu, telefonda okul müdürü ile de görüşmüş; okul müdürü tarafından kendisine Millî Eğitim Bakanlığı yazısı hatırlatılmıştır. Başvurucu; okul müdürüne talep edilen işin angarya bir iş olduğunu, okula gelmeyeceğini ve form girişlerini yapmayacağını beyan etmiştir. Okul müdürü girişleri yapmaması hâlinde kendisine yasal işlem başlatacaklarını ve bilgileri idare olarak kendilerinin gireceklerini belirtmiştir. Başvurucu, tavrında ısrar etmiş ve yaklaşımının kişisel değil ilkesel olduğunu ifade etmiştir. Başvurucunun gerekli girişleri yapmaması üzerine müdür yardımcısı tarafından öğrencilerin mağdur olmaması amacıyla başvurucunun sınıfındaki tüm öğrenciler süt içiyor kabul edilerek (formlar öğretmende olduğundan) bilgiler sisteme girilmiştir. Okul idaresi tarafından başvurucu hakkında 8/2/2013 tarihinde okul sütü dağıtım izin formlarını Genelge'de belirtilen sürede e-okul sistemine girmediği yönünde tutanak tutulmuştur. Açılan disiplin soruşturması sonucunda başvurucuya okul sütü dağıtım izin formlarını süresinde e-okul sistemine girmemesi nedeniyle 10/6/2013 tarihli işlem ile 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun maddesinin (B) bendinin (a) alt bendine göre kınama cezası verilmiştir. Başvurucu, hakkında tesis edilen disiplin cezasının iptali istemiyle Samsun İdare Mahkemesinde dava açmıştır. İlk derece mahkemesi 29/5/2014 tarihinde davayı reddetmiştir. Mahkeme gerekçesinde; ilgili düzenlemelere göre süt dağıtımı öncesi izin ve dağıtım sonrası izleme formlarıyla söz konusu dağıtımda meydana gelmesi muhtemel sorunların tespitinin erken yapılıp buna göre önlemlerin erken alınmasının amaçlandığını, bu uygulamanın sınıf bazındaki gözetimi ve denetiminden sınıf öğretmeninin sorumlu olduğunun açık olduğunu belirtmiştir. Mahkeme esasen sınıf öğretmeni olarak görev yapan başvurucunun kendi sınıfında mesai saatinde gerçekleştirilmesi öngörülen ve sınıfındaki öğrencileri ilgilendiren bu programdan ilgisiz ve sorumsuz olduğundan söz edilemeyeceğini zira başvurucunun vermiş olduğu kamu hizmeti olan ilköğretim eğitimi hizmetinin niteliğinin bu ilgiyi ve sorumluluğu gerektirdiğini ifade etmiştir. Dolayısıyla Mahkeme, bahse konu program dâhilinde yürütmesi gereken iş ve işlemleri yapması gerekirken yapmadığı tespit edilen başvurucuya verilen kınama cezasını hukuka uygun bulmuştur. Başvurucunun karara itiraz etmesi üzerine itirazı inceleyen Samsun Bölge İdare Mahkemesi 30/12/2014 tarihinde ilk derece mahkemesi kararını oyçokluğuyla onamıştır. Başvurucunun karar düzeltme istemi de aynı Mahkemece 30/6/2015 tarihinde yine oyçokluğuyla reddedilmiştir. Karşıoy yazısında; ilgili Bakanlar Kurulu kararında denetimin ve idari yaptırımların Millî Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığına ait olduğunun belirtildiği, süt dağıtımına dair düzenlemelerde toplanan verilerin sınıf öğretmenleri tarafından e-okul sistemine girileceği yolunda açık bir düzenlemeye yer verilmediği ifade edilmiştir. Yazıda, bu nedenle sınıf öğretmeni olarak görev yapan başvurucunun kendi sınıfında mesai saatinde gerçekleştirilmesi öngörülen ve sınıfındaki öğrencileri ilgilendiren bu programdan ilgisiz ve sorumsuz olduğundan söz edilemeyeceği belirtilerek esas görevi eğitim-öğretim hizmeti olan öğretmene mevzuatın açıkça görevli saymadığı bir iş ya da faaliyeti yapmadığından bahisle disiplin cezası verilmesinin ceza hukukunun genel ilkeleri ile bağdaşmadığı belirtilmiştir. Mahkeme kararı başvurucu vekiline 29/7/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu 27/8/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. A. Ulusal Hukuk 657 sayılı Kanun’un “Disiplin cezalarının çeşitleri ile ceza uygulanacak fiil ve haller” kenar başlıklı maddesinin ilgili kısımları şöyledir: “Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır: …B - Kınama : Memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir.Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımından kusurlu davranmak,…” Aynı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"Hiç bir memur sınıfının dışında ve sınıfının içindeki derecesinin altında bir derecenin görevinde çalıştırılamaz." 25/6/2001 tarihli ve 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu'nun maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"Kamu görevlileri, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde sendika veya konfederasyonların bu Kanunda belirtilen faaliyetlerine katılmalarından dolayı farklı bir işleme tabi tutulamaz ve görevlerine son verilemez....Kamu işvereni kamu görevlileri arasında sendika üyesi olmaları veya olmamaları nedeniyle bir ayırım yapamaz." Aynı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"...Sendika ve konfederasyonlar kuruluş amaçları doğrultusunda toplumsal cinsiyet eşitliğini gözeterek aşağıdaki faaliyetlerde bulunabilirler: a) (Değişik bent: 04/04/2012-6289 S.K./md.) Genel olarak kamu personelinin hak ve ödevleri, çalışma koşulları, yükümlülükleri, iş güvenlikleri ile sağlık koşullarının geliştirilmesi konularında görüş bildirmek ve toplu sözleşmenin uygulanmasını izlemek üzere yapılacak çalışmalara temsilciler göndermek...." Okul Sütü Programı Uygulama Esasları Hakkında Bakanlar Kurulu kararının ilgili kısımları şöyledir:"Amaç ve kapsamMADDE 1 – (1) Bu Kararın amacı; Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığınca ortaklaşa hazırlanan ve 2012-2013 eğitim öğretim yılının ikinci döneminde yürütülecek olan Okul Sütü Programı (Program) kapsamında, ana sınıfı dahil olmak üzere ilkokul öğrencilerine, süt içme alışkanlığını kazandırmak ve dengeli beslenme suretiyle gelişme oranlarını artırmak amacıyla UHT içme sütü ambalajlı, UHT içme sütü dağıtılmasına ilişkin esasların belirlenmesidir.Miktar, takvim, üretim ve sevkiyatMADDE 2 – (1) Milli Eğitim Bakanlığınca belirlenecek olan okullarda her öğrenciye, bu maddede belirtilen esaslar çerçevesinde haftada 3 gün, 200 ml sade UHT içme sütü dağıtılır. (2) Program doğrultusunda dağıtılacak sütün temini ve dağıtım takvimi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından belirlenir. (3) Program süresince yapılacak okul sütü sevkiyatları Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca belirlenecek kriterlere uygun olarak yapılır. (4) Okul sütü sevkiyatları, il içinde il milli eğitim müdürlüklerinin organizasyonu ve kontrolünde yüklenici tarafından yapılır.…Görev, sorumluluk ve organizasyonMADDE 3 – (1) Bu Karar kapsamında; Programın koordinasyonu ile okul sütünün tedariki ve illere dağıtımından Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı; Okul Sütü Komisyonu tarafından kabul edilen sütün muhafaza edilmesi ve/veya ettirilmesi, okullara ulaştırılması, dağıtılması ve uygun şartlarda tüketimlerinin sağlanmasından Milli Eğitim Bakanlığı; Program uygulama döneminde öğrencilerin gelişme oranlarının ve süt tüketimi alışkanlıklarındaki değişikliklerin tespitine ilişkin çalışmalardan Sağlık Bakanlığı sorumludur. (2) Aile hekimleri, öğretmenler ve/veya veliler tarafından süte karşı duyarlılığı tespit edilen öğrenciler okul yönetimleri tarafından Program dışında tutulur. (3) Dağıtılacak UHT içme sütü Türk gıda mevzuatına uygun olur. (4) İllerde; vali yardımcısı başkanlığında il gıda, tarım ve hayvancılık müdürlüğü, il milli eğitim müdürlüğü, defterdarlık ve il sağlık müdürlüğü temsilcilerinden oluşan ve Programın yürütülmesinden sorumlu Okul Sütü Komisyonu kurulur. Okul Sütü Komisyonu, mal muayene ve kabul komisyonu olarak görev yapar.…Denetim ve cezai hükümlerMADDE 6 – (1) Programla ilgili ödemeler ve diğer hususlarda denetimi sağlayacak tedbirleri, Programdaki sorumluluklarına göre Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı alır. (2) Haksız ödemelerin yapılmasında ödemeyi sağlayan belge veya belgeleri düzenleyen gerçek ve tüzel kişiler geri alınacak tutarların tahsilinde müştereken sorumlu tutulur...." Olay tarihinde yürürlükte olan 27/8/2003 tarihli ve 25212 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin (olay tarihinde yürürlükteki Yönetmelik) öğretmenin görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin maddesi şöyledir:"İlköğretim okullarında dersler sınıf veya branş öğretmenleri tarafından okutulur.Öğretmenler, kendilerine verilen sınıfın veya şubenin derslerini, programda belirtilen esaslara göre plânlamak, okutmak, bunlarla ilgili uygulama ve deneyleri yapmak, ders dışında okulun eğitim-öğretim ve yönetim işlerine etkin bir biçimde katılmak ve bu konularda kanun, yönetmelik ve emirlerde belirtilen görevleri yerine getirmekle yükümlüdürler.İlköğretim okullarının 1-5 inci sınıflarında sınıf öğretmenliği esastır. Sınıf öğretmenleri, okuttukları sınıfı bir üst sınıfta da okuturlar. Ancak istekleri yönetimce uygun görülmesi hâlinde başka bir sınıfı da okutabilirler. Herhangi bir sınıfta başarı gösteren öğretmenler, isteklerinin yönetimce uygun görülmesi hâlinde aynı sınıfı okutmaya devam edebilirler.İlköğretim okullarının 4 üncü ve 5 inci sınıflarında özel bilgi, beceri ve yetenek isteyen beden eğitimi, müzik, resim-iş, din kültürü ve ahlak bilgisi, yabancı dil, iş eğitimi ve bilgisayar dersleri, branş öğretmenleri tarafından okutulabilir. Hangi derslerin branş öğretmenlerince okutulacağı Bakanlıkça belirlenir.Ancak yeterli sayıda branş öğretmeninin bulunmaması durumunda, beden eğitimi, müzik, resim-iş, din kültürü ve ahlak bilgisi, yabancı dil, iş eğitimi ve bilgisayar dersleri, bu alanlarla ilişkilendirilmiş ek branşı olan sınıf veya branş öğretmenlerince okutulabilir.Derslerini branş öğretmeni okutan sınıf öğretmeni, bu ders saatlerinde yönetimce verilen eğitim-öğretim görevlerini yapar." 26/7/2014 tarihli ve 29072 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) öğretmenin görev, yetki ve sorumluluklarına ilişkin maddesinin ilgili kısımları şöyledir:"(1) Okul öncesi ve ilköğretim kurumu öğretmenleri, kendilerine verilen grup/sınıf/şubede eğitim ve öğretim faaliyetlerini, eğitim ve öğretim programında belirtilen esaslara göre planlamak ve uygulamak, ders dışında okuldaki eğitim ve öğretim işlerine etkin bir biçimde katılmak ve bu konularda mevzuatta belirtilen görevleri yerine getirmekle yükümlüdür.... (4) İlkokullarda Yabancı Dil ile Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri, alan öğretmenlerince okutulduğunda sınıf öğretmenleri bu ders saatlerinde yönetimce verilen eğitim ve öğretim görevlerini yapar.... (6) Öğretmenlere, eğitim, öğretim ve yönetim görevlerinden başka bir görev verilemez.... (8) Okul öncesi eğitim kurumlarında sabah ve ikindi kahvaltısı esnasında çocuklarla birlikte bulunur, grubundaki çocukların düzenli bir şekilde yemek yemelerini sağlar."B. Uluslararası Hukuk Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Kölelik ve Zorla Çalıştırma Yasağı" başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir: “ Hiç kimse köle ya da kul durumunda tutulamaz. Hiç kimse zorla çalıştırılamaz ve zorunlu çalışmaya tabi tutulamaz.” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından da Sözleşme’nin maddesinin yorumlanmasında ILO Sözleşmesi’nde yer alan tanıma başvurulmaktadır (Sliadin/Fransa, B. No: 73316/01, 26/10/2005, §§ 115, 116). AİHM içtihatlarında zorla veya zorunlu bir çalışmanın tespitinde iki ayrı durumun varlığı aranmaktadır. Bunlardan ilki, kişinin yaptığı çalışmanın yasal zorunluluk veya yükümlülük gereği olması ya da kendi iradesi dışında çalışmaya zorlanması; ikincisi ise bu çalışmanın kişiye sıkıntı verici, kişiyi usandırıcı ya da bunaltıcı veya meşakkatli olmasıdır. AİHM, serbestçe yapılmış bir sözleşme gereğince yapılması gereken işin taraflardan biri taahhüdünü yerine getirmediğinde kişinin yaptırımla karşılaşması nedeniyle zorla çalıştırma sayılamayacağını belirtmektedir (Van Der Mussele/Belçika, B. No: 8919/80, 23/11/1983, §§ 32-34).