Başvuru, psikolojik taciz nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, psikolojik taciz nedeniyle maddi ve manevi varlığın korunması ve geliştirilmesi hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucunun Finansbank A.Ş.de (Şirket) bankacı olarak çalışmakta iken 8/4/2015 tarihinde performans düşüklüğü ve verilen hedeflere ulaşamama gerekçesiyle iş akdi feshedilmiştir. Başvurucu 5/5/2015 tarihinde İstanbul İş Mahkemesinde (Mahkeme) manevi tazminat davası açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde özetle, on üç yıllık çalışma sürecinde görevlerini zamanında ve gerektiği gibi yerine getirdiğini, başarılı olduğunu ve görevlerini eksiksiz ve kusursuz yerine getirdiğini belirtmiştir. Başvurucu 2012 yılında atanan müdürü tarafından her türlü manevi baskı ve cebire maruz bırakıldığını, beden ve ruh sağlığının bozulduğunu, tiroit hastası olduğunu, gözlerinde sürekli kalıcı iltihaplanma meydana geldiğini ve nihayetinde performans düşüklüğü bahane gösterilerek haklı ve geçerli bir neden olmaksızın iş akdinin feshedildiğini ifade etmiştir. Şirket 24/6/2015 tarihli cevap dilekçesinde özetle başvurucunun mahkemeye mobbing iddiasına ilişkin hiçbir delil sunmadığını, ispat külfetini yerine getirmediğini, mobbing iddialarının asılsız olduğunu, başvurucunun açtığı işe iade davasında kabul anlamına gelmemek üzere şirkete geri dönme arzusu içerisinde olmasının tek başına kötü niyetli hareket ettiğini ortaya koyduğunu belirtmiştir. Şirket ayrıca başvurucunun performansının banka bünyesinde oluşturulan Performans Yönetim Sistemi doğrultusunda değerlendirilerek yetersiz bulunduğunu, başvurucunun performans sonuçlarına ilişkin itirazının olmadığını, tiroit hastalığına bankanın neden olduğu konusunda illiyet bağı kurulmasının mümkün olmadığını ifade etmiştir. Mahkeme 2/3/2017 tarihinde manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 000 TL manevi tazminatın başvurucuya ödemesine karar vermiştir. Kararda başvurucunun yıllık izinlerinin gerektiği gibi kullandırılmadığı, başvurucuya verilen işlerin niteliğinin diğer çalışanlara oranla daha ağır olduğu ve aşırı yük altına sokulduğu, değişen iş bitirme zaman aralığından başvurucunun bilgilendirilmediği belirtilmiştir. Kararda ayrıca işverenin işçiyi gözetme, bu anlamda insani varlıklarına ve kişiliğine saygı gösterilmesini sağlama yükümlülüğü ve ayrıca çalışanlar arasında ayrım yapmaktan kaçınmak konusundaki yasal gereklere uygun davranmadığı, başvurucunun çalışma ortamında işyeri yetkilileri tarafından psikolojik baskıya tabi kılındığı vurgulanmıştır. Tarafların istinaf yoluna başvurması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi (Bölge Adliye Mahkemesi) 12/6/2019 tarihinde davalı şirketin kanun yolu başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine kesin olarak karar vermiştir. Kararda mobbingin varlığının ispat külfetinin başvurucuya ait olduğu, başvurucu tarafından tanık beyanı dışında mobbingin varlığını ortaya koyacak başkaca somut delile dayanılmadığı ve iddianın başkaca yan delillerle desteklenmediği belirtilmiştir. Tanık beyanlarının doğrudan görgüye dayalı olmadığı, tarih, zaman ve şahıs ismi bildirmek suretiyle somutlaştırılmadığı, tanık anlatımlarına göre başvurucunun işyerinde karşılaştığı zorlukların mobbing kapsamında kaldığının söylenemeyeceği ifade edilmiştir. Ayrıca başvurucunun sağlık sorunları ile geçirdiği rahatsızlıkların işyerinde uğradığı baskıya bağlı stres sonucu ortaya çıktığının başvurucu tarafından ispatlanamadığı, sağlık sorunları ile mobbing iddiası arasında illiyet bağının kurulamadığı, başvurucunun maruz kaldığı "alaylı konuşma"nın neler olduğunun açıklanmadığı, bu durumda mobbing iddiasında bulunan başvurucunun iddiasını ispatlayamadığı vurgulanmıştır. Başvurucu nihai hükmü 6/7/2019 tarihinde tebliğ ettikten sonra 29/7/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.