3. Hukuk Dairesi 2012/14676 E. , 2012/22002 K. MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Dava dilekçesinde 10.000,00 TL (ıslahen 31.188,00 TL) ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davada, davacının 9/48 hissesine mali…
**3. Hukuk Dairesi 2012/14676 E. , 2012/22002 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Dava dilekçesinde 10.000,00 TL (ıslahen 31.188,00 TL) ecrimisilin faiz ve masraflarla birlikte davalı taraftan tahsili istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.Davada, davacının 9/48 hissesine malik olduğu 7 parselde bulunan 120 m2 lik taşınmazın diğer hissedar davalı tarafından tamamının kullanılarak işgal edilmesi nedeniyle 2004-2009 dönemi için toplam 10.000,00 TL (ıslahen 31.188,00 TL ) ecrimisilin tahsili istenilmiştir.Mahkemece; bilirkişinin 154,50 m 2 için soyut belirlemeler ile hesap yaptığı rapor esas alınarak 31.188,00 TL TL için davanın kabulüne karar verilmiştir.Hükmü davalı taraf temyiz etmektedir.TMK.995 maddesine göre 8.3.1950 gün ve 22/4 sayılı Yargıtay İBK. da kabul edildiği gibi; başkasının taşınmazını haksız olarak kullanmış olan kötü niyetli kimse, o taşınmazı haksız olarak elinde tutmuş olmasından doğan zararları ve elde ettiği veya elde etmeyi ihmal eylediği semereleri tazmin ile yükümlüdür. Zira işgal zararı, gelir getirebilecek bir yerin haksız işgali nedeni ile malikin o yerden olağan biçimde yararlanamaması yüzünden mal varlığındaki artışa engel olmaktır. Bu engel olmanın sağladığı mal varlığına girmeyen çoğalma en azı kira en çok da tam gelir yoksunluğu olarak değişebilir. Tazminatın amacı, el atma olmasaydı malikin mal varlığı ne durumda olacak idiyse o durumun sağlanmasıdır. Olayımızda, davacının uğradığı zarar "kira geliri kaybı" olup kira gelirinin hesabında ise; taşınmazın dava konusu dönemde mevcut haliyle serbest koşullarda getirebileceği kira parası bilirkişiler aracılığıyla saptanmalıdır. Belirleme yapılırken, emsallerinin de göz önünde tutulması gerekir.Bilirkişi raporunda emsalden de söz edilmiş ise de soyut birtakım belirlemelerle ecrimisil hesabı yapılmış, aynı yere ilişkin diğer hissedar Milli Emlak Müdürlüğünün değerlendirmesi, davacının aynı taşınmazda başka bir bağımsız bölüm için açtığı ecrimisil davasındaki rapor nazara alınmamıştır. Kaldı ki davalı vekili rapora ekli fotoğrafların dava konusu taşınmaza ait olmadığı keşfin farklı yerde yapıldığı iddiasında bulunmuş, bu husus üzerinde de durulmamıştır.Oysa, bilirkişi raporunu hazırlarken, raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri bilimsel verilere uygun olarak göstermek zorundadır. HUMK.'nun 284 ve 6100 sayılı, HMK.'nun 278-279.maddesine göre, bilirkişi raporunda; Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde bilgi ve belgelere dayanan gerekçe ihtiva edilmelidir. Ancak, bu şekilde hazırlanmış raporun denetimi mümkün olup, hükme dayanak yapılabileceğinin gözden uzak tutulmaması gerekir.Mahkemece yapılacak iş; benzer nitelikteki yerlerin işgal tarihindeki kira paraları araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilerek yeniden oluşturulacak bilirkişiler (inşaat, avukat, emlakçı) marifetiyle inceleme yapılmak suretiyle kesinleşen miktarlar, taşınmazın konumu, mevcut kullanım durumu ve kullanma elverişliliği (bu arada davalı tarafından yapıldığı öne sürülen iyileştirmeler varsa dikkate alınmaksızın) işgal tarihindeki ecrimisil miktarını belirlemek ve alınacak rapor doğrultusunda karar vermek olmalıdır.Ayrıca, davada dava tarihinden itibaren faiz istenilmiş olmasına rağmen, kısmi ıslah olunan kısım için faizin ıslah tarihinden başlatılması gerekirken dava tarihinden başlatılması da usul ve yasaya uygun bulunmamıştır.Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 18.10.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.