3. Ceza Dairesi 2021/3248 E. , 2023/4508 K. "İçtihat Metni" TUTUKLU İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma, tasarlayarak, yangın, su baskını, tahrip, veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak suretiyle kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme (teşebbüs), tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi, HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi ve düzeltilerek esastan reddi kararl
**3. Ceza Dairesi 2021/3248 E. , 2023/4508 K.** **"İçtihat Metni"** TUTUKLU İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma, tasarlayarak, yangın, su baskını, tahrip, veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak suretiyle kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme (teşebbüs), tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi, HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi ve düzeltilerek esastan reddi kararları TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma, kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme (teşebbüs) ve tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçlarından kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Hakkari 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.10.2019 Tarihli ve 2017/62 Esas, 2019/296 Sayılı Kararı İle Sanık Hakkında 1.Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 302 nci maddesinin birinci fıkrası, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun (3713 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin bir, iki üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü ceza rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba, 2. 16.03.2016 tarihli eylem nedeniyle tasarlayarak, yangın, su baskını, tahrip, veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak suretiyle kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme (teşebbüs) suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 82 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (g) bentleri, 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin bir ve ikinci fıkraları, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin bir, iki üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 10 yıl 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü ceza rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba, 3. Katılanlar ... ve ...'ya yönelik 12.03.2016 tarihli eylemi nedeniyle tasarlayarak, yangın, su baskını, tahrip, veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak suretiyle kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürme (teşebbüs) suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 82 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (g) bentleri, 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin bir ve ikinci fıkraları, 62 nci maddesi, 53 üncü maddesinin bir, iki üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 11 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü ceza rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba, 4. Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçundan 5237 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci fıkrası, 174 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 3713 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin bir, iki üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin dokuzuncu fıkrası ve 63 üncü maddesi uyarınca 5 yıl 2 ay 15 ... hapis ve 8 ... adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere özgü ceza rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba karar verilmiştir. B. Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 06.02.2020 Tarihli 2020/141 Esas, 2020/201 Sayılı Kararı ile Sanık Hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Soruşturma evresinde müvekkilin ve başka dosyada sanık olarak bulunan sanıkların teşhis işlemleri Cumhuriyet savcısı huzurunda verilmişse de, bu beyanların müdafi huzurunda verilmediğine, müvekkilin halihazırda ceza aldığı TCK'nın 302 nci maddesinden yargılanmasını gerektiren bir suçtan soruşturma aşamasında ifadesi alınırken müdafi görevlendirmesinin yapılmamış olmasının ciddi bir eksiklik olduğuna, müvekkilin soruşturma evresinde kollukta ve Cumhuriyet savcısı huzurunda verdiği ifadesinde müdafi istemediğini zira müdafilerin evrakları örgüte götürebileceklerini belirttiğini ancak sorgu hakimliğinde zorunlu müdafiyle savunulurken aynı gerekçeyi ileri sürüp avukat istemediğini beyan etmemesinin çelişki olduğuna, kolluğun ve Cumhuriyet savcısının müdafileri töhmet altında bırakacak ve ...'a aitmiş gibi avukatların örgüte evrak götürdüğünü beyanını tutanağa geçirerek avukat isteme zahmetinde bulunmamalarını İlk Derece Mahkemesi ve İstinaf Mahkemesinin izah edemediğine, avukatların örgüte evrak götürdüğü iddiasıyla görevlendirme yapmayan Yüksekova Cumhuriyet Başsavcısının bu iddiasını herhangi bir delile dayandırmadığına, müvekkil ve müvekkil gibi sanıklara hukuka aykırı yol ve yöntemlerle hukuka aykırı soruşturma ve teşhis işlemleri ile hüküm kurulduğuna, CMK 148/4 maddesi gereğince kollukça alınan ve müdafi hazır bulunmaksızın alınan ifadelere İlk Derece Mahkemesinin itibar etmemesi gerektiğine, yine aynı maddenin 3 üncü fıkrasında ''yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez.'' hükmünün nazara alınması gerektiğine, bir an için soruşturmada ...'ın baskı altında verdiği ifadeleri rıza ile verdiği kabul edilse dahi CMK'nın 148/3 üncü maddesinde belirtildiği gibi alt sınırı beş yıldan fazla olan suçlarda müdafi görevlendirmesini zorunlu kılan CMK'nın 150 nci maddesinin 3 üncü fıkrası gereği her halükarda bir avukatı görevlendirmesi gerektiğine, avukat görevlendirilmeden alınan ifadenin CMK'nın 150 nci maddesinin 3 üncü fıkrasına açıkça aykırılık arz ettiğine, zira CMK'nn 150 nci maddesinin 3 üncü fıkrasında alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada istem aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir ibaresinin olmasına rağmen müvekkilin soruşturmada alınan ifadesinde müdafi görevlendirilmediğine, yasanın bu emredici hükmüne rağmen İlk Derece Mahkemesinin müdafi olmaksızın soruşturmada müvekkilin alınan ifadesine dayanarak hüküm kurmasının hukuka aykırı olduğuna, öte yandan müvekkil aleyhine değerlendirilen ve başka bir dosyanın sanığı olan L. B.nin de yine aynı gerekçelerle soruşturma aşamasında müdafi görevlendirilmeksizin beyanının alındığına, müvekkil aleyhine yaptığı teşhisin de PVSK Ek 6 ncı maddesine aykırı olarak alındığına, dosyada hukuka aykırı olarak elde edilen bu delillere bakıp müvekkil hakkında bu kadar ağır ceza tayinine gidilmiş olmasını hakkaniyete ve hukuka aykırı bulduğuna, L. B. ve İ. B.nin yaptığı teşhis işlemlerine bakıldığında PVS Ek 6 ncı maddeye aykırı olarak alındığına, öte yandan müdafi olmaksızın müvekkilin soruşturma aşamasında alınan ifadesine bakılarak müvekkil aleyhine ceza tayinine gidilmiş olmasının da hukuka aykırı olduğuna, CMK'nın 150 nci maddesinde alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada istem aranmaksızın müdafi görevlendirileceğinin belirtildiğine, müvekkile soruşturma evresinde yönlendirilen suçlamanın silahlı terör örgütüne üye olma suçu olduğuna, bu suçun alt sınırının 6 yıl 3 ay olduğuna, bu nedenle CMK'nın 150 nci maddesinin 3 üncü fıkrası göz önüne alınarak müvekkile istemi olmasa dahi müdafi görevlendirilmesinin bir zorunluluk olduğuna, ancak bu zorunluluğa rağmen müvekkile müdafi tayinine gidilmediğine ve usule aykırı bir şekilde ifadesinin alındığına, yine CMK'nın 148 inci maddesinin 3 üncü fıkrasında yasak usullerle elde edilen ifadeler rıza ile verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez hükmünün nazara alınması gerektiğine, dosya arasında müvekkilin iddianamede belirtilen suçları işlediğine dair yukarıda belirtilen hukuka aykırı teşhis ve hukuka aykırı soruşturma evresinde Cumhuriyet savcılığınca alınan ifadesi dışında delil bulunmadığına, öte yandan yukarıda belirtilen teşhis işlemlerinin hukuka aykırılığı bir tarafa bırakılsa bile teşhis işleminde belirtilen tespitlerin de gerçeklikle bağdaşmadığına, mahkeme aşamasında dinlettikleri tanıkların beyanlarıyla müvekkilin teşhis işlemlerinde belirtilen olayların meydana geldiği tarih ve saatlerde nerede olduğunu ispatladıklarına, tanık L. B.nin 16.03.2016 tarihli olayla ilgili beyanında müvekkilin söz konusu eyleme roket atarak katıldığını belirtmişse de, müvekkilin sulh ceza hakimliğindeki sorgusundan beri sokağa çıkma yasağının Yüksekova'da ilan edildiği günden beş ... önce örgütten kaçtığını ve ilk etapta C. Ö. isimli arkadaşının evine gittiğini, orada kolluk ekiplerini teslim olmak amacıyla aradığını ancak kolluk ekipleri geldiğinde kendisini ilk etapta tanıtmadığını, bunun üzerine kolluk ekiplerinin kendisine sokağa çıkma yasağını ihlal ettiği gerekçesiyle para cezası uyguladığını ve kendisini bu sefer babasının evine götürdüklerini beyan ettiğine, zaten kolluk ekiplerine ilk etapta kendisini tanıtmamasının sebebinin de örgütün kendisini ailesiyle tehdit etmesi ve örgütten kaçtıktan sonra örgütün ailesine bir zarar verip vermediğini merak ettiği için ailesinin bulunduğu evi görme isteği olduğuna, daha sonra gittiği baba evinde ailesinden kimseyi görmediğine, bunun üzerine ailesinin Hakkari merkeze göç ettiğini anladığına, müvekkilin ailesinin bulunduğu Hakkari merkeze gidip kolluk ekiplerine teslim olmaya karar verdiğine, tekrardan kolluk ekiplerini aradığına ve kolluk ekiplerinin kendisini alması üzerine kolluk ekiplerine başından geçen her şeyi anlattığına, bu husus Yüksekova emniyetinden sorulunca böyle bir para cezası kestiklerini kabul etmediklerine, müvekkilin ifadesinde belirttiği hususların doğru olup olmadığını tespit etmek için vergi dairesinden müvekkilin belirttiği tarihlere ilişkin bir idari para cezasının olup olmadığını sorduklarında bu hususta idari para cezasının olduğunu ve bu cezayı da Yüksekova Kaymakamlığı ile Yüksekova Emniyet Müdürlüğünün kestiğini belirttiklerine, bu belirlemelere ilişkin yazıyı alarak dosya arasına sunduklarına, tam da bu noktada olay örgüsünün müvekkilin anlattığı şekilde gerçekleştiğine, bu nedenle mahkemeye dahi yanlış bilgi veren Yüksekova Emniyet Müdürlüğünün yaptığı soruşturmanın güvenilirliğine nasıl itibar edilebileceğine, tanık C. Ö.nün beyanında Yüksekova'da sokağa çıkma yasağının ilan edildiği tarihte müvekkil ...'ın kendisinin evine geldiğini ve sokağa çıkma yasağı ilan edildiği tarihten itibaren beş ... boyunca evinde kaldığını akabinde kolluğu aradıklarını ve müvekkili o bölgeden kolluk güçleri marifetiyle tahliye ettiklerini belirttiğine, C. Ö.nün beyanında belirttiği bu hususun iddianamede müvekkilin 16.03.2016 tarihli olaya ilişkin teşhis işlemlerinde belirtilenin aksine olay yerinden çok uzakta başka bir mahallede olan tanık C. Ö.nün evinde olduğuna, zira Yüksekova'da sokağa çıkma yasağının ilan edildiği tarihin Hakkari Valiliğinin resmi sayfasında da belirtildiği üzere 13.03.2016 tarihi olduğuna, tanığın beyanında belirttiği üzere müvekkilin tanığın evinde beş ... boyunca kaldığına, beşinci günün 18.03.2016 tarihine denk geldiğine, dolayısıyla müvekkilin teşhis işlemlerinde belirtilen 16.03.2016 tarihindeki eyleme katılmış olmasının bu durumda imkansız olduğuna, bu hususu sağlamlaştırmak adına İlk Derece Mahkemesinden müvekkilin yakalanırken üzerinde ele geçirilen ve el konulan cep telefonunda bulunan hattın olay tarihlerindeki baz istasyonu sinyallerinin incelenmesini talep ettiklerine, böylece müvekkilin olay tarihi ve saatlerinde bulunduğu yerlerin tespit edilmiş olacağına ve böylece bahsi geçen eylemlere katılıp katılmadığı hususunun ortaya çıkmış olacağına, ancak İlk Derece Mahkemesinin işin esasına etki edecek bu talebi reddettiğine, müvekkilin gözaltına alındığı tarihte üzerinde yakalanan telefonunda takılı olan numara ile baz istasyonunun sinyallerinin BTK'dan sorularak gelecek cevabi yazıda belirtilen baz istasyonu sinyalleri ile müvekkilin katıldığı iddia olunan eylem tarihlerinde nerede olduğunun tespiti gerektiğine, müvekkilin örgüte zorla katıldığına ve bir fırsatını bulur bulmaz örgütten kaçtığına, ayrıca müvekkilin örgütün hiçbir eylemine katılmadığına, savcı baskısından bahsetme nedenlerinin savcının katibini dahi yanına almadan ifadeleri alması olduğuna, savcının avukat olmadan aldığı ifadelere bakıldığında ifade tutanaklarında tutanağı yazan bir zabıt katibinin olmadığının görüldüğüne, kolluk ekiplerinin hukuka aykırı olarak aldıkları ifadeleri sadece savcının imzasına sunduklarına, bütün bu şüpheli durumlardan sıyrılmanın ve herkesin soruşturma makamı olan savcıya güven duymasının tek yolunun savcının zabıt katibini de yanına alarak yasa gereği zorunlu müdafiyi görevlendirip ifade almasıyla gerçekleşebileceğine, ancak soruşturma savcısının bu hususlardan hiçbirine riayet etmemesinin soruşturma makamlarına olan güveni sarstığına, ayrıca sulh ceza sorgusunun bile hukuka aykırı yapıldığına, müvekkille görüştürülmeden Hakkari merkezden SEGBİS marifetiyle sorguya bağlanmak zorunda bırakıldıklarına, sorgu hakimine müvekkilin savunmasını anlamadığını, savunma yapmakta zorlandığını belirtmesine rağmen bu hususta herhangi bir usulü işlem yapılmadığına, müvekkil şayet söz konusu eylemlere katılmış olsaydı hukuka aykırı olarak alınan savcılık ifadesindeki gibi Sulh Ceza Hakimliği sorgusunda da bu hususu dile getirmesi gerekirken ifadeye ne savcı ne de kolluk güçleri tarafından müdahale edilmediğinden müvekkilin hiçbir eyleme katılmadığını belirttiğine ve başından geçen bütün süreci İlk Derece Mahkeme aşamasında dile getirdiği gibi dile getirdiğine, dolayısıyla hukuka aykırılığın bir nebze de olsa sona erdiği sulh ceza hakimliğinde müvekkilin herhangi bir eyleme katılmadığına dair savunmasına itibar edilmesi gerektiğine, öte yandan yine Hakkari 3. Ağır Ceza Mahkemesinin müvekkilin durumuna benzer durumlardan bir tanesinde sanığa 2019/37 Esas ve 2019/251 nolu kararında TCK'nın 302 nci maddesinden beraat kararı verdiğine, müvekkil ile dosyadaki delil muhteviyatı itibari ile durumu aynı olan bu sanığa TCK'nın 302 nci maddesinden beraat kararı verilmiş olması ve müvekkile ceza tayinine gidilmiş olmasının hukuka aykırı olduğuna, ayrıca müvekkilin kolluk ekiplerini arayarak sokağa çıkma yasağının olduğu bir yerden tahliyesini istediğine, zira eylemlere katılan birisinin kolluk ekiplerini çok rahat bir şekilde arayarak ''gelin ve beni lütfen bulunduğum yerden tahliye edin'' demesinin beklenemeyeceğine, ancak dosya arasına sundukları evraktan da anlaşılacağı üzere müvekkilin kolluk ekiplerini 18.03.2019 tarihinde aradığına, sunulan evraktan da anlaşılacağı üzere müvekkilin kolluk ekipleri ile iletişime geçip, sokağa çıkarak kolluk ekiplerini beklediği için vergi dairesinden alıp dosya arasına sundukları evraktan da anlaşılacağı üzere Yüksekova Emniyet Müdürlüğünce kendisine idari para cezası uygulandığına ve bulunduğu yerden tahliyesinin sağlandığına, esasında İlk Derece Mahkemesinin baz istasyonu sinyallerinin istenmesi taleplerini kabul etseydi bu hususların daha net ortaya çıkacağına, müvekkilin teşhis işlemlerinde aleyhine belirtilen beyanlarda geçen eylemlere katılmadığının ortaya çıkmış olacağına, zira müvekkilin kendinden emin bir şekilde bahsi geçen eylemlere katılmadığını özellikle 16.03.2016 tarihli eylemde dosyada da dinlenen C. Ö.nün evinde olduğunu belirttiğine, bu hususu tanık C. Ö.nün de doğruladığına ve sair hususlara, İlişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre; A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü "....Sanığa isnat edilen 9 Mart 2016, 12 Mart 2016 ve 16 Mart 2016 tarihli eylemlerden sadece 12 Mart 2016 tarihli eylem ve 16 Mart 2016 tarihli eylemin mahkememizce sübut bulduğu kanaatine varılmıştır. Şöyle ki; Tanık L. B.nin 12 Mart 2016 tarihli eylemle ilgili aynen, "Yese Caddesi ile İpekyolu Caddesi kesişiminde benim tarafımdan patlatılan menfeze koyduğumuz el yapımı patlayıcının patlaması sonucu çevik kuvvet arabasının devrildiği olayda benimle birlikte hareket ve yardım etti.'' şeklinde beyanı vardır. Söz konusu beyanda söz edilen olayın meydana geldiğine ilişkin 12.03.2016 tarihinde tutulan olay tutanağı dosya arasındadır ve söz konusu beyanı desteklemektedir. Ayrıca söz konusu EYP'nin patlaması sonucu beyanı alınan katılanların soruşturma ve kovuşturma aşamasında alınan beyanları da tanık beyanı ve olay tutanağı ile uyumludur. Tanık beyanı, olay tutanağı, olayda yaralanan katılanların beyanları ve sanığın soruşturma aşamasında alınan beyanlarında anlaşılacağı üzere; 12.03.2016 tarihinde saat 00:10 sıralarında Esentepe Mahallesi İpekyolu Caddesi üzerinde şehir merkezi istikametinden Yeni Köprü istikametine seyir halinde olan Lojistik Büro Amirliği hizmetinde kullanılan 75 A 0.... plaka sayılı akrep marka zırhlı aracın Esentepe Kavşağından geçişi sırasında daha önceden sanık ve diğer örgüt mensuplarınca yola tuzaklanan EYP'nin patlatılması sonucu zırhlı araç takla atmıştır. Zırhlı aracın içerisinde bulunan Yüksekova Lojistik Büro Amirliği görevlileri 323338 sicil sayılı polis memuru ile 325446 sicil sayılı polis memurları yaralanmıştır. Patlamanın hemen ardından Esentepe Mahallesi tarafından güvenlik güçlerine silahlı saldırı yapılmış, ancak bu saldırıda yaralanan olmamıştır. Patlama esnasında 75 A 0.... plaka sayılı araç ile bu aracın arka kısmında ilerleyen 30 AK 484 plaka sayılı Defender marka zırhlı araçta ve ...'in iş yerinde hasar meydana gelmiştir. Söz konusu olayda sanık ..., Engin kod adlı L. B. ile birlikte hareket etmiş, EYP'nin döşenmesinde ve olayın tüm aşamalarında müşterek fail olarak yer almıştır. Sanığın ve olaya karışan örgüt mensuplarının bu olayda kastı en az bir kişiyi öldürmektir. Eylemin gerçekleştiği yerde sanığın orada kaç kişinin bulunduğunu görme ve anlama imkanının bulunmaması durumunda bir kez kasten öldürmeye teşebbüs suçundan sorumlu tutulması gerektiği kanaatine varılmıştır. Sanığın eylemi gerçekleştirirken patlayıcı kullanması ve olayın tehlikelilik boyutu dikkate alınarak teşebbüs indirimi yapılırken tamamen üst hadden indirim yapılmamıştır. Ayrıca olayda EYP kullanılması ve patlayıcının TCK'nın madde 174 kapsamında olması nedeniyle ayrıca sanığın bu suçtan da sorumluluğu vardır. Tanık L. B.nin 16.03.2016 tarihli olayla ilgili beyanında, sanığın 2016 Şubat ayında Şemsettin Onay Anadolu Lisesine yapılan roketli saldırıda roketlerden birini atan şahıs olduğunu ifade ettiği görülmektedir. Tanığın beyanını destekleyen 16.03.2016 tarihli olay tutanağı dosya arasındadır. Söz konusu tutanak ile tanığın beyanı birbirini desteklemektedir. olay tutanağına göre, 16.03.2016 tarihinde saat 17:30 sıralarında İpekyolu caddesi üzerine ek görevlendirme ile gelen personelin görevli olduğu okullar bölgesi olarak adlandırılan yere Esentepe Mahallesinde bulunan Yüksekova Belediye binası arka kısmından roketatarlı saldırı gerçekleştirilmiş, atılan roket havada infilak etmiş, herhangi bir can ve mal kaybı olmamıştır. Sanığın roket atmasındaki kastı en az bir kişiyi öldürmektir. Zira sanık roket atmakla ve attığı roketin isabet etmesi durumunda can kaybına neden olacağını bilmekte ve bu neticeyi de istemektedir. Roketin havada infilak etmesi ve can kaybı yaşanmaması nedeniyle sanığın hareketi elinde olmayan sebeplerle teşebbüs aşamasında kalmıştır. Burada sanığın en az bir kişiyi öldürmek kastıyla hareket ettiği sonucuna varılmıştır. Sanığın tasarlayarak, yangın, su baskını, tahrip, batırma veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak ve kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürmeye teşebbüs suçu amaç suça vücut veren elverişli araç suç niteliğindedir. Sanığın işlediği araç suçun meydana geldiği zamanın Yüksekova'da sözde öz yönetim ilanından sonra açılan hendek ve barikat olayları zamanında olması, suçun cebri nitelikte bir suç olması ve uygulamada vahamet arz eden bir suç olarak kabul görmesi nedeniyle söz konusu suçun Devletin bağımsızlığını zayıflatmaya, birliğini bozmaya ve Devletin egemenliği altında bulunan topraklardan bir kısmını Devlet idaresinden ayırmaya yönelik bir suç olduğu kanaatine varılmıştır. Bu nedenle sanığın Devletin Birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak suçundan mahkumiyetine karar verilmiştir. Sanığın gerçekleştirdiği 12 Mart ve 16 Mart 2016 tarihindeki her iki eylemin de Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak suçuna vücut veren ve vahamet arz eden elverişli araç suç oldukları, ancak sanığın birden çok araç suça iştirak etmiş olması durumunda sadece bir kez Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak suçundan cezalandırılması yoluna gidileceği, bu durumda amaç suçun işlendiği tarihin son araç suçun işlendiği tarih olduğu ve sanık hakkında 1 kez Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak suçundan mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği kanaatiyle uygulama yapılmıştır. Sanığa isnat edilen 09.03.2016 tarihli eylemle ilgili sanığın beyanlarından başka bu beyanları destekleyen tanık beyanlarının olmadığı, sanığın beyanlarında da döşenen EYP ile ilgili somut anlamda bir tarihin belirlenemediği, sanığın beyanlarında geçen olay örgüsünün 12.03.2016 tarihli EYP'nin döşenmesi olayı da olabileceği, 12.03.2016 tarihli eylemle ilgili de sanığın cezalandırılması yoluna gidildiği, sanığın 12.03.2016 tarihli EYP'den kaynaklı eylem dışında ayrıca 09.03.2016 tarihinde tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçunu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin, somut ve inandırıcı deliller olmadığından sanığın sadece 12.03.2016 tarihli eylemden dolayı TCK'nın madde 174'ten cezalandırılması yoluna gidilmiştir...." Tespitlerine yer verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE A.Sanık Hakkında Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, PKK/KCK sözde yürütme konseyinin öz yönetimden başka seçenek kalmadığına yönelik çağrısı üzerine, terör örgütünün amaca ulaşmak için gerçekleştirdiği stratejik hamlelerden en önemlilerinden birisi olan, yoğun olarak Güneydoğu Anadolu Bölgesinde ve ülkemizin değişik yörelerinde hakimiyet alanları oluşturmak için güvenlik güçlerine ve kamu binalarına topluca saldırı girişiminde bulunmak kararı kapsamında, PKK/KCK terör örgütünün şehirlerdeki milisleri ve kırsal alandaki örgüt mensuplarının silahları ile şehir merkezlerine gizlice girerek halkın arasına karıştıkları, zaman zaman bir kısım belediyelerin araç ve gereçlerini de kullanmak suretiyle insanların yoğun olarak yaşadıkları sokaklara, mahallelere hendekler kazarak el yapımı bomba ve düzenekleri yerleştirdikleri, umumun kullandığı karayollarına mayın döşeyerek patlamaya hazır hale getirdikleri, tonlarca patlayıcı yüklü kamyonlar, iş makineleri ve diğer araçlarla canlı bomba saldırıları hedefledikleri, güvenlik güçlerinin kamu düzenini ve bu yörede yaşayan vatandaşların güvenliğini sağlamak için operasyon yapma zorunluluğu sonucunda, örgüt mensuplarıyla güvenlik güçleri arasında çıkan çatışmalar sırasında daha önce yerleştirilen patlayıcıların infilak ettirilmesi ve bireysel ya da araçlarla gerçekleştirilen canlı bomba saldırılarıyla çok sayıda sivil vatandaş, kamu görevlisi ve güvenlik güçlerinin ölüm ve yaralanmasına sebebiyet verdikleri, bu süreçte yöre halkının oturduğu evleri terk etmelerini cebren engelleyerek canlı kalkan yaptıkları, yerleşim alanlarının teröristlerden ve patlayıcılardan temizlenmesi için sürdürülen operasyonların haftalarca sürdüğü, çok sayıda özel konut ve işyeri, okul, hastane gibi kamu konutları ve şehrin alt yapı tesislerinin ağır hasar görerek kullanılamaz duruma geldiği, bölge halkının büyük bir çoğunluğunun terör örgütünün yasalara ve devlet otoritesine itaatsizlik çağrısına itibar etmemesiyle, silahlı çatışmaya giren birçok örgüt mensubunun etkisiz hale getirilerek, yerleşim alanlarının, örgütün işgalinden ve patlayıcılardan temizlenerek, kamu düzeninin sağlandığı bilinen bir gerçektir. Sanığın üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün Devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını Devlet idaresinden ayırma amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayları gerçekleştirdiği, bu kapsamda dosya kapsamında yer alan tanıklar L. B. ve İ. B.nin savcı huzurunda yaptıkları fotoğraf teşhislerinde, sanığın hendek olaylarında yer aldığını, kaleşnikof silahla nöbet tuttuğunu, 12.03.2016 tarihinde 75 A 0... plaka Akrep marka zırhlı aracın geçişi sırasında menfeze konulan EYP'nin patlatılması ve 16.03.2016 tarihinde okullar bölgesinde görevli polis ekiplerinin olduğu yere doğru atılan roketatarlı saldırıyı yapan şahıslardan birisi olduğunu beyan ettikleri, sanığın savcılıkta ve Sulh Ceza Hakimliğinde alınan beyanlarında kaleşnikof silahla devriye atıp, gözcülük yaptığını, EYP yerleştirilmesi olaylarına şahit olduğunu beyan ettiği görülmekle, sanığın sübutu kabul olunan, silahlı terör örgütünün stratejisi doğrultusunda güvenlik güçlerinin ve halkın giriş çıkışını engellemek amacıyla hendek ve barikat kazma ve bu hendek barikatlarda silahlı nöbet tutma, gözcülük yapma, EYP ve roketatarlı saldırılarda bulunma şeklinde tezahür eden eyleminin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ile ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre, amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma suçunun sabit olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar tanıklar L. B. ve İ. B. kovuşturma aşamasında alınan beyanlarında soruşturma aşamasında yaptıkları teşhislerden dönmüşlerse de, her iki tanığın da teşhislerini savcı huzurunda yaptıkları görülmekle CMK'nın 148/4 maddesi gereğince soruşturma aşamasında alınan beyanların hukuka uygun olduğu değerlendirilmiş, bu beyanların hükme esas alınmasında hukuka aykırılık görülmemiştir. Yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip sanığın üyesi bulunduğu silahlı terör örgütünün devletin birliğini bozma ve ülke topraklarından bir kısmını Devlet idaresinden ayırma amacına yönelik olarak vahamet arz eden olayı gerçekleştirdiği, sübutu kabul olunan eyleminin amaç suçun işlenmesi doğrultusundaki örgütsel bağlılık ve ülke genelindeki organik bütünlüğüne göre amacı gerçekleştirme tehlikesi yaratabilecek nitelikte olduğu belirlenip kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezanın bireyselleştirilmesi usule uygun takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş olduğundan; sanık müdafiinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü temyiz sebepleri ve sair hususlar yerinde görülmemekle, sanık hakkında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile buna bağlı hak yoksunlukları ve tekerrür kararlarında hukuka aykırılık bulunmamıştır. B.Sanık Hakkında Katılanlar ... ve ...'ya Yönelik 12.03.2016 Tarihli Eylemi Nedeniyle Tasarlayarak, Yangın, Su Baskını, Tahrip, veya Bombalama ya da Nükleer, Biyolojik veya Kimyasal Silah Kullanmak Suretiyle Kişiyi Yerine Getirdiği Kamu Görevi Nedeniyle Öldürmeye Teşebbüs Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, Tanıklar L. B. savcı huzurunda yaptığı fotoğraf teşhisinde, Yese Caddesi ile İpekyolu Caddesi kesişiminde kendisi tarafından patlatılan menfeze koydukları EYP'nin patlaması sonucu çevik kuvvet arabasının devrildiği olayda kendisiyle birlikte hareket edip kendisine yardım eden kişi olduğunu beyan ederek sanığın fotoğrafını teşhis ettiği, 12.03.2016 tarihli olay tutanağına göre 75 A 0.... plaka Akrep marka zırhlı aracın geçişi sırasında daha önceden yola tuzaklanmış EYP'nin patlatıldığı, patlama neticesinde aracın takla attığı, 323338 ve 325446 sicil numaralı polis memurlarının yaralandığı tespitlerine yer verildiği, katılanlar ... ve ...'nın aşama beyanlarında olayda hareket halindeyken bir anda patlama sesi duyduklarını, aracın takla attığını ve yaralandıklarını beyan ettikleri, 04.05.2016 tarihli uzmanlık raporuna göre olayda RDX, TNT ve PETN kalıntılarına rastlandığı, bunların güçlü patlayıcı maddelerden olduğu tespitlerine yer verildiği, 13.12.2016 tarihli uzmanlık raporuna göre, söz konusu RDX, TNT ve PETN malzemelerinin bombada ana patlayıcı madde olarak kullanıldığı, bu itibarla söz konusu bombanın canlılar üzerinde öldürücü ve yaralayıcı, cansızlar üzerinde yakıcı, yıkıcı, tahrip edici özelliğe sahip olduğu tespitlerine yer verilmekle, sanık hakkında tasarlayarak, yangın, su baskını, tahrip, veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak suretiyle kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ile buna bağlı hak yoksunlukları, tekerrür ve suçun işlenmesinde kullanılan emanet eşyaların müsaderesi kararlarında hukuka aykırılık görülmemiştir. Somut olayda katılanlar ... ve ...'nın her ikisinin de yaralanması nedeniyle dış dünyaya yansıyan sonuçları itibariyle sanığın iki kişiye yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçunu işlediği, bu nedenle ayrı ayrı iki kere tasarlayarak, yangın, su baskını, tahrip, veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak suretiyle kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürmeye teşebbüs suçundan cezalandırılması gerektiği anlaşılmakla birlikte, sanık aleyhine temyiz olmadığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. Yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak eksiksiz yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla sanık hakkında tasarlayarak, yangın, su baskını, tahrip, veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak suretiyle kişiyi yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle öldürmeye teşebbüs suçlarından kurulan mahkumiyet hükmü ile buna bağlı hak yoksunlukları ve tekerrür kararlarında hukuka aykırılık bulunmamıştır. C. Sanık Hakkında 16.03.2016 Tarihli Eylemi Nedeniyle Tasarlayarak, Yangın, Su Baskını, Tahrip, veya Bombalama ya da Nükleer, Biyolojik veya Kimyasal Silah Kullanmak Suretiyle Kişiyi Yerine Getirdiği Kamu Görevi Nedeniyle Öldürmeye Teşebbüs Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, 16.03.2016 tarihli olaya ilişkin tanzim edilen olay tutanağında ek görevlendirme ile gelen personelin görevli olduğu okullar bölgesi olarak adlandırılan yere Esentepe Mahallesinde bulunan Yüksekova Belediye binası arka kısmından roketatarlı saldırı gerçekleştirildiği, atılan roketin havada infilak ettiği tespitlerine yer verilmişse de, mezkur olayla ilgili bir olay yeri inceleme raporu ile bu rapor doğrultusunda olayda kullanıldığı iddia edilen roketatarla ilgili inceleme ve uzmanlık raporunun dosyada bulunmadığı, yine olayda saldırıya uğrayan polis memurlarının ifadelerinin de dosyada bulunmadığı görülmekle söz konusu raporların temin edilerek, olayda yer alan polis memurlarının mağdur sıfatıyla beyanlarına başvurulmak suretiyle tüm deliller bir arada değerlendirildikten sonra bir karar verilmesi gerekirken yetersiz bilgi ve belgelere dayanarak yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur. D. Sanık Hakkında Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması veya El Değiştirmesi Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Mahallinde hukuka uygun olarak ikame olunup usulünce tartışılan delillere ve dosya kapsamına göre, Sanık hakkında kısa kararda söz konusu suçtan dolayı mahkumiyet hükmü kurarken TCK'nın 43 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan zincirleme suç hükümlerini uygulayarak cezayı artırmasına rağmen gerekçeli kararda sanığın sadece 12.03.2016 tarihli eylemden dolayı TCK'nın 174 üncü maddesinden cezalandırıldığını belirtmesi karşısında hüküm ile gerekçe arasında çelişki oluşturulması hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Sanık Hakkında Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğü Bozma ve Katılanlar ... ve ...'ya Yönelik 12.03.2016 Tarihli Eylemi Nedeniyle Tasarlayarak, Yangın, Su Baskını, Tahrip veya Bombalama ya da Nükleer, Biyolojik veya Kimyasal Silah Kullanmak Suretiyle Kişiyi Yerine Getirdiği Kamu Görevi Nedeniyle Öldürmeye Teşebbüs Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde (A) ve (B) bentlerinde açıklanan nedenlerle Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 06.02.2020 tarihli ve 2020/141 Esas, 2020/201 sayılı kararında sanık müdafiince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, B. Sanık Hakkında 16.03.2016 Tarihli Eylemi Nedeniyle Tasarlayarak, Yangın, Su Baskını, Tahrip, veya Bombalama ya da Nükleer, Biyolojik veya Kimyasal Silah Kullanmak Suretiyle Kişiyi Yerine Getirdiği Kamu Görevi Nedeniyle Öldürmeye Teşebbüs ve Tehlikeli Maddelerin İzinsiz Olarak Bulundurulması veya El Değiştirmesi Suçlarından Kurulan Hükümler Yönünden Gerekçe bölümünde (C) ve (D) bentlerinde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görüldüğünden Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin, 06.02.2020 tarihli ve 2020/141 Esas, 2020/201 sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Hakkari 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.06.2023 tarihinde karar verildi. ... ... ... ... ...