19. Ceza Dairesi 2018/3287 E. , 2018/8225 K. "İçtihat Metni" ...’nin 31/03/2015 tarihli nüshasının 4. Sayfasında ... tarafından kaleme alınan “Hâkime rüşvet teklifi iddiası" başlıklı yazı nedeniyle ilgilisi ... vekilinin tekzip talebinin reddine dair İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 22/04/2015 tarihli ve 2015/2353 değişik iş sayılı kararına yönelik itirazın kabulüne ilişkin merci İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 27/04/2015 tarihli ve 2015/1900 değişik iş sayılı kararı aleyhine, Adalet Bakanl
**19. Ceza Dairesi 2018/3287 E. , 2018/8225 K.** **"İçtihat Metni"** ...’nin 31/03/2015 tarihli nüshasının 4. Sayfasında ... tarafından kaleme alınan “Hâkime rüşvet teklifi iddiası" başlıklı yazı nedeniyle ilgilisi ... vekilinin tekzip talebinin reddine dair İstanbul 5. Sulh Ceza Hâkimliğinin 22/04/2015 tarihli ve 2015/2353 değişik iş sayılı kararına yönelik itirazın kabulüne ilişkin merci İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliğinin 27/04/2015 tarihli ve 2015/1900 değişik iş sayılı kararı aleyhine, Adalet Bakanlığı'nın 02/05/2018 gün ve 2017/12130 sayılı kanun yararına bozma istemini içeren yazısı ekindeki dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09/05/2018 gün ve KYB. 2018 / 38791 sayılı ihbarnamesi ile dairemize gönderilmekle okundu. Anılan ihbarnamede; İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğince, haberin içeriğinin talepte bulunanın meslekî ve şahsî itibarını zedeleyecek nitelikte olduğundan bahisle tekzip talebinin kabulüne karar verilmiş ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13/02/2007 tarihli ve 2007/7-28 esas, 2007/34 sayılı ilâmında yer alan, “Demokratik toplumlar, temel hak ve özgürlüklere dayanan toplumlardır. Bu tür toplumlarda Devletin görevi, temel hak ve özgürlükleri korumak ve geliştirmektir. Temel hak ve özgürlükler arasında düşünce ve kanaati açıklama özgürlüğünün önemli bir yeri bulunmaktadır. Bu özgürlüğün kullanılabilmesinin en önemli yollarından birisi de basındır. Geneli ilgilendiren ya da ilgilendirmesi gereken tüm olaylar hakkında, halkı objektif ve gerçekleri yansıtacak biçimde aydınlatmak, çeşitli sorunlar üzerinde kamuoyunu düşünmeye çağıracak tarzda tartışmalar açmak, onu toplumsal ve siyasal oluşumlar üzerinde doğru ve gerçeğe uygun bilgilerle donatmak, yöneticileri eleştirmek, uyarmak ve bu yöntemlerle denetlemek, ayrıca içinde yaşadığı toplumun ve tüm insanlığın sorunları konusunda bireyi bilinçlendirmek durumunda olan basına, bu ödevlerini yerine getirirken ihtiyaç duyacağı bir kısım haklar da tanınmıştır. Bunlar; bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarıdır. Temelini Anayasa’nın 28. vd. maddelerinden alan ve 5187 sayılı Basın Yasasının 3. maddesinde düzenlenen bu haklar, basın yoluyla işlenen suçlarda, hukuka uygunluk nedenlerini oluşturur. Bilgiyi yayma, eleştirme ve yorumlama haklarının kabulü için, açıklama, eleştiri veya değer yargısı biçimindeki bilginin gerçek ve güncel olması, açıklanmasında kamunun ilgi ve yararının bulunması, açıklanış şekli ile konusu arasında düşünsel bir bağ bulunması, açıklamada “küçültücü” sözlerin kullanılmaması gerekir.... Yargılama konusu haber ve yorum metnindeki eleştiri ve değer yargılarının bir kısmı sert ve çarpıcı bir üslupla dile getirilmiştir. Yerleşmiş yargısal kararlarda da vurgulandığı üzere esasen, eleştirinin sert bir üslûpla gerçekleştirilmesi, kaba olması ve nezaket sınırlarını aşması, eleştirenin amacına, psikolojisine, eğitim ve kültür düzeyine bağlı bir olgudur. Ancak kabul edilmelidir ki, basın özgürlüğü, belli ölçülerde abartmayı, hatta kışkırtmaya başvurmayı da içerir. Gazetecilerin yazılarında kullandıkları deyimler “polemik” niteliğinde olsa da, nesnel bir açıklamayla desteklendiğinde, bu ifadeler asılsız kişisel saldırı olarak görülemez.” şeklindeki açıklamalar dikkate alındığında, tekzibe konu haberin niteliği itibariyle basın özgürlüğü kapsamında kaldığı, bunun yanı sıra, tekzip metninin yayınlanması için ... sorumlu müdürü Şefik Çalık'a gönderilen tebligatın, niçin daimi çalışana tebliğ edildiği, muhatap adreste bulunamamış ise hangi sebepten dolayı adreste bulunamadığının tebligatta belirtilmediği, tebligatın bu haliyle 7201 sayılı Tebligat Kanununun 17 ve 20. maddelerine aykırı ve usulsüz olduğu gözetilmeden, itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediği, gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmakla, Gereği görüşülüp düşünüldü: Dosyada, düzeltme ve cevap metnine konu edilen haberin yer aldığı Sabah gazetesinin 31/03/2015 tarihli nüshasının veya bir fotokopisinin bulunmadığı, ayrıca dosyada muhatap yazı işleri müdürüne gönderilen ve sekreterine tebliğ edilen ihtarnamenin tebliğ mazbatasının aslı veya onaylı bir örneğinin de bulunmadığı, bu haliyle Kanun Yararına Bozma talebi hakkında bir karar verilebilmesi amacıyla, haberin yer aldığı Sabah gazetesinin 31/03/2015 tarihli nüshasının ve adı geçen tebliğ mazbatasının dosyaya ibrazı yönünde gereğinin takdir ve ifası için, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05/07/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.