Başvuru, ahlaki durum sebep gösterilerek Türk Silahlı Kuvvetlerinden TSK) ilişiğinin kesilmesi işlemi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ahlaki durum sebep gösterilerek Türk Silahlı Kuvvetlerinden (TSK) ilişiğinin kesilmesi işlemi nedeniyle özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 16/4/2014 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş sunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 2003 yılında Hava Kuvvetleri Komutanlığında subay sınıfında göreve başlamış, 2012 yılına kadar pilot yüzbaşı olarak görev yapmıştır. Yurt dışında yüksek lisans eğitimi görmüştür. Evli değildir. Hava Kuvvetleri Komutanlığına gelenisimsiz bir ihbar üzerine bazı askerî personel hakkında Hava Kuvvetleri Komutanlığı İstihbarat Daire Başkanlığı tarafından İstihbarata Karşı Koyma (İKK) zafiyeti konusunda idari tahkikat başlatılmıştır. Hava Kuvvetleri Komutanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulmuş belgelere göre "İstihbarata Karşı Koyma" (İKK) zafiyeti kapsamında ilgili askerî personelin ifadeleri alınmıştır. İfade tutanaklarında, "ifadeyi alan" ve "ifadeyi yazan" kısmı ve ifadelerin bazı bölümleri karartılmıştır. Başvurucuya, bugüne kadar nerelerde görev yaptığı, kimlerle kaldığı sorulmuş ve ifade tutanağıyla kayıt altına alınmıştır. Ayrıca yurt dışı yüksek lisans eğitimi dönemindeve Türkiye'ye döndükten sonraki süreçte yakınlık kurduğu yabancı uyruklu bayanlar hakkında bilgi vermesi istenilmiştir. Başvurucunun imzalamış olduğu 15/12/2011 tarihli ifade tutanağında, yurt dışında iken Amerika Birleşik Devletleri Hava Kuvvetlerinde görevli yabancı bir bayanla bir buçuk yıl süren ilişkisi olduğunu, bunun dışında Letonya Kara Kuvvetlerinde görev yapan yabancı bir bayanla kısa süreli ilişkisi olduğunu söylediği belirtilmiştir. Anılan ifade tutanağında başvurucu, bu kişilere Türk Hava Kuvvetlerinde pilot olduğunu söylediğini ancak bu kişilerin kendisinden bilgi almaya yönelik tavırları olmadığını beyan etmiştir. Tahkikat sonucunda hazırlanan İstihbarat Raporunda, başvurucunun davranışlarının TSK'nın itibarını sarsacak nitelikte ahlak dışı davranış kapsamında olduğu belirtilerek TSK'dan ayırma işlemi tesis edilmesi teklifi getirilmiştir. Bu teklif doğrultusunda başvurucu hakkında 21/9/2012 tarihinde, 27/7/1967 tarihli ve 926 sayılı Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu'nun maddesi uyarınca TSK'dan ayırma işlemi tesis edilmiştir. Başvurucu TSK'dan ayırma kararına karşı Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) iptal davası açmıştır. Başvurucu dava dilekçesinde, istihbaratçı personellerin kendisini birlik içinde görüşmeye çağırdığını, sabah dokuz buçukta görüşme için hazır olmasına karşın saat 00'e kadar bekletildiğini, bu süre içinde yemek ve su ihtiyaçlarının karşılanmadığını, görüşmeye başlandığında ifadesinin alındığının söylenmediğini, ne için beyanda bulunduğunu bilmediği gibi ifadesinin işlem tesisine esas alınacağını da bilmediğini, psikolojik baskı altında ifade verdiğini belirtmiştir. Başvurucu, tutanağı okumasına izin verilmeden imzaladığını, tutanak içeriğini kesinlikle kabul etmediğini ayrıca hukuka aykırı şekilde elde edilen delillere dayanılarak tesis edilen işlemin hukuken sakat olduğunu ileri sürmüştür. Bunun yanı sıra başvurucu, takdir belgelerinin bulunduğunu, hiçbir disiplin cezası bulunmadığını, sicillerinin çok iyi düzeyde bulunduğunu, özel yaşamına ait unsurların kurum disiplin ve düzenini tehdit eden bir yönü bulunmadığını iddia etmiştir. AYİM, oyçokluğuyla işlemi iptal etmiştir. AYİM'in iptal kararında, ayırma işleminin dayanağının sadece iki adet ifade tutanağı -özellikle de davacının kendi ifadesinin oluşturduğu- idarenin başkaca bilgi ve belge göndermediği dolayısıyla ayırma işlemininsomut bilgi ve belgelere dayalı olmadığı gerekçesine yer verilmiştir. Bunun yanı sıra AYİM kararında, ifadelerde geçen ilgili olayların işlem tarihinden yaklaşık dört yıl öncesine ilişkin olduğu, bu çerçevede davacıya atfedilen olgular 2006 ila 2008 yılları arasında yüksek lisans eğitimine devam ederken bekâr bir kişi olarak özel yaşamında ilişkiye girdiği bayanlara dair olduğu, bu davranışların kamuoyuna ve hizmete yansımadığı belirtilmiştir. Davalı idare karar düzeltme isteminde bulunmuş, AYİM bu istemi kabul ederek iptal kararını kaldırmış ve davayı oyçokluğuyla reddetmiştir. AYİM kararına göre başvurucunun davranışları TSK'nın disiplin anlayışıyla bağdaşmamakta ve TSK'nın itibarını zedelemektedir. AYİM kararında ayrıca başvurucunun ifadesinin ceza soruşturması kapsamında değil disiplin soruşturması çerçevesinde alındığı, iradesinin fesada uğratıldığına dair kanıt bulunmadığı belirtilmiştir. Mahkemenin iki hâkim üyesi karara katılmamıştır. Muhalif üyeler görüşlerinde ayırma işleminin dört yıl önceki olgulara ait iki adet ifade tutanağına dayandırıldığı, sicil ve disiplin durumu mükemmel seviyede olan davacı hakkındaki işlemin gereklilik ve orantılılık ilkelerine uygun olmadığını belirtmişlerdir. Söz konusu karar başvurucu vekiline 12/2/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu söz konusu karara karşı karar düzeltme isteminde bulunmuş, bu istem karar düzeltme yoluna ancak bir kez gidilebileceği gerekçesiyle incelenmeksizin reddedilmiştir. Bu karar 19/3/2014 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiştir. Başvurucu vekili tarafından 16/4/2014 tarihinde bireysel başvuru yapılmıştır. 926 sayılı Kanun’un işlem tarihinde yürürlükte olan maddesi, 4/1/1961 tarihli ve 211 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun ve maddeleri, 27/12/1998 tarihli ve 23566 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Subay Sicil Yönetmeliği’nin işlem tarihinde yürürlükte olan "Disiplinsizlik ve ahlâkî durum nedeniyle ayırma" kenar başlıklı ve maddeleri. 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu’nun "Kararın düzeltilmesi" kenar başlıklı maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Daireler ile Daireler Kurulundan verilen kararlar hakkında bir defaya mahsus olmak üzere, (...) kararın düzeltilmesi istenebilir....” AYİM Genel Kurulunun 7/2/1977 tarihli ve E.1976/2, K.1977/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı şöyledir:“(…)1602 sayılı As.Yük.İd.Mah. K 66/7 maddesinde öngörülen bütün şartlara uygun biçimde yapılacak karar düzeltme istemi ve bu isteme bağlı inceleme her iki tarafın iddia, defi ve itirazların muhassalası olarak sonuçlanacağından 2 nci kez aynı mercice inceleme sonunda tesisi edilen karar: hakadalet-nasafet-uygulama-açılarından yargısal yolla bir kere daha değerlendirilmekte dolayısiyle kanun yoluna müracaattan umulan fayda bu aşamada kesinlikle tahakkuk ettirilmektedirKarşı tarafın savunma yapmaması (cevap vermemesi) karar düzeltmeye ait incelemede cevap hakkında feragatı tazammum eylediğinden bu husus karar düzeltme müessesesinin usuli veçhesine ayrı bir yorum getirebilecek muhtevada gözükememektedir ayrıca karar düzeltmeye ilişkin olmak üzere yasaca alınması öngörülen savunmadan beklenen fayda ile savunmanın sağlayacağı hukuki yardımın nitelik ve içeriği karşısında diğer tarafın savunma yapmaması fakat aleyhine karar tesis edildiği anda karar düzeltme yoluna başvurması bir ölçüde hakkın kötüye kullanılması yorumunda vücut verebilecek bir mahiyet arzetmektedir.Karar düzeltme yoluyla düzeltilen kararın yeni bir karar, yeni bir ilam olarak kabulü kanun yolunda fasit bir dairenin doğumuna neden olabileceğinden ''...Daire ve Daireler kurulundan verilen kararlar: ibaresine geniş bir yorum getirmek kanun koyucunun maksadını aşmaktadır. Özellikle kararı tesis edenle karar düzeltme istemini 'tetkik eden merci aynı olduğundan ve düzeltme istemi konusunu aynı mahiyetteki daire veya daireler kurulu kararı teşkil ettiğinden, düzeltme isteminin kabulü halinde tesis edilen kararı yeni bir karar olarak değil düzeltilen kararın yerini alan bir karar şeklinde 'yorumlayıp değerlendirmek gerekmektedir.1602 sayılı AS. Yük. İd. Mah. K. 66/ maddesinde yer alan ''. ...kanunun 45 nci maddesine göre kararların düzeltilmesi işlemi kabul edilerek davaya yeniden bakılması ve esas hakkında karar verilmesi halinde de karar düzeltilmesi isteminde bulunulabilir.'' biçimindeki istisnai hükümde karar düzeltme yoluna bir defa gelinebileceği ilkesini doğrulamaktadır.SONUÇ:Açıklanan nedenlerle, 1602 sayılı Askeri Yüksek idare Mahkemesi K. 66 nci madde hükmünün öngördüğü biçimde karar düzeltmeye bir defaya mahsus olmak üzere gelinebileceğine, (…) oy çokluğuyla karar verildi.” AYİM Üçüncü Daire Başkanlığının 9/3/2004 tarihli ve E.2003/775, K.2004/263 sayılı kararı şöyledir:“(…)Dosyanın incelenmesinden, davacının 4/2/2002 tarihinde kayda giren dilekçesinde; Askerlik hizmet süresinin borçlanılması istemi kabul edilerek malulen emekli aylığı bağlanılması işlemi yapılması gerekirken toptan ödeme yapılması işleminin iptali istemiyle dava açtığı, AYİM Dairesinin 24/12/2002 tarihli ve E.2002/790, K.2002/1738 sayılı kararıyla davanın reddine karar verildiği, davacının kararın düzeltilmesi isteminde bulunduğu, 26/12/2002 tarihli ve 104 sayılı AYİM Başkanlar Kurulu kararıyla emeklilik konusunda açılan davaların Daire tarafından bakılmasına karar verildiği, bu nedenle karar düzeltme talebinin Daire tarafından incelendiği, AYİM Dairesinin 11/6/2003 tarihli ve E.2003/601, K.2003/513 sayılı kararıyla kararın düzeltilmesi istemi kabul edilerek, işlemin iptaline karar verildiği, bu kez davalı idare kararın düzeltilmesi isteminde bulunduğu, AYİM Başkanlar Kurulunun 20/6/2003 tarihli ve 107 sayılı kararıyla Daireler arasında yeniden işbölümü yapılarak Emeklilik konusunda açılan davaların Dairede bakılacağının hükme bağlanması üzerine dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmaktadır. Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Genel Kurulunun 7/2/1977 tarihli ve E. 1976/2, K.1977/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında (RG. 1977, Sayı:15938), 1602 Sayılı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanununun 66 ncı maddesi uyarınca karar düzeltmeye bir defaya mahsus olmak üzere gelinebileceği hüküm altına alınmıştır.(...)Açıklanan nedenlerle; İNCELEME KABİLİYETİ BULUNMAYAN KARARIN DÜZELTİLMESİ İSTEMİNİN REDDİNE ..." AYİM Birinci Daire Başkanlığının 19/4/2004 tarihli ve E.2004/489, K.2004/554 sayılı kararı şöyledir:“(…)Söz konusu kanun maddesinde karar düzeltme isteminin ancak bir defaya mahsus istenebileceği açıkça belirtilmiş olup bunun tek istisnası 1602 Sayılı Kanunun 45nci maddesinde düzenlenen ve ilk inceleme üzerine verilecek kararlara ilişkin olarak yapılan karar düzeltme isteminin kabulü ile esastan ayrı bir karar verilmesi durumudur. Davacı vekilinin talebinin bu istisnai kapsam içinde kalmadığı açıktır. Yargılamanın yenilenmesi yolu olağanüstü bir kanun yoludur. Bu olağanüstü kanun yolu ile ulaşılmak istenen amaç, 1602 Sayılı Kanunun 64ncü maddesinde belirtilen şartlar kapsamında hukuka aykırı kararların düzeltilmesine yöneliktir. Bu olağanüstü karar yolunun (yargılamanın yenilenmesi) kullanılması üzerine yargı yeri tarafından verilen karara karşı “Karar Düzeltme” talebiyle tekrar inceleme istenmesi hukuken mümkün gözükmemektedir. Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 14 Mart 1952 gün ve E:1952/3, K:1952/86 sayılı Kararı ve AYİM nin 12 Eylül 2000 gün ve E:2000/762, K:2000/799 sayılı, 13 Nisan 2004 gün ve E: 2004/473, K:2004/536 sayılı Kararları da bu yöndedir. Davacı, AYİM Birinci Dairesinin 05 Mart 2002 gün ve E.2001/727, K.2002/340 sayılı Kararının kanuna aykırılığını ileri sürerek, 13 Haziran 2002 günü kayda geçen dilekçesi ile düzeltilmesini istemiş, istemi Dairemizin 24 Eylül 2002 gün ve E.2002/1369, K.2002/1228 sayılı Kararı ile reddedilmiş, 27 Ekim 2003 günü kayda geçen dilekçesi ile de yargılamanın yenilenmesi talebiyle başvuruda bulunmuş, koşulları bulunmadığı gerekçesi ile bu istemi Dairemizin 20 Ocak 2004 gün ve E.2004/113, K.2004/108 sayılı Kararı ile reddedilmiştir. Bu durumda, olağanüstü kanun yolu bir kez kullanıldığından davacı vekilinin yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine ilişkin kararın düzeltilmesi yönündeki 19 Şubat 2004 tarihinde AYİM’de kayda giren isteminin inceleme kabiliyeti bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle, Davacının yargılamanın yenilenmesi isteminin reddi hakkındaki kararın düzeltilmesine ilişkin talebinin inceleme kabiliyeti bulunmadığından REDDİNE (…)”