5. Ceza Dairesi 2010/8569 E. , 2011/367 K. "" Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanıklar ... ve ...'ın yapılan yargılanmaları sonunda; atılı suçtan mahkümiyetlerine dair, Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 15/12/2009 gün ve 2008/306 Esas, 2009/386 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanıklardan ... ile sanıklar müdafiileri tarafından istenilmiş ve kısmen re'sen de temyize tabi olduğundan, dava evrakı Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğ…
**5. Ceza Dairesi 2010/8569 E. , 2011/367 K.** **"İçtihat Metni"** Çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan sanıklar ... ve ...'ın yapılan yargılanmaları sonunda; atılı suçtan mahkümiyetlerine dair, Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 15/12/2009 gün ve 2008/306 Esas, 2009/386 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi sanıklardan ... ile sanıklar müdafiileri tarafından istenilmiş ve kısmen re'sen de temyize tabi olduğundan, dava evrakı Yargıtay C.Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü: Mağdurenin, amcası olan sanık ...'in cinsel istismarının yanı sıra kardeşi olan sanık ...'ın da cinsel istismarına maruz kaldığı, Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu'nun 25/05/2009 tarih ve 2112 karar sayılı raporunda mağdure ...'ın 2007 yılı 7. ayından itibaren mağduresi bulunduğu olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğunun bildirildiği, bu duruma göre mağdurenin ruh sağlığındaki bozulmanın hangi eylem veya hangi kişinin eylemi sonucu bozulduğunun açık olarak saptanmasının gerektiğinin anlaşılması karşısında, dosyanın yeniden kül halinde Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulu’na gönderilerek mağdurenin ruh sağlığındaki bozulmanın hangi sanığın eyleminden kaynaklandığının tespitinin mümkün olup olmadığı, tespitinin mümkün olması halinde ise bunun gerekçeleri ile birlikte açıklanarak ortaya konduğu bir raporun tanzim edilerek dosya içine getirtilmesinden sonra sonucuna göre sanıklar haklarında TCK.nun 103/6. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması ve 5237 sayılı TCK.nun 103/2, 3, 4. madde ve fıkra hükümlerine göre belirlenen ceza 15 yılı geçse dahi suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulduğunun anlaşılması durumunda ceza adaletinin sağlanması ve 103/6. maddeye işlerlik kazandırılması için cezanın bu fıkra gereğince de bir miktar artırılması gerektiği nazara alınmaksızın, uygulanan ceza miktarına göre sanıklar haklarında TCK.nun 103/6. maddesinin uygulanmaması karşı temyiz bulunmadığından bozma nedeni sayılmamıştır. Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak; Suçun unsurlarına ve niteliğine etkisi bakımından bağlı bulunduğu nüfus idaresinden mağdurenin onaylı aile nüfus kaydı ve doğum tutanağı getirtilip resmi bir sağlık kuruluşunda doğmadığının anlaşılması halinde, yaş tespitine esas olacak kemik grafileri çektirilip sağlık kurulundan rapor alınması ve gerektiğinde Adli Tıp Kurumu ilgili İhtisas Kurulundan görüş sorulmak suretiyle gerçek yaşının bilimsel biçimde saptanmasından sonra, sonucuna göre iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri yerine eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,