6. Hukuk Dairesi 2023/3695 E. , 2024/4920 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1325 E., 2023/308 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/581 E., 2019/947 K. Taraflar arasındaki, hizmet alım sözleşmesine dayalı tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen hükmün, davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üz
**6. Hukuk Dairesi 2023/3695 E. , 2024/4920 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1325 E., 2023/308 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/581 E., 2019/947 K. Taraflar arasındaki, hizmet alım sözleşmesine dayalı tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik verilen hükmün, davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmiştir. Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat .....'nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında, yüksek hızlı trenlerde yolculara ikram paketi sunumu hizmetini konu olan sözleşme düzenlendiğini, tüm edimlerini yerine getiren müvekkiline, davalı idarece iş tamamlama belgesi verildiğini, ancak davalı idarenin taahhüt ettiği 591.360 adet ikram paketinden yalnızca 399.485 adetini aldığını ve 901.888,91 TL ödediğini, müvekkilinin bu nedenle sözleşme bedeline göre 424.805,65 TL zarara uğradığını, davalı idare her seferde 110 adet ikram paketi talep etmiş olmasına rağmen ödemeyi biletli yolcu sayısına göre yaptığını, 68.640 adet ikram paketinin bu şekilde fuzuli hazırlandığını, müvekkilinin bu nedenle 154.165,44 TL zarara uğradığını, toplam zararının 578.971,09 TL olduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, ıslah yoluyla talebini 354.918,19 TL'ye arttırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sözleşmenin ilgili hükmü uyarınca, iş eksilişi halinde gerçekleşen iş kadar yükleniciye ödeme yapılacağının ve sözleşmenin gerçekleşen miktar üzerinden kapatılacağının düzenlendiğini, dolayısıyla idarenin işi tamamlama yükümlülüğü bulunmadığını, İstanbul seferlerinin açılmasıyla bir kısım yolculara yemek ikramı yapılmaya başlandığını ve bu nedenle ikramlık paketin azaldığını, ancak buna rağmen, sözleşmenin sonlandığı aşamada davacı şirketin elinde kalan 1.368 adet ikram paketi de alınarak toplam 414.739 adet ikram paketi alınmış olduğunu ve buna karşılık ödeme yapıldığını, buna göre işin %70,55'nin tamamlandığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, sözleşme ile ilgili yönetmelik hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, davacının davalıya satmadığı ürünlerin bedelini talep edemeyeceği, kaldı ki davalıya teslim ve fatura ettiği tüm ürünlerin bedelini aldığı, sözleşme süresi bittikten sonra da sürenin uzatılmasını istemediği, sonuçta davacı tarafından hazırlanmış tüm paketlerin davalı tarafından alındığı, davacının bir zararının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararına karşı, davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya duruşmalı olarak incelendi, gereği konuşulup düşünüldü; Dava, taraflar arasında düzenlenen hizmet alım sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasında 2014/1449 ihale kayıt numarası ile “Business Class Vagonlarında Yoluculara Verilecek 591.360 Adet İkram Paketi Alımı İşi Sözleşmesi” düzenlenmiştir. Sözleşmenin 42.2. maddesinde, sözleşmede hüküm bulunmayan hallerde ihale dökümanı, mevzuat ve emredici hukuk kuralları uygulanır, 42.3. maddesinde ise sözleşmenin ceza ve ihalelerden yasaklama halleri hariç 4734 ve 4735 sayılı Kanuna tabi değildir düzenlemesine yer verilmiştir. 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümlerine göre yapılan mal ve hizmet alımları ile yapım işleri ihaleleri 4735 sayılı Kamu İhale Sözleşmeleri hükümlerine göre yürütülmektedir. 4735 sayılı Kanunun Sözleşme kapsamında yaptırılabilecek ilave işler, iş eksilişi ve işin tasfiyesi başlıklı 24. maddesinin son fıkrasına göre; “Sözleşme bedelinin % 80'inden daha düşük bedelle tamamlanacağı anlaşılan işlerde, yüklenici işi bitirmek zorundadır. Bu durumda yükleniciye, yapmış olduğu gerçek giderleri ve yüklenici kârına karşılık olarak, sözleşme bedelinin % 80'i ile sözleşme fiyatlarıyla yaptığı işin tutarı arasındaki bedel farkının % 5'i geçici kabul tarihindeki fiyatlar üzerinden ödenir.” düzenlemesi yer almış olup, belirtilen yasal düzenleme iş eksilişine ilişkin olup, işin sözleşme bedelinden %80 daha az bir bedelle tamamlanması durumunda uygulanma kabiliyeti kazanır. Taraflar arasındaki sözleşme, az yukarıda açıklanan düzenlemelere göre 4734 ve 4735 sayılı Kanun hükümlerine tabi olmayıp, iş eksilişine ilişkin tartışma ve değerlendirmelerin somut uyuşmazlıkla ilişkisi olmadığı gibi davalı idare tarafından iş eksilişine de gidilmemiştir. Bu durumda, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme ve genel hükümlere göre giderilmesi gerekir. Geçerli şekilde kurulmuş bir sözleşmede, tarafların sözleşmeye uygun hareket etmeleri, edimlerini sözleşmeye uygun olarak yerine getirmeleri, edimin ifasını imkânsız hâle getiren her türlü davranıştan kaçınmaları zorunludur. Edimin ifasında kusuru bulunan işveren, bu durumda yüklenicinin uğradığı tüm zararları tazmin etmekle yükümlüdür. (TBK’nın 112. mad.) Sözleşmeden kaynaklanan taahhüt ilişkilerinde ortaya çıkan zararın iki türünden biri olan müspet zarar, idarenin yükümlülüğünü gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi yüklenicinin mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır. Kârdan yoksun kalan, kusurlu fesih yüzünden mal varlığında ileride meydana gelecek çoğalmadan yoksun kalmaktadır. Müspet zarar kapsamında değerlendirilen kâr kaybı, kusursuz olan tarafın, sözleşmeden haksız olarak dönen taraftan isteyebileceği tazminatın konusu olan zarardır. Somut olayda, davacı yüklenici, sözleşmede 591.360 adet ikram paketi alınacağı kararlaştırıldığı ve kararlaştırılan sayıdaki ikram paketi, teknik şartnamenin ilgili hükümleri gereği her tren seferinde hazır bulundurularak, trenlere yüklendiği halde, davalı iş sahibi idarenin, teslim edilen ikram paketi adeti kadar değil de o seferde trene binen yolcu sayısı kadar ödeme yaptığını, böylelikle kâr kaybına uğradığını ileri sürerek, söz konusu zararının tazminini talep etmiştir. Dosya kapsamından, davacının sözleşme dönemi boyunca toplam 591.360 adet ikram paketini hazır ettiği, davalı idarenin bunun aksine bir savunması olmadığı gibi iade edilmiş ikram paketi de bulunmadığı, nitekim, eksik ikram paketi teslim edilen birkaç sefer için davacı yükleniciye ceza uygulandığı, sonuç olarak davacı yüklenicinin sözleşmede kararlaştırılan edimini yerine getirdiği anlaşılmıştır. Bu durumda, karşı edim olan bedeli ödeme yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmeyen davalı iş sahibi idare, yüklenicinin bu nedenle uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür. Yargılama sırasında alınan bilirkişi heyeti raporunda, davalı iş sahibi idare tarafından, teslim edilen ikram paketlerine karşılık, ödemesi gereken tutarın 1.328.194,56 TL olduğu, buna karşılık 1.006.468,00 TL ödeme yaptığı, davacı yüklenicinin bu nedenle uğradığı zararın 354.918,00 TL olduğu tespit edilmiş olup, tespit edilen bu miktarın, davacı lehine hüküm altına alınması gerekirken, yanılgılı gerekçeye dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, İlk Derece Mahkemesi kararı ile bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle HMK'nın 373/1. maddesi gereğince, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi kararı KALDIRILARAK; Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25.09.2019 tarihli, 2015/581 Esas, 2019/947 Karar sayılı kararının BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekili hazır bulunan davacı yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 17.12.2024 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.