5. Ceza Dairesi 2008/10071 E. , 2011/3389 K. "" Reşit olmayan mağdureyi rızasıyla alıkoyma ve rızasıyla cinsi münasebette bulunma suçlarından sanık ...’un yapılan yargılanması sonunda; alıkoyma suçundan beraetine, atılı diğer suçtan mahkûmiyetine dair, ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 02.11.2006 gün ve 2004/287 Esas 2006/377 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi katılanlar vekili ve sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yar…
**5. Ceza Dairesi 2008/10071 E. , 2011/3389 K.** **"İçtihat Metni"** Reşit olmayan mağdureyi rızasıyla alıkoyma ve rızasıyla cinsi münasebette bulunma suçlarından sanık ...’un yapılan yargılanması sonunda; alıkoyma suçundan beraetine, atılı diğer suçtan mahkûmiyetine dair, ... 2. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 02.11.2006 gün ve 2004/287 Esas 2006/377 Karar sayılı hükümlerin süresi içinde Yargıtay’ca incelenmesi katılanlar vekili ve sanık müdafii tarafından istenilmiş olduğundan dava evrakı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından tebliğname ile daireye gönderilmekle incelenerek gereği düşünüldü: Sanığa atılı reşit olmayan mağdureyi rızasıyla alıkoyma suçunun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibariyle 765 sayılı TCK.nun 102/4. maddesine göre 5 yıllık asli zamanaşımına tabi olduğu, sanığın sorgusunun yapıldığı 21.03.2005 tarihi ile inceleme günü arasında bu sürenin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Yasanın 322/1 ve 5271 sayılı CMK.nun 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkında reşit olmayan mağdureyi rızasıyla alıkoyma suçundan açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, Sanık hakkında reşit olmayan mağdure ile rızasıyla cinsi münasebette bulunma suçuna yönelik temyiz itirazlarına gelince; Ayrıntıları, Ceza Genel Kurulu'nun Dairemizce de benimsenen 17.02.2009 gün ve 2008/1-172 Esas, 2009/26 sayılı kararında açıklandığı gibi, son oturumda hazır olan katılanlar Hanım ve Abdulvali’den sonra son sözün sanık müdafiine verilmemesi suretiyle CMK.nun 216/3. maddesine aykırı davranılması, Hükümden sonra 19.12.2006 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren 5560 sayılı Yasanın 23, 08.02.2008 tarihli 5728 sayılı Kanunun 562 ve 6008 sayılı Yasanın 7. maddeleri ile değişik 5271 sayılı CMK.nun 231. maddesi karşısında; koşulların varlığı halinde hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağının mahkemece karar yerinde tartışılması lüzumu, Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekilinin ve sanık müdafiin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.