T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1635 Esas KARAR NO : 2026/491 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 26/03/2024 NUMARASI : 2020/413 Esas, 2024/57 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 26/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HM…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1635 Esas KARAR NO : 2026/491 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 26/03/2024 NUMARASI : 2020/413 Esas, 2024/57 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 26/03/2026 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: ARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkil şirketin 2005 yılından beri ilaç sektöründe faaliyet gösterdiğini, adına tescilli ... markası ile tescilli ... damlası ürünleri olduğunu, davalının da ... markası ile tescilli markası olduğunu ve aynı marka altında ... damlası ürünleri olduğunu, bu sebeple kendilerine Kartal 23. Noterliği'nin 13.10.2020 tarihli ... nolu ihtarnamesinin gönderildiğini, ancak bu ihtarnameye davalı yanca olumsuz olarak ihtarname ile cevap verildiğini, davalı ürünlerinin davacı ürünlerini etiket tasarımı, renklere kadar birebir kopyaladığını, markaların zaten ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, ayrıca dava konusu markaların ortalama tüketici nezdinde değerlendirildiğinde bu iki markanın eczanelerde rafta yan yana satışının yapıldığı ve reçete ile yazılan tıbbi cihaz olduğundan karıştırma ihtimali yarattığını, yan yana rafta satışı yapılan ürünlerin nihai tüketicilerce karıştırılacağını, markasının tanınmış olduğunu, bu tanınmışlıktan davalının haksız yararlandığını, ambalaj tasarımlarına ve markasına tecavüz gerçekleştirdiğini, ayrıca bu durumun TTK M. 54 ve 55/4 uyarınca haksız rekabet de teşkil ettiğini belirterek davalı markasının hükümsüzlüğü yönünde karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili dilekçesinde; Davacının markası ile davalının markalarının birbirinden farklı emtia sınıflarında alındığını, müvekkilinin kendi markasını marka tescil başvurularının sınıflandırmasında 5. Sınıf emtia "İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı radyoaktif kimyasal maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler." sınıfında almış olup insan sağlığı açısından kullanılmak üzere ve buna bağlı olarak üretim ve faaliyetini sürdürmekte olduğunu, oysaki davacının markasını 3 sınıfta tescil almış olup "Beyazlatma ve temizlik amaçlı maddeler: deterjanlar, çamaşır suları, çamaşır yumuşatıcıları, leke çıkarıcılar, bulaşık yıkama maddeleri. Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil; ilaç ihtiva eden kozmetikler hariç)" sınıflarda olduğunu, davacının markasının, müvekkilinin markasının alanı dışında kaldığını, müvekkilinin ilaç olarak emtia sınıfı alınmış, ilaç olarak reçete edilmekle kullanılan markası mevcut iken, davalının kendi markasına aykırı olan ürününün ilaç olarak kullanılmasının asıl müvekkilin markasına tecavüz teşkil ettiğini, kaldı ki, müvekkilinin markasının yazım ve yazım şekli açısından da farklılar göstermekte olduğunu, ... müvekkilinin markası iken ...'ın davacının markası olduğunu, yazılış itibari ile iltibastan söz edilemeyeceği, ürünlerin açıkça kutularında da farklılar mevcut olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI: "... tüm dosya kapsamı bir arada değerlendirildiğinde, davacının ... numaralı markasının 3. Sınıfta tescilli olduğu fakat davacı tarafından kullanımların 5. Sınıftaki emtialar bakımından olduğu, bu yönüyle davacının markasını tescilli olduğu emtialar dışında kullandığı, davalının ise ... numaralı markasını tescilli olduğu 5. Sınıfta kullanıldığı, her iki taraf ürününün de ... damlası olup ... organının tedavisi amacıyla üretildiğinden, taraf markalarının ... ibaresinin nispeten değiştirilmek suretiyle tescilinin sağlandığı, bu yönüyle bakıldığında davacı markasının zayıf marka olduğu, zayıf markalara ilişkin tecavüz ve hükümsüzlük iddialarında markaların küçük farklılıklarla ayırt edilmeye yarayacak değişikliklerle tescilinin mümkün olduğu, her iki markanın da ... anlamını içermesi sebebiyle doğal olarak markalar arasında görsel ve fonetik olarak benzerlik olduğu fakat davalının markasının ..., davacı markasının ise ... ibaresi ile nispeten farklılaştığı, yine davacı tarafından markanın ... şeklinde tescili olmasına rağmen ürünler üzerinde ... şeklinde kullanıldığı, bu kullanım sebebiyle davalı markasının da ... şeklinde olması nedeniyle ürünler üzerinde de ... görselinin bulunması sebebiyle kaçınılmaz bir benzerlik olduğu fakat bu benzerliğin davacı markasının zayıf marka olması, tescil edildiği halinden farklı şekilde kullanılması yine tescil edildiği 03. Sınıfta değil de 05. Sınıftaki emtialarda kullanılması sebebiyle davacının bu kullanımları da dikkate alındığında, davalıya nazaran üstün hak iddiasında bulunamayacağı, davalı markasının tescil edildiği şekli ile ve tescil edildiği emtialarda usulüne uygun kullanımlar olduğu bu nedenle davacıya nazaran ürünlerin kullanıldığı 05. Sınıftaki emtialar bakımından öncelikli hakka sahip olduğu, her ne kadar davacı markası daha önceki bir tarihte tescil edilmiş ise de tescile uygun olmayan emtialar ve kullanım itibariyle davalıya karşı tecavüz ve haksız rekabet iddiasında bulanamayacağı yine zayıf marka olması sebebiyle ve markaların da farklı sınıflarda tescilli olması nedeniyle hükümsüzlük iddiasının da yerinde görülmediği ayrıca taraf ürünleri üzerinde yaptırılan görsel incelemede de ürünlerin bulunduğu ambalajların farklı olduğu bilirkişi raporu ile tespit edildiğinden bu yönüyle de tecavüz ve haksız rekabet iddiasında bulunulamayacağından Davanın REDDİNE, " şeklinde karar vermiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf isteminde özetle; Taraflara ait markaları havi ürünlerin reçetesiz olarak satılmakta olduğunu, ürünlerin hedefi son kullanıcı olup ürün kutularının benzerliği açısından vasat dikkat, zeka ve bilgi düzeyine sahip tüketici esas alınması gerektiğini, reçetesiz satılan ürünleri satın almak için eczaneye giren ortalama bir tüketicinin, aynı ortamda satılan ... markalı ürünler ve ... ibareli ürünlerin aynı üretici tarafından üretildiğini, birinin diğerinin devamı niteliğinde bir ürün olduğunu düşünmesinin muhtemel olduğunu,Davalı tarafın dosyaya yasal süresi içerisinde cevap dilekçesi sunmadığını, Mahkemenin kararına dayanak yapılan bilirkişi ek raporunda dava konusu markalar açısında SMK 6/1 maddesi uyarınca hükümsüzlük koşullarının mevcut olduğu tespit edildiğini, markaların görsel ve fonetik olarak benzerliği hususunda da bilirkişi ek raporunda değerlendirmeye yer verildiğini, ek raporda davalı tarafın söz konusu marka kullanımının müvekkili adına tescilli markadan doğan haklarına karşı tecavüz teşkil ettiği değerlendirmesine yer verildiğini, Dava konusu markaların etiket ve ambalaj tasarımlarının birebir aynısı olduğunu, Kullanılan renkler, kutu ebatının aynı olduğunu, kutu üzerinde yer alan yazılar dahi sırasına kadar aynı şekilde kutular üzerinde yer aldığını, ambalaj tasarımlarının benzer olduğunu, Müvekkiline ait markada herhangi bir etken madde bulunmadığını, markanın ilaç ham maddesi içermediği gibi ilaç formunda olmadığını, "..." ve "..." olup okunuşları aynı olup yazılış anlamında da bir farklılıkları olmadığını, farklı renkler tercih edilebilecekken davalı tarafın müvekkiline ait ürün kutusunda yer alan renklerin bire bir aynısını kullandığını, Her iki markanın kapsadığı mal veya hizmetler aynı veya benzer olduğunu, her iki şirketin de sağlık sektöründe faaliyet gösterdiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE Dava, markaya ve endüstriyel tasarıma tecavüzün tespiti, meni, refi ile markanın hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Somut uyuşmazlıkta; mahkemece aşamalarda iki bilirkişi heyetinden rapor alınmış ise de, 1.heyetin ek raporunda; “insan ve hayan sağlığı için ilaçlar, ilaç ihtiva eden kozmetikler, dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları” emtiaları bakımından SMK 6/1. md gereğince markanın hükümsüzlük koşullarının oluştuğu yönünde görüş bildirilmişken, 2.heyetin raporunda ise; “ilaç ihtiva eden kozmetikler, Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları.” emtialar yönünden emtia benzerliği olduğu, kısmi hükümsüzlük koşullarının oluştuğuna değinilerek “insan ve hayan sağlığı için ilaçlar" emtiasının benzer sınıf kapsamı dışında tutulduğu, raporların bu yönde çeliştiği, yine markaya tecavüz iddiası yönünden de her iki raporda farklı sonuca varıldığı, raporlar arasında çelişki olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için yeni bir rapor alınması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi yerinde olmadığı gibi, davacının hükümsüzlük istemi yönünden markasının zayıf marka olup olmadığı yönündeki değerlendirmenin tescil sınıfına göre yapılması gerekirken kullanıma göre değerlendirme yapılması da yerinde görülmediğinden kararın bu yönden de kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, ilk derece mahkemesince, taraf markalarının tescil sınıfları karşılaştırılmak sureti ile aynı/benzer emtia olup olmadığı hususundaki çelişkinin giderilmesi, benzerlik olup olmadığının ve markaya tecavüz koşullarının oluşup oluşmadığının incelenmesi için sektör bilirkişisinin de yer aldığı yeni bir bilirkişi heyetinden denetime elverişli rapor alınması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre sair hususların incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE, 2-İstanbul Anadolu 2. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 26/03/2024 tarih, 2020/413 Esas, 2024/57 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Yukarıda gerekçede belirtildiği şekilde yargılamaya kaldığı yerden devam edilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine İADESİNE, 4-İstinaf peşin harcının talebi halinde davacıya iadesine, 5-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama gideri olan 1.169,40TL istinaf yoluna başvurma harcı ile 280TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.449,40TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.26/03/2026